www.boyut.com.tr  9/2/2010   Toplam Okuyucu: 35703279 |  Bugünkü Okuyucu: 6326 | On-Line: 163 |  Son Güncelleme: 09:51
 
   
 
• Favorilerime Ekle
• Turizmde Kim Kimdir?
reklam
Google
turizmdebusabah
Web

<<< TURİZMDEBUSABAH.COM ANA SAYFA  
Yazıcıya Gönder    Haberi Gönder Yorum Yaz
HABERİ PAYLAŞ
K. Ünsal BARIŞ 
24.8.2009 9:43

Sayın Tolga CÖMERTOĞLU!

"Patronlarımız!" başlıklı yazıma gönderdiğiniz detaylı yorum katkınıza teşekkür ederim. Yorumunuzu yerine göre duygusal, yerine göre realist ve yerine göre de fevri buldum. Size objektif ve detaylı bir yanıt vermem gerektiğini düşündüm...


Yanıt işlemini gazetedeki yazımın altına not göndererek de yapabilirdim. Ancak, size özel bir yanıt vermemin, siz genç ama deneyimi, lakin sorumluluğu yüksek olan, meslektaşıma daha çok yakışacağını düşündüm. Çünkü siz bilgim dahilinde, yalnızca bir meslektaşım değil ;

- Cömert Hotels Grubu yönetim kurulu üyesi,
- "DELPHIN PALACE DE LUXE" Otelinin Genel Müdürü,
- AKTOB yönetim kurulu üyesi,
- Skal Club International üyesisiniz.

Size meslektaşım diye hitap etme nedenim, sizin patronluk şapkanızın yanında, bir de GM şapkanızın bulunmasındandır.

Siz, turizme kampçılıktan başlayıp, de luxe "DELPHIN Hotels Group" u yaratan değerli bir ailenin temsilcisisiniz. Ailenizin bu büyük çaba, azim, başarı, turizme katkısı ve aldığınız ödülleri, mütevazi bir meslektaşınız olarak kutlarım. Siz, edindiğim izlenim kadarıyla, deneyimli bir turizmci, otelci, genç ve gelecek vadeden, sosyal yanlı bir patronsunuz.

Sizin gibi, değerli bazı üst düzey yöneticilerin yazılarımı takip ettiklerini, ya kendileri ile karşılaştığım veya bir vesile ile telefon görüşmesi yaptığım vakit öğreniyorum. 2.5 Yıl önce beni rahatsız eden bir konu üzerindeki düşüncelerimi bir yazı ile yansıtmak isterken, okurlardan aldığım güç, cesaret ve gazetemiz yönetiminin gösterdiği ilgi, iyi niyet ve hoşgörü ile bu güne kadar 115 farklı konuda yazı yazma cesaretini buldum.

Sayın Cömertoğlu, hatırladığım kadarı ile, siz, bu güne kadar yazılarıma yorum gönderen, patron düzeyinde ilk kişisiniz. "Patronlarımız!" başlıklı yazıma samimi katkıda bulunmak istediğinizin farkındayım.

Patronlar, genelde bu tür platformlarda boy göstermekten, bir fikir, bir görüş ifade etmekten kaçınırlar. Çok gerekirse bir aracı kullanırlar. Sizin özgüven ve medeni cesaret gösterip, bir zinciri kırıp, başka yazarların yazılarına da yorum gönderdiğinizi "Google" arşivinden tespit ettim. Bu özgüven ve medeni cesaretiniz, patronluğunuzun yanı sıra, biraz genç olmanız ve biraz da GM koltuğunun sağladığı girişkenlik ve sosyallikten kaynaklandığını sanıyorum.

"Patronlarımız!" Yazısını hazırlamamda ne kadar isabet kaydettiğimi görmek beni sevindirdi. Çünkü, anlattığınız kadarı ile siz, benim yazımda belirttiğim; "İşletmelerde çok çeşitli ve farklılık arz eden patron türleri vardır" tezime giren patronlardan yalnızca birisisiniz. Çünkü, yazımda tarif etmeye, anlatmaya çalıştığım patron tipleri için siz; "...Evet! Ben senin anlattığın patronlardanım..." diyerek, özgüven ve medeni cesaretinizi ortaya koymuşsunuz.

