Yeni İş Kanunu.
Özet : Geçtiğimiz ay , TBMMde, çalışma
hayatımızı çok yakından ilgilendiren 4857 sayılı
İş Kanunu kabul edildi. Cumhurbaşkanınca onaylanan Kanun, ,
Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlüğe
girecek. 4857 sayılı İş Kanununun yürürlüğe girmesi
ile birlikte, (30) yılı aşan bir süredir uygulanmakta olan 1475
sayılı İş Kanunu da (kıdem tazminatı
uygulamasına ilişkin bir maddesi dışında) yürürlükten
kaldırılmış olacak.
Yeni İş Kanunu ile,
·
Kanun dili sadeleştiriliyor,
·
Kanunda belirlenen kurallara uymayanlara verilen para
cezaları günün koşullarına göre artırılıyor,
·
İşçilere verilecek ücretli izin süreleri ile
kadın işçilere, hamilelikleri durumunda verilen doğum öncesi ve
sonrası izin süreleri artırılıyor,
·
Kıdem tazminatı fonu hakkında kanunun
yürürlüğe girmesine kadar, kıdem tazminatı ödenmesi ile ilgi
olarak, 1475 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin uygulanmasına
devam edilmesi hükme bağlanıyor,
·
İşçinin denenmesi süresi bir aydan iki aya
çıkarılıyor, bu süre sözleşme ile dört aya kadar
uzatılabilecek,
·
Eski Kanuna dayanılarak tespit edilen asgari ücretin
, yeni kanuna göre yeni tespit yapılıncaya kadar geçerli olması
sağlanıyor,
·
İş sözleşmesinin ancak geçerli bir sebebe
dayanılarak feshedilebilmesi zorunluluğu, 30 ve
daha fazla işçi
çalıştıran işyerleri için geçerli kılınıyor,
·
Geçersiz bir sebeple yapılan ve mahkemece iptal
edilen feshin sonucunda işe başlatılmayan
işçiye ödenecek tazminatın
tutarı düşürülüyor,
·
İş arama izni esnasında
çalıştırılan işçiye, % 100 zamlı ücret ödenmesi
hükme bağlanıyor,
·
Toplu işten çıkarma sayılan haller, çalışan
işçi sayısına bağlı olarak yeniden belirleniyor,
·
Özürlü, eski hükümlü ve terör mağduru çalıştırma
zorunluluğu ile ilgili kurallar yeniden belirlendi.
·
Ücretin, yabancı para cinsinden belirlenmesine
imkan veriliyor, ödeme , o günkü rayice göre hesaplanan Türk Lirası
cinsinden yapılacak,
·
İşverenin konkordato ilan etmesi, iflas etmesi
ve acz içinde bulunması gibi gerekçelerle ödenemeyen ücretlerin son üç aya
ilişkin olanlarının ödenebilmesi amacıyla,işsizlik
sigortası fonu kapsamında ücret garanti fonu oluşturuluyor,
·
İşçilere
verilecek ücret kesme cezası ayda iki günle
sınırlandırılıyor,
·
Bugüne kadar günlük
bazda tanımlanan fazla çalışma, haftalık bazda
tanımlanıyor,
·
Haftalık
çalışma süresinin, iş günlerine farklı şekilde
dağıtılabilmesine imkan veriliyor,
·
Günlük
çalışma saatlerinin, işin niteliğine göre, işçiler
için farklılaştırılabilmesine imkan sağlanıyor.
Cumhuriyet tarihimizin 4 üncü İş Kanunu olma
özelliğini taşıyan 4857 sayılı Kanunun kabulünün
altında yatan iki temel gerekçeyi, Avrupa Birliğinin sosyal hukuk
normlarına uyum sağlanması ve mevcut Kanunun, son otuz
yılda meydana gelen sosyal ve ekonomik hayattaki gelişmelere
yeterince karşılık verememesi şeklinde özetleyebiliriz.
Ülkemizin Avrupa Birliğine aday ülkeler arasına
alınması ve bu yeni süreç içinde Avrupa Birliğinin sosyal hukuk
alanında da kendine özgü hukuk normlarına uyum sağlanması
gereği, yeni bir İş Kanununun yürürlüğe
konulmasının önemli sebeplerinden biridir. Bu uyumun , tam
üyeliğe kadar geçecek süre içinde tam olarak sağlanması
zorunluluğu bulunmaktadır.
Diğer önemli gerekçe ise, 1475 sayılı
Kanunun uygulanmaya başlandığı 1971 yılından bu
yana iş hayatından yaşanan gelişme ve
değişmelerin artık yeni bir İş Kanununu gerekli
kılmasıdır. Kanunun gerekçesinde de belirtildiği gibi, bu
güne kadar, Kanunkoyucu, iş yasalarında gerekli düzenlemeleri
yaparken çağdaş gelişmeler ve normlardan yararlanma yerine
mevcut hükümleri geliştirmeyi tercih etmiştir. Bunun en açık
örneği kıdem tazminatı uygulamasıdır. Bu uygulamaya
işsizlik sigortasının işlevinin de yüklenmiş
olmasının bir sonucu olarak, kıdem tazminatı
uygulaması ile ilgili hükümler, İş Kanununun en uzun maddesini
oluşturmuş, uygulamanın
kapsamı oldukça genişletilmiştir. Oysa, işsizlik
sigortası ile kıdem tazminatı uygulamaları, birbiriyle
uyumlu olması gereken ve fakat birbirinden farklı
uygulamalardır.
Yukarıda anılan ve çalışma
hayatımızı dolayısıyla toplumsal yaşamı
yakından etkileyen ekonomik, sosyal ve siyasal koşullar, mevcut
İş Kanununda bazı değişiklikler yapılması
yerine yeni bir İş Kanununun hazırlanmasını zorunlu
kılmıştır.
Resmi Gazetede yayımlandığı
tarihte yürürlüğe girmesi beklenen 4857 sayılı İş
Kanunu ile bu Kanunun yürürlüğe girmesi ile birlikte yürürlükten
kaldırılacak olan 1475 sayılı İş Kanununun
hükümleri arasındaki değişikliklerden bazıları
aşağıda özetlenmektedir.
4857 SAYILI KANUNLA YAPILAN
DEĞİŞİKLİKLER
1) Kanun dili daha
sade ve anlaşılır hale getirildi
4857
sayılı Kanun metni incelendiğinde ilk göze çarpan, 1475 sayılı
Kanun metninden farklı olarak, dilin sadeleştirildiği ve metnin
günümüzde çok daha iyi anlaşılır bir Türkçe ile
yazıldığı olmaktadır.
2) Kanuna
aykırı hareketlere verilen idari, para cezaları günümüz
koşullarına uyarlandı.
4857
sayılı Kanunla, Kanun hükümlerine aykırı hareketler için
yetkili kamu otoritesince verilen idari para cezaları, günümüz
koşullarına uyarlandı. Bu bağlamda,
·
İşyeri bildirme yükümlülüğüne uymayan
işveren veya işveren vekiline, çalıştırılan her
işçi için 50 milyon lira,
·
Kanunun toplu işten çıkarma ile ilgili
hükümlerine uymayan işveren veya işveren vekiline, işten
çıkardığı her işçi için 250 milyon lira,
·
Ücrete ilişkin hesap pusulasını
düzenlemeyen veya Kanun hükümlerine aykırı olarak ücret kesme
cezası veren işveren veya işveren vekiline, 250 milyon lira,
·
Fazla çalışmalara ilişkin ücreti ödemeyen
veya fazla çalışmalar için işçinin onayını almayan
işveren veya işveren vekiline, bu durumda olan her işçi için 250
milyon lira,
·
Kanun hükümlerine göre çalıştırmak
zorunda olduğu sayıda özürlü ve eski hükümlüyü
çalıştırmayan işveren veya işveren vekiline,
çalıştırmadığı her özürlü ve eski hükümlü ve
çalıştırmadığı her ay için 750 milyon lira,
·
İş hayatının denetimi ile ilgili ve
yetkili olanlara yardımcı olunmaması ve bu konuda getirilen
zorunluluklara uyulmaması durumunda, 5 milyar lira
para cezası
verilecektir.
