www.boyut.com.tr  9/2/2010   Toplam Okuyucu: 35703279 |  Bugünkü Okuyucu: 6326 | On-Line: 163 |  Son Güncelleme: 09:51
 
   
 
• Favorilerime Ekle
• Turizmde Kim Kimdir?
reklam
Google
turizmdebusabah
Web

<<< TURİZMDEBUSABAH.COM ANA SAYFA  
Yazıcıya Gönder    Haberi Gönder Yorum Yaz
HABERİ PAYLAŞ
Adil Gürkan  / Turizm İşletme Danışmanı, Eğitimci
7.9.2009 10:28

Yolgeçen hanı Pazarlama Müdürleri

Türkiye turizminde, daha pazara çıkacak çok iplik olduğu da aşikardır. Acenta Müdürleri ile geliştirdiği ahbap çavuş ilişkisini pazarlama diye yutturan, iş görüşmelerinde, kendisini 'portföy sahibi' gibi tuhaf payelerle şişiren, 'çakma' satış ve pazarlama müdürlerinin ipliği de bu kategoridedir.


Bu yazı, pazarlamanın ilham bahçelerini ayrık otlarından temizlemek amacı ile yazılmıştır. Birkaç yazı sürecektir.

Satışı pazarlama, pazarlamayı satış zanneden prehistorik dönem kalıntılarının tasfiye zamanı gelip geçmektedir.

Türkiye turizminde, daha pazara çıkacak çok iplik olduğu da aşikardır. Bu iplikler Türkiye turizminin atılımlarını engellemekte, ayağımıza dolanmaktadır.

Acenta Müdürleri ile geliştirdiği ahbap çavuş ilişkisini pazarlama diye yutturan, iş görüşmelerinde, kendisini 'portföy sahibi' gibi tuhaf payelerle şişiren, 'çakma' satış ve pazarlama müdürlerinin ipliği de bu kategoridedir.

Aşağıdaki konuşma, bir satış ve pazarlama müdürü ile, aynen gerçekleşmiştir.

Kim olduğu, hangi otelde çalıştığı o kadar önemli değil. Mevcut satış ve pazarlama müdürlerinin çoğu gocunabilir. Kendisini bu kategoride hisseden her S/P Müdürü bu yazının muhatabıdır.

" Merhaba! Ben x...... y......."
" Merhaba! Memnun oldum. Ben Adil?"
"Hepsini olmasa da, yazılarınızı okuyorum."
" Teşekkür ederim. Turizmci olmalısınız?"
" Evet. Satış ve Pazarlama Müdürüyüm"
" İşiniz zor! Hem satıyorsunuz, hem de pazarlıyorsunuz. Zaman bulabiliyor musunuz her ikisini yapmaya?"
" Doğrusu pek zor değil."
" Nasıl yani?"
" E, satış ve pazarlama... İkisi aynı şey... Oteli satıyorum. Yani pazarlıyorum"
" Yani?"
" Eeee... Satınca pazarlamış olmuyor muyuz canım?"
" Ya da pazarlayınca da satmış oluyorsunuz tabi"
" Elbette... Yani mesela kozmetik pazarlamacıları var..."
" Evet!"
" Onların kapı kapı dolaşıp yaptıklarını, biz acenteleri dolaşıp yapıyoruz."
" Bu kadar basit?"
" Bu kadar basit elbette"
" Fazla zamanınızı almıyordur bu işler"
" Olur mu? Her gün birkaç tanesini ziyaret etmek, saatlerce satışlarını otelimize yönlendirmeleri için dil dökmek kolay mı?"
" Yönlendirme?"
" Adamlar bir oteli belli bir fiyattan satmışlar. O satışlar için gidip, kıran kırana pazarlık yapmak ve en az indirim ile odaları size kaydırmalarını sağlamak o kadar kolay bir iş değil"
" Öncelikle kösele gibi bir surat lazım... Sonra da, öteki otellerde çalışanların emeğini hiçe sayacak kadar katı bir yürek"
" Nasıl yani?"
" Önemli değil... Boş verin."

Sohbetin ilerleyen bölümlerinde, bu S/P Müdürüne sorduğum sorular ve aldığım cevaplardan, Türkiye turizminin neden 10- 40 euro skalasına sıkışıp kaldığının minik bir ipucunu yakalamış oldum.

Pazarlamanın sınırsız deryasına ilerideki yazılarda dalacağız. Önce, satış ve pazarlamaya yapılan tecavüzü durdurmakta fayda var.

Özelden genele gidelim.

Bu arkadaşımız, otelinin iç ve dış cephe boya rengini bile bilmiyordu. Odaların rengini de. Bu konuya hiç dikkat etmemişti. Gerek duymamıştı.

Lobi ve odaların mobilya dekorasyonunun klasik mi, modern mi olduğu konusunda hiçbir fikri yoktu.