"Patronlarımız!" başlıklı yazımın içeriğinde birbirinden önemli hususları objektif bir gözle anlatmaya çalıştım. Üzerinde durulacak çok önemli konular olmasına rağmen, bir cümlem üzerinde uzunca durmanız beni şaşırttı. Cümlemi aynen tekrarlıyorum; "İş hayatımda hiçbir zaman patron olmayı hayal etmedim ve hedeflemedim. Hedeflese idim, mutlaka ki hedefime de ulaşırdım."

Bu cümlem üzerine bana tavsiyelerde bulunup, bir paragrafınızda demişsiniz ki;

"...Sevgili duayen Barış Bey, İbrahim Tatlıses de; "İstesem Oxford'u bitirirdim diyor. Bizim mahalledeki deli de; "İstesem astronot olurdum ama yüksekleri sevmem, onun için deli oldum" diyor. Yapmadığınız veya yapamadığınız bir şeye, istesem yapardım demeyin, yapın! O riske, o zorluğa girin! Yapabiliyor musunuz? Bir gösterin! Beğenmezseniz, hayır kurumlarına hibe edin! Gelin o zaman patronlara ve genç turizmcilere patronluk öğretin!..."

Bir başka paragrafta da aşağıdaki önerileri yazmışsınız;

"...Hiçbir zaman yaşamadığın mevkileri, tatları ve tecrübeleri, "İstesem yaşardım" deyipte, üzerinden tavsiyelerde bulunma! İnsanları hiç bilmediğin bir konuda yanlış yönlendirmiş ve belki de ideal edindikleri bir davadan vaz geçirmiş olursun. Evet, ben senin anlattığın patronlardanım ama, senden fazla turizm içinde yaşamış, senden fazla mektebini okumuşumdur belki..."

Sayın Cömertoğlu, diğer meslektaşlarımıza ve gençlere örnek teşkil edecek o kadar güzel bir tablo çizmişsiniz ki, konuya nereden başlayacağımı şaşırdım. Ama bir yerden başlamalıyım diye düşünüyorum. İzninizle görüşlerinizi madde madde yanıtlayayım ki, konular birbirine karışmayıp, net ve iyi anlaşılsın.

1. Sayın İbrahim Tatlıses'in söyleminin doğrusu şöyle idi; "Urfa'da Oxford vardı da biz mi okumadık?" Sayın Tatlıses'in bu haklı sitemi tarihe geçti. Ben ise, patronluk için bir hayal ve hedefim yoktu diye ifade ediyorum. Her iki konu birbirinden çok farklı. Teşbihiniz yerine oturmamış.

2. Sizin mahalledeki deli örneğini benim söylemim ile mukayese etmeniz de hiç şık olmamış. Terazinin bir kefesine 1 Kg. altın diğerine de1 Kg. bakır konup, mukayese veya teşbih yapılmaz.

3. Patronluk riskine ve zorluğuna girmemin hiç hayalim ve hedefim olmadığını zaten açıkça ifade etmiştim. Doktorluğu hedefleyip, doktor olan bir insana; Niye hastane açmadın kardeşim?" Denmez. Girişimcilik ve yöneticilik farklı ihtisas kollarıdır. Yapan yok mu? Tabii ki var. Allah herkese; "Yürü ya kulum!" demiyor ki... Bu bir amaç, fırsat, kapital, zamanlama ve risk konusudur.

Bir bektaşi der ki; "MUTLAKA BÜYÜK ADAM OLMAYA GEREK YOK, BİZLER YALNIZCA ADAM OLALIM YETER!"

4. Bu güne kadar hangi patron beğenmediği veya başarılı olamadığı işletmeyi hayır kurumlarına hediye etmiştir? Örnek verebilir misiniz? Siz hediye eder misiniz?