3) Kıdem
tazminatı uygulaması ile ilgili hükmün uygulanmasına devam
edilecek
4857
sayılı Kanunun Geçici 6 ncı maddesinde, kıdem
tazminatı için kıdem tazminatı fonu kurulacağı ve bu
fona ilişkin kanunun (13.05.2003 tarih ve 066 numaralı Sirkülerimiz)
yürürlüğe gireceği tarihe kadar, işçilere, 1475 sayılı
Kanunun kıdem tazminatı uygulamasına ilişkin 14 üncü
maddesi hükmü çerçevesinde kıdem tazminatı ödenmeye devam
edileceği hükme bağlanmıştır. Bu tarihten itibaren
yapılacak tazminat ödemeleri ise tasarısı halen
Çalışma Bakanlığınca hazırlanmakta olan
kıdem tazminatı fonu kanunu hükümlerine göre yapılacaktır.
4) Uygulanmakta olan asgari ücret, yeni
İş Kanununa göre yapılacak yeni bir belirlemeye
kadar geçerli olacak.
4857
sayılı Kanunun Geçici 3 üncü maddesi hükmü ile, Asgari Ücret Tespit
Komisyonunun, 2003 yılı için, 1475 sayılı Kanunun 33 üncü
maddesi ile kendisine verilen yetkiyi kullanarak 26.12.2002 tarihinde aldığı
asgari ücret tespit kararı, yeni Kanuna göre yeni bir tespit
yapılıncaya kadar geçerli olacaktır.(27.12.2002 tarih ve 149
numaralı Sirkülerimiz)
5) Daha önce 1475 sayılı Kanuna
dayanılarak çıkarılmış tüzük ve yönetmeliklerin, 4857
sayılı
Kanuna aykırı olmayan hükümleri,
yeni yönetmelikler yayınlanıncaya kadar yürürlükte kalacak.
4857
sayılı Kanunun Geçici 2 nci maddesi hükmü ile, daha önce 1475
sayılı İş Kanununa dayanılarak çıkarılan
tüzük ve yönetmeliklerin 4857 sayılı Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin
uygulanmasına, yeni yönetmelikler çıkarılıncaya kadar devam
edilecektir.
6) Yazılı
sözleşmeye dayanmayan hallerde, işverenin işçiye
yazılı bir belge vermesi zorunlu
kılındı.
Yazılı
sözleşmeye dayanmayan hallerde, işçiye, genel ve özel iş
koşullarını, ödenecek ücreti, çalışma sürelerini,
fesih halinde uyulacak kuralları gösteren bir belge verilmesi, 1475
sayılı Kanunun 9 uncu maddesinde, işçinin talebine
bağlanmış iken ; 4857 sayılı Kanunda (md.8),
anılan belgenin (2) ay içinde verilmesi zorunlu
kılındı. Ancak, süresi
bir ayı geçmeyen belirli süreli iş sözleşmelerinde bu hüküm
uygulanmayacak.
7) Azami deneme süresi, bir aydan iki aya
çıkarıldı.
1475
sayılı Kanunda (md.12), azami deneme süresi bir ayla
sınırlandırılıp, toplu sözleşmelerle bu süre en
çok üç aya kadar uzatılabilirken, 4857 sayılı Kanunla
(md.15)azami deneme süresi 2 aya çıkarıldı ve bu sürenin toplu
sözleşmelerle en çok 4 aya kadar uzatılabilmesi hükme
bağlandı. Daha önce olduğu gibi, bu süre içinde, taraflar,
iş sözleşmesini bildirim süresine gerek olmadan ve tazminatsız
olarak feshedebilecekler.
8) İş sözleşmesinin ancak geçerli
bir sebebe dayanılarak feshedilebilmesi zorunluluğu, 30 ve
daha fazla işçi
çalıştıran işyerleri için geçerli kılındı.
1475
sayılı Kanunda (md.13/A), (10) ve daha fazla işçi
çalıştıran işyerleri için getirilen iş
sözleşmesinin ancak geçerli bir sebebe dayanılarak feshedilebilmesi
zorunluluğu, 4857 sayılı Kanunla (md.18) (30) ve daha fazla
işçi çalıştıran işyerleri için geçerli
kılındı.
Yine aynı
değişiklikler kapsamında, daha önce, bu uygulamanın
kapsamı dışında tutulan işletmenin bütününü sevk
ve idare eden işveren vekili niteliğindeki işçiler de,
uygulama kapsamına alındı.
4857
sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren, (30) ve daha
fazla sayıda işçi çalıştıran işyerlerinde en az
(6) aylık kıdemi olan işçilerin belirsiz süreli iş
sözleşmelerini fesheden işveren, bu kararının, işçinin
yeterliliğinden veya davranışlarından ya da
işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden
kaynaklandığını kanıtlamak zorunda olacak.
9) Savunması
alınmadan, bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, onun
verimsizliği veya olumsuz
davranışları gerekçe
gösterilerek, hiçbir durumda feshedilemeyecek.
1475
sayılı Kanunun 13/B maddesinde, hakkındaki iddialara
karşı savunması alınmadan, bir işçinin belirsiz süreli
iş sözleşmesinin, işçinin davranışları ve
verimsizliği gerekçe gösterilerek feshedilemeyeceği hükme
bağlanmış, ancak bu durum için işveren bakımından
beklenemeyecek haller, bu durumun dışında tutulmuştu.
Şimdi, 4857 sayılı Kanunla, bu istisnai durum ortadan
kaldırılıyor ve her durumda, savunması alınmadan bir
işçinin iş sözleşmesinin belirtilen gerekçelerle feshi
engelleniyor.
10) Geçersiz bir
sebeple yapılan ve mahkemece iptal edilen feshin sonucunda işe
başlatılmayan
işçiye ödenecek tazminatın
tutarı düşürüldü.
Geçersiz bir
sebeple yapılan ve bu nedenle de mahkemece veya özel hakem tarafından
geçersiz sayılan feshin sonucunda bir ay içinde işe başlatılmayan
işçiye ödenecek tazminatın alt sınırı, (6) aydan (4)
aya, üst sınırı ise bir yıldan (8) aya indirildi. Mahkeme
veya özel hakem, feshin geçersizliğine karar verdiğinde , işe başlatılmama
halinde ödenecek tazminatı da karara bağlayacak.
Yine aynı
değişiklikler kapsamında, iş sözleşmesi geçersiz bir
sebeple feshedilen işçiye, bu feshin geçersizliğine ilişkin
kararın kendisine tebliğinden itibaren (10) gün içinde
işverenine işe dönmek için başvurma zorunluluğu getirildi.
Bu süre, 1475 sayılı Kanunda (6) gün olarak belirlenmişti.
İşçinin, bu süre içinde başvurmaması halinde, fesih geçerli
bir fesih sayılacak.
11) Derhal fesih hakkının
kullanılmasında süre sınırı, feshe sebep olan fiilin
öğrenildiği tarihten
itibaren (6) iş günü olarak belirlendi.
Ahlak ve iyiniyet
kurallarına uymayan hallere dayanarak işçi ve işveren için
tanınmış olan sözleşmeyi fesih yetkisi, iki taraftan
birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunu diğer
tarafın öğrendiği günden başlayarak altı iş günü
geçtikten ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl
sonra kullanılamayacaktır.
12) İş arama izni esnasında
çalıştırılan işçiye, % 100 zamlı ücret
ödenecek.
İşverenin,
iş arama izni esnasında işçiyi çalıştırması
durumunda, işçinin izin kullanarak bir çalışma karşılığı
alacağı ücrete ek olarak, çalıştırdığı
sürenin ücreti de % 100 zamlı olarak ödenecektir.
