Batı Karadeniz'in turizm potansiyeli olan illeri içinde 2003 sosyo-ekonomik gelişme sıralamasında, 81 il arasında Karabük 27'nci , Kastamonu 51, Bartın 55, Sinop 57'nci sırada yer alıyor.
Batı Karadeniz illeri, birçok Doğu ve G.Doğu illerinden farklı değil. İllerin milli gelire katkıları açısından Karabük bölgesi Urfa-D.Bakır bölgesinin gerisinde kalırken Kastamonu bölgesi, Erzurum çevresi ile aynı durumda.
Kişi başına gelir açısından Batı Karadeniz illeri Türkiye ortalamasının altında kalırken birçok Doğu ve G.Doğu illeri ile aynı kaderi paylaşıyorlar.
Mevcut yatırımları teşvik sistemi, bölgesel eşitsizlikleri daraltmaya pek yaramıyor. 2001 yılı kişi başına geliri 1500 doların altında kalan 50 dolayındaki ilin tamamını Kalkınmada Öncelikli İl ilan eden yaklaşım, Hakkari'den Düzce'ye kadar aynı teşvikleri verdiği için , yatırım yeri seçiminde tercih Düzce'ye oldu. Düzce'den öteye ne Batı Karadeniz illeri, ne de Doğusu yatırım çekemedi
2002-2006 döneminde İstanbul tek başına teşvikli yatırımların yüzde 23'e yakınını çekerken Batı Karadeniz'de sadece Zonguldak ve Düzce küçük paylar alabildiler. Diğer illerin payı çok düşük kaldı.
Tarım ve madencilikle geçinen nüfus, bu sektörlerdeki gerileme ile birlikte göçe zorlandı. Ağırlıkla İstanbul ve çevresine göç yaşandı. En çok göç veren 64 ilin ilk 5'ine Batı Karadeniz'den 3 il giriyor. Göçte en önemli etken geçim.
Batı Karadeniz'deki bazı illerin önemli ekoturizm ve kıyı turizm potansiyelleri olmasına karşın bugüne kadar alınmış yol çok sınırlı. Konaklama çok yetersiz. Batı Karadeniz'de turizm işletme belgeli 29 tesis var ve bunların yatak sayısı bin 861. Yatırım belgeli tesis sayısı ise 7 ve yatak sayıları 955. Böylece 4 ilin yatak sayısı 3 bine doğru ilerliyor. Türkiye'deki toplam belgeli yatak sayısının 783 bin olduğu anımsandığında Bölgenin bu avantajı açısından da büyük ihmale uğradığı söylenebilir.
NELER YAPILABİLİR?
Batı Karadeniz'in birçok ilinde, zengin doğal kaynaklar kullanılarak, sürdürülebilirlik ilkesine bağlı kalarak ve biyolojik çeşitliliği dikkate alarak eko turizm projeleri geliştirilebilir.
Bölgede doğaya uygun yerel mimariyi yansıtan yapılaşma, pansiyonculuk, agro-turizm, el sanatları, yöreye özgü atölyelerin gelişimi özendirilebilir.
Şile- Akçakoca- Amasra- Cide- Çaylıoğlu ve Sinop yerleşmelerinde yer alan balıkçı barınakları yatları kabul edebilecek şekilde yenilenebilir, marina,balıkçı köyü kavramı çerçevesinde gelişimi sağlanabilir.
Bu koridor, İstanbullu ve Ankaralılar için bir destinasyon haline getirilebilir.
Koridor boyunca yer alan orman içi dinlenme tesisleri gibi alanlarda karavan,çadır kamping olanakları kullanılarak düzenlemeler yapılabilir.
Butik otel,pansiyon,kırsal turizm tesisleri geliştirilebilir
Bu çabalar, bölgede 12 aya yayılan başlangıçta iç turizmi, giderek dış turizmi hedefleyen bir perspektifle geliştirilebilir.
Bölgedeki turistik girişimler nitelikli, niteliksiz işgücünün gelişimine yardımcı olur, Göçü frenler, eko-turizm çevre bilincini geliştirir.
Kamunun ve yerelin vergi gelirleri artar, korumaya dönük projeler hayat bulur.
İç göç yavaşlatılarak, başta İstanbul olmak üzere metropoller üstündeki göç baskısı azalmış olur. Bölgenin tarımsal potansiyeli de yeni bir gelişme ivmesi yakalar, tarımsal sanayinin önü açılır.
Kum-deniz-güneş turizminin baskın niteliği yabancı turist yönelimlerini belirlediği gibi, iç turizme de etki ediyor. Kitle turizmi dışında kalan alternatif turizmin tanıtımı, pazarlaması geri planda kalmaktadır. Kamu-özel kuruluşlar, meslek örgütleri, STK'lar, iç turizmin alternatif turizmlere , farklı bölgelere ve bu arada Batı Karadeniz'e de yönelmesi için etkili bir tanıtım programı yürütmelidir. Başta İstanbul ve çevresine göç etmiş Batı Karadenizlilere dönük sistemli pazarlama faaliyetleri sürdürülebilir.