5. Size patronluğu aile büyükleriniz çocuk yaşlarınızdan itibaren aşılayıp, öğretip, işletmeyi size teslim etmişler. Şimdi de deneyimli ve başarılı bir patron olduğunuzu, işletmenize ödüller kazandırdığınızı ifade ettiğinize göre, gençlere patronluğu öğretmek bana değil, size yakışır.

6. Yazım içeriğinde patronlara ve patron adaylarına tavsiyeler yok. Estağfurullah! Yanlış izlenime sahip olmuşsunuz. Patronlara tavsiyelerde bulunmak benim haddim değil. Ben yalnızca bir durum tespiti yapmaya çalıştım. Bu hususu da yazımın içinde açıkça ifade ettim. Aslında yazımın içeriği herkes tarafından bilinen, konuşulan hususlardır. Ben yalnızca birleştirip, özetleyip, tekrarladım.

7. Yazımda hiç kimseyi yanlış bilgilendirip, yönlendirmediğim, sizin başka bir paragrafınızdaki şu ifadeniz beni doğruluyor; "...Sevgili Ünsal abi, patronların yaşantısı ile anlattığın her kelimeye katılıyor ve şahsen yaşadığımı da açıkça belirtmek istiyorum..." Bir başka paragrafınızda da; "...Sevgili dostlar, evet patronluk zor, huzursuz, yalnız, stresli, özel hayatın göz önünde, düşmanın, sevmeyenin, hırla gürle..." diye devam ediyorsunuz.

8. Siz hiç istemeseniz, hiç hedeflemeseniz de doğuştan patron doğmuşsunuz. Patronluk sizin kucağınıza düşmüş. Ailenizden size önemli bir birikim bırakılmış. Siz de başarıya mahkum olmuş, aldığınız emaneti iyi değerlendirip, önemli bir başarı kazanmışsınız. Bunun için sizi kutlarım.

Bana, ne kendimin ve ne de eşimin ailesinden bir şey bırakılmadığı için, patron değil, bireysel yeti ve çabalarımla mütevazi bir yönetici olabildim. Hatta, yönetici olmak dahi hedefimde yoktu. Yöneticilik görevi bana, alt yapımın ve niteliklerimin kuvvetli bulunması nedeniyle, üstlerimin ısrarı ve destek vaatleri ile verilmiştir. Bu gün, sahip olduğum değerlere, geldiğim noktaya baktığımda, Allah'ıma çok şükrediyorum. Hayatta olmayan üstlerime Allah'tan rahmet, halen hayatta olanlara da Allah'tan uzun ve sağlıklı bir ömür diliyorum.

Daha ileri hedeflere ulaşabilirlik açısından, hiçbir zaman bir üzüntü, bir hayıflanma, bir kıskançlık duygusu içinde olmadım. Çünkü, yöneticilik beni manen yeterince tatmin etmiştir. Ancak, daha uzun yıllar meslekte verimli olabilecek kapasitede iken, karşılaştığım çelme takmalar, fesatlıklar, kıskançlıklar, nankörlükler beni çok olumsuz etkilediğinden, meslekten erken çekildim.

9. Aşağıdaki iddianızın "Patronlarımız!" yazımın içeriği ile hiç ilgisi yok; "...Altımda çalıştı, üstümde çalıştı şeklinde birkaç eski ekmek arkadaşınız ve meslektaşınızla tartıştığınıza şahit oldum..."

Sayın Cömeroğlu, konuyu yanlış algılamışsınız. Bir kere daha açıklayayım; "turizmdebusabah" gazetesinde okuduğum bir habere not göndererek, AKTOB Yönetim Kuruluna seçilen ikisi geçmişte departmanımda görev yapmış ve birisi ile farklı bir otelde, aynı departmanda görev yaptığımız 3 eski meslektaşımı kutlamıştım. Aynı departmanda görev yaptığımızı ifade ettiğim arkadaşımın yersiz bir itirazı olmuştu ve; "Ben senin maiyetinde çalışmadım" demişti. Notum dikkatli okunmadığı için yanlış anlaşılmıştı.
Sizin de notumu dikkatli okumadığınız anlaşılıyor. İfade ettiğiniz gibi ortada bir tartışma yok. Bu bağlamla, sizin gıyabi şahitliğiniz de söz konusu olamaz. Metni gazete arşivinden isteyip veya "Google" arşivinden bulup, bir daha dikkatle okursanız, ortada konu edilecek, uzatılacak değerde bir şey olmadığını tespit edersiniz.