13) Toplu işçi çıkarma sayılan
haller yeniden belirlendi.
1475
sayılı Kanunun 24 üncü maddesinde topluca veya bir ay içinde en az 10
işçinin iş sözleşmesinin feshi toplu işten çıkarma
sayılırken, bu tanım, 4857 sayılı Kanunla
değiştirildi ve işyerinde çalışan işçi
sayısına bağlandı. Buna göre, işyerinde çalışan
işçi sayısı 20-100 arasında olan işyerlerinde en az 10
işçinin, 101-300 arasında olan işyerlerinde en az % 10
oranında işçinin, 3001 ve daha fazla işçinin
çalıştığı işyerlerinde, en az 30 işçinin bir
ay içinde aynı tarihte veya farklı tarihlerde işten
çıkarılması toplu işten çıkarma sayıldı ve
bu konuyla ilgili özel hükümlere tabi kılındı.
Bu değişiklikler
kapsamında, toplu işten çıkarmanın
yapıldığı tarihten itibaren 6 ay içinde aynı
nitelikteki iş için yeniden işçi alınmak istendiğinde, daha
önce işten çıkarılmış olanlardan nitelikleri uygun
olanların geri çağrılması zorunluluğu hükme
bağlandı.
14) Özürlü, eski hükümlü ve terör mağduru
çalıştırma zorunluluğu ile ilgili kurallar yeniden
belirlendi.
4857
sayılı Kanunla (md.30), (50) ve daha fazla sayıda işçi
çalıştıran işyerlerinde, her yıl Ocak ayından
geçerli olmak ve toplam oran % 6 olmak üzere, Bakanlar Kurulunca belirlenecek
oranlarda, özürlü, eski hükümlü ve terör mağduru çalıştırma
zorunluluğu getirildi. Özürlüler için belirlenecek oran %3 ten daha
düşük olamayacak. Daha önce, bu oranlar, her grup için % 3 olarak
uygulanıyordu.
15) Ücretin yabancı para cinsinden
belirlenebilmesine imkan sağlandı.
1475
sayılı Kanunda, ücretin Türk Lirası olarak ödenmesi hükme
bağlanırken, 4857 sayılı Kanunla (md.32) bu konuda esneklik
sağlandı ve ücretin yabancı para cinsinden de belirlenebilmesi
ve ödeme günündeki rayice göre Türk Lirası ile ödenebilmesi
kararlaştırıldı.
Aynı maddede
yapılan düzenleme ile, ücret alacakları için beş
yıllık bir zaman aşımı süresi belirlendi.
16) İşsizlik sigortası fonu
kapsamında ücret garanti fonu oluşturuldu.
4857
sayılı Kanunla (md.33), işverenlerce ödenen işsizlik
sigortası primlerinin yıllık toplamının % 1 inden
oluşan ücret garanti fonu kuruluyor. Konkordato ilan eden, acze düşen
veya iflas eden ve bu nedenlerle işçilerinin ücretlerini ödeyemeyen işverenlerin
yanlarında çalışan işçilerin son üç aylık ücretleri,
ücret garanti fonundan karşılanacak.
17) Ücreti
yirmi gün geçtiği halde ödenmeyen işçi işini yapmaktan
kaçınabilecek.
4857
sayılı Kanunla (md.34) ücreti, yirmi gün geçtiği halde ödenmeyen
işçinin işini yapmaktan kaçınabileceği hükme
bağlandı. Böyle bir durumda, işin bırakılması
grev olarak nitelendirilmeyecek, iş sözleşmeleri feshedilemeyecek ve
mevcut işçilerin yerine yeni işçi alınmayacak. Süresinde
ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı
uygulanacak.
18) İşçilere verilecek ücret kesme
cezası ayda iki gündelikten fazla olamayacak.
4857
sayılı Kanunda (md.38), işçi ücretlerinden ceza olarak
yapılacak kesintilerin, bir ayda iki gündelikten daha fazla olmaması
hükme bağlandı. Bu tutar 1475 sayılı Kanunda, ayda üç
gündelik olarak belirlenmişti.
19) Fazla çalışma, haftalık bazda
tanımlanıyor.
1475
sayılı Kanunda fazla çalışma, günlük normal
çalışma süresinden sonra yapılan çalışma olarak
tanımlanırken, 4857 sayılı Kanunda (md.41) bu tanım,
haftalık 45 saati aşan çalışmalar şeklinde
yapılmıştır. Haftalık çalışma süresinin 45
saatten daha az belirlendiği durumlarda, haftalık çalışma
süresi ile 45 saat arasındaki çalışmalar, normal ücretin % 25
fazlası ile ödenecektir.
20) İşçinin yakınlarının
ölümü halinde üç güne kadar verilen izinler çalışılmış
günler olarak
sayılacak.
1475
sayılı Kanunda, işçinin ana, baba, kardeş veya
çocuklarının ölümünde verilen
(2) güne kadar izinlerin çalışılmış
sayılması hükme bağlanmış iken, 4857 sayılı
Kanunda (md.46) bu süre (3) güne çıkarılmaktadır.
21) Yıllık ücretli izin süreleri
artırıldı.
4857
sayılı Kanunla (md.53), işçilere verilen yıllık
ücretli izin süreleri artırıldı. Buna göre, hizmet süresi 1-5
yıl olan işçilere (14) gün, 5-15 yıl olan işçilere (20) gün
ve (15) yıldan fazla olan işçilere de (26) gün ücretli izin verilmesi
hükme bağlandı. Daha önce bu süreler, sırasıyla, 12,18 ve
24 gün olarak uygulanıyordu.
Bu
değişiklikler kapsamında, (18) ve daha küçük yaştaki
işçilere verilecek ücretli izin süresinin (20) günden daha az
olamayacağı hükme bağlandı.
Ayrıca, izin
süresinin, bir bölümü (10) günden az olmamak üzere en fazla üç parçaya
bölünebileceği de karara bağlandı. (md.56)
22) Haftalık çalışma süresi,
iş günlerine farklı şekilde dağıtılabilecek.
4857
sayılı Kanunla (md.63), tarafların anlaşmaları
koşuluyla, haftalık 45 saatlik çalışma süresinin,
haftanın çalışılan günlerine, günde (11) saati aşmamak
kaydıyla, farklı şekilde dağıtılabilmesi hükme
bağlandı. Bu dağılım, daha önce, 1475 sayılı
Kanunun 61 inci maddesi hükmü gereği, iş günlerine eşit olarak
yapılabiliyordu.
23) Günlük çalışma saatleri, işin
niteliğine göre, işçiler için
farklılaştırılabilecek.
Daha önce,
işin başlama ve bitiş saatleri tüm işçiler için aynı
olarak uygulanırken, bu uygulamaya 4857 sayılı Kanunla (md.67)
son verildi ve işin niteliğine göre, çalışma saatlerinin,
işçiler için farklılaştırılabilmesine imkan
sağlandı.
24) Okula gitmeyen çocukların haftalık
çalışma süresi (35) saat ile
sınırlandırıldı.
4857
sayılı Kanunla (md.71),temel eğitimini tamamlamış ve
okula gitmeyen çocukların çalışma süreleri, günlük (7) saat
haftalık (35) saat ile sınırlandırıldı. Bunlardan
(15) yaşını tamamlamış olanlar için ise bu süreler,
günlük (8), haftalık (40) saat olarak uygulanacak. Okula devam eden
çocuklar için ise bu süre, günde (2) haftada (10) saati aşamayacak.
25) Kadın işçilerin
çalıştırılma koşullarında değişiklik
yapıldı.
Daha önce her
yaştaki kadın işçinin gece çalıştırılması
izne tabi iken, 4857 sayılı Kanunla (md.73) izin alma
zorunluluğu kaldırıldı ve (18) yaşını
aşan kadın işçilerin gece
çalıştırılmaları, Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığınca belirlenecek kurallara bağlandı.
