turizmdebusabah, turizm haberleri  
boyutstore.com
24.09.2014 Toplam Okuyucu: 77627663 | Bugünkü Okuyucu: 6442 | On-Line: 37 Dolar satış $: 2,2360 Euro satış €: 2,8797 Sterlin satış £: 3,6669
İSTANBUL: | LONDRA: | NEW YORK: | ROMA: | MOSKOVA: | L.ANGELES: | SYDNEY:
facebook bizi takip edin, turizmdebusabah.com twitter bizi takip edin, turizmdebusabah.com RSS akışına ekle, turizmdebusabah.com turizm haber bülteni üyeliği, turizmdebusabah.com
...
Yazıcıya Gönder Haberi Gönder Yorum Yaz yazı boyutu:

Ömer Faruk Boyacı 'Sirkeci Modeli'ni anlattı

11.01.2011 / 15:05:47
Boyacı:
SİYAD Başkanı Ömer Faruk Boyacı

Sirkeci'de fiziki değişimin yanında sosyal bir değişim gerçekleştirmek istediklerini söyleyen SİYAD Başkanı Ömer Faruk Boyacı, "İnsanların gelip geçtiği ama bir getto olarak görüp çay kahve içmeden gittikleri bir bölge olmak istemiyoruz. Sirkeci'de var olan dokuyu koruyarak bir dönüşüm hedefliyoruz" dedi.


Mehmet Güneli / TurizmdeBuSabah

Ömer Faruk Boyacı sivil toplumun gücüne inanan bir turizm profesyoneli. Sirkeci'de başlattıkları değişim modelinin tüm Türkiye'ye örnek olacağını söylüyor.

Tarihi Yarımada'da Sirkeci ve Sultanahmet'teki en büyük sorunun plastik bir bölge olma tehlikesi olduğuna işaret eden Boyacı, "Peki plastik olmak nedir? Sadece turistlerin gezindiği yerli kültürün olmadığı, dükkan sahiplerinin turist yolu gözlediği ve yerliye ikinci sınıf muamele yapıldığı bir bölge haline gelmek. Böyle bir bölgenin lokal insanlar, yerel halk tarafından daha itici algılanması ve yerel halkın bu bölgeyi tamamen terk etmesi söz konusu" diyor.

Sirkeci Group Yönetim Başkanı ve TUROB Genel Sekreteri olan Ö. Faruk Boyacı Sirkeci Yaşatma ve Güzelleştirme Derneği'nin de (SİYAD) kurucularından. Boyacı ile Sirkeci'yi konuştuk. Sirkeci'nin sokaklarında gezdik. Esnafla buluştuk. Değişime tanıklık ettik...

Sirkeci dünden bugüne nasıl geldi?

Üstünde bulunduğumuz bölge İstanbul'un en eski yerleşim merkezlerinden biri. İlk tarihi, Megaralıların buraya gelmesi ile başlıyor. Arkadan Bizans ve Osmanlı döneminde sürekli yerleşim yapılıyor. Her zaman hareketli bir yer olsa da en yoğun kullanım V. Yüzyıl'da Theodosius Limanı terk edildikten sonra Bizans'ın en büyük limanının yapılanması burada oluşuyor. Müthiş bir hareket var.

Gemiler gidip geliyor. Bugünkü Harem İskelesi'nin bulunduğu nokta işte bu yoğunluğun olduğu bir liman bölgesi. Dolayısıyla limana bağlı iş kolları ve yerleşmeler de burada her zaman var. Yeni Camii ve Sultanhamam bölgesinde hep bir insan yerleşimi var. Yani orası bir Yahudi bölgesi. Yeni Camii kamulaştırılmasıyla buradaki Yahudiler ikna edilerek Hocapaşa'nın bulunduğu yere getiriliyor. Bu yerleşim gel gitler ile hareketleniyor. Galata o vakitler daha elit bir yerleşim yeri. Biraz hali vakti düzelenler karşı taraftaki Galata'ya göç ediyorlar. Onların yerine de Anadolu'dan başka Yahudi göçleri oluyor. Özellikle Trakya'daki yaşanan sorunlardan dolayı 1934 ve 1942'de buraya göçler oluyor ve burası 1950'li yıllara kadar keyifli bir Yahudi yerleşkesi haline geliyor. Bu yerleşkenin olduğu mahallenin merkezi ise Hocapaşa mevkii. Yani'nin Berber dükkanı, Solomon'un fırını vardı diye tek tek tarif edilir. Balat Çarşısı'na benzetilebiliriz. Altta dükkânlar üste insanlar oturuyor. Ahşap evler var burada.





