Türkiye 80'li yılların ortalarında kıyılarını turizme açarken, pazar hedefine öncelikli olarak Batı Avrupa'yı yerleştirmişti.
Aradan geçen çeyrek yüzyılı aşan sürede baş döndürücü değişiklikler yaşandı.
Bölgesel savaşlar, Sovyetler Birliği'nin çöküşünün ardından Varşova Paktı'nın dağılmasına uzanan süreçte; yaşadığımız olumsuzluklara karşın, 30 milyon sınırına dayanmış turist sayısıyla ciddi bir turizm destinasyonu oldu Türkiye.
Yatırımlar ve kapasite ile birlikte gelen turist sayısı artarken, sektörün bir türlü öz kaynak biriktiremeyişi, yıllar içinde iflasların önlenemeyişi, ciddi bir inceleme konusu yapılamadı.
Tam tersine her bunalım döneminde, içe dönük ve sadece günü kurtarmaya yönelik yaklaşımlarla sorunlar geçiştirildi.
Ancak bu kez içinde bulunduğumuz durum sanıldığından daha ciddi görünüyor...
Eskiden başvurduğumuz yöntemlerle üstesinden gelineceğe de ne yazık ki, pek benzemiyor.
İktidarın koro halinde "eksen kayması" eleştirilerine karşı çıkarken, "Böyle bir şey yok, AB yolunda ilerliyoruz" türünden savunmalarını, ciddiye almayın. Kendilerinin bile inandıklarını sanmak safdillik olur.
Ancak içinde bulunulan olumsuzlukları bu aşamada gerçek nedeni, AKP'nin Türkiye'nin dış politikasındaki ekseni kaydırması değil. AKP iktidarı önümüzdeki seçimlerden sonra da sürerse, bu uygulamanın etkilerini asıl önümüzdeki yıllarda göreceğiz.
Geçen haftanın son günlerinde, geçmişten ders almadığımızı gösteren bir gelişme dikkatimizi çekti.
Türk-Alman ilişkilerine yaptığı katkılar nedeniyle TUI'nin Yönetim Kurulu Başkanı'na bir ödül verildi. Ödülü veren kuruluşun iki ülkenin genel kamuoyundaki etkilerini ve yönlendirme gücünü ölçme olanağımız bu aşamada yok.
Üstelik bu ödüllendirmenin kriterlerini de merak etmiyoruz. Sonuçta kendi değerlendirmeleri diyerek geçebilirdik. Ancak törende ilgimizi çeken birkaç küçük ayrıntıyı paylaşmak istedik.
Bunlardan ilki, törenin Topkapı Sarayı'nda gerçekleştirilmesiydi.
Mehter takımı ve Belediye Bandosu katıldı mı, bilemiyoruz. Haberde Alman diplomatik misyonunun yer aldığına ilişkin bilgi de yok. Ama Topkapı'da yapılmasının çok önemli nedenleri olmalıydı.
Gerçekten yazıldığı ölçüde önemli ise önümüzdeki yıllarda sürekli tekrarlanacağına ve bundan sonra Dış temsilciliklerimizde ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile yeni kurulan Ortadoğu Birliği üyesi, Suriye, Lübnan ve Ürdün'de de kutlanacağına kuşku yok.
Ödülü alan da veren de razı olduğuna göre buna bile itiraz etmeyebilirsiniz. Ama verilen ödülün Anadolu'nun ana tanrıçası Kibele heykeli olduğunu Bayan Frenzel'in elinde görünce –doğrusu- üzerinde düşünmeye değer bulduk.
Kibele, bereketi simgeleyen önemli bir tanrıçaydı. TUI'nin başkanına böyle anlamlı biçimde verildiğine göre, bu ödülü seçenlerin, TUI'nin hiç ilgisi yokmuş tavrı takınarak, sessizce geçiştirdiği JOY operasyonu nedeniyle, haklarını alamayan turizm emekçilerinin alacaklarını anımsatmak istediklerini düşündük.
Cihan hakimi bir imparatorluğun yönetim merkezi başka bir amaçla açılmış olamazdı.
Ne dersiniz?
|