turizmdebusabah.com   Boyut Yayın Grubu
BAHATTİN YÜCEL ,Turizmciye; TOKİ'den ucuz ev, Almancı'ya; komşunu da al gel BAHATTİN YÜCEL
TurizmdeBuSabah Yayın Danışmanı
13.02.2017 / 09:44:40

Turizmciye; TOKİ'den ucuz ev, Almancı'ya; komşunu da al gel


Bir Belediye Başkanımız da bu krizi aşmak için dahiyane bir formül bulmuş. Zor durumdaki turizmcileri TOKİ'den çok uygun şartlarla ev sahibi yapacakmış.


Krizin fırsata dönüştürülmesi son dönemde turizmcilerin sık kullandıkları bir deyim haline geldi.

Gerçi henüz krizin nedenleri üzerinde görüşbirliğine vardıkları söylenemez ama olsun. Bir zamanların durumdan vazife çıkaranları gibi ortaya atılmaya hazır olanların sayıları hayli fazla. Örneğin bazı turizm merkezlerimizin Belediye Başkanları.

Beldelerinde uluslararası standartları uygulamak, esnafı eğiterek verim ve çevre değerlerini korumak, imar mevzuatını uygulamak gibi asli görevlerini bir kenara bırakarak, her sezon bitiminde; o fuar senin, bu fuar benim, diyerek can siperane koşturuyorlar.

Öylesine yoğunlar ki, örneğin çok ünlü bir tatil merkezimizin Belediye Başkanı; yağmurda caddelerini seller götürür, evlerini, işyerlerini sular basarken, gerekli önlemleri alacağına, her defasında sorumluluğu başkalarına atarken, hiçbir fuarı kaçırmamaya özen gösterir.

Bir diğeri ise kamu fonlarını, aralarında turizmcilerin de bulunduğu kalabalık heyetlerle yurtdışına çıkarak, harcar. Krizin iktidardaki partisinin tutumundan kaynaklandığını görmezden gelerek, tanıtım eksikliğini gidermeye kalkışır.

Bir Belediye Başkanımız da bu krizi aşmak için dahiyane bir formül bulmuş. Zor durumdaki turizmcileri TOKİ'den çok uygun şartlarla ev sahibi yapacakmış.

Haberi okurken aklıma, ölçüsüzlüğe karşı dillere yerleşmiş ünlü bir halk sözü geldi: "Adam ben hadımım diyor, sen kaç çocuk var diye soruyorsun".

Yaşadığımız krizin derinliğini anlatmak için sektörün eline önemli bir fırsat da geçmişti. Ama belli ki, sorunu kendi aralarında dile getirmekten çekinen, bazı sektör yöneticileri ve bürokratların yanlış yönlendirmeleri veya eksik bilgilendirmeleriyle bu fırsat kaçtı.

Kim ne derse desin, bu ülkede Sayın Cumhurbaşkanı yürütmenin başında. Türkiye'de Devlet Bahçeli'nin önerisiyle gündeme gelen Anayasa değişikliği ile yasal çerçeveye oturtulmaya çalışılan bu fiili durumu görmezden gelemeyiz.

Sektörü yönetenler zamanında gerçekleri anlatmak yerine, "turistleri Rusya olmazsa Çin'den, Almanlar gelmezse Hint'ten bulur getiririz" türü hamasi söylemlerle vakit kaybetmeselerdi, bu toplantıdan pratikte çözüm getirecek kazanımlarla çıkabilirlerdi.

Olmadı..

Şimdi kendilerine önerilen bu yolu izlemeleri sanıldığı kadar zor değil.

Almanya başta, yurtdışında yurttaşlarımızın yoğun biçimde yaşadıkları ülkelere giderek, yaz tatillerini Türkiye'de geçirmelerini sağlamaya çalışacaklar.

Bir kopya verelim; yurtdışında yaşayan Türkler anayurtları ile bağlarını en fazla sürdüren toplulukları oluşturuyorlar. Bu yüzden ülkelerine gelmeleri sorun yaratmaz.

Ama otellerde mi, yoksa babaevlerinde mi kalırlar, orasını kestirmek zor.

Özellikle Almanya'da yaşayanlar için önerilen, her Türk Komşusunu da getirsin düşüncesi, yaşadıkları sosyo-ekonomik çevre açısından bir takım güçlükler yaratabilir.

Örneğin uzun yıllardır Almanya'da yaşayan eski bir meslektaşıma, bu kampanyaya ilişkin düşüncelerini sordum. "Aman sakın fazla bel bağlamayın, bizimkilerin komşularının çoğunluğu ekonomik güçlük içinde yaşıyorlar, içlerinde sosyal yardım alanların sayıları hayli fazla" dedi.

Bu durumda geriye; evlilik ve sünnet düğünlerinin Türkiye'de yapılması kalıyor.

Ne diyelim? Şimdiden herkese mutluluklar.
 


turizmdebusabah.com - Yazıcı gönderim sayfası / 21.11.2017 16:27:30