Sirkeci'nin sınırlarını nasıl çizmeliyiz?

Sirkecinin ölçeğini biz küçülttük. Sirkeci dönüşümü dediğimiz alan bir tarafında Ankara Caddesi, bir tarafında Valilik, diğer tarafında Gülhane Parkı doğal sınırı ve istasyon. Yani böyle bir ada var burada. Bunun öbür tarafı da Sirkeci. Büyük Postane'nin, 4. Vakıf Han'ın olduğu yerlerden Sultanhamam'a kadar olan bölge de Sirkeci. Burada zaten var olan ve yaşaması gereken bir doku olduğu için biz hiç orayı kendi alanımızda değerlendirmedik.

1950'li yıllardan sonra buraya otobüs terminali geliyor. O eski fotoğraflarda burnu kesik otobüsler var ve buradan Sirkeci'den hareket ediyorlar. Otogar'ın buraya gelmesi ile Sirkeci'nin mutena yerleşme hali değişmeye ve Anadolu'dan göç almaya başlıyor. İnsanlar gelip buraya yerleşiyorlar. Gittikçe doku yerleşim yerinden ticaret yerine doğru değişmeye başlıyor.

Bir tarafta bakıyorsunuz insanlar yaşıyor; diğer taraftan parçacılar gelmiş. Burada insan odaklı bir kültür oluşuyor. 1965'ten sonra iyice ticaret bölgesi oluyor. 3 sektör var. Parçacılar, otobüsçüler ve ambarlar... Yukarıya doğru Matbaalar ve Babı-Ali var. Öbür tarafa atlarsanız, tüccarlar, kumaşçılar vb. var. Burası İstanbul'un bir ticaret okulu olarak ortaya çıkıyor. Eskilerde zaten bunu söyler; esnaflığın öğrenildiği ve ağızdan çıkan lafın senet kabul edildiği bir kültür var.

1980'lerden sonra önce ambarlar buradan gönderildi. Otomotiv sektörü yavaş yavaş terk etti burayı. Plazalarda otomotiv satışı yapılmaya başladı. Buna bağlı parça sektörü de bundan etkilendi ve derken burada bir boşluk ortaya çıktı. İşte tam da bu yıllarda turizm gelişmeye başladı.

1988 senesinde biz burada ilk otelimizi açtık. Fakat bu yıllarda Sirkeci tam bir çöküntü halindeydi. 1970'lerin sonundaki Sirkeci'de pavyonlar bile var. 80'lerin ortasında otellerin çoğu çökmüş durumda. Bugünkü belki Küçükpazar standartları ile mukayese edebileceğimiz bir otel. Bekarevi tarzında ve standartlar iyice çökmüş durumda. 1988 senesinde biz burada 3 yıldız bir otel açtık ve gördük ki Sirkeci'yi pazarlamak oldukça zor olacak. Kimseyi ikna edemiyoruz, kimse kabul etmiyor. O yıllarda Laleli, Taksim turizm konaklama bölgeleri ve turistik anlamda Sirkeci hiç konuşulmuyor. Epey sıkıntı çektik.

Türkiye 1983'lerde Özal döneminde aslında bir turizm hareketine başlamıştı. Türkiye turizme dönmeye başlamıştı. Laleli'de çok güzel oteller vardı. O yıllarda İstanbul otelcileri de bazı teşviklerden yararlanabiliyordu. Ben ilk otelimizde yatırım indiriminden ve kaynak kullanım destekleme priminden yararlandığımızı biliyorum. Bu yıllarda İstanbul değişirken Sirkeci hiç kimsenin alıştığı bir bölge değil. Biz pazarlama için gittiğimizde acenteler bize gülüyorlardı. O yıllarda bir Fransız acentesi o günkü ismiyle Gürkay Turizm bizi ciddiye almıştı. Onlar bize turist getiririm dedi.




BOYACI: OTEL YAPMAK İŞİN BİR PARÇASI

Otelimizi açtığımız yıllarda biz dâhil herkes otel açarak bu işin çözüleceğini zannediyordu. Yavaş yavaş bir evrim geçirince gördük ki bu sadece bir otel yapma işi değil. Bu entegre bir proje ve otel yapmak bunun sadece küçük bir parçası. Destinasyonu geliştirme ve doğru geliştirme projesi. Farkına vardık ki bizim bir dernek kurmamız lazım. Bölgenin stratejilerini doğru biçimde ortaya koyabilmek için Sirkeci'de bir dernek kurduk. Sadece içinde otelcilerin olduğu bir dernek değil, bölgeyi gerçekten temsil eden bir dernek kurmak istedik. O gün ilk başkanlığı kırtasiyeci bir abimize verdik ki bu derneği otelciler kurdu diye anlaşılmasın da istedik. Bugün derneğimizde manav, restoran sahibi ve farklı iş kollarından ve esnaftan bölgeyi temsil eden bir oluşum var; yani tam bir sivil toplum yapılaşması.

