Geleceğe sahip çıkmak, yönetim teorisinin ulaştığı bugünkü seviyede "stratejik yönetim" olarak telafuz edilmektedir.
Stratejik yönetimin muhtelif tanımlarından yola çıkarak bir tanım da biz yapacak olursak;
Stratejik yönetimi; bir organizasyonun hedeflerine ulaşması için, bütün kaynakların en etkin ve verimli kullanılmasına yönelik çapraz-işlevsel kararların, planlanması, uygulanması ve değerlendirilmesidir, diye ifade edebiliriz.
Ne kadar yeni tanım yapma iddasında bulunmuş olsam da bu tanım da Fred R. David'in tanımının tercümesi gibi oldu.
David kitabında güzel bir fıkra anlatmış;
Zamanın birinde, aynı sektörde rekabet eden iki organizasyonun başkanı, muhtemel bir birleşmeyi görüşmek üzere, çadır kurarak kamp yapmak için ormanın derinliklerine dalmışlar. Karşılarına kızgın bir ayı çıkıp, kollarını açıp kükreyince, başkanlardan biri, sırt çantasından çıkardığı koşu ayakkabılarını giymeye başlamış. Diğer başkan hayretle bakıp, arkadaşına "Bu ayıdan kaçabileceğini düşünmüyorsun herhalde değil mi?" dediğinde diğeri "Ayıdan kaçamam ancak kesinlikle seni geride burakabilirim" demiş.
Tabi ki bu başarısız fıkra tercümesi yerine kısaca stratejik yönetimi; kişiye, işletmeye devlete uygulayan herkese (başarılı uygulanması halinde) sürdürülebilir rekabet avantajı sağladığını ifade edebilirdik.
Bu kısa teorik bilgiler ışığında geçtiğimiz günlerde Öger Tours'un Thomas Cook'a satılmasından ve diğer birkaç konudan kısaca söz etmek istiyorum.
Öger Tours'un kuruluşundan satışına kadar geçen süreç menfaat çevreleri (stakeholders) için satışı da dahil acı tatlı hatıralarla doluduri ancak sahipleri açısından bir başarı hikayesidir. Sayın Vural Öger'in öğrenci veya gurbetçi olarak gitmiş olduğu Almanya'da ulaştığı seviye herkesin şapka çıkaracağı düzeydedir.
Ancak gönül isterdi ki bu alışverişi devlet, sektörün çatı örgütleri (TYD, TÜRSAB, TUROB vb.) ve bayrak yarışını sürdürecek dinamizme sahip (Ferit Şahenk, Fettah Tamince vb.) patronlar izleyip gerekli stratejik hamleleri yapsalardı.
Yapılamadı ve satranç tahtasında topcu, fil veya kale değerinde bir taşımız ortadan kalkmış oldu.
Daha açık ifade etmek gerekirse, Avrupa pazarının daraltılıp dayatmaların söz konusu olduğu dönemlerde, terörün ilmiğinin boynumuza geçtiği dönemlerde, bölgede savaş rüzgarları estiğinde "Ben Türkiye sipesyalistiyim" diye yola devam edecek, koltuk artıracak, oyunu bozacak satranç taşımız gitti.
Bekle de Konya ovası bir yağız delikanlı daha yetiştirsin...
Belki bu satırlar sizleri üzer ama dost acı söyler, benim açımdan ve Türkiye turizmi açısından Öger Tours'un satışı ile zamanının efsane, saman alevi, İskandinav pazarında faaliyet gösteren TURSEM'in batması arasında hiç bir fark yok.
Gelelim Mısır gerçeğine;
Arkadaşımın arkadaşı Yorgo, Mısır'ı iyi okumuş.
Mısır, bir çok fırsatın olduğu bir pazar... Ancak sahipleri en azından devlet baba tarafı oldukça stratejik... Bir çok konuda olduğu gibi turizm sektöründe de yabancı her hareket "Acaba bizi neden öpmek istiyorlar" diye defalarca gözden geçiriliyor. Burada hele yabancıdan üç almadan asla bir koydurmazlar.
Mısırlılar'ın sermaye sorunu yok, pazarlama sorunları da yok; işletmecilik konusunda sorunlar var.
Birçok ülkede cirit atan başarılı batılı otel firmalarının güya kendisi, bana göre sadece tabelası var. Misafirin o işletmelerin çoğundan aldığı zevk ile yanlışlıkla çakma t-shirt alan müşterinin aldığı zevk arasında bir fark yok.
Mısır'da az yatırım ile çok kâr örnekleri oldukça fazla, lakin bu formül yabancıya çalışmaz.
Kısacası sizin gelmenizden Mısır ve Mısırlı sizden fazla kazanmayacaksa maceranız Mısır'da hüsran ile sona erer.
Anladığım kadarı ile Mısır'ın oraya buraya gireceğim diye, kaynaklarını kimseye peşkeş çekme telaşı da yok.
Zenginin parası, züğürdün çenesini yorarmış...
Kış geliyor iyi yetişmiş birçok meslektaşım işsiz kalacak, burada ise yüksek sezon başlayacak.
Kış için bir çatısı olmayan orta kademe yönetici arkadaşlar mesleki de olsa gerçekten orta derece de İngilizce biliyorlarsa kışı Mısır'da sıcakta geçirebilirler, bugüne kadar öğrenemedilerse o zaman önümüzdeki kışa hazırlık İngilizcelerini geliştirebilirler.
Zaman kuvvetli ve zayıf yönlerimizi tesbit edip, çevremizdeki fırsat ve tehlikeleri görerek pozisyon alma zamanı...
Daha stratejik düşünebilen bir toplum dileği ile hoşçakalın...
|