Notumdaki en önemli husus herkes tarafından göz ardı edilmiş. Notumda eski meslektaşlarıma yaptığım övgü, kutlama ve sitayiş vardı.

Çok ilginçtir, sözünü ettiğim meslektaşlarımdan bana nezaket teşekkürü geleceğine, aradan iki yıla yakın bir süre geçtikten sonra, ilgisiz bir kişiden, ilgisiz bir tenkit geliyor...

Maalesef, bazı değerli meslektaşlarım, turizme, otelciliğe ve kaliteye zaman ayırıp, katkıda bulunacaklarına, zamanlarını, güçlerini, enerjilerini, birbirlerini tenkit yarışı ile harcıyorlar.

Özlü bir söz der ki; "TENKİTTE CİMRİ, ÖVGÜDE CÖMERT OLUN!"

Bir vesile yeri gelmişken yazayım: Yukarıda değindiğim meslektaşlarımdan birisine, açtıkları yeni bir tesis için, ayıptır söylemesi, değerli bir ikebana yapay çiçek çalışması göndermiştim. Meslektaşımdan bir teşekkür almamama rağmen, ziyaretine gidip, kutlamak için, randevu almak istediğimde; "...Müdürüm, çok yoğunum, ben sizi arayacağım..." dedi. Sözünün eri değilmiş, aradan tam 5 yıl geçti...

Bir Bektaşi der ki; "ZİRVEYE ÇIKARKEN HERKESE SELAM VER, ÇÜNKÜ BİR GÜN İNERKEN ONLARLA KARŞILAŞACAKSIN!

Sayın Cömertoğlu, Notunuzun bir yerinde; "...Siz bakmayın üstteki yazıya..." ifadenizi de hiç şık bulmadım. Bu güne kadar yazılarımda hiç geyik sohbeti yapmadım. Meslektaşlarıma bu güne kadar hep doğru ve yararlı bilgileri aktarmaya çalıştım. Ben de siz, değerli meslektaşım hakkında; "Siz bakmayın o patronun söylemlerine!" demem şık olur muydu?

Lakin, şık olmayan o ifadenizin hemen arkasından güzel bir çağrı yapmışsınız;

"...İdealiniz patronluksa inanın! Azmedin! Yapın! Olun! Bu ülkenin istihdam yaratacak çok patrona ihtiyacı var. İyisi ile kötüsü ile bize şimdi kahraman lazım. Biri de siz olun!..."

Bu dileğinize, önerinize, çağrınıza aynen katılıyor ve sizi kutluyorum.

Yazınızı şu kelimelerle sonlandırmışsınız;

"...Sevgili Ünsal abi, tarzımı affet! Ne zaman istersen, karşıt görüşlerimizi veyahutta ortak fikirlerimizi bir çay ile demlemeye beklerim..."

Sayın meslektaşım Tolga Cömertoğlu Bey, bu samimi yaklaşım ve nazik davetinize teşekkür ederim. Ben İstanbul'da ikamet ediyorum. Yolum bir gün yolunuzun üzerine düşerse, sizi ziyaret edip, bir demli çayınızı içip, bu tanışmamızı hoş bir şekilde anarız.

Bir vesile, ofisiniz duvarlarını dolduran başarı ödüllerinizi inceleme ve ünlü otelinizi tanıma fırsatını da bulurum. Unutmayın, benim de sizin bilgi ve deneyimlerinizden yararlanacağım ve öğreneceğim çok şeyler vardır. Başarılarınızın devamını dilerim.

Sevgi ve saygılarımla.