26) Kadın işçilere verilen doğum izni
süreleri artırıldı.
Hamile kadım
işçilere doğumdan önce ve sonra 6şar hafta olarak verilen
doğum izni süreleri, 4857 sayılı Kanunla (md.74) , doğumdan
önce ve sonra 8er hafta olarak belirlendi. Gebeliğin çoğul
olduğu durumlarda doğum öncesi süreye 2 hafta daha eklenecek.
27) İş ve işçi bulma konusunda, özel istihdam
bürolarının faaliyetlerine izin veriliyor.
4857
sayılı Kanunla (md.90), iş ve işçi bulma konusunda, özel
istihdam bürolarının kuruluşuna izin veriliyor. 1475
sayılı Kanunda (md.85), bu tür büroların faaliyet göstermeleri
açıkça yasaklanmıştı.
İŞ KANUNU TAM METİN
|
Kanun No. 4857 |
|
Kabul Tarihi : 22.5.2003 |
BİRİNCİ
BÖLÜM
Genel
Hükümler
MADDE 1. - Bu Kanunun amacı işverenler ile bir
iş sözleşmesine dayanarak çalıştırılan
işçilerin çalışma şartları ve çalışma
ortamına ilişkin hak ve sorumluluklarını düzenlemektir.
Bu Kanun, 4 üncü maddedeki
istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, bu
işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine ve
işçilerine faaliyet konularına bakılmaksızın
uygulanır.
İşyerleri,
işverenler, işveren vekilleri ve işçiler, 3 üncü maddedeki
bildirim gününe bakılmaksızın bu Kanun hükümleri ile
bağlı olurlar.
Tanımlar
MADDE 2. - Bir iş sözleşmesine dayanarak
çalışan gerçek kişiye işçi, işçi
çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel
kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi
ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi
denir. İşveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla
maddî olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği
birime işyeri denir.
İşverenin
işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden
bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında
örgütlenen yerler (işyerine bağlı yerler) ile dinlenme, çocuk
emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve meslekî
eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçlar da işyerinden
sayılır.
İşyeri, işyerine
bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş
organizasyonu kapsamında bir bütündür.
İşveren adına
hareket eden ve işin, işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev
alan kimselere işveren vekili denir. İşveren vekilinin bu
sıfatla işçilere karşı işlem ve yükümlülüklerinden
doğrudan işveren sorumludur.
Bu Kanunda işveren için
öngörülen her çeşit sorumluluk ve zorunluluklar işveren vekilleri
hakkında da uygulanır. İşveren vekilliği
sıfatı, işçilere tanınan hak ve yükümlülükleri ortadan
kaldırmaz.
Bir işverenden,
işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin
yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde
işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle
uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği
işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte
çalıştıran diğer işveren ile iş
aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye
asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide
asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o
işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt
işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan
yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.
Asıl işverenin
işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak
çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları
kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde
çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi
kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren
ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul
edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren
asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler.
İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle
uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş
bölünerek alt işverenlere verilemez.
İşyerini bildirme
MADDE 3. - Bu Kanunun kapsamına giren nitelikte bir
işyerini kuran, her ne suretle olursa olsun devralan, çalışma
konusunu kısmen veya tamamen değiştiren veya herhangi bir
sebeple faaliyetine son veren ve işyerini kapatan işveren,
işyerinin unvan ve adresini, çalıştırılan işçi
sayısını, çalışma konusunu, işin başlama
veya bitme gününü, kendi adını ve soyadını yahut
unvanını, adresini, varsa işveren vekili veya vekillerinin
adı, soyadı ve adreslerini bir ay içinde bölge müdürlüğüne
bildirmek zorundadır.
Alt işveren, bu
sıfatla mal veya hizmet üretimi için meydana getirdiği kendi
işyeri için birinci fıkra hükmüne göre bildirim yapmakla yükümlüdür.
MADDE 4.- Aşağıda belirtilen
işlerde ve iş ilişkilerinde bu Kanun hükümleri uygulanmaz;
a) Deniz ve hava
taşıma işlerinde,
b) 50'den az işçi çalıştırılan (50 dahil) tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde veya işletmelerinde,
c) Aile ekonomisi
sınırları içinde kalan tarımla ilgili her çeşit
yapı işleri,
d) Bir ailenin üyeleri ve 3 üncü
dereceye kadar (3 üncü derece dahil) hısımları arasında
dışardan başka biri katılmayarak evlerde ve el
sanatlarının yapıldığı işlerde,
e) Ev hizmetlerinde,
f) İş
sağlığı ve güvenliği hükümleri saklı kalmak üzere
çıraklar hakkında,
g) Sporcular hakkında,
h) Rehabilite edilenler
hakkında,
ı) 507 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Kanununun 2 nci maddesinin tarifine uygun
üç kişinin çalıştığı işyerlerinde.
Şu kadar ki;
a) Kıyılarda veya
liman ve iskelelerde gemilerden karaya ve karadan gemilere yapılan yükleme
ve boşaltma işleri,
b) Havacılığın bütün yer tesislerinde yürütülen
işler,
c) Tarım sanatları ile
tarım aletleri, makine ve parçalarının
yapıldığı atölye ve fabrikalarda görülen işler,
d) Tarım
işletmelerinde yapılan yapı işleri,
e) Halkın
faydalanmasına açık veya
işyerinin eklentisi durumunda olan park ve bahçe işleri,
f) Deniz İş Kanunu
kapsamına girmeyen ve tarım işlerinden sayılmayan,
denizlerde çalışan su ürünleri üreticileri ile ilgili işler,
Bu Kanun hükümlerine tabidir.
MADDE 5. - İş ilişkisinde dil, ırk,
cinsiyet, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri
sebeplere dayalı ayırım yapılamaz.
İşveren, esaslı
sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi
karşısında kısmî süreli çalışan işçiye,
belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli
süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz.
İşveren, biyolojik
veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu
kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin
yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında,
uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle
doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz.
Aynı veya eşit
değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret
kararlaştırılamaz.
İşçinin cinsiyeti
nedeniyle özel koruyucu hükümlerin uygulanması, daha düşük bir
ücretin uygulanmasını haklı kılmaz.
İş ilişkisinde
veya sona ermesinde yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı
davranıldığında işçi, dört aya kadar ücreti
tutarındaki uygun bir tazminattan başka yoksun
bırakıldığı haklarını da talep edebilir.
2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31 inci maddesi hükümleri
saklıdır.
20 nci madde hükümleri
saklı kalmak üzere işverenin yukarıdaki fıkra hükümlerine
aykırı davrandığını işçi ispat etmekle
yükümlüdür. Ancak, işçi bir ihlalin varlığı ihtimalini
güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren
böyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat etmekle yükümlü
olur.
İşyerinin veya bir bölümünün devri
MADDE 6. - İşyeri veya işyerinin bir
bölümü hukukî bir işleme dayalı olarak başka birine
devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut
olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte
devralana geçer.
Devralan işveren, işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklarda, işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlüdür.
Yukarıdaki hükümlere göre
devir halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi
gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumludurlar.
Ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir
tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır.
Tüzel kişiliğin
birleşme veya katılma ya da türünün değişmesiyle sona erme
halinde birlikte sorumluluk hükümleri uygulanmaz.
Devreden veya devralan
işveren iş sözleşmesini sırf işyerinin veya
işyerinin bir bölümünün devrinden dolayı feshedemez ve devir
işçi yönünden fesih için haklı sebep oluşturmaz. Devreden veya
devralan işverenin ekonomik ve teknolojik sebeplerin yahut iş
organizasyonu değişikliğinin gerekli kıldığı
fesih hakları veya işçi ve işverenlerin haklı sebeplerden
derhal fesih hakları saklıdır.
