Belek'te 29 Mart 2008 Cumartesi günü Kempinski Hotel The Dome'da yapılan panel, gerçekten son derece doyurucu ve yararlı oldu. Hatta bu panel için rahatlıkla "Bir sivil toplum örgütü tarafından Türkiye turizminde markalaşma konusunda yapılmış en kapsamlı ve yararlı çalışma" diyebiliriz. Bu arada Akkanat Holding'in sahibi Ali Akkanat ve personeli, Kempinski Hotel The Dome Belek'te konukseverliğin en güzel örneklerinden birisini verdi.
BETUYAB Başkanı Cemil Uğurlu, BETUYAB Genel Müdürü Serap Tombuş ve organizasyonu üstlenen NPR sorumluları Güldehen Tunçel ile Eser Altınok, panelin bu kadar yararlı ve verimli geçmesinin mimarları oldu. Kempinski Hotel The Dome'un sıcakkanlı Resident Manager'ı Sathia Künzle, F&B Müdürü Cihan Alıcı, Basın ve Halkla İlişkilerden sorumlu Hülya Teberdar ve Executive Chef Bilal Güngör, konuklarını mutlu etme konusunda birer uzman olduklarını bir kez daha gösterdiler.
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ve Tanıtma Genel Müdürü Özgür Özaslan başta olmak üzere, turizmin önde gelen hemen hemen tüm isimleri paneli izledi. Bakan Günay ve Genel Müdür Özaslan, sürekli not tutmalarıyla dikkat çekti.
Boyut Yayın Grubu tarafından yayınlanan TurizmdeBuSabah.com da, Sabah Gazetesi ve TV 8 ile birlikte, çok önem verdiğimiz bu panelin haber sponsorluğunu üstlendi. TurizmdeBuSabah.com paneli 5 kişilik ekiple izlerken, Boyut Yayın Grubu CEO'su Bülent Özükan ve Genel Müdürü Nilgün Özükan da bu etkinliğe katılanlar arasındaydı.
Turizme gönül veren herkesin izlemesi ve yararlanması gerektiğine inandığımız bu paneli, gerek özetleri gerekse video kayıtlarıyla bilginize sunuyoruz.
Eda Özsoy
|
Sabah ve öğleden sonra olmak üzere iki oturumla gerçekleyen paneli Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklamcılık Bölümü Başkanı Prof. Ali Atıf Bir yönetti. Panel sonunda Prof. Bir, marka olma yolunda ilerleyen her destinasyon ve tesisin yöneticilerinin dikkatine bir test sundu:
"Bir yer, eğer markalama kararı veriyorsa yapacağı ilk şey, ünlü mü ünsüz mü sorusunu kendine sormaktır.
Ünlü olmak yetmiyor, imajımız tam mı? Bunu analiz etmeli.
İlgi yüksek mi, rakamlar ortada mı? Hedef kitle, o yerin öne çıkarılan özelliğini önemsiyor mu?
O yer diğerlerinden ne kadar farklı? Birinci hedefim İspanya ise oradakinden ne kadar farklı?
İçsel ve dışsal kimlik oluşmuş mu? Belek, Antalya halkı, değerleri konusunda aynı fikirlerde mi? Bu analiz edilmeli.
Referans noktaları oluşmuş mu?
Mesajlarda hizalanma var mı? Mesaj gönderdiğiniz ülke, aynı anda başka ülkelerin de mesajlarını alıyor. Rakip konumlandırmanın nasıl yapıldığının iyi ortaya çıkarılması gerekiyor.
Bakan Günay: Topyekün seferberlik gerek
Belek Turizm Yatırımcıları Birliğinin, "TURİZMDE MARKA OLMAK" başlıklı III. BELEK TURİZM PANELİ sektör temsilcileri ile iletişim ve marka uzmanlarını Kempinski Hotel The Dome'da bir araya getirdi. Toplantıda ilk sözü alan BETUYAB Başkanı Cemil Uğurlu, şöyle dedi;
"Belek, Türkiye'nin en gözde destinasyonlarından biridir. BETUYAB olarak bundan sonraki süreçte ülkemizin potansiyelini ortaya çıkarmak için devam edecektir. Çumhuriyet'in 100. yılı için hedef koyduk. 50 milyon turist. Kamu ve özel sektör olarak elele vererek, bu hedefi yakalayacağımıza inanıyorum. 2008 turizm sezonunun hayırlı olmasını diliyorum."
