Rota: Kemer-Sazak-Adrasan-Demre-Gökkaya-Kaleköy-Üçağız-Finike-Olympos-Ceneviz
Limanı-Phaselis-Kemer.
Akdeniz’in tipik ve şirin limanı Kemer, Mavi Yolculuk için ideal bir başlangıç
noktası. Limanda geçirilen zevkli bir geceden sonra, sabahın ilk ışıklarıyla
Sazak’ın kayalıklar ve çamlarla çevrili koyuna geliyorsunuz. Buranın berrak
sularında geçirilen güzel bir günün sonunda, gece Adrasan kıyılarına demir
atılıyor. Üçüncü gün uğrayacağınız Demre ve Gökkaya’da, Antik Myra ve St.
Nicholas kiliseleri sizi bekliyor. Öğleden sonra Kekova’nın büyülü sularında
yapılan bir gezintinin ardından, gece Gökkaya’ya geçiyorsunuz. Dördüncü gün,
Antik Simena’dan (Kaleköy)Kekova’nın kristal sularına ve dantel gibi koylarına
kendinizi atabileceksiniz. Akşam demirlemek için Üçağız’a geçiliyor. Beşinci
günün keşif noktası Finike... Finike’deki dopdolu bir deneyimden sonra, günün
sabahında varacağınız nokta Ceneviz Limanı... Liman, el değmemiş ve romantik
havasıyla ağırlıyor sizi. Sonra antik tanrılarla buluşmak için Olympos’a
geçiyorsunuz. Yedinci gün Antik Phaselis kentinde demirleyip, çevre gezileri
yaptıktan sonra; gün sonunda Kemer Limanı’na dönüş yolculuğu başlıyor.
Kemer
Deniz, kum, güneş ve tarihin yanyana geldiği eşine az rastlanır güzellikte
tatil beldesi Kemer; Phaselis, Olympos, Yanartaş gibi tarihi yerleri ve 62
kilometrelik kıyı şeridiyle benzersiz güzellikler sunuyor yerli ve yabancı
konuklarına. 2 kilometrelik kumsalıyla dikkat çeken Adrasan, sahip olduğu
tarihsel değerinin yanında kilometrelerce uzanan sahiliyle Olympos, ormanla
sahilin birleştiği noktada Tekirova, mavi bayrak ödüllü plajlarıyla Beldibi
Kemer’de denizle kucaklaşmak isteyenlerin buluşma noktaları.
Kemer’in bu geziler kadar ilgi gören bir başka zenginliği de yöredeki
mağaralar. Başta Beldibi Kaya Sığınağı olmak üzere, Peynirdeliği ve Sırtlanini
mağaraları her yaştan, her milletten insanın akınına uğruyor.
Bölgenin sualtı güzellikleri, su üstündekilerle yarış halinde. Dalış
meraklıları Kemer’den çok memnun kalacaklar. Bölgede dalışa uygun çok sayıda
yer var. Dalış kurslarından birine katılarak yepyeni bir hobi edinebilirsiniz.
Eğlence hayatı da oldukça hareketli Kemer’de. 24 saati dolu dolu yaşayan
beldede, özellikle geceleri bir başka güzel. Akşamın serinliği ile birlikte
herkes kendini sokaklara atıyor. Masaları sokaklara taşan restoran ve kafeler,
her türlü hediyelik eşyanın satıldığı tezgahların bulunduğu cadde ve sokaklar
kentin keyfini çıkarmak isteyen yerli ve yabancı turistlerle dolup taşıyor.
Demre (Kale)
Doğal güzellikleri, tarihi eserleri, pırıl pırıl denizi ve seracılığın odak
noktası Demre, Kekova Körfezi'ne en yakın çıkış kapısı konumunda.Toros Dağları
eteklerinde ve Akdeniz'in turkuaz renkli denizi arasında yer alan Demre, bahar
aylarında limon ve portakal çiçeklerinin mis gibi kokularıyla, yerli yabancı
tüm turistleri büyülüyor. Likya medeniyetinin izlerini taşıyan kentteki
çocukların, denizlerin ve gezginlerin koruyucusu sayılan St. Nicholas’ın
Kilisesi, en önemli ziyaret yeri olarak kabul ediliyor. Yer mozaikleri, kemerli
salon ve odaları, lahitleriyle binlerce turistin ziyaret ettiği kilise, ilginç
ve oldukça başarılı bir akustik ses düzenine sahip. Sahne altındaki ses
tünelinin kapısında duranlar, tünelin diğer ağzında konuşulanları çok şaşırtıcı
ve ekolu bir efektle duyabiliyorlar.
Gökkaya
Kekova' dan güneye doğru ilerlediğinizde bir başka güzel limana
varıyorsunuz. Rüzgarlara karşı oldukça korunaklı duran Gökkaya, demirlemek ve
kalmak için bölgedeki alternatif uğrak yerlerinden. Koyu çevreleyen küçük
adacıkların arasında yüzmenin keyfi bir başka oluyor... Kıyıya çıkıp, doğuya
doğru yürümeye başlarsanız; anıtsal girişi, kilisesi, su sarnıçları ve anıtsal
mezarları günümüze kadar ulaşmış küçük bir Likya kenti olan Istlada'ya
ulaşırsınız.
