Tanıtma Genel Müdürlüğü Kültür ve Turizm Uzm Yrd. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Emrah Ömer Demir, ekonomik krizle ilgili geniş kapsamlı bir rapor hazırladı. 'Küresel Krizin Turizme Etkisi ve 2009 Yılında Turizm Alanında İzlenmesi Gereken Politikalar" konulu raporu, siz değerli okuyucularımızla paylaşıyoruz:
Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD'de kredi kriziyle başlayan sorunun finans piyasalarına yansıması, mortgage sektöründeki geri dönüşü riskli yapının sekteye uğraması ve subprime olarak adlandırılan 'yüksek riskli krediler'in boyutunun artması global boyutta birçok ekonomiye yansımış ve Dünya'da finansal bir darboğazın eşiğine gelinmiştir.
Küresel bir kriz olarak nitelendirilen bu darboğazın temel nedenleri; mortgage kredilerinin yapısının bozulması, faiz yapısının uyumsuzlaşması, konut fiyatlarındaki balon artışlar, menkul kıymetlerin fonlanmasında yaşanan sıkışıklık, "kredi türev piyasalarının " genişlemesi ve kredi derecelendirme sürecindeki sorunlar olarak özetlenebilir. Kriz dönemlerinde duraklayan iç pazar, gerileyen dış talep ve yüksek faiz koşullarında yatırımcıların, yatırım niyetlerini ertelediği gözlenmektedir.
Küresel kriz her sektörü etkilediği gibi turizm sektörünü de etkilemiştir. Asya-Pasifık Seyahat Birliği (PATA) turizm krizini, "turizm endüstrisini etkileyecek potansiyele sahip doğal ya da insanlar tarafından gerçekleştirilen her türlü felakettir" şeklinde tanımlamaktadır. Bankaların kredi musluğunu kapatması veya kapatmayıp finansman maliyetlerini yükseltmesi, turizmcinin yeni yatırımlara yönelmesini zorlaştırmıştır. Bu bağlamda mikro bazda, turist de gelirinin düşeceğini varsayarak tatil planlarını iptal edecek veya erteleyecektir. Bu da krizden ilk başta kitlesel turizmin etkileneceğini göstermektedir.
Dünyada enflasyon oranlarının yükselmesi, likiditenin daralması, gıda ve konaklama masraflarının artması gibi gelişmeler turizm sektörüne darbe vurabilecek önemli etkenlerin başında gelmektedir.
2008 yılının ilk çeyreğinde yaşanan %5'lik büyümenin akabinde özellikle kuzey yarımküre ülkelerinin turizmi önemli bir durgunluk içerisine girmiştir. Dünya Turizm Örgütü turizm sektöründe kısa dönemde küresel anlamda önemli bir düşüş ve darboğazın olacağı öngörüsünde bulunmaktadır.
Yaklaşan krizin turizm sektöründeki öncelikli habercisi olarak 2008 yılının ilk yarısında turizm sektöründe yavaşlama belirtileri görülmüştür. Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü'ne göre, dünya çapında geçen yıl yaklaşık 900 milyon olan turist sayısının 2008 sonu itibarı ile %4 artması beklenmektedir. Sektörün toplam cirosunun da yıl sonu itibariyle 8 trilyon dolara ulaşacağı, önümüzdeki on yıl içinde ise 15 trilyon dolar olacağı tahmin edilmektedir.
Türkiye'ye en çok turist gönderen Avrupa ülkelerinin küresel kriz nedeniyle durgunluk riski ile karşı karşıya olması, turizm yatırımcılarını temkinli olmaya itmiştir. Teşviğe bağlanan turizm sektörü yatırımlarında geçen yılın aynı dönemine göre nominal bazda yüzde 3'lük bir gerileme yaşanmıştır. Böylece, turizm yatırımlarının toplamda 2007'nin ilk yedi ayında yüzde 5.8 olan payı da 2008'de yüzde 5.6'ya indi. Hazine verilerine göre, 2007'nin ilk yedi ayında turizm toplam tutarı 1 milyar 24 milyon YTL olan 94 proje için teşvik belgesi almışlardır. Bu yılın aynı dönemine ise proje sayısı 86'ya, yatırım tutarı da 992.8 milyon YTL'ye düşmüştür. Bu da bir yıl içerisinde yatırımlarda yüzde 3'lük bir düşüş meydana geldiğini ortaya koymaktadır.
