turizmdebusabah, turizm haberleri  
boyutstore.com
28.04.2017 Toplam Okuyucu: 113663453 | Bugünkü Okuyucu: 11625 | On-Line: 45 Dolar satış $: 3,5647 Euro satış €: 3,8857 Sterlin satış £: 4,6034
İSTANBUL: | LONDRA: | NEW YORK: | ROMA: | MOSKOVA: | L.ANGELES: | SYDNEY:
...
Yazıcıya Gönder Haberi Gönder Yorum Yaz yazı boyutu:
Onur Ocaklı ,TÜRSAB Kanunu'nda yeni düzenleme Onur Ocaklı
Avukat
27.09.2015 / 21:36:11

TÜRSAB Kanunu'nda yeni düzenleme


TÜRSAB Kanunu olarak bilinen 1618 Sayılı Seyahat Acentaları Birliği Kanunu'nda köklü bir değişiklik yapılması uzun süredir gündemdeydi. Nihayet bu yılın ilk aylarında çeşitli gazetelerden söz konusu yasa tasarısının hazır olduğunu öğrendik. Tasarının birden fazla eleştirilecek yönü olmakla birlikte, burada yalnızca konutların kısa süreli kiralanmasıyla ilgili düzenlemeyi ele alacağım.


Tasarıda "yerli ve yabancılara ait konutların turizm amaçlı pazarlama ve kiralama faaliyetlerini yürütmek" sadece seyahat acenteleri ve tur operatörleri tarafından yerine getirilebilecek münhasır hizmetlerden biri olarak sayılmaktadır. Diğer bir deyişle Tasarı kanunlaşırsa, sahibi olduğunuz evi turizm amaçlı kiraya vermek isterseniz bunu seyahat acentası veya tur operatörü vasıtasıyla yapmanız gerekecek.

"Turizm amaçlı" deyimi neyi ifade etmektedir? Ne kadar süreyle kiralanması halinde kiralamanın turizm amaçlı olduğu yahut bu madde kapsamında olduğu kabul edilecektir? Bu hüküm kiralanan konutun nerede olduğuna bakılmaksızın Türkiye'deki bütün konutları kapsayacak mıdır? Tasarı bu ve bunun gibi önemli soruları cevapsız bırakmaktadır. Tasarının yazımındaki bu tür hataların yanı sıra düzenlemenin, sorunun çözümüne hizmet edip etmediği de oldukça şüphelidir.

Asıl sorunun ne olduğunu hatırlayalım: Turistik yerleşim yerlerinde konut satın alan yerli ve yabancı turistler, konutlarını yaz aylarında çeşitli vasıtalarla başka turistlere kısa süreli olarak kiralamakta ve bu şekilde elde ettikleri gelir üzerinden vergi ödemedikleri için ekonomide kayıt dışılığa sebep olmaktadırlar. Otel işletmecileri başta olmak üzere turizmciler, bu tür kiralamaların turizm faaliyetlerini olumsuz yönde etkilemesinden endişe etmektedir. Turizmciyi endişelendiren bu kiralama faaliyetinin kayıt dışı olması mı yoksa kiralama faaliyetinin kendisi mi, o belki ayrıca tartışılabilir, ancak sorunun özü ortada kayıt dışı bir faaliyetin olmasıdır.

Konutların münhasıran seyahat acentaları tarafından turizm amacıyla kiralanmasını öngören bu düzenleme kayıt dışılığı belki bir nebze azaltabilir, ancak etkin bir yöntem olup olmadığı hayli tartışmaya açıktır. Bunun yerine mesela, bazı İspanyol şehirlerinde olduğu gibi evini kısa süreli kiraya vermek isteyenlere lisans alma zorunluluğu getirilebilir, vergisel denetimler arttırılabilir.

Daha çok internet üzerinden airbnb gibi sitelerden kiralama yapılıyorsa, denetimi kolaylaştırmak için bu sitelerden bilgi temin edilmesi sağlanabilir. Nitekim airbnb, Amsterdam Belediyesi ile anlaşma yaparak konaklama vergilerini doğrudan turistten toplayıp Belediyeye ödemektedir.

Kalkınma Bakanlığı'nın 2014-2018 Kalkınma Planı Kayıt Dışı Ekonominin Azaltılması Programı Eylem Planında "internet üzerinden gerek yurt içinden gerekse yurt dışından yapılan rezervasyonların takip" edileceği belirtiliyor. Yani, Kalkınma Bakanlığı'nın Tasarı'daki gibi bir kısıtlama yerine daha çok takip ve denetim üzerinde durduğu anlaşılıyor.

Otel işletmecileri tarafından bakıldığında da Tasarı'daki değişiklik tatmin edici değildir. Zira otel işletmecileri için endişe veren konu, turiste daha ucuz konaklama alternatiflerinin sunulması ve bu gelir üzerinden vergi ödemeyen ev sahibinin/kiralayanın haksız rekabete sebep olmasıdır. Yani otelci açısından önemli olan kiralamayı yapanın emlakçı mı, mülk sahibi mi yoksa seyahat acentası mı olduğu değil, haksız rekabetle karşı karşıya kalmaktır.

Üstelik bu düzenlemeyle seyahat acentelerinin kısa süreli konut kiralama sektöründe tekel hale gelmesi de otelcilerin aleyhine olabilir.

Son olarak, Tasarı'daki bu düzenlemenin mülkiyet hakkı üzerinde bir kısıtlama oluşturduğunu da kısaca belirtmek gerekir. Gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gerekse Anayasa'da teminat altına alınan mülkiyet hakkı ancak kamu yararı maksadıyla kanunla sınırlanabilir. Ancak Tasarı'daki bu düzenleme gibi mülkiyet hakkına, ulaşılmak istenen amaçla doğrudan bağdaşmayan bir kısıtlama getirilmesi, Anayasaya aykırılık iddiasını gündeme getirebilir.

Sonuç olarak Tasarı'daki bu hüküm kayıt dışılıkla mücadeleden çok, seyahat acenteleri adına yeni bir gelir yolunu garanti altına almak maksadına hizmet ediyor gibi görünüyor. Kanaatimce, bu tür turizm faaliyetlerinin ayrı bir kanunla etraflıca düzenlenmesi ve etkin bir denetim sisteminin kurulması daha yerinde olacaktır.

*Bu yazı sadece genel bilgi mahiyetinde hazırlanmıştır, kişisel kanaatleri yansıtabilir ve kesinlikle hukuki tavsiye niteliğinde değildir.


Okuyucu Yorumları

levent erdoğan28.09.2015 / 12:16:00
Ne zaman Adam Oluruz ? Genel menfaatlerin Şahsi menfaatlerin önüne geçtiği zaman.8 Ekimde Ankara'da konuşacağız bu konuları.

Yorum Yaz

Adınız Soyadınız:  
e-Posta adresiniz:    
Yorumunuz:  
Güvenlik kodu:
   
 

Diğer Haberler

YTurizm haberleri yorum
YTurizm haberleri yorum

Yazarlar


Manşet Haberleri

Evetse, bu ortamda bize müsaade, turizm haberciliğimize ara veriyoruz.
Evetse, bu ortamda bize müsaade, turizm haberciliğimize ara veriyoruz.
Evetse, bu ortamda bize müsaade, turizm haberciliğimize ara veriyoruz.

Çok Okunan Haberler

© 1996- BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler - İstanbul  Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34
e-mail: tbsinfo@boyut.com.tr | Reklamlarınız İçin: tbsreklam@boyut.com.tr