Vali Yardımcısı Yıldırım Uçar ise şunları söyledi:
"Belek bir marka olmuştur. Bir üründür. Eğer ürününüz iyiyse, marka olmak çok kolaydır. Marka olmayı konuşurken, bizden ziyade, marka ve iletişim uzmanları konuşacak. Bir markanın tanınıyor olması önemlidir. Bir sembol göründüğünde arkasındaki isim hemen görünüyor olmalıdır. Biz de iyi bir ürün koyduğumuza göre marka olmayı başaracağız. Hep birlikte işbirliği içinde olmalıyız. Yaptığımız iyi işleri, daha da iyiye taşımak önemlidir. Bu paneli düzenleyen herkesi kutluyorum."
BAKAN GÜNAY'IN KONUŞMASI
Daha sonra söz alan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ise özetle şöyle konuştu:
"Türkiye, dünya turizminin parlayan yıldızlarından birisidir. Bu yıl Türkiye'nin turizmdeki artışı dünya ortalamasının neredeyse 3 katı üzerinde. Hedefimiz 5 yılda dünyada ilk beşe girebilmek. 2023'te 50 milyon rakamı bizim için hayal değil. Türkiye'ye gelen turist sayısı artabilir ama özel şeyler yaratamazsak, ziyaretçi sayısı artabilir ama gelir artamaz. Doğrusu bunu istemiyoruz. Türkiye'ye gelmenin dünyada özel bir yere gitmek olması konusunda bir imaj, insanların aklına yerleştirilmeli. Dünyada gezen turist sayısı, her geçen gün artıyor. Bazı yerler var ki, orayı görmüş olmuş bir prestij sorunu haline geliyor. Dünyada Paris gibi bağlı oldukları ülkenin dışında özel bir imaj çağrıştırıyor. Dünyada öyle isimler var ki, o coğrafyadan bağımsız olarak isimleri biliniyor. Türkiye'nin böyle bir şeye ihtiyacı var. Türkiye'nin bu alanda iki büyük şansı var. Bunların çoğalması, en büyük temennimiz...
TOPYEKÜN SEFERBERLİK BAŞLATILMALI
Antalya'nın bu yıl aldığı sayısı, aşağı yukarı Mısır'ın aldığı ziyaretçi sayısı. Ancak bundan da ibaret olmamalı. Antalya'da hiçbir altyapı eksikliği kalmamalı. İstanbul gibi, Antalya gibi büyümeye başlayan merkezlerin içinde bazı noktaların öne çıkması konusunda gayretler yapmalıyız. Belek'in böyle bir şansı var. Belek, dünyanın en iyi golf alanlarından birisi olarak belirlendi. Bu konuda dünyada neler yapıldığını araştırmamız gerekir. Bizim konaklama merkezlerimiz çok iyi ancak kasabaya karıştığınızda alabildiğiniz lezzet konusunda aşağılara iniyorsunuz. Çevrede bir kahvede oturup, kahve içtiklerinde sokak arasında dolaştıklarında gördükleri mekanı, o sunucunun espirisi, yaklaşımı, ayrı bir lezzet bırakmalı. Orada bir eksikliğimiz var diye düşünüyorum. Bütün halkı bu işe katmak konusunda biraz gerideyiz. Marka olacaksak, sadece konaklama tesisleriyle olamaz. Bu konuda topyekün bir seferberliğe ihtiyacımız var. Bizim günlük yaşamımızla, konaklama tesisleri arasındaki farkı kapatabildiğimiz noktada marka olabileceğimiz kanaatindeyim. Bizim 2023 Turizm Stratejisinde marka kentler konusunda çalışmalarımız var. Özgün mimarileri, dünyaya sunabilmek konusunda da çalışmalarımız var.