"STR Küresel Hotelbenchmark Araştırması"'nın sonuçlarına göre, 2008'in ilk 5 ayında dünyanın bazı önemli turizm bölgelerinde otel doluluk oranlarında geçen yılın aynı dönemine oranla bir miktar azalma görülmüştür. Bu azalma Asya Pasifik bölgesinde ve ABD'de %2,2 olurken Avrupa'da ise %0,2 oranında gerçekleşmiştir. Ancak raporda yılın geri kalanında doluluk oranlarının daha da düşebileceği vurgulanmaktadır. Avrupa'da ise bu durumdan en fazla etkilenen kent Londra olmuştur.
Aynı araştırmada otelcilik sektörünün oda başına elde edilen gelir açısından performansına bakıldığında halen Ortadoğu bölgesinin önde olduğu görülmektedir. Bu bölgede oda başına elde edilen gelir geçen yılın aynı dönemine oranla %21 artarak 140 dolar seviyesine ulaşmıştır. Bu rakam Avrupa'da %16,7'lik artışla 111 dolara, ABD'de %2,2'lik artışla 65 dolara, Orta ve Güney Amerika'da %21,4'lük artışla 88 dolara, Asya Pasifik bölgesinde ise %14,5'lik artışla 102 dolara çıktığı görülmektedir.
ABD'nin finans sektöründen başlayarak dünyaya yayılan ve diğer sektörleri de etkisi altına almaya başlayan küresel kriz karşısında, turizm ve otelcilik sektöründe faaliyet gösteren kuruluşların, yenilikçi hizmetlere odaklanarak gelir düzeylerini artırmaları ve nakit akışlarını güçlü tutmaları gerekmektedir. Ülkemiz de bu gelişmeleri dikkate almak durumundadır. Bu bakımdan sektörde faaliyet gösteren kuruluşlarımızın yol haritalarını küresel gelişmelere göre belirlemesi, değer yaratan yenilikçi hizmetlere ve üst segmentlere odaklanması ve maliyetleri azaltıcı çalışmalar içerisine girmeleri gerekmektedir. Bunu yapabilen şirketlerin rekabet gücü artacak ve yeni fırsatlar yakalayabileceklerdir.
Bu tip küresel krizlerde kayıpları telafi edecek bazı dinamikler vardır. Örneğin, AB'de, birçok ailenin bütçesinde ucuz kitle turizmine yer vermeye başlaması bunlardan biridir. Krizle gerilmiş aileler, görece ucuz kum-deniz-güneş ile teselli bulmayı seçebilirler, hatta AB'de yaşamak yerine Türkiye'de ucuz otellerde yaşamak alternatif bir seçenek haline bile gelebilir. İkinci telafi edici unsur; Avro fiyatlarında 2 TL'ye doğru yükseliştir. Bu, paket satıcıları için TL cinsinden ele daha fazla TL geçmesi anlamına gelmektedir. Dolayısıyla fiyatları aşağı çekme imkanı ortaya çıkmaktadır. Bu durumun etkili bir tanıtımla beslenmesi halinde ise krizden minimum etki ile çıkmak mümkün olabilecektir.
Dünya çapındaki uluslararası spor müsabakaları on binlerce seyirciyi etkinliğin düzenlendiği şehirlere çekmektedir. Bu organizasyonlar, organizasyona ev sahipliği yapan ülkelerin tanıtımına ve ekonomisine ciddi katkılar sağlamaktadır. Bu anlamda, Haziran ayında Avusturya ve İsviçre'nin ev sahipliğinde gerçekleşen Avrupa Futbol Şampiyonası, Eylül'de Singapur'da gerçekleşen ve Formula 1 tarihinde ilk gece yarışı olma özelliğine sahip Formula 1 Grand Prix'si ve 2008 yılının en büyük spor etkinliği Pekin'de gerçekleşen Olimpiyat Oyunları ev sahibi ülkelere önemli kayda değer önemli getiriler sağlamıştır. Örneğin Çin olimpiyatlar öncesinde yapmış olduğu etkin tanıtım ve pazarlama stratejileri sayesinde 40 milyar doların üzerinde bir gelir elde etmiştir ki bu günümüz dünyasında bir ülkenin ekonomik dinamiklerini çok net bir biçimde tetikleyebilecek bir rakamdır. Bu tip büyük spor organizasyonlarının ülkemizde düzenlenmesi özellikle kriz dönemlerinde ekonomik açıdan ivmelendirici bir etken olacaktır.
