www.boyut.com.tr  4/7/2009   Toplam Okuyucu: 30114207 |  Bugünkü Okuyucu: 8486 | On-Line: 108 |  Son Güncelleme: 09:37
 
   
 
• Favorilerime Ekle
• Turizmde Kim Kimdir?
reklam
Google
turizmdebusabah
Web

<<< TURİZMDEBUSABAH.COM ANA SAYFA  
Yazıcıya Gönder    Haberi Gönder Yorum Yaz
24.11.2008 17:29
 

Kriz ortamında sektöre güç birliği çağrısı

Tanıtma Genel Müdürlüğü, küresel krizin turizme etkisini ve 2009 yılında turizm alanında izlenmesi gereken politikaları hazırladığı bir raporla analiz etti. Raporda, sektördeki kurumların kriz ortamında bir araya gelip ortak bir tutum sergilemesi gerektiği vurgulandı.

Resimleri büyütmek için üzerine tıklayabilirsiniz.
[]
[]
     



Tanıtma Genel Müdürlüğü Kültür ve Turizm Uzm Yrd. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Emrah Ömer Demir, ekonomik krizle ilgili geniş kapsamlı bir rapor hazırladı. 'Küresel Krizin Turizme Etkisi ve 2009 Yılında Turizm Alanında İzlenmesi Gereken Politikalar" konulu raporu, siz değerli okuyucularımızla paylaşıyoruz:


Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD'de kredi kriziyle başlayan sorunun finans piyasalarına yansıması, mortgage sektöründeki geri dönüşü riskli yapının sekteye uğraması ve subprime olarak adlandırılan 'yüksek riskli krediler'in boyutunun artması global boyutta birçok ekonomiye yansımış ve Dünya'da finansal bir darboğazın eşiğine gelinmiştir.

Küresel bir kriz olarak nitelendirilen bu darboğazın temel nedenleri; mortgage kredilerinin yapısının bozulması, faiz yapısının uyumsuzlaşması, konut fiyatlarındaki balon artışlar, menkul kıymetlerin fonlanmasında yaşanan sıkışıklık, "kredi türev piyasalarının " genişlemesi ve kredi derecelendirme sürecindeki sorunlar olarak özetlenebilir. Kriz dönemlerinde duraklayan iç pazar, gerileyen dış talep ve yüksek faiz koşullarında yatırımcıların, yatırım niyetlerini ertelediği gözlenmektedir.

Küresel kriz her sektörü etkilediği gibi turizm sektörünü de etkilemiştir. Asya-Pasifık Seyahat Birliği (PATA) turizm krizini, "turizm endüstrisini etkileyecek potansiyele sahip doğal ya da insanlar tarafından gerçekleştirilen her türlü felakettir" şeklinde tanımlamaktadır. Bankaların kredi musluğunu kapatması veya kapatmayıp finansman maliyetlerini yükseltmesi, turizmcinin yeni yatırımlara yönelmesini zorlaştırmıştır. Bu bağlamda mikro bazda, turist de gelirinin düşeceğini varsayarak tatil planlarını iptal edecek veya erteleyecektir. Bu da krizden ilk başta kitlesel turizmin etkileneceğini göstermektedir.

Dünyada enflasyon oranlarının yükselmesi, likiditenin daralması, gıda ve konaklama masraflarının artması gibi gelişmeler turizm sektörüne darbe vurabilecek önemli etkenlerin başında gelmektedir.

2008 yılının ilk çeyreğinde yaşanan %5'lik büyümenin akabinde özellikle kuzey yarımküre ülkelerinin turizmi önemli bir durgunluk içerisine girmiştir. Dünya Turizm Örgütü turizm sektöründe kısa dönemde küresel anlamda önemli bir düşüş ve darboğazın olacağı öngörüsünde bulunmaktadır.

Yaklaşan krizin turizm sektöründeki öncelikli habercisi olarak 2008 yılının ilk yarısında turizm sektöründe yavaşlama belirtileri görülmüştür. Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü'ne göre, dünya çapında geçen yıl yaklaşık 900 milyon olan turist sayısının 2008 sonu itibarı ile %4 artması beklenmektedir. Sektörün toplam cirosunun da yıl sonu itibariyle 8 trilyon dolara ulaşacağı, önümüzdeki on yıl içinde ise 15 trilyon dolar olacağı tahmin edilmektedir.