TESİS İÇİN AĞAÇ KESEN, İKİ KATINI DİKECEK
Bizim hala çok güzel kıyılarımız var. Hala kıymetini bilmemiz gereken doğamız var. İnanılmaz bir tarih birikimimiz var. Bütün bunları hoyratça kullanmamız gerekiyor. Son zamanlarda basında bazı haberler çıkıyor. Orman konusunda...Orman konusunda duyarsız davranmaktan vazgeçmeyeceğimiz konusunda... Bu haksız bir suçlamadır. Bizim yaptığımız bir çalışma var. Biz bu doğayı olduğu gibi kaderine terk edemeyiz. Olabildiğince insanı süreklilik gayretini beraber taşımalıyız. Doğayı tahrip etmeden, bunu insanlığın hizmetine sunmamız gerekiyor. Anayasa Mahkemesi bir iptal kararı verdi. Biz de bu konuda bir hazırlık yaptık. Şu anda komisyonlarda çalışılıyor. Üstün kamu yararlılığı kavramı getirdik. Hizmetin burada yapılmasında üstün bir kamu yararı var mıdır, yok mudur. Bunu dikkatle araştıralım. Bu doğanın yapılması gerekiyorsa ve ağaç kesilmesi gerekiyorsa, hemen yanı başında mutlaka iki katını dikelim. O hizmeti verelim. Yoksa vermeyelim.Bunu bir bakanlık görüşü olarak söylemiyorum. Yasa olarak gelecektir. Bu birinci şartımız. Bir bölgedeki turizm yatırımı, o ildeki orman sahasının kesinlikle yüzde 1'ini geçmemeli. Doğaya ve yeşile saygılı bir turizm anlayışı, bizim anlayışımızdır. Kültür ve Turizm Bakanıyım ama karakter itibariyle önce çevreciyim. Türkiye turizmi, ormanı tahrip eden bir doğrultuda yürümeyecektir."
Ersoy: Tarifeli uçuşlar eksik
"Turizmde marka olmak" paneli'nde konuşan BETUYAB Yönetim Kurulu Üyesi ve ETS Group Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ersoy, Antalya'ya tarifeli uçuş eksikliğine dikkat çekti. Ersoy, Devletin Belek'te artık yatak teşviki yerine ortak kullanım alanını teşvik etmesi gerektiğini söyledi.
Mehmet Ersoy, Belek'in devletin tahsisiyle bir turizm bölgesi olma şansı yakaladığını belirterek ürünü tamamlayan unsurların geliştirildiğini söyledi. Belek'in dünyanın önde gelen seyahat acentelerinin kataloglarında yer aldığını ifade eden Ersoy, konuşmasını söyle sürdürdü:
"Konaklama ünitelerine bakarsak 50'ye yakın 5 yıldızlı otelimiz var. Havalimanı yapılan eklemeler ile son derece yeterli hale geldi. Ancak sorun uçuşlarda. Doğrudan uçuşları geliştirmemiz gerekiyor. Markalaşmış havayollarının tarifeli seferlerle gelmelerini sağlamalıyız. Geceliğine bin dolar veren yolcu, charterla gelmek istemiyor.
Belek'te golf sahaları sayesinde önemli bir marka yaratıldığına dikkat çeken Ersoy, şöyle konuştu:
"Yatırımcılar olarak yapılması gereken herşeyi yapıyoruz. Artık Devletin Belek'te yaptığı başarılı planlamayı ikinci aşamaya getirip ortak kullanım alanı oluşturması gerekiyor.
Devletin, Belek bölgesinde yapması gereken yatağa teşvik yerine ortak kullanım alanları gerçekleştırmek. Mesela Aspendos'un bir kopyası inşaa edilebilir. Haftada birkaç dünya starına orada konser verdirilebilir. Orayı gören insanları gerçek Aspendos'u görmeleri için teşvik edici olur. Böylece her şey dahille gelen turistin otelinden çıkması sağlanabilir."
"Logo yapmakla marka olunmaz"
Belek'teki 'Turizmde Marka olmak" panelinde, konuşan marka danışmanı Güven Borça, Türkiye'nin tanıtım ve markalaşma çabalarını değerlendirdi. Borça, tanıtımda odaklanmaya dikkat çekti. Odak şunları söyledi:
"Odaklanma, sadelik, bir şeyi ön plana çıkartma markalaşma için önemli. Örneğin Belek Antalya'ya yakınlığı ile ilgili doğal güzellikleri ile golf turizmi ile tanıtılabilir. Ama bir tercih yapmamız lazım. Tanıtım yapılırken tüm özellikleri ön plana çıkartmak mümkün değil. Logo yapmakla marka olunmaz sunduklarınızı çok kısa ve net bir şekilde hedef kitlenize aktarmanız gerekiyor. Tanıtım kataloğunda herşeyi bir arada vererek akılda kalamazsınız. Dolayısıyla bir tercih yapmamız gerekiyor.