Türkiye'nin pek çok bölgesi rant bölgesine döndü. Biz bu bölgeyi öncelikle bundan nasıl koruruz diye düşündük. İşte bu süreç o yüzden bu kadar uzadı. İsteseydik kısa sürede çıkıp işte Sirkeci şöyle bir yer böyle bir yer diyebilirdik. Bir bakardınız burada yatırımlar yapılmış. Ama kim tarafından yapılmış? Yani biz var olan insan yapısıyla Sirkeci'yi dönüştürmemiz gerektiğini düşündük. Bu dokuyu buradan kovmamak lazım. Bu doku gidecekse kendiliğinden gitmeli. Bizim kovalamamız ile gitmemeli. Esas olan buradaki insanların değişen dokuya uyarak farklı işler tasarlamaları ve burada yaşamaya devam etmeli. Yani benim karşımda yaşayan parçacı komşum benim için en değerli insandır; 30 senedir benim komşumdur. Etraftan insanlar ne derse desin oraya 3 ay önce gelen insana göre 50 sene önce gelmiş komşumu tercih ederim. Benim karşı komşum bir yahudidir ve 70 yaşlarında olmasına rağmen sabah 8'de kapısının önünü süpürür. Bu manzarayı benim görmem bile müthiş bir güzelliktir. Benim personelimin bunu görmesi müthiş bir güzelliktir. Biz bu bölgenin hep kontrollü bir şekilde gelişmesini sağladık.

Bugün Sirkeci'de neler yapılıyor?

Tarihi Yarımada'da Sirkeci ve Sultanahmet'teki en büyük sorun plastik bir bölge olma tehlikesi olduğunu düşünüyorum. Plastik olma tehlikesi nedir? İşte sadece turistlerin gezindiği yerli kültürün olmadığı dükkan sahiplerinin turist yolu gözlediği ve yerliye ikinci sınıf muamele yapıldığı bir bölge haline gelmek. Böyle bir bölgenin lokal insanlar, yerel halk tarafından daha itici algılanması ve yerel halkın bu bölgeyi tamamen terk etmesi söz konusu. Yani gettolaşmış bir Sirkeci ve Sultanahmet çıkıyor karşımıza. Biz bu gettolaşmanın önüne geçmek için Sirkeci'de çok ciddi tedbirler almaya çalışıyoruz. Çünkü bizim burada yaptığımız yapılanma Sultanahmet'e doğru bir şekilde yayılacaktır. Bugün için gettolaşmaya doğru gittiğimizi kabul etmek durumundayız.

Buradaki kaç tane restoran, kaç tane hediyelik eşya dükkanı yerli halk ile çalışıyor. Bunlar tamamen turistik ve turistik algılayışı olan mekanlar. Dolayısıyla en önemli meselenin bu olduğunu düşünüyorum. Sürdürülebilir dediğimiz kavram yerel kültürün var edilmesi ve yaşatılması. Biz şunu iyi biliyoruz; sağlıklı turizm yapabilmek için mutlaka yerel halk ile turistlerin birlikte hareket ettiği ve birlikte paylaştığı mekanlar üretmek lazım. Dolayısıyla buradaki fiyat kalite dengeleri, hizmet anlayışı ikisi birlikte gözetilerek düşünülür. Ben hep bir Avusturalyalı ile bir Türk'ün oturup dünya meselelerini konuşabildikleri bir bölge hayal ediyorum.

Buna dönük biz de çok malzeme var. İşte Hocapaşa gibi 20-25 tane esnaf lokantasının olduğu bir bölge var. Burayı harekete geçirmek lazım. Yerel hayatın içindeyiz. Doğubank gibi Büyük Postane gibi mekanlara çok yakınız. Bu tip kentin yerel halk aksları var. İstasyon binası ve Gülhane Parkı var bir tarafta. İnsanların gelip geçtiği ama bir getto olarak görüp çay kahve içmeden gittikleri bir bölge olmak istemiyoruz. Birincil mesele olarak bunu görüyoruz.