Ülkemiz açısından lokal bazda bakıldığında ise kriz öncesi dönem ve kriz döneminde ülkemizdeki turizm yatırımlarının, bölgesel ve türsel eğilimlerinin değiştiği görülmektedir. 2007'nin ilk yedi ayında Antalya'nın toplam yatırımlarda yüzde 27 olan payının 2008'de yüzde 36.5'a çıktığı, bu ildeki yatırım tutarının da yüzde 30 dolayında artış gösterdiği belirlenmiştir. Güney'in ikinci büyük coğrafyası Muğla'ya yönelik yatırımların ise 2008'de hız kestiği dikkati çekmiş olup; Muğla'ya 2007'nin ilk yedi ayında 128 milyon YTL'lik 12 proje teşviğe bağlanırken, 2008'in aynı döneminde toplam tutarı 49 milyon YTL olan 12 proje için teşvik belgesi alınmıştır. Böylece toplam turizm yatırımlarında Muğla'nın payı yüzde 12.5'ten yüzde 5'e gerilemiştir. Bu gelişmelerle kum-deniz-güneş turizmine odaklanmış Antalya ve Muğla'nın yatırımlarda toplam yüzde 40'lık paylarını koruduğu gözlenmiştir. Bu yatırımların ise yine kitle turizmine dönük "ucuz turizm" yatırımları olması nedeniyle turizmin geleceği adına fazla sevindirici ve umut verici olmadığı aşikârdır. Turizm yatırımlarında İstanbul'a ilgi ise ivmesini korumaktadır. 2007'nin ilk yedi ayında 10 projeyle 158 milyon YTL'lik yatırım öngörülen İstanbul, 2008'de bu yatırımı 180 milyon YTL'ye, toplamdaki payını da yüzde 15,4'ten yüzde 18'e çıkarmıştır. Kültür, kongre, kruvaziyer gibi yüksek katma değerli turizm çeşitlerini temsil eden İstanbul turizminde yatırımların payının artmasının ülkemiz turizmi açısından olumlu bir gelişme olarak görülmelidir . Turizmde toplam yatırımlarda Antalya, Muğla ve İstanbul olmak üzere üç il yüzde 60'a yakın pay almaktadır. Kalan yüzde 40'lık pay genellikle kent otel yatırımları ve termal yatırımların yer aldığı illere dağılmaktadır. 2007'de ve 2008'de İzmir, Denizli, Nevşehir, Ankara, Bolu, Afyon, Adana, Aydın, Balıkesir, Yozgat, Malatya, Konya, Şanlıurfa dikkate değer turizm yatırımı çeken illerimiz olmuştur.
Türkiye turizminin küresel ekonomik kriz karşısındaki izleyeceği strateji çok önemli bir husustur. Bu bağlamda ülkeye giriş yapan turist sayısından ziyade çok gelir getiren üst segmentlere odaklanmış turisti ülkeye çekmek önem kazanmıştır. Hizmet kalitesini, müşteri memnuniyetini ve yenilikçiliği ön plana çıkarmak, maliyetleri azaltırken gelir kaynaklarını artırarak geliri azami düzeye getirmek ve nakit akışını sağlam tutmak krizden asgari kayıpla ve hatta karla çıkmak açısından son derece önemlidir. Sektörde doğru stratejileri izleyen, vizyonunu geniş tutan, orta - uzun vadeli planlar yapan ve rekabet gücünü yüksek tutabilen kuruluşlar, kriz sonrası durgunluktan çıkma dönemi geldiğinde ortaya çıkacak imkan ve fırsatlardan daha iyi yararlanabilecekler ve belki de krizi lehlerine çevirebileceklerdir.
Bunun için sektördeki tüm kurumların bir araya gelip ortak bir tutum sergilemesi gerekmektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı, TÜRSAB, TÜROFED, TYD, TUREB ve bunun gibi sektörün gidişatına yön veren kurumların temsilcileri bu krizi iyi değerlendirmeli ve işbirliği içinde olmalıdır.
Tanıtma Genel Müdürlüğü
Kültür ve Turizm Uzman Yrd.
E.Ömer DEMİR
|