Odaların metrekarelerini de bilmiyordu. Ayrıca, bu metrekareleri bilmenin, satış ve pazarlama ile alakasını da anlamakta zorluk çekiyordu.

Sonuçta insanların gelip yatacakları oda işte...

Resepsiyonda hangi dillerin konuşulduğu hakkında hiçbir fikri yoktu. Ama resepsiyonistlerin çoğunun İngilizce konuştuğunu tahmin ediyordu.

Spor merkezinin kaç metrekare olduğu önemli değildi. Hangi spor aletlerinin olduğu da... Bu merkezin spaya olan uzaklığını öğrenmemişti. Spa'da hangi terapilerin, masajların olduğunu sormamıştı.

Estetik bölümünde hangi kozmetik markasının kullanıldığını bilmesi gerektiğini de anlamamıştı. Yeni nesil Rus tatilcisinin, otel seçiminde, estetik merkezinin kullandığı kozmetik markasına bile önem verdiğini bilmemesi normaldi.

O, anladığım kadarıyla Oteli insanların gelip uyudukları, yemek yedikleri, denize girdikleri bir yolgeçen hanı sanıyordu.

Bu satış ve pazarlama müdürümüz, sahilindeki deniz suyu sıcaklıklarını, bahçesindeki peyzajı, futbol sahasının ölçülerini, otelinde paid out hizmeti olup olmadığını hiç merak etmemişti.

Ona göre satış ve pazarlama müdürlüğünü yaptığı otel, sahilleri dolduran yüzlerce benzeri arasında, manav tezgahındaki karpuz benzeri bir nesne idi. Karpuz işte.... Merak ediyorsan kes, gör. Ya da merak ediyorsan gel, konakla.

Sözü uzatmadım. Arada, birkaç otelle ilgili değinmelerimiz oldu. Üniversite mezunu müdürümüzün Xanadu'yu İksanadu, Xante'yi İksante olarak telaffuz edişine gülmek dışında, kayda değer bir reaksiyon göstermedim.

Gülmeme bir anlam veremedi. Boş boş baktı.

Bu telaffuz, bana, nedense Kibariye'nin bir röportaja verdiği muhteşem cevabı anımsattı; Sormuşlar, "Kibariye, MTV izler misin?"

Meşhur kahkahasının eşliğinde cevaplamış;

" Abe, em tv izlerim, em radyo dinlerim"

Oysa daha neler soracaktım...

Örneğin Otelin yatırım maliyeti hakkında bir fikri olup olmadığını. Hangi yıl inşa edildiğini. Bir yenileme yapılıp yapılmadığını.

Mutfağını soracaktım. Büfelerde hangi mutfağın ağırlıklı olduğunu... Diyet mutfağını. Kosher olup olmadığını.

Bu soruya " Evet, kahvaltıda hakiki Kars kaşarımız var" cevabı vermesi ihtimali aklıma gelmedi değil.

Satış ve pazarlama müdürlüğünü yaptığı oteli tanımayan birisinin, rekabet analizi adına çevre otelleri incelemiş olması olasılığı, devekuşunun, deve ile kuşun yavrusu olma olasılığından bile daha imkansızdı.

Komşu otellerin satış realizasyonları, yıllık ortalama fiyatları, güçlü ve güçsüz olduğu pazarlar, pazarlama ve reklam yöntemleri, hizmet kalitesi, ürün yelpazesi gibi hususların, görev bir yana, ilgi alanına bile girmediği belliydi.

Ona, Antalya'nın tarihini, doğal cazibe alanlarını, Sagalassos'u, Xanthos'u, Elmalı Hazineleri'ni, Likya Yolu'nu, Kaş ile Costellerizo'nun binlerce yıllık aşkını, Arycanda'yı sormadım.

Bu satış ve pazarlama müdürünün kafasındaki görev tanımı, acentaları dolaşıp oteli satmakla başlıyor, pazarlamakla bitiyordu.

Prehistorik zamanlardan kalma bir gelenek olarak, her yıl belli fuarlara gidiyor, birkaç gün sabahları fuar alanında acentacılarla gevezelik ediyor, akşamları, büyüklerinden aldığı tüyoların işaret ettiği eğlence ve sosyal mesai alanlarında kurtlarını döküyor, son gece, yatırımcıya sunulacak senaryonun rötuşlarını bitirip, ertesi sabah memlekete dönüyordu.

Avrupa'da sayısı artık onlarla, yirmilerle ifade edilen wellness, leisure, termal gibi özel fuarlardan habersiz olması doğaldı. O, atalarından, bilinen üç-dört fuarı emanet almıştı ve emanete ihanet edemezdi.

