Yoksa, bir yandan hükümetin diline doladığı, komşularla sıfır sorun aldatmacasına alkış tutarak, öte yandan Türkiye'nin bölgenin çatışma odağına dönüştürülmesine sessiz kalınmasını anlamak kolay değil.
Aslına bakarsanız yorum üstüne yorumlar yaparak, sözde durumu kurtarmaya çalışanların, bu telaşlı hallerine gülmek gelmiyor değil içimizden. Ama gelin görün ki, özellikle İsrail pazarı ile çalışanların içinde bulundukları koşullar, buna izin vermiyor..
Son yıllarda inişli çıkışlı da olsa 350 bin ile 500 bin arasında seyreden İsrail'li turistlerin sayısı, bazılarına yeterli gelmeyebilir. Kimileri ise konuyla ilgileri ve doğal olarak bilgi düzeyleri nedeniyle, sorunu zamana yayma güdüsüyle suskunluğa sığınıyorlar. Amaçları açık; eksikliklerinin ortaya çıkmasına engel olmak.
Her neyse..
Bizim yorumcuların İsrail pazarına ilişkin ortaya attıkları ilginç fikirlerini işittikçe, aklımıza bu değerlendirmeleri bir halk sözüyle özetlemek geldi. "İt uyuzdan ölmez ama bir de derisine sor."
Uluslararası finans kurumlarının yörüngesinden çıkmayan, teslimiyetçi ekonomik politikaların yörüngesinden bir milim dahi sapmadan, sektörü her sezon biraz daha güçsüzleştiren bu hükümetin, hangi amaçla ortaya attığı belirsiz Gazze çıkarmasının faturası da, ne yazık ki, turizmcilere kesiliyor.
Böyle bir durumda sektörün meslek kuruluşlarından, -varsa-TBMM çatısı altındaki temsilcilerinden ve kuşkusuz Bakanlık'tan beklenen nedir?
Öyle sanıldığı kadar karmaşık bir çalışma değil. Sessizce yapılacak , gerçekçi bir hasar saptaması. Olası kayıplar ve bunların gelecek sezonlara etkileri. Belki bu olayla ilgili olarak, tartışmanın hükümetler arasında olduğunu, halklar arasında dostluğun sürdüğünü gösterecek dolaylı bir halkla ilişkiler kampanyası.
Oysa henüz tam olarak açıklanmamakla birlikte, sızdırılan bilgilere göre yaptıklarımıza bakalım...
Askeri anlaşmalar sürüyor. Ticari anlaşmalar ile ilgili ise tam bir belirsizlik var. Her kafadan bir ses çıkıyor. İsrail pazarını da azımsamamak lazım. Nereden bakarsanız bakın, yaklaşık 500 milyon dolarlık bir pazar bu.
Gazze filosunun yolu kesilirken, ani bir kararla Sultanahmet Meydanı araç trafiğine kapatıldı.
Meydandaki kargaşa ve park düzensizliği kuşkusuz bölgenin değerini azaltan önemli bir eksiklikti.
Ancak çözüm üretilirken, bir süre sonra kayırılmış bir kesimin, özellikle resmi plakalı araçların, özel izinlerle Sultanahmet Meydanında araba sefası yaparcasına, at koşturduklarını görürsek, hiç şaşırmayacağız.
Kısa süre sonra Karaköy Rıhtımına yanaşacak gemilerin yoğunlaştığı dönemlerde, ayrılan park yerlerinin yetersizliklerinin ortaya çıkacağını, otobüslerden indirilen yolcuların yukarı çıkışlarında ve ziyaret sonrasında güçlükler yaşanacağını, şimdiden söylemek için kahin olmaya gerek yok.
Belirlenen park yerleri ile Meydan arasında mutlaka sürekli çalışacak, orta kapasiteli, çevreci servis araçlarının (shuttle) çalıştırılması şart.
Bunlar yapılmadan sezonun oransal olarak zayıf geçtiği kış aylarında, aşamalı olarak bu uygulamaya geçilemeyişi ise anlaşılır gibi değil.
|