"SİRKECİ'DE FİZİKİ DÖNÜŞÜM YANINDA SOSYAL BİR DÖNÜŞÜM DE HEDEFLİYORUZ"

İkincil mesele ise Marmaray gibi bir gerçekle karşı karşıyayız. Yıllar önce UNESCO'nun Türkiye Direktörü Minja Yang ile karşılaşmıştım. Yang Marmaray'ın çok büyük bir tehdit olduğunu söylemişti. Ben burada yaptıklarımızı anlattığımda çok mutlu oldu. Şimdi saatte 100 bin kişi taşıyacak bir sistem ve bunun Tarihi Yarımada istasyonu olmaktan bahsediyoruz. Bu sistemi kullanan insanlar hep Sirkeci'den gelip geçecek. Bakarsanız esnafın iş yapması ve hareketlilik açısından bir fırsat. Fakat bunun getireceği çiğnenme yükü ve diğer gerekçeleri düşündüğünüz de çok daha büyük bir tehdit ile de karşı karşıya kaldığımız görülüyor.

Zamanın Vali Yardımcısı Cumhur Bey'in başkanlığında bir Sirkeci toplantısı yaptık. O gün biz Sirkeci'ye müdahale etme kararı aldık. Yaklaşık 6-7 sene önceydi. Bunun önemini anladı insanlar. Taki Hocapaşa-Sirkeci yayalaştırma projesi adı altında bir proje hazırlanıp 2010 Ajansı'na verilene kadar. Bu 2010 Ajansı'nın projesi içindeydi fakat Ajans'ın bunu onaylaması yıl sonuna kaldı. Şu anda bu ihale yapılıp müteahhide teslim edildi. Çok kısa sürede burası Üst Laleli modelinin bir benzerine dönüştürülecek. Sponsorluklar ile üst yapıyı da revize etmeyi düşünüyoruz. Şimdiye kadar kentsel dönüşüm adı altında birçok yerde kaldırımlar değiştirildi, banklar konuldu. Lakin biz burada farklı bir şey yapmak istiyoruz. Fiziki değişim yanında sosyal bir dönüşümde yapmak istiyoruz. Bu konuda üniversiteler ile görüşme halindeyiz. Üniversitelerden bir tanesinin desteğini alarak bölge insanının kendini doğru konumlandırmasını sağlayan bir sosyal dönüşüm süreci de fiziksel dönüşüme paralel olarak başlatmak istiyoruz. Dolayısıyla bunu yaptığımız zaman oradaki insana eğitimler vereceğiz.

"HOCAPAŞA BİR SİLKİN VE KENDİNE GEL PROJESİDİR"

Hocapaşa bizim için çok önemli. Hocapaşa İstanbul'da şu anda farklı yemekler sunan bu kadar esnaf lokantasını bir arada barındıran başka bir yer yok. Burada yüz küsur senelik Filibe köftecisi var. Yine 50-60 senelik Namlı köftecisi var. Hocapaşa Pidecisi var 60-70 senelik. Bunlar hala aynı lezzeti birkaç kuşak ile bugüne kadar taşıyan mekânlar. Döner yapan var. Çağ kebabı yapan var. Konya etli ekmek yapan dükkan var. Tencere yemekleri yapan bir lokanta var. Oradaki sokak aslında bizim kentli ile iletişim kurmadaki en önemli iletişim dilimizden biri olacak. Bu projeyi bir kaldıraç olarak kullanmak istiyoruz. Bu proje silkin ve kendine gel projesi.

Tarihi Yarımada'nın yayalaştırılması projesine nasıl bakıyorsunuz?

Bu yayalaştırma ile birlikte insanların Tarihi Yarımada ile buluşma süreci çok hızlanacak. Bölgede proje tamamlandıktan sonra kontrollü girişin sağlanması öngörülüyor. Otele girip müşterinizi bırakıp çıkmak durumundasınız. 15 dakika süre veriliyor. Ya da esnafa mal indirip çıkmak durumundasınız. Bu bölgede bu şekilde bir trafik olacak. Tamamen yayalaşacak yerler var tabii ki ama ana 1-2 arter var ve oralarda hareket devam edecek.

Turizm sektörü açısından bundan sonra Sirkeci'de neler olacak?

