www.boyut.com.tr  9/2/2010   Toplam Okuyucu: 35703045 |  Bugünkü Okuyucu: 6091 | On-Line: 158 |  Son Güncelleme: 09:51
 
   
 
• Favorilerime Ekle
• Turizmde Kim Kimdir?
reklam
Google
turizmdebusabah
Web

<<< TURİZMDEBUSABAH.COM ANA SAYFA  
Yazıcıya Gönder    Haberi Gönder Yorum Yaz
HABERİ PAYLAŞ
Mevlüt Yeni  / Antalya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı - Sabah Akdeniz Temsilcisi
29.6.2009 9:43

Turizmciye üvey evlat muamelesi!

Kim ne derse desin, bizim ülkemizde turizmciye üvey evlat muamelesi yapıyoruz. Şöyle biraz hafızalarınızı zorlayın, dikkatlerinizi Ankara'ya çevirin, acaba iş başına gelen hangi hükümet turizm sektörünün sorunlarını ciddiye alıp çözüm aradı.


Eğer varsa çözülen bir sorun, yatırımcı ve sektör temsilcileri aylarca, politikacıların kapılarını aşındırmıştır ve işini anca yaptırabilmiştir. "Ülkeme yatırım yapacağım" diyen bir yatırımcıya devlet kapılarında yapılan muameleyi buradan yazmaya kalksam sayfalar yetmez.
Aslında hangi sektör olursa olsun durum aynı. Bugün soruna yine turizm penceresinden bakmak istiyorum.
Akdeniz Turistik Otelciler Birliği(AKTOB) aylık yayın organı Resort dergisinde okudum, "Kriz Turizme 'Teğet" geçmiyor, 20 bin yataklı 34 tesis el değiştirdi" araştırmasını.
Bu hazin durumu AKTOB Başkanı Sururi Çorabatır'a sordum; "Turizm sektörü için aylardır beklediğimiz paket bir türlü çıkmadı. Umudumuzu yitirmedik, paket çıkmazsa da daha çok tesisimiz batacak veya el değiştirecek."diyor.
Gelen ziyaretçi sayılarında düştü geçen senelere göre. Buna paralel 34 tesis el değiştirmiş acaba kimin umurunda bu vahim durum? Sadece otelcilik sektörü değil, tur operatörleri ve havacılık sektörü de imdat çığlıkları atıyor. Tatil yörelerindeki esnafın içinde bulunduğu durumu siz düşünün artık?
Kayıp Grup Yönetim Kurulu Başkanı Talha Görgülü ile de konuştum; O da devletin acil olarak turizmcileri destekleyen bir paketi devreye sokmasını istiyor. Aksi halde durumun vahim noktalara doğru yol aldığının altını çiziyor.
Turizmcileri en çok rahatsız eden konu ise, özellikle hükümet kanadında oluşan, "Turizmciler zarar ettik diye hem ağlar, hem de sürekli yatırım yapar, madem zarar ediyorsunuz ne diye yatırım yapıyorsunuz" mantığı.
Zaten böylesi komik bir yaklaşım olsa olsa bizim ülkemiz de olur!
Gerçekten de böyle bir kanaat oluşmuş Ankara'nın kafasında. Turizm sektörü için son derece incitici ve de tehlikeli bir yaklaşım.
Destek paketini çıkaracak olan hükümet bile, en sorunsuz sektör turizm diyorsa ve pakete yanaşmıyorsa, o zaman sorunu kim çözecek?
Oysa Türkiye'nin rakibi konumundaki ülkeler belki bu kriz döneminde 3'üncü, 4'üncü destek paketlerini çıkardılar.
Rusların bu sene tercih ettiği ülkelerin başında gelen Mısır, hava yolu şirketlerine boş giden koltukların parasını ödüyor. Şimdi siz yatırımcı olsanız, gelin istediğiniz kadar arazi bizden, ayak bastı ve konma konaklama ücretleri de almıyoruz. Boş kalan koltuklara da para vereceğim yeter ki uçakları bize uçurun diyen bir ülkeye mi gidip yatırım yaparsınız? Yoksa "kazanıyorsunuz ki yatırım yapıyorsunuz" diyerek bırakın sorunların çözümünü daha fazla sorun yaratan, size üvey evlattan da beter davranan bir ülkede mi yatırım yapmak istersiniz? Elbette daha fazla para kazanacağınız, size adam gibi muamele yapan bir ülkeye yatırım yapmak istersiniz.
Yatırımcıyı yolunacak kaz gibi görmekten ne zaman vazgeçersek o zaman bu ülkede işler yoluna girecektir. Bizim ülkemizde yatırımcının belini kıran en büyük sorun yüksek vergi maliyetleridir. Devam eden küresel mali krize endeksli dünyada turizm hareketi hız keserken siz hala burnunuzdan kıl aldırmamaya devam ediyorsunuz!
Türk turizmi rahmetli Turgut Özal'dan sonra ilk defa bu hükümet döneminde nefes alır hale gelmiştir. Gerek yatırımlar açısından gerekse KDV'nin yüzde 8'e düşmesi gibi bazı radikal kararların alınmasıyla Ankara'dan umutlanan turizm sektörü böylesi kritik bir dönemde daha fazla ilgi ve destek bekliyor.
Emin olun verdiğinizi fazlasıyla alabileceğiniz tek sektör turizmdir.
Bizim sistemin kaşıkla verip, kepçeyle alma gibi bir yanlışı var!
Kafa yapımızda aynen böyle.
Oysa kaşıkla verdiklerinizi bu sektör size kazanlarla kazandırıyor.
Ama sorun var denince "siz kazanıyorsunuz nasıl olsa durun şimdi" deniliyor.
Bu kafayla ne işsizliği önleriz, ne de ülke ekonomisini ayağa kaldırabiliriz.
Eğer kafamızı kumdan çıkarıp bu meseleyi bir devlet politikası haline getirirsek özellikle turizm sektörü olarak daha fazla kazanan, önü açık bir ülke haline geliriz.
Turizmin çok ciddi avantajları vardır.
Öğreneğin bir ülke sizin ürettiğiniz domatese veya tekstile kota uygulayabilir ama bir ülkeye tatile gidecek bir kişiye sen oraya gidemezsin diyemez onun seyahat özgürlüğünü kısıtlayamazsınız. Bana göre kotası olmayan önemli bir sektördür turizm.
İşte bu noktada fiyat ve kaliteli tesis avantajlarıyla Türkiye şanslı ve avantajlı bir ülkedir. Mühim olan farkı fark edip gerekli tedbirleri almaktır. Türkiye'yi rakipleri ile mücadele edebilir konuma taşıyabilmektir.
Tüm bunları yapıyor olduğumuz vakit, Türkiye'nin bir çok sektörde belki önü kapanır ancak turizmde asla.
Zaten rakiplerimizi zorlayan ve korkutan en belirgin tarafımız da bu olsa gerek.
Sorun çözücülerin ülkemize yatırım yapan herkese eşit mesafede yaklaşması ve artık boş vaatlerden uzak, radikal kararlar alıp çözümler üretmesi lazım.
Bu ülkenin menfaatleri neyi gerektiriyorsa birilerinin artık onu yapıyor olması gerekir.
Eğer bugün Türk turizmi kıt kanat ayakta durabiliyor, tesislerimiz iyi kötü misafir ağırlar durumdaysa bunu tamamen özel sektör gayretleri ve bilakis Türk şirketlerine borçluyuz.
"Nasıl olsa yerden gökten yağmur gibi turist yağıyor, bunlar kazanıyorlar" deyip altın yumurtlayan tavuğu ölüme terk edersek, o zaman bu ülkede daha çok tesisimiz el değiştirir, daha çok tur operatörü ve uçak şirketimiz batar.
Varken değerini bilmek, sahip çıkmak sorunlarını çözmek lazım.
Ülkemizde turizm yatırımı yapan neferler gittikleri devlet kapısında kendilerine üvey evlat muamelesi yapıldığını hissediyor ve bu durumdan son derece rahatsızlar.
Bu rahatsızlık, yeni yatırımların önünü kapattığı gibi bir çok kaynağın yurt dışına kaymasına neden oluyor.
Daha önce otelcilere yazmıştım, "bindiğimiz dalı kesmeyelim" diye...
Evet şimdi devletimize sesleniyorum: Lütfen bindiğimiz dalı kesmeyelim, altın yumurtlayan tavuğumuzun farkına varalım artık!



