turizmdebusabah.com   Boyut Yayın Grubu

‘Kıyı Yasası taslağı imar affı değil’

07.04.2006 / 11:46:43

Bayındırlık Bakanlığı, Kıyı Kanunu’nda değişiklik yapılmasını öngören taslağa açıklık getirdi: Bu kesinlikle imar affı değildir. Türkiye’deki tüm kıyı kenar çizgileri tespit edilecek. Kıyılarda otel ve konut işgali son bulacak



Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, ''Kıyı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair yasa taslağına dönük hazırlıkları sürerken, taslağa dönük iddialarına açıklık getirdi. Taslağı hazırlayan Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Teknik Araştırma ve Uygulama Genel Müdürü (TAU) Dr. Hami Yıldırım, öncelikle bunun bir ''imar affı'' olmadığını, uygulamada karşılaşılan sorunların çözümü, bürokrasinin azaltılması ve kanunun anayasaya daha uygun hale getirmek için taslağın hazırlandığını bildirdi. Taslakla, ''belediyelerin yetkileri alınıyor'' eleştirilerinin bulunduğunu anımsatan Hami Yıldırım, “Tasarıda belediyelerden yetki alınması değil, aksine yetki verilmesi söz konusu” yorumunu yaptı. Hami Yıldırım'ın verdiği bilgiye göre, taslak kapsamında Türkiye'deki bütün kıyı kenar çizgileri tespit edilecek, böylelikle nerenin devletin tasarrufunda olduğu ve nereye yasak getirileceği bir standarta kavuşacak.
‘OTEL İŞGALİ SON BULACAK’
Kıyılarda otellerin, konutların işgali son bulacak. Kaçak yapılar konusunda da herhangi bir değişikliğe gidilmedi, mevcut yasa ne öngörüyorsa o uygulanacak.
Taslak, güncel ihtiyaçlar sebebiyle ''yasaya yeni tanımlar eklenmesi, plan onay sürecinin kısaltılması, kıyı kenar çizgisi onayının il özel idarelerine bırakılmasını, planlarda bütünlük sağlanması, kıyı alanlarında tapu iptallerinden kaynaklanan mağduriyetlerin önlenmesi, sahil şeridi uygulamasında haksızlıkların giderilmesi, planlama ve uygulama sürecinin belirginleşmesini'' amaçlıyor.

YATIRIMCILARA YETKİ VERİLMİYOR

Yatırımcıya herhangi bir yetki verilmesinin söz konusu olmadığını kaydeden Yıldırım, taslakta yatırımcı kavramına kamu kurum ve kuruluşlarının da dahil olduğunu ifade etti. Planların yatırımcı tarafından yapılacağının öngörülmesinin, sanki bu planların yatırımcı tarafından onaylanacağı şeklinde anlaşılmaması gerektiğini ifade eden Yıldırım, bakanlığa iletilen tekliflerin tüm kamu kurum ve kuruluşlarının görüşüne sunulacağını, herhangi bir olumsuz görüş verilmesi halinde de teklifin onaylanmayacağını kaydetti. Yıldırım, taslağın ''günübirlik turizm tesisleri yapılmasını olanaklı hale getirdiğine'' yönelik söylemlere ilişkin de mevcut kanuna göre zaten sahil şeridinde günübirlik yapı ve tesisler yapılabildiğini, ancak bunun sahil şeridi için geçerli olduğunu, kıyı gibi değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.

TÜM İLLERİN KIYI KENAR ÇİZGİLERİ BELİRLENECEK

Sahil şeridinin denizden değil, kıyı kenar çizgisinden itibaren 100 metrelik alan olarak belirlendiğini anlatan Yıldırım, Türkiye'nin en az yüzde 80'nin kıyı kenar çizgilerinin tespit edilmediğine dikkati çekti.
Kıyı kenar çizgilerinin tespitinin, bugüne kadar mevcut kanuna göre valiliklerce kurulan komisyonlar tarafından yapıldığını, onayını ise bakanlığın verdiğini hatırlatan Yıldırım, taslakla bu onayı valiliklere bıraktıklarını, böylelikle daha kısa sürede, işi yerinde bitirmeyi amaçladıklarını söyledi. Yıldırım, şunları kaydetti:
''Bunun anlamı şu; yüzde 80'inde hangi kısım kıyı, hangi kısım sahil şeridi bilmiyorsunuz. Orada yapı yapacak olanlar, kafasına göre yapıyor. Biz özel il idaresine şu görevi veriyoruz. (Kardeşim maden kıyıların korunması devletin görevidir, şu kenar çizgilerini belirleyin bir program yapın bize gönderin biz bunu takip edeceğiz) diyoruz. Kaçak yapılarak yasak getiriyorsunuz ama nereye yasak getirdiğinizi bilmiyorsunuz. Kıyı kenar çizgilerini tespit edin dediğimizde de bu kıyıya halka kapatmak değil bilakis açmak, mülk sahiplerine kapatmak anlamına geliyor.''

HALK HER YERDEN DENİZE GİREBİLECEK

Kıyı kenar çizgilerinin belirlendiğinde, Maliye Bakanlığı'nın kıyı kesimlerindeki özel arazilere dönük tapu iptal davaları açabileceğine, ve bu tapuları bedelsiz alabileceğine işaret eden Yıldırım, bunu önlemek ve vatandaşı mağdur etmemek için, bu tapuların bedelsiz iptal edilmeyeceğini ve kamulaştırma maliyetlerinin karşılanacağını bildirdi.
Yıldırım bu arada, bazı turistik sahil kentlerinde, otellerin ya da tesislerin vatandaşların denize girmelerini engellendiği yönünde şikayetlerin de bulunduğunu hatırlatarak, taslak ile gerekli çalışmaların yapılacağını ve bu konuda Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nın denetim yetkisi olacağını söyledi.

KAÇAK YAPI VE OFER İDDİALARI

Yıldırım, 'Kıyı Yasası'nda değişiklik, Kuşadası'nda Ofer-Kutman projesi için yapılıyor'' şeklindeki iddialar konusunda da, böyle bir projenin kendilerine gelmediğini vurguladı ve şöyle devam etti:
''Ofer'le ilgili hiç bir şey yok, ne bizim gündemimize geldi ne plan teklifi olarak geldi ne onayı geldi ne de taslakta onunla alakalı en küçük bir ifade var. Böyle bir plan gündeme gelmedi. Kanuna göre zaten özelleştirmeye konu arazilerin plan yetkisi Bayındırlık Bakanlığında değil.'' Sahil şeridinde Kıyı Kanunu'nun çıktığı 1992 yılından önce imar planına göre onaylanmış ve ruhsat almış yapılar ile imar planı olmamasına rağmen, mevzuata uygun yapılmış yapıların korunacağını ve bu binalardaki hakkın esas olduğunu anlatan Yıldırım, ancak bu tarihten sonra yapılan yapılar için böyle bir uygulamanın söz konusu olmadığını ve kaçak olan hiç bir yapının bu kapsama girmediğini söyledi.
Yıldırım bu anlamda, kaçak yapıları meşru hale getirme kurtarma gibi bir yaklaşımları olmadığını sözlerine ekledi.Milliyetim


turizmdebusabah.com - Yazıcı gönderim sayfası / 01.10.2014 16:51:34