Kredi faizlerine sıkışmış yatırımcının acil nakit için verdiği "oteli doldur" talimatına denk düşen satış ve pazarlama müdürü modeli budur işte.

NEANDERTAL PAZARLAMA*nın sadık fanatiği.

Yani, pazarlamayı satışla aynı sayar. Daha az enerji ve maliyet ile, mevcut müşterileri kalıcı ticari ataşelere dönüştürmekten çok, yüksek harcamalar ile, yeni müşteriler kazanma arenasında rakiplerle boğuşur.

Müşterinin değerlerine saygı duyarak ve ömür boyu yöneterek kar etmek yerine, her satış işleminden sabit kar elde etmeye çalışır.

Hedef pazarların ekonomik ve sosyal verilerine göre fiyatlandırmak yerine maliyet artışlarına göre fiyat belirler.

Turizm müşterisinin gerçek gereksinimlerini anlamak ve bunları karşılamaktansa, kalitesi kendinden menkul ürününü satmak için boğuşmayı tercih eder.

Hedef pazarlar için değer yaratma, duyurma ve satmanın yeni yollarını icat eden rakipleri, koşar adım ilerlerken, o, vınlayıp giden tavşanın, bir yerlerde uykuya dalmasını hayal eden kaplumbağa gibidir.

Bu satış ve pazarlama müdürünün önüne; R- STP- MM- I- C formülünü koymak ve tanımlamasını istemek akıl sağlığına zarar verebilir.

Ona bir iyilik yapmak, satış ve pazarlamada kariyer yapma iradesini ( eğer var ise ) güçlendirmek adına, kuru bir formülden çok, açılımını yazarak iletin;

R= Research. S= Segmentation. T= Targeting. P= Positioning. MM= Marketing
Mix. I= Implementation. C= Controlling.

Yatırımcı Dostlar,

Pazarlama, fırsatları bulma, geliştirme ve bunlardan kar sağlama sanatıdır. Satış ve Pazarlama Müdürünüz hiçbir yeni fırsat görmüyorsa, kendisi ile vedalaşma zamanı gelmiştir. İş güvencesini siz değil, müşteriler verir. Müşterilerinizin kararına saygı duyun. Hayata geçirin.

Çünkü,

Her yıl daha bilgili müşteriler pazarı ele geçiriyor. Onlar fiyatlar konusunda giderek daha hassaslaşıyorlar.

Zamanları dar. Günleri, haftaları, ayları programlı.... Her yıl biraz daha çok kolaylık ve basit işlemlerle tatile gelmek istiyorlar.

Bütün sektörlerde olduğu gibi, turizmde de, bir ürüne sadakat kavramı tarihe karışıyor. Onlara göre her otel benzer özelliklere sahip.

Size, artık, SONY Yönetim Kurulu Başkanı Akio Morita gibi bir pazarlama dehasını anlayan, çözen ve onun felsefesini içselleştiren profesyoneller gerekiyor;

" Ben pazara hizmet etmem, Pazar yaratırım"




* Philip Kotler.



Okuyucu Yorumları
 Necdet Çoraylı11.9.2009 - 4:57
 Sn Adil bey sizi tanımıyorum ama Gen Müd açılımından sonra bu yazınızıda okumak vede bu kadar çok yorumcuya rastlamak çok şaşırtıcı,demekki Türk Turizminde gerçekten bir sıkıntı var ve insanlar artık patlama noktasına gelmiş. Adil bey geçen bir arkadaşın yazdığı gibi daha çok düşman kazanıcaksınız galiba :)Ama bu mesleğe gönül vermiş insanlar her zaman sizin yanınızda olucaktır. Türk Otelciliğin bu hale geleceği zaten belli idi,bunuda HD sistemini otellere zoraki uygulatan Acentalar değilmi.SP cılar ile Acentalar arasında iyi diyaloglar olmak zorunda çünki karşılıklı çıkarlar var.Bir Acentacının bir yakın dostu iş arıyorsa ve bulamıyorsa bu Acentacı Otel sahibine bu yakın dostunu tavsiye edip bu dostun o otelde Gen Müd bile olduğu bilinmiyormu.Daha bunun gibi ne örnekler var. Eğer gerçekten Türk Turizmi ve Otelciliği için birşeyler yapılmak isteniyorsa bence kişileri değil Sistemi sorgulamak değiştirmek zorunluluğu vardır.Baksanıza halen İstanbulun Avrupa yakasına 18,Anadolu yakasına da 14 Otel yapılıyormuş diğer bölgeleri saymıyorum.E ama çok doğru yeni otellere ihtiyacımız var çünki Türkiyeye yılda 70 milyon turist geliyor hemde en kalitelisinden.. Sadece SP macılar suçlanmasın birazda Muhasebe Müdürlerine bakın,kaçı acaba itiraz ediyor bu fiyatlarla bu gemi yürümez diye,onların tek derdi otel zararda görününce hemen personel kıyımıdır çünki tutmayan bütçeyi mahveden her zaman Personeldir. Bence tek sorun yanlış Sistemde,kademeli konsept olmalı.