Türkiye'ye en çok turist gönderen Avrupa ülkelerinin küresel kriz nedeniyle durgunluk riski ile karşı karşıya olması, turizm yatırımcılarını temkinli olmaya itmiştir. Teşviğe bağlanan turizm sektörü yatırımlarında geçen yılın aynı dönemine göre nominal bazda yüzde 3'lük bir gerileme yaşanmıştır. Böylece, turizm yatırımlarının toplamda 2007'nin ilk yedi ayında yüzde 5.8 olan payı da 2008'de yüzde 5.6'ya indi. Hazine verilerine göre, 2007'nin ilk yedi ayında turizm toplam tutarı 1 milyar 24 milyon YTL olan 94 proje için teşvik belgesi almışlardır. Bu yılın aynı dönemine ise proje sayısı 86'ya, yatırım tutarı da 992.8 milyon YTL'ye düşmüştür. Bu da bir yıl içerisinde yatırımlarda yüzde 3'lük bir düşüş meydana geldiğini ortaya koymaktadır.

"STR Küresel Hotelbenchmark Araştırması"'nın sonuçlarına göre, 2008'in ilk 5 ayında dünyanın bazı önemli turizm bölgelerinde otel doluluk oranlarında geçen yılın aynı dönemine oranla bir miktar azalma görülmüştür. Bu azalma Asya Pasifik bölgesinde ve ABD'de %2,2 olurken Avrupa'da ise %0,2 oranında gerçekleşmiştir. Ancak raporda yılın geri kalanında doluluk oranlarının daha da düşebileceği vurgulanmaktadır. Avrupa'da ise bu durumdan en fazla etkilenen kent Londra olmuştur.

Aynı araştırmada otelcilik sektörünün oda başına elde edilen gelir açısından performansına bakıldığında halen Ortadoğu bölgesinin önde olduğu görülmektedir. Bu bölgede oda başına elde edilen gelir geçen yılın aynı dönemine oranla %21 artarak 140 dolar seviyesine ulaşmıştır. Bu rakam Avrupa'da %16,7'lik artışla 111 dolara, ABD'de %2,2'lik artışla 65 dolara, Orta ve Güney Amerika'da %21,4'lük artışla 88 dolara, Asya Pasifik bölgesinde ise %14,5'lik artışla 102 dolara çıktığı görülmektedir.

ABD'nin finans sektöründen başlayarak dünyaya yayılan ve diğer sektörleri de etkisi altına almaya başlayan küresel kriz karşısında, turizm ve otelcilik sektöründe faaliyet gösteren kuruluşların, yenilikçi hizmetlere odaklanarak gelir düzeylerini artırmaları ve nakit akışlarını güçlü tutmaları gerekmektedir. Ülkemiz de bu gelişmeleri dikkate almak durumundadır. Bu bakımdan sektörde faaliyet gösteren kuruluşlarımızın yol haritalarını küresel gelişmelere göre belirlemesi, değer yaratan yenilikçi hizmetlere ve üst segmentlere odaklanması ve maliyetleri azaltıcı çalışmalar içerisine girmeleri gerekmektedir. Bunu yapabilen şirketlerin rekabet gücü artacak ve yeni fırsatlar yakalayabileceklerdir.

Bu tip küresel krizlerde kayıpları telafi edecek bazı dinamikler vardır. Örneğin, AB'de, birçok ailenin bütçesinde ucuz kitle turizmine yer vermeye başlaması bunlardan biridir. Krizle gerilmiş aileler, görece ucuz kum-deniz-güneş ile teselli bulmayı seçebilirler, hatta AB'de yaşamak yerine Türkiye'de ucuz otellerde yaşamak alternatif bir seçenek haline bile gelebilir. İkinci telafi edici unsur; Avro fiyatlarında 2 TL'ye doğru yükseliştir. Bu, paket satıcıları için TL cinsinden ele daha fazla TL geçmesi anlamına gelmektedir. Dolayısıyla fiyatları aşağı çekme imkanı ortaya çıkmaktadır. Bu durumun etkili bir tanıtımla beslenmesi halinde ise krizden minimum etki ile çıkmak mümkün olabilecektir.

