Demokrasinin ilk bakışta; turizm ekonomisinden beklentileri yüksek olmayan ülkelerde de gerçekleştiğine ilişkin, çok sayıda örnek verilebilir. Örneğin; Japonya bir turizm ülkesi değil.
Doğrusu demokrasi turizm olmadan gelişir. Ama turizmin; demokrasi dışı rejimlerle yönetilen ülkelerde, gelişmesinden söz konusu edilemiyor artık.
Günümüzden yarım yüzyıl öncesinde bu yöntemleri deneyen ülkeler olmadı değil. Aralarında Türkiye de var bunların.
Yine bir örnek verelim: Türkiye'de Turizm ve Tanıtma Bakanlığının kuruluşu (1957), İspanya'dan 5 yıl öncesine dayanıyor.Türkiye ve İspanya'nın o dönemlerde bir kaç yıllık farkla, demokrasi dışı rejimlerle yönetildiklerini unutmayalım. İspanya'nın en başarılı yılları demokrasiye geçişinden sonradır.
Polisiye önlemlerle turizmin geliştirilerek,korunması söz konusu olsaydı, aralarında yeni AB'li eski COMECON üyelerinin bulunduğu, bir çok ülke bugün turizmde rekor üstüne rekor kırarlardı. Gelin görün ki, hayat zorlamayı onaylamıyor. Demokrasi bir yöntemin ötesinde, yaşam biçimi olarak karşımıza çıkıyor.
Turistlere çağdaş görünerek, emeğe saygısızlık etmenin; demokrasilerde rastlanan bir tutum olmadığını görmeliyiz. Çifte standart turizmcilerin standartlarını aşağı çekmenin ötesinde hiç bir işe yaramıyor.
Taksim'de gösterilere izin verilmesini istemeyenler, kendilerini turizm adına konuşacak ölçüde yetkili gördüklerinde, bu yaklaşıma "neden" sorusunu yöneltemeyen diğer turizmcilerin; 1 Mayıs 2008 günü yapılanların sektöre verdiği zararı sorgulamaya hakları var mıdır? Doğrusu kestirmek oldukça güç.
1 Mayıs günü göstericilerle ilgisi olmayan, gördükleri karşısında şaşkınlıktan nereye gideceklerini kestiremeyen, yabancılara defalarca "tahta" sopalarla vurulması, bana kişisel olarak karşı çıktığım, ayakbastı parasını anımsattı.
Biz bir yandan gizlice zam yapılan, ayakbastı parasına karşı çıkarken, kimileri de yükseltilen ayakbastı parası yetmez, bir de ayakbastı sopasını hazırlıyorlarmış meğer..Şimdi korkum; gelecek 1 Mayıs'ta bu ayakbastı parasına da zam yapılması olasılığı. Ayakbastı zammına karşın gelmeyi sürdüren turistlere, istermisiniz, bu kez ayakbastı sopasının yanında, zamlı tarifeden, boyalı ve tazyikli su ile biber gazı uygulansın?
Ayakbastıdan söz edince aklıma geldi..
Geçtiğimiz günlerde bu vergi birden bire, önceki yıla göre yaklaşık yüzde kırk zamlandı. Kamu açıklarını kapatmak için arttırıldığını düşünüyorsunuz değil mi? Hayır terminal işletmecileriyle yapılan, Yap,İşlet,Devret sözleşmelerine göre, arttırılan miktar da işletmeci kuruluşlara ödenmek zorunda.
İşletmeciler içinde en fazla havalimanı terminaline sahip olan şirketin, Atatürk Havalimanındaki güvenlik uygulamasına ilişkin eleştirileri okuyunca, hükümetin aldığı zam kararına küçük bir destek vermeyi istemiş olamazlar mı, diye düşündüm.
Habere göre; tesettürli yolcular aranmıyorlarmış. Başı açık kadınlara ise güvenlik "prosedürü" hiç tavizsiz uygulanıyormuş.
Birden aklıma geldi. İşletmeci şirketin hükümete destek vermek gibi bir amacı olamazdı. Böyle olsaydı; önce gelen turistleri tahta sopalarla karşılar, sonra biber gazı sıkarlardı. Bu anlamda bir yakınma duyulmadığına göre; sadece; ekonomi çok iyi durumda, AKP' nin 5,5 yıllık iktidarı döneminde yaptıkları,önümüzdeki dönemde yapacaklarının güvencesidir, diyererek örtülü destek verirler diye düşündüm. Allahtan her şey yolunda on yıl sonrasını rahatlıkla görüyoruz, anlamına geelcek demeçler vermediler. Böylesi inanın; sopadan da biber gazından da daha ağır oluyor çünkü.
Bilmem, doğru düşünüyor muyum?
|