 Ahmet Çolakoğlu10.9.2009 - 23:59
 Usta şimdi şöyle, Önce malzeme olacak,sonra pazarlarsın, sonra da pazarlananı, satışçılar gidip satar. Önce olması gereken malzeme olmaz ise, yanlış olursa, var gibi davranır aslında yoksa, söz verdiği gibi olmazsa, senin bu Satış & Pazarlama Md. leri de senin başın böyle, işte ben de tarak geldim der. Doğrusun usta ne diyeyim, haklı olmanı hiç sevmiyorum bazen ama durum cıvık kısaca. Ama kartvizitleri ezdin bu arada. Nesin ? Satış & Pazarlama Md. Çok yaşa yani... Ahmet Çolakoğlu

 LEVENT KÜÇÜK 10.9.2009 - 9:58
 Böyle başa böyle tarak adil abicim. yapılacak fazla bir şey yok . müşteri her zaman haklıdır. acentacı sormuyorki sizin otelin odası kaç metre kare diye. hatta hiç otele gitmiyor nereyi sattığını dahi bilmiyor.30 euro olurmu 40 dolar olurmu tek konuşulan bu .mutfak hizmet hiç bunları bilen okuyan gören yok . acentacının arsı otelci ile iyise alakart restauranta bir yemek birde suitde bir gece tamamdır bu iş.

 bir dost9.9.2009 - 18:1
 Adil Bey, Bir dokun, bin ah isit lafina istinaden yazinizin ustune, yorumlari da okuyunca, sektorun kalite duzeyini anlamis oldum, ben bu duzeyin sadece bizim kamudaki arkadaslar da bulundugunu zannediyordum, megersem. Bu durumdan cikardigim baska bir sonuc ise bu sektorden daha size cok malzeme cikar. Sevgiler. Not: Sevgili editor yorumu yayinlamak istemeseniz dahi, Sn Gurkan`a ulastirirsaniz memnun olurum.

 murat birecik9.9.2009 - 16:21
 adil'im, daçka'lım...''çoğunuz, metropollerin orta halli semtlerinde, sürekli kendini tekrarlayan bir hayatın özneleriydiniz'' saptamana bayıldım, yahu...gözlerinden öperim ve aynı performansla devamını dilerim...ama, bu zavallıların suçu yok. kamu otoritesi (devlet); atamalarda ''personel nitelikler yönetmeliği'' ni bir türlü çıkartmıyor, karrrrrrdeşim!!! bunu ancak, kreditör bankalar yapabilirdi. lakin, finansörlerin de özellikle ''niteliksiz'' yönetimler dikte ettiğini -işte şimdi- gemi inşa sektöründe yaşıyoruz...sevgiler...murat birecik

 ahmet9.9.2009 - 12:55
 adil beyin yazısı tum gercekleri ortaya cıkarıyor. sadece birseyi unutuyoruz. tam donanımlı , meslege hakim , tesis-gm -patron ozelliklerine hakim bir satıs paz. md ne kadar almalı? 1200 -1500 tl maaş , eline laptop altına da kıytırık bir arac verip haydi benim otelimi doldur diyen zihniyetde suclu degilmi. tabiki satıs skalasıda 10-40 euro aralıgında olacak.ahbap - cavus ilişkiside mecburen devam edecek. hic duydunuzmu gm-patron-yonetim kadrosu rakip ulkelerden birine inceleme - arastırma gezisine cıkmısmı ? spa modası geldi 2 balili - 2 thai kızı sahile cardak altına koyan bolgenin en buyuk spası bizim otelde diye ortaya cıktı. otellerin ısık - hava almayan karanlık odaları fitness - welness - spa - hamam - kapalı havuz oldu. hayatında sattıgı yemegi yememiş personelle çin - thai - rus - mexica restoranları acıldı. hicbirseyin standartının olmadıgı memleketimizde personelinde egitim durumu - sertifikası yabancı dil bilgisine vizyonuna bakılmadan herkes departman amiri - md oldu. tesisin insaatinda calısan evrak memuru - cost control , bekci - guvenlik md olursa satıs pazarlama md lerinin standartını sorgulamak lux olmuyormu ? nasılki diş hekimliği diplomanız veya muhendis diplomanız yoksa işyeri acamıyorsanız turizmdede en azından bir egitim sartı olmalı. otelde calısan personelin % 50 universite mezunu - % 50 dil bilme sartı getirilse cok daha kaliteli kadrolarla calısılabilir. turizmden diger sektorlere kacan yetişmiş insanlarda geri doner.