Dünya çapındaki uluslararası spor müsabakaları on binlerce seyirciyi etkinliğin düzenlendiği şehirlere çekmektedir. Bu organizasyonlar, organizasyona ev sahipliği yapan ülkelerin tanıtımına ve ekonomisine ciddi katkılar sağlamaktadır. Bu anlamda, Haziran ayında Avusturya ve İsviçre'nin ev sahipliğinde gerçekleşen Avrupa Futbol Şampiyonası, Eylül'de Singapur'da gerçekleşen ve Formula 1 tarihinde ilk gece yarışı olma özelliğine sahip Formula 1 Grand Prix'si ve 2008 yılının en büyük spor etkinliği Pekin'de gerçekleşen Olimpiyat Oyunları ev sahibi ülkelere önemli kayda değer önemli getiriler sağlamıştır. Örneğin Çin olimpiyatlar öncesinde yapmış olduğu etkin tanıtım ve pazarlama stratejileri sayesinde 40 milyar doların üzerinde bir gelir elde etmiştir ki bu günümüz dünyasında bir ülkenin ekonomik dinamiklerini çok net bir biçimde tetikleyebilecek bir rakamdır. Bu tip büyük spor organizasyonlarının ülkemizde düzenlenmesi özellikle kriz dönemlerinde ekonomik açıdan ivmelendirici bir etken olacaktır.
Ülkemiz açısından lokal bazda bakıldığında ise kriz öncesi dönem ve kriz döneminde ülkemizdeki turizm yatırımlarının, bölgesel ve türsel eğilimlerinin değiştiği görülmektedir. 2007'nin ilk yedi ayında Antalya'nın toplam yatırımlarda yüzde 27 olan payının 2008'de yüzde 36.5'a çıktığı, bu ildeki yatırım tutarının da yüzde 30 dolayında artış gösterdiği belirlenmiştir. Güney'in ikinci büyük coğrafyası Muğla'ya yönelik yatırımların ise 2008'de hız kestiği dikkati çekmiş olup; Muğla'ya 2007'nin ilk yedi ayında 128 milyon YTL'lik 12 proje teşviğe bağlanırken, 2008'in aynı döneminde toplam tutarı 49 milyon YTL olan 12 proje için teşvik belgesi alınmıştır. Böylece toplam turizm yatırımlarında Muğla'nın payı yüzde 12.5'ten yüzde 5'e gerilemiştir. Bu gelişmelerle kum-deniz-güneş turizmine odaklanmış Antalya ve Muğla'nın yatırımlarda toplam yüzde 40'lık paylarını koruduğu gözlenmiştir. Bu yatırımların ise yine kitle turizmine dönük "ucuz turizm" yatırımları olması nedeniyle turizmin geleceği adına fazla sevindirici ve umut verici olmadığı aşikârdır. Turizm yatırımlarında İstanbul'a ilgi ise ivmesini korumaktadır. 2007'nin ilk yedi ayında 10 projeyle 158 milyon YTL'lik yatırım öngörülen İstanbul, 2008'de bu yatırımı 180 milyon YTL'ye, toplamdaki payını da yüzde 15,4'ten yüzde 18'e çıkarmıştır. Kültür, kongre, kruvaziyer gibi yüksek katma değerli turizm çeşitlerini temsil eden İstanbul turizminde yatırımların payının artmasının ülkemiz turizmi açısından olumlu bir gelişme olarak görülmelidir . Turizmde toplam yatırımlarda Antalya, Muğla ve İstanbul olmak üzere üç il yüzde 60'a yakın pay almaktadır. Kalan yüzde 40'lık pay genellikle kent otel yatırımları ve termal yatırımların yer aldığı illere dağılmaktadır. 2007'de ve 2008'de İzmir, Denizli, Nevşehir, Ankara, Bolu, Afyon, Adana, Aydın, Balıkesir, Yozgat, Malatya, Konya, Şanlıurfa dikkate değer turizm yatırımı çeken illerimiz olmuştur.
Türkiye turizminin küresel ekonomik kriz karşısındaki izleyeceği strateji çok önemli bir husustur. Bu bağlamda ülkeye giriş yapan turist sayısından ziyade çok gelir getiren üst segmentlere odaklanmış turisti ülkeye çekmek önem kazanmıştır. Hizmet kalitesini, müşteri memnuniyetini ve yenilikçiliği ön plana çıkarmak, maliyetleri azaltırken gelir kaynaklarını artırarak geliri azami düzeye getirmek ve nakit akışını sağlam tutmak krizden asgari kayıpla ve hatta karla çıkmak açısından son derece önemlidir. Sektörde doğru stratejileri izleyen, vizyonunu geniş tutan, orta - uzun vadeli planlar yapan ve rekabet gücünü yüksek tutabilen kuruluşlar, kriz sonrası durgunluktan çıkma dönemi geldiğinde ortaya çıkacak imkan ve fırsatlardan daha iyi yararlanabilecekler ve belki de krizi lehlerine çevirebileceklerdir.

Bunun için sektördeki tüm kurumların bir araya gelip ortak bir tutum sergilemesi gerekmektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı, TÜRSAB, TÜROFED, TYD, TUREB ve bunun gibi sektörün gidişatına yön veren kurumların temsilcileri bu krizi iyi değerlendirmeli ve işbirliği içinde olmalıdır.