Yukarıdaki hükümler, iflas
dolayısıyla malvarlığının tasfiyesi sonucu
işyerinin veya bir bölümünün başkasına devri halinde uygulanmaz.
MADDE 7.- İşveren, devir sırasında
yazılı rızasını almak suretiyle bir işçiyi;
holding bünyesi içinde veya aynı şirketler topluluğuna
bağlı başka bir işyerinde veya yapmakta olduğu
işe benzer işlerde çalıştırılması
koşuluyla başka bir işverene iş görme edimini yerine
getirmek üzere geçici olarak devrettiğinde geçici iş ilişkisi
gerçekleşmiş olur. Bu halde iş sözleşmesi devam etmekle
beraber, işçi bu sözleşmeye göre üstlendiği işin
görülmesini, iş sözleşmesine geçici iş ilişkisi kurulan
işverene karşı yerine getirmekle yükümlü olur. Geçici iş
ilişkisi kurulan işveren işçiye
talimat verme hakkına sahip olup, işçiye sağlık ve
güvenlik risklerine karşı gerekli eğitimi vermekle yükümlüdür.
Geçici iş ilişkisi
altı ayı geçmemek üzere yazılı olarak yapılır,
gerektiğinde en fazla iki defa yenilenebilir.
İşverenin, ücreti
ödeme yükümlülüğü devam eder. Geçici iş ilişkisi kurulan
işveren, işçinin kendisinde çalıştığı sürede
ödenmeyen ücretinden, işçiyi gözetme borcundan ve sosyal sigorta
primlerinden işveren ile birlikte sorumludur.
İşçi, işyerine ve
işe ilişkin olup kusuru ile sebep olduğu zarardan geçici iş
ilişkisi kurulan işverene karşı sorumludur.
İşçinin geçici sözleşmesinden aksi
anlaşılmıyorsa, işçinin diğer hak ve yükümlülüklerine
ilişkin bu Kanundaki düzenlemeler geçici iş ilişkisi kurulan
işverenle olan ilişkisine de uygulanır.
İşçiyi geçici olarak
devralan işveren grev ve lokavt aşamasına gelen bir toplu
iş uyuşmazlığının tarafı ise, işçi grev
ve lokavtın uygulanması sırasında
çalıştırılamaz. Ancak, 2822 sayılı Toplu
İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanununun 39 uncu maddesi hükümleri
saklıdır. İşveren, işçisini grev ve lokavt süresince
kendi işyerinde çalıştırmak zorundadır.
Toplu işçi çıkarmaya
gidilen işyerlerinde çıkarma tarihinden itibaren altı ay içinde
toplu işçi çıkarmanın konusu olan işlerde geçici iş
ilişkisi gerçekleşmez.
İKİNCİ
BÖLÜM
İş
Sözleşmesi, Türleri ve Feshi
Tanım ve şekil
MADDE 8. - İş sözleşmesi, bir
tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi,
diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden
oluşan sözleşmedir. İş sözleşmesi, Kanunda aksi
belirtilmedikçe, özel bir şekle tâbi değildir.
Süresi bir yıl ve daha
fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı şekilde
yapılması zorunludur. Bu belgeler damga vergisi ve her çeşit
resim ve harçtan muaftır.
Yazılı sözleşme
yapılmayan hallerde işveren işçiye en geç iki ay içinde genel ve
özel çalışma koşullarını, günlük ya da haftalık
çalışma süresini, temel ücreti ve varsa ücret eklerini, ücret ödeme
dönemini, süresi belirli ise sözleşmenin süresini, fesih halinde
tarafların uymak zorunda oldukları hükümleri gösteren
yazılı bir belge vermekle yükümlüdür. Süresi bir ayı geçmeyen
belirli süreli iş sözleşmelerinde bu fıkra hükmü uygulanmaz.
İş sözleşmesi iki aylık süre dolmadan sona ermiş ise,
bu bilgilerin en geç sona erme tarihinde işçiye yazılı olarak
verilmesi zorunludur.
MADDE 9 - Taraflar iş sözleşmesini, Kanun
hükümleriyle getirilen sınırlamalar saklı kalmak koşuluyla,
ihtiyaçlarına uygun türde düzenleyebilirler.
İş sözleşmeleri
belirli veya belirsiz süreli yapılır. Bu sözleşmeler
çalışma biçimleri bakımından tam süreli veya kısmî
süreli yahut deneme süreli ya da diğer türde oluşturulabilir.
Sürekli ve süreksiz işlerdeki iş sözleşmeleri
MADDE 10.- Nitelikleri bakımından en çok otuz
iş günü süren işlere süreksiz iş, bundan fazla devam
edenlere sürekli iş denir.
Bu Kanunun 3, 8, 12, 13, 14, 15,
17, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 34, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 75, 80
ve geçici 6 ncı maddeleri süreksiz
işlerde yapılan iş sözleşmelerinde uygulanmaz. Süreksiz
işlerde, bu maddelerde düzenlenen konularda Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.
MADDE 11 İş ilişkisinin bir süreye
bağlı olarak yapılmadığı halde sözleşme
belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli işlerde veya belli bir
işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması
gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi
arasında yazılı şekilde yapılan iş
sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir.
Belirli süreli iş
sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça, birden fazla üst üste
(zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi
başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir.
Esaslı nedene dayalı
zincirleme iş sözleşmeleri, belirli süreli olma özelliğini
korurlar.
Belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmesi
ayırımın sınırları
MADDE 12 - Belirli süreli iş sözleşmesi ile
çalıştırılan işçi, ayırımı haklı
kılan bir neden olmadıkça, salt iş sözleşmesinin süreli
olmasından dolayı belirsiz süreli iş sözleşmesiyle
çalıştırılan emsal işçiye göre farklı işleme
tâbi tutulamaz.
Belirli süreli iş
sözleşmesi ile çalışan işçiye, belirli bir zaman ölçüt
alınarak ödenecek ücret ve paraya ilişkin bölünebilir menfaatler,
işçinin çalıştığı süreye orantılı
olarak verilir. Herhangi bir çalışma şartından yararlanmak
için aynı işyeri veya işletmede geçirilen kıdem
arandığında belirli süreli iş sözleşmesine göre
çalışan işçi için farklı kıdem uygulanmasını
haklı gösteren bir neden olmadıkça, belirsiz süreli iş
sözleşmesi ile çalışan emsal işçi hakkında esas
alınan kıdem uygulanır.
Emsal işçi, işyerinde aynı veya benzeri işte belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılan işçidir. İşyerinde böyle bir işçi bulunmadığı takdirde, o işkolunda şartlara uygun bir işyerinde aynı veya benzer işi üstlenen belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılan işçi dikkate alınır.
Kısmî
süreli ve tam süreli iş sözleşmesi
MADDE 13 - İşçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşme kısmî süreli iş sözleşmesidir.
Kısmî süreli iş sözleşmesi ile çalıştırılan işçi, ayırımı haklı kılan bir neden olmadıkça, salt iş sözleşmesinin kısmî süreli olmasından dolayı tam süreli emsal işçiye göre farklı işleme tâbi tutulamaz. Kısmî süreli çalışan işçinin ücret ve paraya ilişkin bölünebilir menfaatleri, tam süreli emsal işçiye göre çalıştığı süreye orantılı olarak ödenir.
Emsal işçi, işyerinde aynı veya benzeri işte tam süreli çalıştırılan işçidir. İşyerinde böyle bir işçi bulunmadığı takdirde, o işkolunda şartlara uygun işyerinde aynı veya benzer işi üstlenen tam süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılan işçi esas alınır.
İşyerinde çalışan işçilerin, niteliklerine uygun açık yer bulunduğunda kısmî süreliden tam süreliye veya tam süreliden kısmî süreliye geçirilme istekleri işverence dikkate alınır ve boş yerler zamanında duyurulur.