 ibrahim Celk9.9.2009 - 12:10
 Sayın Gürkan, Nasrettin Hocanın hikayesini sanırım bilmeyen yoktur. Hani Hırsızın hiç mi şuçu yok ? Bu tarz müdürü oraya, daha düşük maaşla çalışmayı kabul ettiği için seçen patronun ve Genel Müdürün hiç mi suçu yok....... Saygı ve Sevgilerimle İbrahim Çelik

 johngalt9.9.2009 - 11:11
 Antalya da ki satış pazarlama müdürü ne yapar; 4-5 farklı pazar fiyatını 6-8 period a böler.Önüne early booking indirimi,aralara 7-6 14-12 aksiyon koyar.Bütün yaz boyunca da yandaki otellere bakarak bu tablodan fiyat kırar Ayrıca acenta ziyaretleri,fuarlara katılım,eğlence v.s İddia ediyorum ki güney deki otellerin genel müdürlerinin ve satış&pazarlama müdürlerin gözlerini bağlayın ,yarısına yakını , ofislerinin içini bile resmedemezler .O kadar farkındalıktan uzaklar...

 Ebru Gürman RAY9.9.2009 - 10:9
 Adil bey, kaleminize sağlık...Bir otelin beyni, kalbi, herşeyi olan bir departmanın başına getirilen kişilerin bu denli kolay o koltuğa oturması ve hemen koltuğuna alışması inanın çok üzücü. Birde görüşmeler esnasında kendilerinide meslekleri icabı olsa gerek bir güzel pazarlarlar ki sormayın gitsin. Profesyonel insan yetemeyeceği noktayı açıkça söyleyebilmeli. Yıllardır bu sektörde bulunan bir yönetici olarak hiçbir zaman 'oldum' dememek gerektiğine inanıyorum. Yanlış yapılan tercihlerle Türk Turizminin bir adım ilerleyemeyeceği kanısındayım...Saygılarımla, Ebru Gürman Ray- PR

 Pakize Kılıç8.9.2009 - 16:10
 Sevgili Adil Bey, Okuduğum yorumlara da dayanarak; turizmci dostlarımızla ''eğitim-sertifika eksikliği-konularında hemfikir olduğumuzu görüyorum. Doğru tabii...Eğitim fakültesinden dereceyle mezun olmuş olsa bile; yeterlik sınavından belge olamayanların öğretmenlik yapamadığı ülkede; satış pazarlama müdürleri neden hoppadanak otursun o koltuklara?? Müdürlere,patronlara konsomasyon yapmadan önce; aklıyla,zehir gibi fikirleriyle; donanımlarıyla haketsinler o mevkileri. Bazılarımız diyecektir şimdi : E tamam..belgesiz öğretmen olunamıyor; ama meclis İlkokul diplomasını para bastırıp almış belgesizlerle dolu..?? Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?? Haklısınız,Belgesizler Turizm Politikası oluşturursa(..mazsa) olup olabileceği bu kadar! Konsomasyonluk takdir-i ilahisi bu ülkenin...Ne kadar iyi kıvırırsanız; o kadar çöreklenirsiniz o koltuklara. Türsab'a konsomasyonluk kursları açılmasını önerelim...sanırım ben de öğrenmeliyim :))

 Seden Algür8.9.2009 - 11:33
 Sevgili Adil Bey, yazınızı büyük bir zevkle okudum. Yorumlardan da anladığım üzere tamamen haklısınız ve ben de örneğini verdiğiniz kişinin hayali olmasını temenni ediyorum. Ha satış ha pazarlama demek ha patates ha domates demek gibi bişey. Ama bu şahsın bilmediği domatesle püre yapılamayacağı gibi patatesle de salça yapılamaz. Saygılar.

 can topcu8.9.2009 - 11:11
 Adil bey, uzun yillardir verdigim bir savasi bu kadar guzel anlatamazdiniz, cok uzulerek belirtmeliyim ki ozelikle guney bolgesinde pazarlama ve markalasma kavramlari hic dogru algilanmiyor ve uygulanmiyor, bizzat gorevde oldugum 3.5 senede Sungate port royal de bu kavramlari anlamayan herkeze iyi bir ders verdigimi zanediyorum, anlayabildirler ise...:) saygilarimla, can topcu

