www.boyut.com.tr  2/9/2010   Toplam Okuyucu: 40500164 |  Bugünkü Okuyucu: 26264 | On-Line: 55 |  Son Güncelleme: 18:12
 
   
 
• Favorilerime Ekle
• Turizmde Kim Kimdir?
reklam
Google
turizmdebusabah
Web
Sabiha Paktuna Keskin
Otel Rezervasyonu

<<< TURİZMDEBUSABAH.COM ANA SAYFA  
Yazıcıya Gönder    Haberi Gönder Yorum Yaz
HABERİ PAYLAŞ
Bahattin Yücel 
5.7.2010 12:07

Üç örnek

Türkiye'nin gündemi baş döndüren bir hızla değişiyor. Turizmin gündemi de öyle. Belki sırf bu yüzden bizim sektörün bazı meslek örgütleri gelişmelere yetişmek yerine, ilgisiz kalmayı seçiyorlar.


Birkaç örnek verelim...

KTHY'nin işletmeciliği, kısa bir süre önce anlaşılması güç bir karmaşa içinde, ATLAS Jet'e devredildi. Karmaşa diyoruz çünkü ATLAS'ın ilk verdiği teklif, akıl almaz biçimde buharlaştı. Ardından Pegasus'un talip olduğu açıklanırken, ihale yeniden ATLAS'a verildi.

Devir gerekçesi hiç şaşırtıcı değil.

Anlatılanlara bakılırsa; yıllar içinde bir arpalık haline dönüşen KTHY, aşırı personel yükü nedeniyle sürekli zararda olduğu için satılmak zorunda kalınmış. Yüzeysel bakarsanız, haklı.

Bu durumda THY üst yönetimi alacaklarını tahsile karar veriyor ve KTHY'na verdiği desteği daha fazla sürdüremeyeceğini açıklıyor.

Buraya kadar her şey doğal görünüyor.

Ancak açıklığa kavuşmayan bir yanı var bu gelişmenin. THY'nın bu kararı almak için, neden bunca yıl beklendiğini sormak kimselerin aklına gelmiyor. Belli ki, KTHY bu zorluğa geçtiğimiz son birkaç ay içinde düşmedi. Uzun yılların birikimli zararının etkileri olmalı bu kötü gidişte.

Şimdi insanın aklına, Sayın Talat'ın Cumhurbaşkanlığı döneminde ve partisi iktidardayken bu şirkete süren THY desteğin, Sayın Eroğlu'nun iktidarında neden birden kesildiği geliyor.

LOT'u satın almayı bile düşünen THY yönetiminin, Türkiye açısından stratejik önem taşıyan KTHY'nı böyle yüz üstü bırakmasının, inandırıcı bir gerekçesi olmalı.

Bir de açıklığa kavuşturulması gereken bir başka yanı da var bu ilişkilerin.

KTHY'nin önceden satılmış biletleri, fiyatları kesinleştirilmiş koltuk anlaşmaları bu yeni durumda hangi koşullarda sürdürülecek, kamuoyuna açıklanmalı.

Spekülasyon yapılmaması için THY ve Ulaştırma Bakanlığı'nın bu şirket ile THY ve ATLAS'ın ilişkilerini, açıklık ilkelerine uygun biçimde kamuoyu ile paylaşmaları şart.

İkinci örneğimiz ise Çevre ve Orman Bakanı'nın birdenbire Belediyelere ve Kültür ve Turizm Bakanlığı'na ait olması gereken bir alana hızla girişi. Daha doğrusu kamuoyu yaratmak adına rol çalması.

Geçmişin sıkıyönetim komutanları edasıyla, "hele bir sınırı aşsınlar, kapatırım" yollu aba altından sopa göstermesi.

AKP bir türlü çoğunlukla, çoğulculuğu birbirine karıştırmaktan kurtulamıyor.

Kuşkusuz hiç kimse gürültüyü savunmaz, savunamaz. Ama hedef gürültüyü önlemekten çok,tabana mesaj vermek gibi görünüyor.

İstanbul'un çekim merkezi haline gelen bir, iki eğlence yerinin, hatta sözü uzatmanın alemi yok, AKP iktidarında sadece "Reina" nın hedef alınmadığı, basılmadığı, kapatılabileceğinin gündeme getirilmediği, bir sezon başlangıcını anımsıyor musunuz?

Üçüncü örnek ise Sultanahmet Meydanı'na ilişkin. Hiçbir hizmet verilmeden, sadece indirmek amaçlı girişlere izin verilen bu meydanda, Deli Dumrul uygulaması aynen sürüyor.
Ve ne yazık ki, daha önceden kestirdiğimiz gibi, turistler dışında kalan, başta resmi görevlilerimiz ve Belediye hizmetleri sunan görevliler araçlarıyla, rahatlıkla Sultaahmet Meydanı'nı kullanıyorlar.

Ve bizim meslek örgütlerimiz, gençlerin deyimiyle sessizlik "mode" unda, zamanın geçmesini bekliyorlar.

Başka önemli işleri olmalı.