MADDE 14. -
Yazılı sözleşme ile
işçinin yapmayı üstlendiği işle ilgili olarak
kendisine ihtiyaç duyulması halinde iş görme ediminin yerine
getirileceğinin kararlaştırıldığı iş
ilişkisi, çağrı üzerine çalışmaya dayalı
kısmi süreli bir iş sözleşmesidir.
Hafta,
ay veya yıl gibi bir zaman dilimi içinde işçinin ne kadar süreyle
çalışacağını taraflar belirlemedikleri takdirde,
haftalık çalışma süresi yirmi saat
kararlaştırılmış sayılır. Çağrı
üzerine çalıştırılmak için belirlenen sürede işçi
çalıştırılsın veya
çalıştırılmasın ücrete hak kazanır.
İşçiden
iş görme borcunu yerine getirmesini çağrı yoluyla talep
hakkına sahip olan işveren, bu çağrıyı, aksi
kararlaştırılmadıkça, işçinin
çalışacağı zamandan en az dört gün önce yapmak
zorundadır. Süreye uygun çağrı üzerine işçi iş görme
edimini yerine getirmekle yükümlüdür. Sözleşmede günlük çalışma
süresi kararlaştırılmamış ise, işveren her
çağrıda işçiyi günde en az dört saat üst üste
çalıştırmak zorundadır.
MADDE 15. - Taraflarca
iş sözleşmesine bir deneme kaydı konulduğunda, bunun süresi
en çok iki ay olabilir. Ancak deneme süresi toplu iş sözleşmeleriyle
dört aya kadar uzatılabilir.
Deneme
süresi içinde taraflar iş sözleşmesini bildirim süresine gerek
olmaksızın ve tazminatsız feshedebilir. İşçinin
çalıştığı günler için ücret ve diğer hakları
saklıdır.
Takım sözleşmesi ile
oluşturulan iş sözleşmeleri
MADDE 16. - Birden çok
işçinin meydana getirdiği bir takımı temsilen bu
işçilerden birinin, takım kılavuzu sıfatıyla
işverenle yaptığı sözleşmeye takım
sözleşmesi denir.
Takım
sözleşmesinin, oluşturulacak iş sözleşmeleri için hangi
süre kararlaştırılmış olursa olsun, yazılı
yapılması gerekir. Sözleşmede her işçinin kimliği ve
alacağı ücret ayrı ayrı gösterilir.
Takım
sözleşmesinde isimleri yazılı işçilerden her birinin
işe başlamasıyla, o işçi ile işveren arasında
takım sözleşmesinde belirlenen şartlarla bir iş
sözleşmesi yapılmış sayılır. Ancak, takım
sözleşmesi hakkında Borçlar Kanununun 110 uncu maddesi hükmü de
uygulanır.
İşe
başlamasıyla iş sözleşmesi kurulan işçilere ücretlerini
işveren veya işveren vekili her birine ayrı ayrı ödemek
zorundadır. Takım kılavuzu için, takıma dahil
işçilerin ücretlerinden işe aracılık veya benzeri bir
nedenle kesinti yapılamaz.
Süreli fesih
MADDE 17. - Belirsiz
süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa
bildirilmesi gerekir.
İş
sözleşmeleri;
a) İşi altı aydan az sürmüş
olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından
başlayarak iki hafta sonra,
b) İşi altı aydan birbuçuk
yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa
yapılmasından başlayarak dört hafta sonra,
c) İşi birbuçuk yıldan üç
yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa
yapılmasından başlayarak
altı hafta sonra,
d)
İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim
yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra,
Feshedilmiş
sayılır.
Bu
süreler asgari olup sözleşmeler ile artırılabilir.
Bildirim
şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret
tutarında tazminat ödemek zorundadır.
İşveren
bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle iş
sözleşmesini feshedebilir.
İşverenin
bildirim şartına uymaması veya bildirim süresine ait ücreti
peşin ödeyerek sözleşmeyi feshetmesi, bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21
inci maddesi hükümlerinin uygulanmasına engel olmaz. 18 inci maddenin
birinci fıkrası uyarınca bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci
maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçilerin
iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak
sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin üç katı
tutarında tazminat ödenir. Fesih için bildirim şartına da
uyulmaması ayrıca dördüncü fıkra uyarınca tazminat
ödenmesini gerektirir.
Bu
maddeye göre ödenecek tazminatlar ile bildirim sürelerine ait peşin
ödenecek ücretin hesabında 32 nci maddenin birinci fıkrasında yazılan ücrete ek
olarak işçiye sağlanmış para veya para ile ölçülmesi mümkün
sözleşme ve Kanundan doğan
menfaatler de göz önünde tutulur.
Feshin geçerli sebebe
dayandırılması
MADDE 18. - Otuz veya
daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az
altı aylık kıdemi olan
işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden
işveren, işçinin yeterliliğinden veya
davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya
işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak
zorundadır.
Altı
aylık kıdem hesabında bu Kanunun 66 ncı maddesindeki
süreler dikkate alınır.
Özellikle
aşağıdaki hususlar fesih için geçerli bir sebep oluşturmaz:
a) Sendika üyeliği veya çalışma
saatleri dışında veya işverenin rızası ile
çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak.
b) İşyeri sendika temsilciliği
yapmak.
c) Mevzuattan veya sözleşmeden doğan
haklarını takip için işveren aleyhine idari veya adli makamlara
başvurmak veya bu hususta başlatılmış sürece
katılmak.
d) Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile
yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri
nedenler.
e) 74 üncü maddede öngörülen ve kadın
işçilerin çalıştırılmasının yasak
olduğu sürelerde işe gelmemek.
f) Hastalık veya kaza nedeniyle 25 inci
maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen bekleme
süresinde işe geçici devamsızlık.
İşçinin
altı aylık kıdemi, aynı işverenin bir veya
değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesap
edilir. İşverenin aynı işkolunda birden fazla
işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan
işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam
işçi sayısına göre belirlenir.
İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren
vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare
eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan
işveren vekilleri hakkında bu
madde, 19 ve 21 inci maddeler ile 25
inci maddenin son fıkrası uygulanmaz.
Sözleşmenin feshinde usul
MADDE 19. -
İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih
sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır.
Hakkındaki
iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin
belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin
davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak,
işverenin 25 inci maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı
saklıdır.
Fesih bildirimine itiraz ve usulü
MADDE 20. -
İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep
gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep
olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği
tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabilir. Toplu
iş sözleşmesinde hüküm varsa veya taraflar anlaşırlarsa
uyuşmazlık aynı sürede özel hakeme götürülür.
Feshin
geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü
işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe
dayandığını iddia ettiği takdirde, bu
iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dava
seri muhakeme usulüne göre iki ay içinde sonuçlandırılır.
Mahkemece verilen kararın temyizi halinde, Yargıtay bir ay içinde
kesin olarak karar verir.
Özel
hakemin oluşumu, çalışma esas ve usulleri çıkarılacak
bir yönetmelikle belirlenir.
Geçersiz sebeple yapılan feshin
sonuçları
MADDE 21. -
İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin
geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından
tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde,
işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak
zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay
içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok
sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur.
Mahkeme
veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin
işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat
miktarını da belirler.
Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir.
İşçi
işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim
süresine ait ücret ile kıdem tazminatı, yukarıdaki fıkra hükümlerine göre
yapılacak ödemeden mahsup edilir. İşe başlatılmayan
işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret
peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca
ödenir.
İşçi
kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden
itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene
başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde
başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih
geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları
ile sorumlu olur.
Bu
maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmeler ile
hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yönde sözleşme hükümleri
geçersizdir.