 Operation Manager8.9.2009 - 10:14
 Sn Hocam inanın acentalarda da durum farklı değil. Tek fark aman yerinden çok kalkmadan ( sağa sola gidip masraf kalemi yaratma Türkçesi ) telefonla maille bağla otelleri , en az 21 günde kredi sağla otellerden gerisi boş. Satış varmı yok mu , en önemlisi varı yoku konuşacak GM , GM Yardımcısı hiç bir şey yok. Sadece piyasada birinci sıradaki acentanın uyguladığı fiyattan daha yüksek fiyat alırsan suçlusun. Ama onun asıl sebebininde o acenta tek yetkilimi , garantiye mi girmiş , satışları mı iyi umurunda değil zaten anlamaz bilmez. Çünkü kendi çaldığı düdük ona flüt gibi gelir. Durumu ancak bana sadık elemanlarım ile paylaşıp bundan sonra gidecekleri yerde en azından yanlış durum içinde bile olsalar ( bendeniz gibi ) kendilerinin doğru yolda olmalarını sağlamaya çalışıyorum. Sonuç balık baştan kokuyor tüm GM ve Patronların şapkalarını önüne koyup biz ne yapıyoruz demeleri gerekir.

 kağan ergül8.9.2009 - 9:42
 suç aslında o gençlerdede değil, 1-2 senede onları satış pazarlama müdürü yapan zihniyette suç... okuldan mezun olup bir otelde çalışmaya başlayıp 2 senede md olan çok adam var... ama seninde bildiğin gibi belli bir yerde tıkanıp kalıyorlar... Patron sekreteri olmaktan öteye geçemiyorlar, sektör bilgileri sıfır. yazacak çok şey varda... zaten sen yazmışsın çoğunu... anlayan anlamıştır.. Sevgiler

 MUSTAFA KARAKAŞ8.9.2009 - 8:43
 Bingo...... İnanılmaz önemli konulardan birini yakala mışsınız ! Ancak daha derinlere bakıp biraz daha çeşitlendirebilirseniz,otel ve acenta ilişkilerinde işlerin nasıl yerlerde süründüğünü ve işin ne boyutlara geldiği ni görebilirsiniz.Tam 12 den vurmuşsunuz.

 Gültekin ATİK8.9.2009 - 0:3
 Otelcilik, taklit edilemez, ancak öğrenilebilir çok uzun bir süreçtir,çoook...

 Selcuk Daglioglu7.9.2009 - 22:59
 iste budur........

 Fatih CANER7.9.2009 - 19:59
 Adil Bey; Serilerinizin devamını bekliyorum, taşlar gediğine, bu arada Adem de yerden göğe kadar haklı, koltuğundan korkan GM lerin yarattığı kitledir bu "Zatış Pazarlama Müdürleri" Sevgiler Fatih

 Satış Pazarlama Müdürü7.9.2009 - 18:26
 Sayın Gürkan, yazınızı büyük bir zevk ile okudum ve ne kadar haklı olsanızda bizi bu duruma getirenlerin kimler olduğunu sordum kendi kendime. Bizlerle kim mülakat yapıyor?kim işe alınmamızı sağlıyor ve neler bekliyorlar?Ben kendi adıma söyliyeyim mülakatta ilk sorulan soru hangi takımı tutuyorsun olmuştu ve bunu soranda bir Satış Pazarlama Koordinatörü idi. 2. soru Berlindeki şu Restorantı bilirmisin çok güzel Çin Restourantıymış. Neyseki sorulan soruları bilmiş olmam lazımki işe alındım, 2 gün sonra lap topu verdiler elime hadi sen git bi Avrupa yapta gel, ne yapacam orda ? Reisebüro ( Satış Acentaları ) larını gez Otelimizi anlat :) balık baştan kokar derler başınızda böyle bir Koor. olursa gerisini siz düşünün, şimdi nemi yapıyorum halen aynı oteldeyim 1 yıl içerisinde Satış Müdürü oldum :) Otelde henüz daha artan bir pazar yok fakat ben hala gidip Reisebürolarda Otelimizi anlatıyorum adamlar artık beni görmekten bıktı fakat Koordinatörüm beni oralara yollamaktan bıkmadı. Buda benim hikayem, oysa ben önce Otelimdeki Servisten Müşterilere yönelik Hizmet ve ilgi alakadan başlamak isterdim daha sonra Yurtdışında Otelimi artılarıyla anlatıp biryerlere gelmek isterdim fakat tüm arkadaşların dediği gibi doldurda nasıl doldurursan doldur yeterki Otelin Operasyon kısmına karışma mantığıyla ancak bu kadar oluyor. Saygılarımla

 oktaykoylu7.9.2009 - 17:55
 Adil ağabey, bir çok konuda haklısın ama şu konular da da bir şeyler söylemeni beklerdim;Satış Pazarlamacıların insan ilişkileri,yatırımcıların sabırsızlığı ve otel genel md.lerinin veya koord.lerinin bu Satış Pazarlamacılar konusunda veya onlarla nasıl çalıştıkları. Bunlarıda açıklasaydın daha objektif olurdu yazdıkların...

