www.boyut.com.tr  2/9/2010   Toplam Okuyucu: 40499880 |  Bugünkü Okuyucu: 25981 | On-Line: 71 |  Son Güncelleme: 18:12
 
   
 
• Favorilerime Ekle
• Turizmde Kim Kimdir?
reklam
Google
turizmdebusabah
Web
Sabiha Paktuna Keskin
Otel Rezervasyonu

<<< TURİZMDEBUSABAH.COM ANA SAYFA  
Yazıcıya Gönder    Haberi Gönder Yorum Yaz
HABERİ PAYLAŞ
Bahattin Yücel 
28.6.2010 09:18

Neler Oluyor?

İspanya, İrlanda, Portekiz hatta İtalya'nın kamu harcamalarını finanse etmek amacıyla, yüksek miktarda borçlanmalarının ortaya çıkardığı maliyet, AB üyesi ülkelerin orta sınıflarının tatil alışkanlıklarını tehdit etmeye başlıyor. Kaldı ki, Yunanistan krizinin getirdiği yük bu maliyete dahil değil.


Yüksek sezona girilirken, Türkiye'nin gündemi ilk bakışta turizm ile doğrudan ilgisi pek sezilmeyen, önemli bir takım gelişmelerle yoğunlaşıyor.

Ülkeye gelen trafiğin en önemli bölümünü oluşturan Euro sahası ülkelerin yönetimleri, önümüzdeki sonbaharda etkili olması beklenen ekonomik kriz fırtınasını nasıl atlatacaklarını hesaplıyorlar.

Doğal olarak Euro'nun dolar karşısında değer yitirmesine neden olan bu gelişmelerin, Türkiye'nin tatil paketlerinden beklediği geliri aşağı çekmesi sürpriz sayılmamalı.

Üstelik önümüzdeki yılları da etkilemesi kaçınılmaz olan bir başka gelişme daha var. Türkiye'nin hedef pazarında ilk sıralarda yer alan, Almanya ve İngiltere'nin bankacılık sistemleri farklı açılardan, AB ülkelerinin kamu borçları yüzünden büyük sarsıntı geçirmeye aday.

İspanya, İrlanda, Portekiz hatta İtalya'nın kamu harcamalarını finanse etmek amacıyla, yüksek miktarda borçlanmalarının ortaya çıkardığı maliyet, AB üyesi ülkelerin orta sınıflarının tatil alışkanlıklarını tehdit etmeye başlıyor. Kaldı ki, Yunanistan krizinin getirdiği yük bu maliyete dahil değil.

Yukarıdaki ülkelerin kamu maliyelerinin yüksek borçlanmaları, geri ödemelerde sorun yaratmaya başlayınca, Almanya, İsviçre ve Fransa hükümetleri bankacılık sistemlerini kurtarmak adına yeni vergiler koyma hazırlığına giriştiler. Almanya'nın uçak yolcularından tahsil etmeyi planladığı sözde çevre vergisini bu tür uygulamaların ilk habercisi sayabiliriz.

Pekiyi dünyada bu gelişmeler yaşanırken, Türkiye'de turizm sektörünü yönetenler ne yapıyorlar, hangi önlemlere dikkat çekiyorlar, ona bakalım.

AKP Hükümeti'nin İsrail'e karşı sürdürdüğü gerginlik politikasının doğal sonucu olarak, bu pazarda yaklaşık 350 bin kişilik potansiyel kaybı olasılığı karşısında, dernek başkanlarımız demeç üstüne demeçler patlatıyorlar.

Ülkenin eksen değiştirdiği iddiaları, uluslararası gündemin sürekli tartışılan konuları arasında yer alırken, bizimkilerin yorumları turizmci gibi değil de, uzaylılara ait gibi. Yanıtlar kısa ve öz; azalmayı Arap Pazarı ile dengeleriz. Türkiye'yi yönetenlerin hatalarını uygun bir söylemle eleştirmek yerine, saçmalama haklarını kullanıyorlar.

Türkiye'yi bölmek amacıyla yürütülen terör ise uluslararası basın aracılığıyla, potansiyel tüketicinin kararlarını olumsuz etkileyecek boyutlara geliyor. Son günlerde onlarca askerimizin şehit edilmesi, dünyanın her yanında ilk sıralarda haberleştiriliyor.

Bu arada yönetilerimiz turist sayısı artıyor diye sevinirlerken, nedense bu yıl hükümetin büyük beklentiler içine girdiği, Avrupa'nın Kültür Başkenti İstanbul'a gelen turist sayısı artmak yerine azalıyor.

Turist sayısı azalınca İstanbul'u yönetenler ne yapıyorlar dersiniz?

Sultanahmet Meydanı'nı ani bir kararla araç girişine kapatıyorlar. Alternatif çözüm olarak; meydana girişlerde TÜRSAB plaketi taşıyan otobüslerden önce 50 TL ve TÜRSAB'ın karşı çıkmasıyla 35 TL almaya başlıyorlar. Bu parayı hangi hizmetin karşılığında aldıklarını merak ediyorsanız, hemen söyleyelim; Hiçbir şey.

Not: Okuyucuların eleştirilerine yanıt vermek gibi bir alışkanlığım yoktur. Bu nedenle Sultanahmet Meydanı'nda sürdürülmekte olan bir inşaatın, yargı kararıyla durdurulmasına ilişkin yazıya gelen eleştirileri de –alışkanlığımı sürdürerek- yanıtlamayacağım.

Ancak bu yazıya gönderilen bir eleştiri de sayılan tesislerin hiçbirine, yapım izin belgesi verilirken, TÜRSAB Başkanı veya Turizm Bakanı olarak görev yapmadığımın altını çizmek isterim.