Çalışma koşullarında
değişiklik ve iş sözleşmesinin feshi
MADDE 22. -
İşveren, iş sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin
eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da
işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma
koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu
işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu
şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı
olarak kabul edilmeyen
değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi
değişiklik önerisini bu süre içinde kabul etmezse, işveren
değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını
veya fesih için başka bir geçerli nedenin bulunduğunu
yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle
iş sözleşmesini feshedebilir. İşçi bu durumda 17 ila 21
inci madde hükümlerine göre dava açabilir.
Taraflar
aralarında anlaşarak çalışma koşullarını her
zaman değiştirebilir. Çalışma koşullarında
değişiklik geçmişe etkili olarak yürürlüğe konulamaz.
Yeni
işverenin sorumluluğu
MADDE 23. - Süresi
belirli olan veya olmayan sürekli iş sözleşmesi ile bir
işverenin işine girmiş olan işçi, sözleşme süresinin
bitmesinden önce yahut bildirim süresine uymaksızın işini
bırakıp başka bir işverenin işine girerse
sözleşmenin bu suretle feshinden ötürü, işçinin sorumluluğu
yanında, ayrıca yeni işveren de aşağıdaki
hallerde birlikte sorumludur:
a) İşçinin bu
davranışına, yeni işe girdiği işveren sebep
olmuşsa.
b) Yeni işveren, işçinin bu
davranışını bilerek onu işe almışsa.
c)
Yeni işveren işçinin bu davranışını
öğrendikten sonra dahi onu çalıştırmaya devam ederse.
İşçinin haklı nedenle derhal
fesih hakkı
MADDE 24. - Süresi
belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda
yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce
veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir:
I. Sağlık sebepleri:
a) İş sözleşmesinin konusu olan
işin yapılması işin niteliğinden doğan bir
sebeple işçinin sağlığı veya
yaşayışı için tehlikeli olursa.
b) İşçinin sürekli olarak
yakından ve doğrudan
buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir
işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile
bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa.
II.
Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:
a) İşveren iş sözleşmesi
yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı
noktalarından biri hakkında yanlış
vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan
bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi
yanıltırsa.
b) İşveren işçinin veya ailesi
üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler
söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde
bulunursa.
c) İşveren işçiye veya ailesi
üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya
gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini
kanuna karşı davranışa özendirir,
kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi
üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut
işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı
asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa.
d) İşçinin diğer bir işçi
veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize
uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli
önlemler alınmazsa.
e) İşveren tarafından
işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına
uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse,
f) Ücretin parça başına veya iş
tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da
işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve
tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman
esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret
karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa.
III.
Zorlayıcı sebepler:
İşçinin
çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile
işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya
çıkarsa.
İşverenin haklı nedenle derhal
fesih hakkı
MADDE 25. - Süresi
belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda
yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce
veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir:
I-
Sağlık sebepleri:
a) İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa veya sakatlığa uğraması halinde, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi.
b) İşçinin tutulduğu
hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve
işyerinde çalışmasında sakınca bulunduğunun
Sağlık Kurulunca saptanması durumunda.
(a) alt bendinde sayılan sebepler
dışında işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik
gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih
hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma
süresine göre 17 nci maddedeki bildirim sürelerini altı hafta
aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde bu süre
74 üncü maddedeki sürenin bitiminde başlar. Ancak işçinin iş sözleşmesinin
askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için
ücret işlemez.
II-
Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:
a)
İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu
sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar
veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların
kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun olmayan
bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni
yanıltması.
b)
İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin
şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda
bulunması, yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet
kırıcı asılsız ihbar ve isnadlarda bulunması.
c) İşçinin işverenin başka
bir işçisine cinsel tacizde bulunması.
d) İşçinin işverene yahut onun
ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine
sataşması veya 84 üncü maddeye aykırı hareket etmesi.
e) İşçinin, işverenin güvenini
kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek
sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve
bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması.
f) İşçinin, işyerinde, yedi
günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir
suç işlemesi.
g) İşçinin işverenden izin
almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın
ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir
tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam
etmemesi.
h) İşçinin yapmakla ödevli
bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı
halde yapmamakta ısrar etmesi.
ı) İşçinin kendi isteği
veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye
düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da
eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve
maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve
kayba uğratması.
III-
Zorlayıcı sebepler:
İşçiyi
işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan
zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması.
IV-
İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması
halinde devamsızlığın 17 nci maddedeki bildirim süresini
aşması.
İşçi
feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun
olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri
çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir.
Derhal fesih hakkını kullanma süresi
MADDE 26. - 24 ve 25
inci maddelerde gösterilen ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hallere
dayanarak işçi veya işveren için tanınmış olan
sözleşmeyi fesih yetkisi, iki taraftan birinin bu çeşit
davranışlarda bulunduğunu diğer tarafın
öğrendiği günden başlayarak altı iş günü geçtikten ve
her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl sonra
kullanılamaz. Ancak işçinin olayda maddi çıkar
sağlaması halinde bir yıllık süre uygulanmaz.
Bu
haller sebebiyle işçi yahut işverenden iş sözleşmesini
yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde feshedenlerin diğer
taraftan tazminat hakları saklıdır.
MADDE 27. - Bildirim
süreleri içinde işveren, işçiye yeni bir iş bulması için
gerekli olan iş arama iznini iş saatleri içinde ve ücret kesintisi
yapmadan vermeye mecburdur. İş arama izninin süresi günde iki saatten
az olamaz ve işçi isterse iş arama izin saatlerini birleştirerek
toplu kullanabilir. Ancak iş arama iznini toplu kullanmak isteyen
işçi, bunu işten ayrılacağı günden evvelki günlere
rastlatmak ve bu durumu işverene bildirmek zorundadır.
İşveren
yeni iş arama iznini vermez veya eksik kullandırırsa o süreye
ilişkin ücret işçiye ödenir.
İşveren,
iş arama izni esnasında işçiyi çalıştırır
ise işçinin izin kullanarak bir çalışma
karşılığı olmaksızın alacağı
ücrete ilaveten, çalıştırdığı sürenin ücretini
yüzde yüz zamlı öder.
Çalışma belgesi
MADDE 28. -
İşten ayrılan işçiye, işveren tarafından
işinin çeşidinin ne olduğunu ve süresini gösteren bir belge
verilir.
Belgenin
vaktinde verilmemesinden veya belgede doğru olmayan bilgiler
bulunmasından zarar gören işçi veyahut işçiyi işine alan
yeni işveren eski işverenden tazminat isteyebilir.
Bu
belgeler her türlü resim ve harçtan muaftır.
Toplu işçi çıkarma
MADDE 29. -
İşveren; ekonomik, teknolojik, yapısal ve benzeri işletme,
işyeri veya işin gerekleri sonucu toplu işçi çıkarmak
istediğinde, bunu en az otuz gün önceden bir yazı ile, işyeri
sendika temsilcilerine, ilgili bölge müdürlüğüne ve Türkiye İş
Kurumuna bildirir.
İşyerinde
çalışan işçi sayısı:
a) 20 ile 100 işçi arasında ise, en
az 10 işçinin,
b) 101 ile 300 işçi arasında ise, en
az yüzde on oranında işçinin,
c) 301 ve daha fazla ise, en az 30
işçinin,
İşine 17 nci madde uyarınca ve bir aylık süre içinde aynı tarihte veya farklı tarihlerde son verilmesi toplu işçi çıkarma sayılır.
Birinci
fıkra uyarınca yapılacak bildirimde işçi
çıkarmanın sebepleri, bundan etkilenecek işçi sayısı
ve grupları ile işe son verme işlemlerinin hangi zaman diliminde
gerçekleşeceğine ilişkin bilgilerin bulunması zorunludur.