 Turgay GENÇ7.9.2009 - 16:53
 Sevgili Adil Abi, Kalemine sağlık yine 12 den vurmuşsun.Yerden göğe kadar katılıyorum. Turgay GENÇ

 Zeki Kırközen7.9.2009 - 16:14
 Adil Ağabey Patronlar.Tur Operatörleri.Genel Müdürler.Satış ve Pazarlama Müdürleri....İş Stewardlara kadar varacak galiba. Sen onlara da yazacak bir şey bulursun. Ağabey, hiç dostun kalmayacak bunu bil:) Aslında bir rönesans olmalı. Yazdıkların da senin tabirinle bu rönesansın 'manifestosu' olmalı. Ellerine sağlık.

 Murat Kalpakoğlu7.9.2009 - 15:24
 Sayın Gürkan, Sayın Adnan Suveren'e katılıyorum. Gerçekten var mı böyle satış müdürleri? Bu yazı dizinizin varacağı noktaları izleyeceğim. Bodrum'lu bir turizmci olarak hem kamu yöneticileri hem de turizmciler mutlaka okumalı. Teşekkürler

 ÇAĞATAY GÜNER7.9.2009 - 13:19
 YAZDIKLARINIZA BİR İTİRAZIM YOK. ANCAK TÜRKİYE GERÇEKLERİNİ DE DİKKATE ALMAK GEREKLİ. HALEN BENİM OTELİMİ DOLDUR HANGİ FİYATA DOLDURURSAN DOLDUR BU OTELİN BİR PRESTİJİ VAR DİYEN PATRONLARI KİM EĞİTECEK. SATIŞ PAZARLAMA MÜDÜRLÜĞÜ HENÜZ YENİ YENİ İHDAS EDİLMEYE BAŞLADI. ESKİDEN GENEL MÜDÜR VEYA ÖN BÜRO MÜDÜRÜ BU İŞLE GÖREVLİYDİ. TABİ YENİ BİR MESLEK OLMASI SEBEBİYLE KENDİ ÇERÇEVESİNİ ÇİZEMEMİŞ HERKESE GÖRE FARLI BEKLENTİLERİ OLAN BİR MESLEK HALİNE GELDİ. ELBETTE PORTFÖYÜ DE NE KADAR ACENTACI TANIYORSA VE NEKADAR ACENTACI İLE SABAH MSN İLE GÜNAYDINLAŞIYORSA O KADAR UFKU GENİŞ ADDEDİLİYOR. PEKİ AMA OKUL KANTİNİ İŞLETMEK İÇİN BİLE USTALIK BELGESİ İSTEYEN ZİHNİYET OTEL İŞLETİCİLERİNDEN, GENEL MÜDÜRDEN, SATIŞ-PAZARLAMA MÜDÜRÜNDEN NEDEN BİR SERTİFİKA VEYA BELGE İSTEMİYOR. BUNUN SORGULANMASI GEREKLİ. SON BİR NOT: BAKIYORUM DA TURİZMCİLERİN DIŞINDA HERKES TURİZM KONUSUNDA AHKAM KESEBİLİYOR. PEKİ BİZ TURİZMCİLER YAPTIĞIMIZ İŞİN ÇERÇEVESİNİ OLUŞTURMAK VE MESLEĞİN HER KADEMESİNİN KONSEPTİNİ BELİRLEMEK ADINA NEDEN BİR ARAYA GELMİYORUZ DA BOLCA ŞİKAYET EDİYORUZ.

 Adem SUVEREN7.9.2009 - 12:42
 Adil bey, Yazılarınızı ilgiyle izliyorum. Söz satış pazarlamaya dayanınca bende mevzuya dahil olma gereği duydum. Öncelikle bahsettiğiniz SP müdürü arkadaşımızın tamamen sizin bir hayal ürününüz olmasını umuyorum. Turizmde her kademede haketmeyen kişilerin belirli bazı pozisyonlarda bulunduklarını hepimiz çok iyi biliyoruz. Onların bu pozisyona nasıl getirildikleri sorulması gereken en önemli soru bence. Yerdiğiniz özelliklere sahip SP müdürlerini yaratanlar yime GM lerdir, Patronlardır. Hangimiz bir iş görüşmesinde "x acenteciyi tanıyormusun" , "bu acentanın sahibi kim biliyormusun?" gibi mülakatla karşı karşıya kalmıyoruz. En çok acenteci tanıyıp onlarla en iyi geyik muhabbetini yapan, kankası olan SP müdürü en kıymetli olanıdır. Mesleki bilgi birikimlerimizin, gerçekleştirmek için zaman harcadığımız projelerin çoğu zaman bir değeri yok. Anlattığınızda "vay süper projeymiş" ten sonra gerçekleştirmek için destek bulunamayan hayal ürünlerinden başka birşey değiller. Doğal olarak bir süre sonra üretim durup değişik yollarla kişisel gelişime yönenliyor meslektaşlarımız ve “kanka acenta portfoyünü” oluşturmaya başlıyor. “Yalandan kankalar”, zira “kanka acentesine” giriştiği pazarlıkta ilk taviz vermeyişinde patronuna yada GM e şikayet edilir bu kankası tarafından; “Tavırları hiç hoş değil bizim acentaya gıcığımı var”. Arkasında şikayet edildiği merciden yer paparayı. Bahsettiğiniz Sp müdürlerinin bu ilginç evrimleşmesine sebep faktörler sıraya koyup anlatmakla bitmez, turizmciler olarak üç aşağı beş yukarı bu sebepleri biliyoruz. İçerisinde bulunduğumuz çalışma şartları ve piyasa koşullarında Hayal ettiğiniz gibi bir SP müdür olmak ve prensiplerle hareket etmenin Antalyada 3 ten fazla tesiste mümkün olabileceğini sanmıyorum. Gm ler yazınızda yazdıklarını ve o yazılara yapılan tüm yorumlar bu konu içinde geçerlidir. Tüm üst düzey yöneticilere yapıldığı gibi olmamıza bu tarzda olmamıza çanak tutuluyor, böyle olmaya zorlanıyoruz. Dolduracaksın deniyor o kadar……… Saygılarımla, Adem Suveren Rixos Sungate Satış Müdürü