K. Ünsal BARIŞ
kubaris@yaho.com



Okuyucu Yorumları
 FATİH KABADAYI10.12.2009 - 11:54
 TOLĞA BEY DEĞERLİ İNSANLARDAN BİRTANESİDİR.BİZİ YETİŞTİREN İNSANLARDAN BİRİSİDİR ŞİMDİYE KADAR HANĞİ BİR PATRON İNSAN YETİŞTİRİYOR. ONUN İÇİN LÜTFEN TOLGA CÖMERTOĞLUNU BAŞKALARIYLA KARIŞTIRMAYALIM.HERZAMAN YANINDAYIZ.

 baris entekin22.10.2009 - 14:42
 sadece tesadüf eseri girdim bu sayfaya sunu soylemek stiyorum tolga CÖMERTOGLU smini duymustum ve 1984 yılında nasıl basladıklarınıda arstırdım kendı kaleminden okudugum zaman az önce gercekten duygulandım.... kızdıgım tek sey ona satasılmasıdır kendısını tanımam etmem ama diger arkadasların yorumları hiç iç acıcı degil

 murat birecik27.8.2009 - 9:13
 http://www.denizhaber.com/index.php?sayfa=habgst&id=13056

 hasan can27.8.2009 - 9:7
 lisedeydim. edebiyat öğretmenim bir yazıdan bahsediyordu. bir adamın sinek vızıltısını sayfalarca bir makaleye konu edişini anlatıyordu. o ara etkilendim. ne büyük edebiyatçılar var diye düşündüm, lisedeydim. bende yazabilirmiydim! Evet yazamadım. yaşamda daha önceliği olan konular vardı. Üniversitedeydim. Davranış Bilimleri hocam bir fıransızın kurbağalar üzerindeki incelemelerini anlatıyordu. Konu kurbağalarla ilgili değil, sanayi toplumlarının gelişmişlikleri üzerine idi. kalktım bir soru sordum. "şunca vakittir bir adamdan ve kurbağa incelemesinden bahsediyorsunuz, konuyu ülkenin gelişmişliğine nasıl bağlayacağınızı merak ettim" dedim. cevap "o toplumlar bizim bugün üzerinde çalıştığımız konuları uzun süre önce çalışıp gereken dersleri çıkarmışlar, bugün sıra artık henüz keşfedilmemiş ve ancak gelişmiş toplumların inceleyebileceği konulara yönelmişler...." cevap uzundu. gerisini yazmak gereksiz. İş yaşantısının içindeyim. Resmi doğru okumak gerekir. ve "Türk" olduğumuzu her durumda hatırlamak gerekir. Bu bizim şişken egomuzu her seviyede hatırlamamızı sağlar. patron, siz vakti zamanımda teknemden ekmek yediniz, gm siz vakti zamanında altımda çalıştınız departman müdürü sen zamanında yanımda çalıştın ... Sonuçta ne olur. Yukarıda yazarın yazdığı yazı kaç kelimedir. Bize ne anlatmıştır. Bir yazarın sinek vızıltısını sayfalarca yazmaktan ne kadar uzağa gitmiştir. Şişkin egolarımızı tatmin etmek yerine hiç olmazsa kopya çekelim, gelişmiş toplumların yaşayarak tecrübe ederek edindikleri bilgi ve becerileri (yada kültürü) kendi kültürümüzü, bilgi hazinemizi zenginleştirmede kullanalım. Bu ülke sidik yarıştırmak için heba edilecek anlara sahip değil.