Tüm dünya markalaşmanın önemini kavradı anladı. Türkiye'nin de bu konuda önemli adımlar atması gerekiyor. Markalaşma konusundaki eksiklerimizi kapatmamız lazım. Ama markalaşma bir süreç. Bu süreçte bazı şeylerden vazgeçmek gerekiyor. Aynı pazarda farklı özellikleri ön plana çıkartmak yerine farklı destinasyonlara yönelik farklı şeyler ön plana çıkartılmalı. Örneğin ABD'de daha iddialı bir tanıtım yürütülebilir. Paris ile İstanbul'u karşılaştıran bir tanıtım çalışması yürütülebilir. ABD'de deniz kum güneşi ön plana çıkartan anlayışla tantım yanlış olur çünkü deniz turizmi yakın yere akar. Ama Rusya'da deniz turizmi temelli bir tanıtım yapılabilir."
Tony Meehan'dan başarılı bir marka için ipuçları
TMA Communication Uluslararası İletişim Stratejisti Tony Meehan, Turizmde Marka Olmak' konulu toplantıda turizmcilere önemli tüyolar verdi. Meehan, bir marka için en önemli şeyin dürüstlük ve güvenlik olduğunu söyledi.
TMA Communication Uluslararası İletişim Stratejisti Tony Meehan'in konuşması özetle şöyle:
"Bir golf imparatorluğu kurmuşsunuz Belek'te... Siz pazara da karşı bir cevap vermisiniz Belek markasını yarataraktan.... Dünya küçülüyor, insanlar haftasonu için New York'a gidiyorlar. Peki biz bu durumdan ne zaman kazanç sağlayabilirsiniz?
Başarılı bir marka için öngörü, bütçe aynı zamanda kendinizi adamak gerekir. Amacım vizyonun nereye kadar gidebildiğini görmek... Anahtar marka değerleri, dürüstlük ve güvendir. Eğer markaya güvenilmezse, ona alacak kimse olmayacaktır. Bir otele çok fazla yatırım yapsanız bile bir güven yoksa, onun değeri yoktur. Biur di markanız dişi mi, erkek mi, onu belirlemelisiniz. Tatilleri genelde kadınlar planlarlar. Bu nedenle dominant bir erkek olmanız gerekmez. Marka için pozitif, basit, güçlü ve sahipli olmanız gerekir. Sahip olmak, markayı insanlara vermek ve daha sonra insanlardan geri almak önemlidir. burada kaç kişi, gucci ya da Prada... Hepiniz bunların ürünlerini alıyorsunuz. Bunlar bir şekilde sizin oluyor. El yapımı çantalar, markalar, bunların logoları... Kaliteyi ve değeri verdiğiniz zaman her zaman amaçlanan fiyata ulaşırsınız.
Turizm markasına bakarsanız, bunu bir yazılım ve donanım olarak ayırdım. Kültür, tarih, gelenek ve davranışlar yazılımdır. Donanımlar altyapı, spor, bunalrın güzel oteller geniş oteller ve değişik şekilde aktiviteler giriyor. İletişim, hizmet turizmdeki en önemli unsundur. Herşeyi doğru yapabilirsiniz ama düzgün bir servis vermediğiniz sürece başarınız kısıtlı olacaktır. İnsanlar aynı zamanda güvenli olmak isterler.
MARKA NASIL KORUNUR?
Peki markanızı nasıl korursunuz? Verdiğiniz bir markadır, doğru olur ya da yanlış olur. Ondan sonra problemle karşılaşırsınız. Marka güvenliği ve korunması çok çok önemli.
Yatırımsız bir markanın hiçbir değeri yoktur. Değerleriyle iletişim kurmadıktan sonra herhangi bir markayı satamazsınız. Kendi markanızın bir parçası olarak iş yaratmak önemlidir.