Şu anda Sirkeci'de 5 bin civarında yatak var. Ortalama yüzde 80-85 doluluk oranı var. Hocapaşa'yı dahil edersek 1500-2000 civarındaki insanı yeme içme anlamında ağırlama imkanımız var. Ankara Caddesi'nin öbür tarafındaki bölgenin doğal sürecini çok fazla zorlamamak gerekiyor. Yani imar planında geleneksel ticaret bölgesi olarak gösterilen yerleri orada kentli ile özdeşleşmiş bölgeleri siz turizme açarsanız, bunun ben doğru olduğunu düşünmüyorum. Otelleşme tamam da her yeri otel yaparsak elimizde ne kalacak? Bunun yanlış olduğunu anlamamız 10-12 sene sürdü. 10-12 sene sonra anladık ve harekete geçtik. Artık çok fazla vaktimiz yok. Elimizdeki yerler kısıtlı. Sirkeci'deki birinci öncelik işte bu mevcut yaşam alanlarını kaybetmemek ve geliştirmek üzerine kurguluyoruz. Önümüzdeki dönemde Sirkeci'ye daha fazla kültür ve sanatın gelmesini istiyoruz. Hocapaşa Kültür Merkezi gibi bir hamamın dönüştürülerek yapıldığı bir merkez var. Belki bunun sayılarını artırabiliriz. Bu bölgeye Marmaray'ın gelmesi ile birlikte büyük tiriyaj alanları var. Onların kalkması ile birlikte geniş boşluklar olacak. Bu boşlukların nasıl kullanılacağı ve kent lehine nasıl düzenlemeler yapılacağı bizim için çok önemli. Bu hemen bizim yanı başımızda olan bir hadise. Bu akslar ortaya çıkmaya başladığında Sirkeci Meydanı en büyük meydanlardan biri haline geliyor. Orada sahil yolu yerin altına alınıyor ve meydan denizle birleşiyor. İstasyon'un bütün eklentilerinin yıkılıp sadece tarihi binanın kaldığını ve tarihi binanın kent müzesi olduğunu düşünürseniz müthiş bir Sirkeci geleceği var.





"BİZ EVİ MİSAFİR HAZIRLAMAYA HAZIR HALE GETİRİYORUZ"

Biz Sirkeci'de geleceğe dönük planlı bir şekilde bu kentsel dönüşümü yönetmek istiyoruz. Otellerin standartları çok yükseldi. Biz Sirkeci Konağı yaptığımızda o gün var olan çıtayı 2 katına çıkardık. Hemen arkamızdan Sirkeci Konak standardında yeni oteller yapılmaya başladı. Bölgenin genel standardının ve yeme içme standardının yükselmesi beni çok memnun ediyor. Dolayısıyla Marmaray ile birlikte kentlinin gelmesi çok kolaylaşacak. Dolayısıyla biz evin misafir odasını misafir hazırlamaya hazır hale getiriyoruz. Şu anda misafir hazırlamaya tam hazır değiliz. Sirkeci ile ilgili yaptığımız tüm çalışmalarda herkesin desteğini aldık. Geçmiş belediye başkanlarımız, şimdikiler, vali yardımcılarımız hepsi destek olmuşlardır. Bütün hadise sizin nasıl istediğinizdir. Siz gerçekten nasıl istiyorsunuz ve ne kadar samimisiniz?






YASAL UYARI: TurizmdeBuSabah.com haber portalında yayınlanan köşe yazısı/haber/fotoğraf/video'nun tüm hakları Boyut Yayın Grubu'na aittir. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden köşe yazısı/haber/fotoğraf/video'nun bir kısmı veya tamamı kullanılamaz. Tüm yasal hakları saklıdır.

Yorum Yaz

(Yayınlanan okuyucu yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan TurizmdeBuSabah.com ve Boyut Yayın Grubu sorumlu tutulamaz.)
Adınız Soyadınız:  
e-Posta adresiniz:    
Yorumunuz:  
Yorum için en fazla 1000/1000 karakter girişi yapılabilir!
Güvenlik kodu:
   
 

Diğer Haberler

Manşet Haberleri

Kurban Bayramı şezlong tatili için son fırsat ama...
Bu yıl Kurban Bayramı'nın haftasonuna denk gelmesiyle satışlarda düşüş yaşandığı...
Handan Boyce Kasım ayında ICCA Başkanlığı için yarışacak
Haliç Kongre Merkezi Genel Müdürü Handan Boyce, Uluslararası Kongre ve Konvansiy...
Turist sayısını arttırdı, gözünü kişi başı harcamaya dikti
Uzun süre ekonomik kriz ile mücadele eden Yunanistan'da yabancı turist sayısı hı...
İngilterede seyahate çıkma eğilimi azaldı
ABTA'nın açıkladığı Tüketicilerin Seyahat Eğilimleri 2014 yılı çalışmasına göre,...
Nüfusun yüzde 78.5i tatil masraflarını karşılayamıyor
TÜİK verilerine göre, Türkiye'de en zengin kesimin gelirinin en fakir kesimden 7...

Çok Okunan Haberler


Yazarlar

© 1996- BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler - İstanbul  Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34
e-mail: tbsinfo@boyut.com.tr | Reklamlarınız İçin: tbsreklam@boyut.com.tr