Kaleköy (Simena)
Güzelliğini, tarihi, denizi ve güneşinden alan Simena'ya, Üçağız'dan deniz
yoluyla da geçilebiliyor. Karşısındaki Kekova adasında bulunan ve Akdeniz'in
büyüleyici mavisinin altında yer alan batık şehri ve antik kalıntılar görülmeye
değer. Tarihi Likya uygarlığına kadar uzanan Simena'da pek çok uygarlığın
izleri yer alıyor. Kayalara oyulmuş tiyatro ve surlar bunlardan yalnızca
birkaçı.
Finike
Gelidonya Burnu’nu batıya dönünce, Karagöz Limanı’ndan sonra başlayan
kumsalı, Finike’ye kadar uzanıyor. Körfezin batı ucundaki Finike kasabasına
denizden gidince; en durgun olduğu zamanda bile insanı serseme çeviren
dalgaların arasında buluyorsunuz kendinizi. Yunus balıkları, denizdeki
konuklarına eşlik ediyor. Doğudan batıya doğru uzanan kıyı üzerinde eski
Likya’nın bir takım önemli kentleri yer alıyor. Gelidonya Burnu’ndan sonra
batıya doğru ilerlediğinizde, önce Yalıköy yakınlarındaki Gagae, sonra Kumluca
Hacıveliköy yakınlarındaki Corydella ve Rhodiapoli, en son da Finike’ye yakın
olan Lymira kenti çıkıyor karşımıza. Finike Ovası’nın diğer bir adı da
Turunçova. Turunçgillerden portakal ve limonla birlikte pek çok şey yetişiyor.
Finike, bölgenin en zengin ve gelişmiş beldelerinden biri. Yatların ve her
çeşit teknenin yanaşabileceği bir limanı ve mendireği bulunuyor.
Olympos
Olympos, sahip olduğu tarihsel değerlerinin yanı sıra, 3200 metrelik
sahili, endemik bitkileri, Caretta Caretta’ları, Chimera’sı, tüm sportif
etkinliklere olanak veren muhteşem doğası ve pansiyon olarak kullanılan meşhur
ağaç evleri ile tüm dünyada haklı bir üne sahip.
Olympos, Sit alanı kapsamında olduğu için antik alan ve çevresinde yapılaşma
yasak. Anayoldan portakal ağaçlarının kokusu eşliğinde Olympos’a indiğinizde
bungalov tipi ağaç evlerle karşılaşıyorsunuz. Burası gezgincilerin en önemli
durağı. Yörenin en popüler yeri; yurtdışında da oldukça iyi tanınan Kadir’s
Tree House. Antik kentin içerisinden yaklaşık 10 dakikalık bir yürüyüş sonunda
plaja ulaşabilirsiniz. Plaja gitmeden önce antik kenti gezmenizi öneririz.
Olympos sahili, nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan Caretta
Caretta’ların da üreme alanı. Ayrıca yine bölge yakınlarında bulunan Beydağları
Olympos Milli Parkı da dağcılıkla ilgilenenler için ideal bir bölge. Burası yaz
sezonu boyunca dağcılık aktivitelerine açık.
Chimera (Yanartaş)
Tahtalı Dağı’nda yer alan Yanartaş’a ulaştığınızda hoş bir doğa olayıyla
karşılaşıyorsunuz. Burada yaz - kış yanan ateşin bir ejderin ağzından çıktığı
söylenegelse de, asıl sebep yanıcı bir gaz. Efsanesi ise şöyle: Alev kusan
Chimaira’nın Lykia'ya dehşet salması üzerine, Bellerophon kanatlı atı Pegasus'a
atladığı gibi canavarı cezalandırmaya koşmuş. Onu öldürüşünün anısı olarak da,
Athena için bir sunak dikmiş. İşte Batı dillerinde Chimera olarak anılan
“Yanartaş” böyle tutuşmuş.
Phaselis
Phaselis’e Antalya Limanı’ndan çıkıp, Teke Yarımadası’nın doğu kıyılarını
izleyerek varabiliyorsunuz. Bir surun üzerine kurulu olan kente denizden
gelirken, toprak kayması yüzünden ortaya çıkan sarnıçları görebiliyorsunuz.
Kentin üzerinde kurulduğu burnun güneyi, Tekirova da denen geniş bir körfez.
Burnun batısındaki eski kentin limanı, denize inen basamaklarıyla neredeyse bir
havuz gibi duruyor. Kuzeyde bir liman kalıntısı daha var. Yıkılmadan önce
burası üç limanlı bir kentmiş. Kuzeydeki limandan güneydekine, sağlı sollu
sütunların bulunduğu bir cadde uzanıyor. Bir tepe oluşturan burun üzerinde de
sarnıçlar, yapı kalıntıları, tapınaklar ve bir tiyatro göze çarpıyor.
Alternatif Rota
GÖCEK-KEKOVA-GÖCEK
Uğranılan Yerler: Göcek –Ölüdeniz- Gemile Adası- Kaş - Kekova –Demre-
Myra –St. Nicholas-Gökkaya- Kalkan- Patara-Letoon-Xanthos-Beştaş Koyu-Kayaköy
-Ağa Limanı- Hamam Koyu-Göcek.