Çok değişik misafir potansiyeliniz var. Bu yüzden müşteri potansiyelinizi bilin. Türk dili, çok romantik ve akılda kalan bir dil. Ulusal markalar ve bunların ihtiyaçları olan şeyleri anlayınız. "
Ağaoğlu: Belek golf ile markalaşmalı
Golf Federasyonu Başkanı Ahmet Ağaoğlu, Belek'in geçtiğimiz aylarda Dünya Golf Operatörleri Birliği'nin ödülünü aldığını belirterek Belek markasının tanıtımı için başka bir özelliğin aranmasının yanlış olduğunu ifade etti.
Golf Federasyonu Başkanı Ahmet Ağaoğlu, BETUYAB Panelinde yaptığı konuşmada Belek'in markalaşacaksa golf ile markalaşması gerektiğine dikkat çekti.
Ağaoğlu, Dünya Golf Operatörleri Birliği'nin ödülünü kazanmış olan Belek'in değerini bilmemiz gerektiğini belirterek şöyle konuştu:
"Elimizdeki değerleri bilmemiz gerekiyor. Ön plana çıkartılması gereken golf. Belek"te sırt sırta 14 tane golf sahası ve birbirinden güzel 45 otel var. Herşey dahille nereye kadar gidilecek. 5-10 yıl sonrasına gözleme, jet-ski golf dahil mi yapacağız?"
Doğrudan uçuşların çok önemli olduğuna dikkat çeken Ağaoğlu, "Golf turisti sabah uçağa binip öğleden sonra golf oynamak ister. İklimimiz ve yakınlığımızla buna uygunuz" dedi.
Tahsislerden elde edilen 98 trilyonun bir kısmının devlet tarafından Belek çevresinin güzelleştirmesi için harcanması isteğinde bulunan Ağaoğlu, Belek yatırımcılarının da tesis başına 2 milyon dolarlık bir katkı ile çevre düzenlemesi için ortak bir proje üretebileceklerini söyledi.
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Öğleden sonraki "Türkiye'nin marka değerini yükseltmede turizmin rolü" başlıklı oturuma TÜROFED Başkanı Ahmet Barut , Prof.Dr. Ali Alp, Marka Uzmanı Brandassist Genel Müdürü Muhterem İlgüner, Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. İpek Altınbaşak, Kültür ve Turizm Şube Müdürü Gürsel Gündoğdu, Türk Patent Enstitüsü Markalar Dairesi Başkanı katıldı.
BARUT: MARKALAŞMA FARKLILIKTIR
TÜROFED Başkanı Ahmet Barut, "Benim marka olmaktan anladığım malımı satmak için sürekli bir talep ve kaliteamiz oranında fiyattır. Bulunduğumuz coğrafyada otel odaklı çalışma yapılmaktadır. Bölgede altyapının eksikliğini oteller tamamlıyor. İçersinde bölgede olmayan her türlü imkanı sunmak zorunda kalıyoruz. Bunun ana amacı turisti konaklatmaktır. Fiyatların düşük olmasının nedeni herşey dahil sistemi değil, farklılık yaratamayışımızdır. Bence markalaşmak farklılıktır. " dedi.
TÜROFED Başkanı Ahmet Barut'tan sonra konuşan Turizm Bakanlığı eski Müsteşar Yardımcısı Prof. Dr. Ali Alp ise dünyada rekabet şartlarının farklılaştığını belirterek Türkiye"nin Akdeniz çanağında rekabet ettiği ülke sayısının eskiden 5 iken şimdi 16'ya çıktığına dikkat çekti. Yıldan yıla değişen tanıtım kampanyaların marka imajı oluşturmaya engel olduğunu ifade eden Prof. Dr. Alp, "Yıllık kampanyalarla marka imajı oluşturmak zor. Ürünün kendisine odaklanmalıyız. Genel imajımız noktasında çalışmalıyız. 'Ucuz destinasyon' anlayışı yerleştikten sonra golf turistini getirmek çok zor" şeklinde konuştu.
Marka uzmanı Muhterem İlgüner de şöyle dedi;
"Türkiye, motif olarak neden laleyi kullanıyor? Lale ülkesi eşittir hangi ülke? Hollanda... Demek ki kendi ulusunun inanmadığı bir logoyla ilerliyor Türkiye... O zaman diyoruz ki, merkezi yönetimde herkes evinin önünü kendisi süpürmeye başlasın."
