Bir yöneticinin sahip olduğu sorumluluk ve yetki alanları içinde, işletme sorunlarına yeterince ulaşamayıp, ilgilenemediği durumlarda, sorumluluk ve yetkilerinin bir kısmını bir ast yöneticiye devretmesi işlemine verilen yönetimsel kavrama "Delegation" yani delege etmek denir.
Gelişmiş batılı ülke yöneticileri arasında sıkça rastlanan delege etme işlemi, ülkemiz yöneticileri arasında maalesef fazlaca rağbet görmemektedir.
Çünkü, ülkemiz yöneticilerinin büyük bir çoğunluğu işletme içinde tek adam olmayı, showman olmayı, merkeziyetçi olmayı, yetki ve otorite kullanımını severler. Bu nosyon Türklerin kromozonlarında hep vardı, olmaya da devam edeceği anlaşılıyor.
Bu bağlamla, Türk yöneticileri tüm yetkilerin ve karar mekanizmasının kendi inisiyatifleri ve denetimleri altında bulunmasını isterler.
İsterler dedim, aslında bu sistemi üst düzey yöneticilerin değerlendirmesine bırakmak bir işletmeci zaafı ve yanlışıdır. Bu sistem her işletmenin organigram tablosu içinde otomatikman bulunmalıdır. Bu sistemin bir işletme politikası ve ilkesi olmasında, işletme lehine büyük yararlar vardır. Bu konu kurumsal işletmeler için daha da önem arz eder.
Tek adam olarak, sorumluluk, yetki ve inisiyatifin tek kişi üzerinde toplanması, gerçek profesyonel ve iyi bir yöneticinin elinde bazen işletmeyi ileriye götürebilir. Ancak, zayıf deneyimli ve sorunlu bir yöneticinin elinde işletme riske girebilir veya yerinde sayabilir.
Delege etmek hangi gereksinimin sonucudur?
Delege etmek: "Sorumluluk alanım çok geniş, fakat ben bu geniş sorumluluk alanıma hem yeterince ulaşamıyorum ve hem de yeterince ilgilenemiyorum. Bu nedenle sorumluluk ve yetkilerimi astlarımla paylaşmak istiyorum" demektir.
Bu gereksinimden hareket ederek, bir yönetici, yetki ve sorumluluklarını bir veya birden fazla ast yönetici ile paylaşabilir veya paylaşmalıdır.
Amaç, her sorumluluk alanına eşit oranda ulaşabilmek, tüm detayları daha iyi görebilmek veya tüm detaylara gerektiğince ulaşabilmektir.
Delege etme işleminin sağlıklı olarak dağılımı, profesyonel bir yöneticiyi çok rahatlatır. Detaylarla uğraşma yerine, daha üst düzey sorunlar ve konularla ilgilenme olanağını bulur. İşletmenin stratejik konuları ve sorunları ile daha iyi ilgilenebilir.
Delege etme işleminde, profesyonel ve iyi bir yönetici, astlarına kendilerini kanıtlama ve başarılı olma fırsatını verir ve vermelidir de. Bu formül, insan kazanma ve insan yetiştirmenin yollarından birisidir.
Bazen, bazı yöneticiler, sorumluluk ve yetkilerini astlarına devrederlerken, ast yöneticinin inisiyatifini ya elinden alıyorlar, ya inisiyatifini kısıtlıyorlar veya da inisiyatifi kendilerine bağlıyorlar. Böyle bir yönetici, işletme içinde yeterince randımanlı çalışabilir, yeterince kendini geliştirebilir, yeterince astlarını yönetebilir, yeterince saygın olabilir mi?
Yönetici ne demektir?
Bir işletmeyi veya kurumu verimli olarak yönetmek için sorumluluk ve yetkilerle donatılmış amir kişi demektir.
Bir üst yöneticinin, emri altında olan bir ast yöneticinin inisiyatifini elinden alması halinde, ast yönetici, kılıcı elinden alınmış silahşöre benzer. Yani, her girişimde başarısızlığa mahkumdur. Etrafında alay konusu olur. Tabiri caizse; Yalova Kaymakamı olur.
Bazı üst düzey yöneticiler yetki ve inisiyatifi neden dağıtmazlar?
Ya kendi yetenek ve niteliklerini zayıf buldukları için korkudan yaparlar veya astlarının kendilerini geçmeleri olasılığından korkarlar veya astlarının yetenek ve niteliklerine güvenmedikleri için yaparlar.
Bazı üst kademe yöneticilere ast yönetici de dayanmaz. Onlara göre, astları ya uyumsuzdurlar, ya yeteneksizdirler, ya deneyimsizdirler, ya niteliksizdirler veya başarısızdırlar.
Peki ama, ast yöneticileri o makama kimler seçip, atamaktadır? Üst yöneticiler değil mi? Göreve atayan üst kademe yönetici, astlarını yanlış elemanlardan seçmiş ise, bu durum kendisinin yetersizliğini ortaya koymaz mıdır? Bu bir yönetim hatası ve zaafı değil midir?
Delege etmek, ast yöneticilere yalnızca sorumluluk ve yetki dağıtmak olarak algılanmamalıdır. Bana göre, delege etmek, ast yöneticilerin yetişmelerini sağlamak, eksiklerini gidermeye çalışmak, nezaret etmek, denetlemek ve koordine de etmektir.
Son söz olarak...
Türk anlayışına göre değil, batılı anlayışına göre delege etmeyi öğrendiğimiz zaman, gelişmenin, kurumsallaşmanın, markalaşmanın, kaliteli hizmetin yolunu da öğrenmiş olacağız inancındayım.
K. Ünsal BARIŞ
kubaris@yahoo.com
|