 Mustafa Üstünsöz7.9.2009 - 12:35
 Adil Bey ne kadar da iyi anlatmışsınız durumu helal olsun. Aslında herkesin bildiği kimsenin konuşmadıklarına el atıyorsunuz. Son derece katılıyorum artık bu tür özeleştirilere daha çok yer vermeliyiz gündemimizde yoksa kaybedeceğiz günden güne... Anlatılanlar güzel hoş, durum hakikaten böyle ama bu arakadaşların da suçu biryere kadar, nerede eğitim alsınlar kim yol göstersin, üstlerindeki yöneticiler çağa uygun bir satış tekniği ile çalışmaya kalktığında eleştirir hatta dalga geçer vesaire... Bu en güzel yine birinin bu yollardan başarılı olması ve diğerlerinin bu başarı uğruna taklit etmesiyle olur gibi geliyor. Kamu oyu oluşturalım birşeyleri değiştirelim diyorsanız en büyük destekcinizim...

 turizmde bu aksam7.9.2009 - 11:52
 Sayın Gürkan, Elinize, kolunuza sağlık. Çok doğru bir konuya parmak basmışsınız. Maalesef Antalya turiziminin bu hale gelmesinin, ucuz pazarlanmasının, çöküşe doğru gitmesinin sebeplerinden biridir yolgeçen hanı Pazarlama Müdürleri. Daha ünvanlarının ne anlama geldiğini bilmeyen bir çok iş bilmez sektör de yer edinmiş, ucuz eleman çalıştırmak mantığı ile iş veren Patron zihniyetini ortaya çıkarmıştır. Aslında herşeyi ucuza kapatmanın peşine düşmek ucuz işletme anlayışını her zaman ortayakoymaktadır. Pazarlama Müdürlerinin maaş sıkalasına bakınca tesisin satış fiyatıda kendini göstermektedir. Yüksek Maaş vermemek için elinden geleni yapan Patron zihniyeti maalesef çakma Pazarlama Müdürlerini ortaya çıkarmaktadır. Sektörde bir çok örnekleri bulmak mümkün. Herşeyin başı eğitim, lütfen kendimizi geliştirellim. Ben bu güne kadar bir kaç Pazarlama Müdürü arkadaşım dışında her yıl düzenli eğitim alanını görmedim. Sorun kendinize, çevrenizde her yıl iki veya üç defa eğitime giden Satış Pazarlama Müdürü arkadaşınız var mı? Fuarlara katıldığımız kadar eğitim programlarına da katılmamız lazım. Eğitim seminerleri düzenleyelim, eğitim seminerlerine katılalım ve veririmliliği artıralım.

 murat birecik7.9.2009 - 11:1
 adil'ciğim...en sonunda geldin, zurnanın ''cırt'' dediği yere. türkiye'nin en büyük üç sorunu; 1. pazarlama... 2. pazarlama... 3. pazarlama... senden ricam, görünmeyen bir el, pazarlamayı kadük mü bırakıyor. çünki sen, yazında bir zavallıyı ele almışsın. bu modelin, zavallı olmayan sürümü gerçekten yok!!! gemi inşa sektöründe türkiye, 47 tersaneden, 150 tersaneye kapasite arttırırken, başta kamu otoritesi olmak üzere; ''arkadaş, sen bu tersaneyi nasıl pazarlayacaksın?!'' diye, hiç kimse sorgulamadı...şimdi de mazeret kolay; ekonomik kriz var! likewise, tekstil...otomotiv...demir çelik...saygılarımla...murat birecik 66-74