UCUZ ÜLKE İMAJINDAN KURTULALIM
Bahçeşehir Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim üyesi Yardımcı Doç. Dr. İpek Altıntaş da, "Herşeyin başı insan... Hizmetin kalitesini belirleyen insan faktörü. Artık turizmde sadece doğa güneş turizm değil, bir yaşam tarzı sunmak gerekiyor. Farklı bir yaşam tarzı bulunmalı. Türkiye, yapışmış olan uçuz ülke algısını artık bir an önce değiştirmeli. Marka yaratmak istiyorsak, mutlaka gençleri hedef kitlenize oturtmanız gerekiyor" diye konuştu.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Şube Müdürü Gürsel Gündoğdu ise sorumlusu olduğu ve Bakanlık bünyesinde yürütülen "Turizmde Marka Kentler" Projesi ile ilgili katılımcılara bilgi verdi. Gündoğdu, marka kent olma yolunda atılması gereken adımları izleyicilere aktardı. Panelde konuşan son konuşmacı, Türk Patent Enstitüsü Markalar Dairesi Başkanı Kutay Kumbasar da markalaşma ve marka tescil süreci konusunda katılımcılara bilgiler verdi.
Turizm duayeninden otelcilere öneriler
Silkar Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Burhan Silahtaroğlu, "Trend, kişiselliği önem veren butik mahiyetindeki otellerdir. Turizmde verimli bir gelecek, büyük ya da küçük fark etmeden butik özellikli otellerde yatıyor" sözleriyle, çok önemli bir noktaya dikkat çekti.
Silahtaroğlu, özetle şöyle konuştu:
"Dünyada konvansiyonel imalat, bütün hızıyla Asya'ya kaymaktadır. Marka olamadığı taktirde, artık konvansiyonel sanayide rekabet güç olmaktadır. Bizim yatırımcımız da bu veriler ışığı altında devamlı yatırım sahası aramaktadır. Hali hazırda cazip olan odalar, enerji yatırımı, , büyük mağazacılık ve turizmdir.
Turizmin yakın geleceğin damgasını vuracak en önemli olgu, kişisel hizmetler sunma farkı olacaktır. Kişisel hizmet sunmaktan kastedilen her bir bireyin kendi ilgi, zevk ve özelliklerine uygun etkinlik ve hizmet çeşitliliğini, kalite ile birleştirerek verme etkinliğidir. Tüketici, gelir ve kültürel birikimi artıca, sosyal statüsü geliştikçe, rekabetin de etkisiyle çeşitlenen birçok lüks hizmeti görmekte, onları benimsemeye başladıkça kişisellik ön plana çıkmaktadır. Trend, kişiselliğe önem veren butik yahut butik mahiyetindeki otellerdir. Tüketiciler, birçok üründe olduğu gibi tatil hizmetinde de onların akıllarında yer edecek ve farklı deneyimler yaşatacak seçenekleri aramaktadır. Üstelik hem kişisel ilgi ve zevklerine hitap eden, hem kendileri için bir değer ifade eden, akıllarında unutulmaz bir deneyim olarak kalacak hizmetler için, normalin üzerinde harcama yapmaktan da kaçınmamaktadır. Biz bu anlattığım eksendeki hizmet farklılığını, çeşitliliği ve kalite deneyimini Antalya'da açacağımız yeni tesisimizde yaşatmaya çalışacağız
OTELCİLERE ÇAĞRI
Antalya'da kültürel anlamda sahip çıkmak için otelcilere bir çağrıda bulunmak istiyorum: Otelciler gelin birleşelim. Bir vakıf kuralım ve turistlerden birer Euro almaya çalışalım. Bu vakıfla kentteki amfi tiyatroları canlandıralım. Bu meseleye sahip çıkarsak, hepimiz için hayırlı olur. Dünyanın en büyük açık müzesi İstanbul... İstanbul başlı başına bir megacity. Altyapı bakımından Antalya, İstanbul'dan hiç de geri değil. Muhteşem bir havalimanı var. Neden Antalya, Türkiye'nin ikinci giriş kapısı olmuyor?
Türkiye bugün en ucuz ülkelerden birisi... Biz kişisel hizmete girersek, fiyat politikamızı geliştirmiş oluruz."