 cengiz Özgüle26.8.2009 - 18:32
 Aslında Sayın Barış ve Cömertoğlu aynı sektörde bulunmalarına rağmen farklılar. Neden mi? Sayın Barış şehir otelciliği geleneğinden gelmektedir.Şehir otelciliği çalışma disiplini almış yöneticiler güneyin tarzı ile pek uyuşmaz.Bir çok yönetici şehirden güney otelciliğine gelmiş ama patron zihniyetine alışamayıp dönmüştür.Aslında güney otelciliğinin patron zihniyeti şartların böyle oluşmasından beslenmektedir.Aklı selim bir patron bile güneyin şartlarında karakteri ve davranışını değiştirebilir.Sayın Cömertoğlunun otelini biliyorum kendi alanında o bölgede söz sahibidir.Tebrik etmek gerekir.Herşey dahil işletim sistemini sakınmadan layiği ile vermektedirler.Çünkü oradaki pazar bunu gerektirmektedir.Bu yönetim şekli şehir otelciliğinde yürür mü orasını bilemiyorum.Sayın Barış ne yazık ki Şehir otelciliği disiplini,kültürü ve yönetim sistemini almış biz yöneticiler güney otelciliğini pek beceremiyoruz galiba.Ama güneyinde şehrinde kendine özgü dinamikleri var birbiri ile karşılaştırmamak gerekir. Saygılarımla; Eski bir Hilton'cu

 K. Ünsal BARIŞ26.8.2009 - 17:30
 Tüm yorum katkısında bulunan sevgili meslektaşlarıma teşekkür ederim.

 Nurşen Laçinel26.8.2009 - 12:38
 Sn BARIŞ Bir duayen turizmcinin nasıl uslup ve cevap ta bile bilgilendirme gizliliği ile yazınızı okumak yine bizlere bir öğreti olmuştur. Sonsuz saygı ve sevgilerimle

 ayse tutar25.8.2009 - 16:17
 Sayın Cömertoğlu yine herzamanki gibi, esip savurmuş, ve malesef yine herzamanki gibi en iyi benim, benden daha iyisi yoktur edasıyla... Yazısında da belirttiği gibi, "evet, ben senin anlattığın patronlardanım" yerine, bence bu açıklamayı yazının sahibinden (Ünsal Barış), herhangi bir okurdan, eleştirmenden yada bir başkasından bir örnekleme olarak almalıydı, kendi kendisine değil! Bu işler "ewet ben buyum, yapıyorum" demekle olmuyor! Sayın Tolga Cömertoğlu her zaman gerçek bir turizmci olduğunu, turizmin içerisinde yetiştiğini ve turizmi gerçekten iyi yaptığını ifade etmiştir. Bence aslolan birşeyleri yaparken, önemli olan içerik değil, gerçekten iyi olduğuna inanıyorsan bile insanları buna inandırmak ve en önemlisi çevreden saygı görmektir. Saygı herşeyin üstündedir bence. Aksi takdirde neyi, ne kadar, nasıl yaptığının bir önemi yoktur... Ayrıca burdan Sayın Ünsal Barış'ın bu kadar sözde eleştiriye sabırla yaklaştığı için saygılarımı iletiyor yazdığı yazılardan dolayı tebriklerimi iletiyorum...

 marmaris 24.8.2009 - 15:23
 Sn.Cömertoğlunun daha detaylı cevap vermesini beklerdim.Cömertoğluna yeni nesil patron ve genel müdürler ile turbanda yetişmiş yada daha doğrusu eski duayyenler arasında büyük uçurumlar var.Şu anki genç vizyon yöneticiler çok hızlı karar alıp uyguluyabiliyorlar.Ama eski duayyenlerinde tecrübe sahibi oldukları unutulmamalı.Cömertoğlunun yazısına verilen cevap kibarca.Ama şu zor zamanda alınan ödüllerin çok önemi var Ünsal bey.Bu hususta sanki biraz haksızlık edercesine iğneli cevaplar yazmışssınız.Ama o ödüller gerçekten zor alınıyor.Sn.Cömertoğlunu ve ekibini(bu ekip işidir) bu konuda tebrik ediyorum. Saygılarımla,