Okuyucu Yorumları
 Zekeriya Can3.7.2009 - 1:48
 Sayın Yeni,alkollü içecekteki,bir turizm ülkesi için inanılmaz yükseklikteki OTV.yi;devletin gelirleri araştırma ile artacağı sabitken.Bir turizm ülkesi olan Türkiye'de ca.50 kişi kaçak içki yüzünden ölmüşken.Bizim anayasal hakkımız olan can güvenliğimiz ve öğesi problemden kacış olan turizmi bu bela ile karşıkarşıya bırakan hükümet.Bize karşı samimi olsaydı OTV yi rantabl duruma getirirdi.Onun için,hiç kimse devletten beklenti içine girip bu kadar sıkıntı içinde kendilerine ayrı bir stres yaşatmasınlar.Saygılarımla,Zekeriya Can

 Bülent Büyükyiğit29.6.2009 - 16:47
 Kaleminize sağlık....

 turizmde aksam29.6.2009 - 11:3
 Hep yazılarda dile getiriyoruz, neden kimse mavcut hükümete baskı yapmıyor? Antalyada bu kadar vergi rekortmeni var ve kimse sesini yükseltmiyor? Acaba kimse vergi vermiyor mu? Sesimizi yükseltmenin zamanı, kötü günler kapıyı çaldı, bilmem farkında mısınız?