Tanıtma Genel Müdürlüğü
Kültür ve Turizm Uzman Yrd.
E.Ömer DEMİR











Okuyucu Yorumları
 Şafak KURU30.12.2008 - 15:1
 BİRLİKTEN KUVVET DOĞAR Her yıl olduğu gibi bu yılda Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğü'nün 27 Aralık Cumartesi günü Ankara'da Danışma Kurulu toplantısı düzenledi. Bu toplantıdan amaç Ülkenin bir yıl içinde sektördeki gelişmeler masaya yatırılır. Gelecek yıl içinde yapılması gerekenler görüşülür. Bunun içinde sektörün sorunlarını bilen sivil toplum kuruluşları olan TÜRSAB, TÜROFED, TYD, TUREB in görüşlerine baş vurmak için davet edilir. Sektör temsilcileri konu hakkındaki görüşlerini iletir. Bağlı bulundukları Bakanlık bunları kayda alır yeni yılda bunları değerlendirir. Turizmcinin ve ülkenin geleceği için elinden geleni yapmaya çalışır. Tam böyle önemli ve hassas olan bir ortamda Basında çıkan haberlere bakın; “TUROB Başkanı Timur Bayındır ile Başkan Yardımcısı Osman Öztürk, TUROFED Yönetim Kurulu üyeliklerinden istifa etti.” “Toplantıya TUROB’ UN çağrılmasını protesto eden TÜROFED, Maliye Bakanlığı yetkililerinin de hazır bulunduğu Danışma Kurulu'na katılmadı.” TUROP Başkanı Sn. Timur Bayındır, eski bir Turizm Duayeni olarak belki haklı olabilir veya olmaya bilir. TÜROFET Başkanı sanki misilleme yaparcasına Tanıtma Genel Müdürü Sn. Cumhur Güven TAŞBAŞI’ nın tüm davetlerine,aramalarına rağmen toplantıya katılmaması, telefonlara cevap vermemesine ne demeli. Yapmayın beyler yazıktır günahtır. Böyle bir ortamda bu tür davranışlar sektörü yıpratır. Hiçbir sonuca varamazsınız. Biliyorsunuz ki; Yıllardır, Kültür ve Turizm Bakanlığı, TOBB, büyük sermaye grubu olan Otelcilerin bir çatı altında buluşmasını istemez. Bunların altında yatan gerçekleri hepiniz bilirsiniz. Bunu bile bile hiçbir zaman birlik olmayı başaramayacak mısınız? Tüm Bölgelerin Turizm sorunlarına konularına hakim olması tekelden yürütülemeyeceği bir gerçektir. En güzel olanı tüm örgütlerin bir çatı altında birlikte hareket edilmesidir. Bunun içinde, sorunlara çözüm üretmek daha doğrudur. Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğü Kültür ve Turizm Uzman Yrd.Sn. E.Ömer DEMİR’İN yazdığı Raporu okumanızı sağlık veririm. Bunun için sektördeki tüm kurumların bir araya gelip ortak bir tutum sergilemesi gerekmektedir. Ne demiş atalarımız Birlikten kuvvet doğar… Alanya-30 Aralık 2008 Şafak KURU Turizm Danışmanı-Yazarı Turizm Forumu Genel Yayın Yönetmeni

 hasan tahsın27.12.2008 - 21:3
 dunyanin ve turkiyenin icinde bulundugu durumu ozellikle turizm acisindan anlatan guzel bir yazi. ancak oneriler bilinenin otesine gecememis. yillardir konustugumuz konular. oneriler genel degil daha somut olmaliydi. Omer bey belki boyle bir calismayi da hazirlanmaktadir. merakla bekliyorum. saygilarimla

 ghislain sireilles17.12.2008 - 15:9
 Sayin Omer Bey Yazdiklarinizi ilgi ile okudum ve tebrik ederim. Nitekim 25 sene sonra Quantity degil Quality oldugunu bakanlik anlamis durumda, ama gel gelelim yapilan hcibirsey yok ayni tas ayni hamam misali yatirimlar ayni, kisiler belli,birtek kriz zamanlarinda Korfez savasi gibi konusmalari gecmektedir boyle dusuncelerin ama isleme gelince zamanla hersey unutuluyor.Elimizdeki cevherlerin degerini yitirdik,Bodrumlar, Marmarisler,Oludenizler,Antalyalar gitti bunlari geri getirmek imkansiz, hukumet arazilerinede biseyler yapmak isteyenler belli basli insanlara verileceginden dolayi yeni acilacak alanlarda maalesef ayni huzumete ugrayacak..Kriz one krizi biz onlemlerimizi aldik diyen Sayin Basbakanin cumlesi degilmidir...Saygilarimla

 ali semerci28.11.2008 - 11:59
 Bu ve benzeri raporların sektöre ışık tutacağını düşünmekteyim, farklı çözüm önerileri ışığında yeni tahlillerinizi okumak isterim.