 Tolga Cömertoglu24.8.2009 - 13:44
 Sevgili ÜNSAL abi; yazınızı okudum sonunda benim adıma direk yazılmış şahsa özel bir makalede oldu :)gurur duydum .işin muhabbetti bir yana benim esasında vermek istemiş olduğum mesaj ,vurgulamak istediğim ve hem GM hem patron oluşumdan dolayı faideli olabileceğimi düşündüğüm konu yıllardır patron genel müdür arasında sürekli genelleme yapılarak birbirlerini hiçe sayıp ,hatta hatta aşşağılamanın kimseyi özellikle TÜRK turizmini bir yere getiremeyeceginin özeti idi.nazikce benim rahatsız olduğum bir kaç tenkitimden bahsetmişsiniz yazıyı gerçekten sizin kibarlığınızı göz önünde bulundurarak okuyunca bazı örneklerimin(deli misali)hatsiz olduğuna karar verdim lütfen kusuruma bakmayınız fakat şunu bilmenizi isterimki %80 bir yüzde(daha öncede belirttiğim gibi yarası olan gocunura bile yer bırakmayan bir yüzde bu!)verip sonrada eksik sigorta öderler ,hep ucuz maliyet seçerler gibi bir ithamda bulunmanız nekadar sayısının az olduğunu düşünsenizde gerçekten hak hukuk bilen turizmin doğumundan bu yana çalışsan bir çok patron içinde bu bir hatsizliktir.bunu yapan ilk ve tek kişi siz değilsiniz hatta içlerinde en nazik hicaz edende sizsiniz.patronlar dediğiniz gibi burda yorum yazmıyor ama okuyanı vardır onlarda şimsiye kadar soğumamışsa..niye böyle dedim biliyormusunuz çünkü kendizide bakarsanız sadece buhafta genel müdürlükden bahseden ,genel müdür gözüyle patrondan bahseden üç yazı var bir nevi genel müdürlerin dert köşesine dönmek üzere bu köşe yazıları yada patronlar öyle görüyor.hele en az haftada bir kerede bir genel müdür başka genel müdürleri eieştirip onlarda bu haltları ederler diye kendi meslakdaşlarını zana altına atıyor ben genel müdür olsam patronum bu siteyi okumasını istemem geçen haftaki bir yazıda resmen genel müdürlük muhabbet tellallığı sıfatına indirilmiş..Ve ne yazıkda bunu yazanlarda yöneticilik yapmış arkadaşlar...Gelelim diğer konuya burada yorumda bulunmasalarda bir çok patronda genel müdür için boş bıraksan ceplerini doldurur ,çapkınlık yapar ,kadro kurup tehdit eder ,tembellik yapar ,alım satımlara fesat karıştırır diye düşünüyordur eminim ama iki tarafında birbirini anlaması karşılıklı itham içeren yazılarla olmaz bana sorarsanız...Her iki guruptanda başarılı temsilciler bir araya gelmeli patronlara danışmanlık yöneticilerede eğitici seminerler bazında girişimlerde bulunmalı.İstanbulda bildiğiniz üzere aile şirketlerine bile danışmanlık hizmeti için kurluşlar var neden turizmdede patron genelmüdür arasındaki ilşki ve bilgilendime için yetkisiz ama tecrübe sahibi her iki tarafında nemini almış tozunu yutmuş danışmanlar olmasın ...Budanışmanlar patronlara iyi bir genel müdüre güvenmek için doğru kontrol mekanizması nedir,iyi bir genel müdür hangi kriterlerd seçilip şirket yapısına göre nasıl yetkilendirilmelidir ,aradıkları gerçekten genel müdürmüdür yoksa işletme veya operasyon müdürümü bu konularda yolgösterse.genel müdürlerede patronlara karşı çok alıngan olmamaları onların canları kadar değerli mallarının söz konusu olduğunu,güvenin her kim olursa olsun bir anda oluşamayacağını ,etik yapıların bölgesel bile olsa farklı olabileceğini anlatsalar kötümü olur.neyse ÜNSAL abi her konuda anlaşmak zaten mümkün değil eğer aramızdaki yaş farkına göre her konuda anlaştığımızı idda etsek birimizin yalakalık ettiğine inanırdım nazik yorumun için teşşekkürler umarım burda yazılanlar senle benim muhalefetim dışında bir kaç kişiye bile olsa değişik vizyon yaratır..saygılarımla Tolga Cömertoğlu