 ayşegül uzun27.11.2008 - 9:59
 Sayın Emrah Ömer Demir, Bakanlıklarımızda böyle güncel olayları takip eden, klasik memur anlayışından uzak, aktif çalışan insanları görmek çok güzel. Yaptığınız doğru tespitler, yorumlar için teşekkürler. Sizin gibi insanlar sayesinde ülkemizin yakın gelecekte turizmde önemli bir yere geleceğine inancımız artmakta.

 Cengiz ADIVAR27.11.2008 - 9:57
 Tesbitler çok yerinde olmuş, Bakanlığın bu ve benzeri çalışmalar yapması ülkemiz turizmi açısından son derece önemli.Teşekkürler..

 Mehmet Demircioğlu27.11.2008 - 1:37
 Şimdi biri çıkıp derse "Türk Bürokrasisi hantal" ya da "Türk Bürokratı Çalışmıyor" derse işte bu yazı ona şamar gibi bir cevap olur herhalde. Her gün okula, işe ya da evimize giderken gördüğümüz o koca devlet daireleri her zaman "boş işler" ya da "kırtasiyecilik" yapılmıyor. yazıda sayın Ömer Demir'in de belirttii gibi genellikle kriz ortamlarında sözümona tedbir diye kısılan musluklar belkide en çok turizm sektörünü etkileyecek ama sayın Demir ve benzeri bürokratlarımız oldukça milletçe rahat bir nefes alabiliriz. Okuduğum bölümümün de etkisi ve de sorumlu bir vatandaş bilinciyle bu güne kadar turizm politikalarıyla yakından ilgilenmekteyim. Kimileri için sadece yurt dışında yapılan iki fuara katılmak ya da bir kaç afiş basıp billboardlara asmak gibi görülse de Tanıtma Genel Müdürlüğü'nün turizmin gelişimi ve ülkemizin yurt dışında doğru ve efektif tanıtımı için yaptıkları takdire değer. Sayın Demir ve çalışma arkadaşlarına gösterdikleri bu özverili çalışmadan dolayı tebriklerimi sunmak isterim. Zira bu gün Turizm Bakanlığı Personeline sunulan maddi ve manevi olanaklar gereğinden çok çok az olsada bu zor şartlar içinde bu ve bunun gibi çalışma ve analizlerle, milletçe zor anlar yaşadığımız bu günlerde elimizi taşın altına koyma isteğimizi bir ölçüde olsa artırıyor. Teşekkürler Turizm Bakanlığı, teşekkürler Tanıtma Genel Müdürlüğü teşekkürler Emrah Ömer Demir... Sizler oldukça bizler daha bi umutla yarınlara bakabiliyor, içimizdeki çalışma iisteğini daha da artırıyoruz... Mehmet DEMİRCİOĞLU Orta Doğu Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü

 Yavuz DILMEN25.11.2008 - 13:21
 Sayin Erhan Omer DEMIR , Bakanligimizin onculugunde OZBI olarak biz de calismalara katilmak ve kriz ortaminda - OZBI 'nin sivil toplum kuruluslari icinde onemli bir km tasi olmasi nedeniyle - sektor icinde bir araya gelip ortak bir tutum sergilenmesi dogrultusunda belirleyici olmak isteriz . Yavuz DILMEN OZBI Koordinatoru

 Halil Er25.11.2008 - 9:46
 Tespitler çok yerinde olmuş.Bakanlığın bu konuda öncü olması gerekiyor. Ayrıca bu yeni kadroları görmek gelecek için umut veriyor. Yeni çalışmalarınızı bekliyoruz Emrah Bey.

 Tayfun Bulut24.11.2008 - 20:44
 Türizmin ekonomik sosyal kültürel önemini bilerek yapılan çalışmaları,bu yazıyı okuyarak daha bilinçli oldugu kanaatine vardım..dünyada turizm gelirlerinde daha üst yerlerde olmamız gerektiğini düşünmekteyim.doğanın bahşettiği güzellikleri ve kültürel zenginliklerimizi vatandaşları bilinçlendirerek doğayı ve kültürü koruyarak daha da üst seviyeye çıkartabiliriz..