Bildirimden
sonra işyeri sendika temsilcileri ile işveren arasında
yapılacak görüşmelerde, toplu işçi çıkarmanın
önlenmesi ya da çıkarılacak işçi sayısının
azaltılması yahut çıkarmanın işçiler
açısından olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi konuları ele
alınır. Görüşmelerin sonunda, toplantının
yapıldığını gösteren bir belge düzenlenir.
Fesih
bildirimleri, işverenin toplu işçi çıkarma isteğini bölge
müdürlüğüne bildirmesinden otuz gün
sonra hüküm doğurur.
İşyerinin
bütünüyle kapatılarak kesin ve devamlı suretle faaliyete son
verilmesi halinde, işveren sadece durumu en az otuz gün önceden ilgili
bölge müdürlüğüne ve Türkiye İş Kurumuna bildirmek ve
işyerinde ilan etmekle yükümlüdür. İşveren toplu işçi
çıkarmanın kesinleşmesinden itibaren altı ay içinde
aynı nitelikteki iş için yeniden işçi almak istediği
takdirde nitelikleri uygun olanları tercihen işe
çağırır.
Mevsim
ve kampanya işlerinde çalışan işçilerin işten
çıkarılmaları hakkında, işten çıkarma bu
işlerin niteliğine bağlı olarak yapılıyorsa,
toplu işçi çıkarmaya ilişkin hükümler uygulanmaz.
İşveren
toplu işçi çıkarılmasına ilişkin hükümleri 18, 19, 20
ve 21 inci madde hükümlerinin uygulanmasını engellemek amacıyla
kullanamaz; aksi halde işçi bu maddelere göre dava açabilir.
Özürlü, eski hükümlü ve terör mağduru
çalıştırma zorunluluğu
MADDE 30. -
İşverenler elli veya daha fazla işçi
çalıştırdıkları işyerlerinde her yılın
Ocak ayı başından itibaren
yürürlüğe girecek şekilde
Bakanlar Kurulunca belirlenecek oranlarda özürlü ve eski hükümlü ile
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun ek 1 inci maddesinin (B)
fıkrası uyarınca istihdamı zorunlu olan terör mağduru
işçiyi meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun işlerde çalıştırmakla yükümlüdürler.
Bu kapsamda çalıştırılacak işçilerin toplam oranı
yüzde altıdır. Ancak özürlüler için belirlenecek oran, toplam
oranın yarısından az olamaz. Aynı il
sınırları içinde birden fazla işyeri bulunan işverenin
bu kapsamda çalıştırmakla yükümlü olduğu işçi sayısı,
toplam işçi sayısına göre hesaplanır.
Bu kapsamda çalıştırılacak
işçi sayısının tespitinde belirsiz süreli iş
sözleşmesine ve belirli süreli iş sözleşmesine göre
çalıştırılan işçiler esas alınır. Kısmi
süreli iş sözleşmesine göre çalışanlar, çalışma
süreleri dikkate alınarak tam
süreli çalışmaya dönüştürülür.
Oranların
hesaplanmasında yarıma kadar kesirler dikkate alınmaz,
yarım ve daha fazla olanlar tama dönüştürülür.
İşyerinin işçisi iken
sakatlanan, eski hükümlü ya da terör mağduru olanlara öncelik tanınır.
İşverenler
çalıştırmakla yükümlü oldukları işçileri Türkiye
İş Kurumu aracılığı ile sağlarlar.
Bu kapsamda çalıştırılacak
işçilerin nitelikleri, hangi işlerde
çalıştırılabilecekleri, bunların işyerlerinde
genel hükümler dışında bağlı olacakları özel
çalışma ile mesleğe yöneltilmeleri, mesleki yönden
işverence nasıl işe alınacakları, Adalet
Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığınca birlikte çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Yer altı ve su altı işlerinde
özürlü işçi çalıştırılamaz ve yukarıdaki hükümler
uyarınca işyerlerindeki işçi sayısının tespitinde
yer altı ve su altı işlerinde çalışanlar hesaba
katılmaz.
Bir
işyerinden malulen ayrılmak zorunda kalıp da sonradan maluliyeti
ortadan kalkan işçiler eski işyerlerinde tekrar işe
alınmalarını istedikleri takdirde, işveren bunları
eski işleri veya benzeri işlerde boş yer varsa derhal, yoksa
boşalacak ilk işe başka isteklilere tercih ederek, o andaki
şartlarla işe almak zorundadır. Aranan şartlar
bulunduğu halde işveren iş sözleşmesi yapma
yükümlülüğünü yerine getirmezse, işe alınma isteğinde
bulunan eski işçiye altı aylık ücret tutarında tazminat
öder.
Eski hükümlü
çalıştırılmasında kanunlardaki kamu güvenliği ile
ilgili hizmetlere ilişkin özel hükümler saklıdır.
Bakanlar
Kurulunca belirlenecek oranların üstünde özürlü ve eski hükümlü ve terör
mağduru çalıştıran işverenlerin kontenjan fazlası
işçiler için özürlü ve eski hükümlü çalıştırmakla yükümlü
olmadıkları halde özürlü çalıştıran veya
çalışma gücünü yüzde seksenden fazla kaybetmiş özürlüyü
çalıştıran işverenlerin bu şekilde
çalıştırdıkları her bir özürlü için 506
sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa göre ödemeleri gereken işveren
sigorta prim hisselerinin yüzde ellisini kendisi, yüzde ellisini Hazine öder.
Bu
maddeye aykırılık hallerinde 101 inci madde uyarınca tahsil edilecek para
cezaları Türkiye İş Kurumu bütçesinin Maliye
Bakanlığınca açılacak özel tertibine gelir kaydedilir. Bu
hesapta toplanan paralar özürlü ve eski hükümlülerin mesleki eğitim ve
mesleki rehabilitasyonu, kendi işini kurma ve bu gibi projelerde
kullanılmak üzere Türkiye İş Kurumuna aktarılır.
Toplanan paraların nerelere ve ne kadar verileceği Türkiye
İş Kurumu Genel Müdürlüğünün koordinatörlüğünde,
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma
Genel Müdürlüğü, İş Sağlığı ve
Güvenliği Genel Müdürlüğü, Özürlüler İdaresi
Başkanlığı, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif
Evleri Genel Müdürlüğü, Türkiye Sakatlar Konfederasyonu ve en çok
işçi ve işvereni temsil eden üst kuruluşların birer
temsilcilerinden oluşan komisyon tarafından karara
bağlanır. Komisyonun çalışma usul ve esasları
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca
çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
MADDE 31. - Muvazzaf
askerlik ödevi dışında manevra veya herhangi bir sebeple silah
altına alınan veyahut herhangi bir kanundan doğan
çalışma ödevi yüzünden işinden ayrılan işçinin iş
sözleşmesi işinden ayrıldığı günden
başlayarak iki ay sonra işverence feshedilmiş sayılır.
İşçinin
bu haktan faydalanabilmesi için o işte en az bir yıl çalışmış
olması şarttır. Bir yıldan çok çalışmaya
karşılık her fazla yıl için, ayrıca iki gün eklenir.
Şu kadar ki bu sürenin tamamı doksan günü geçemez.
İş
sözleşmesinin feshedilmiş sayılabilmesi için beklenilmesi
gereken süre içinde işçinin ücreti işlemez. Ancak özel
kanunların bu husustaki hükümleri saklıdır. Bu süre içinde
iş sözleşmesinin Kanundan doğan başka bir sebebe
dayanılarak işveren veya işçi tarafından feshedildiği
öteki tarafa bildirilmiş olsa bile, fesih için Kanunun gösterdiği
süre bu sürenin bitiminden sonra işlemeye başlar. Ancak iş
sözleşmesi belirli süreli olarak
yapılmış ve sözleşme yukarıda yazılı süre
içinde kendiliğinden sona eriyorsa bu madde hükümleri uygulanmaz.
Herhangi
bir askeri ve kanuni ödev dolayısıyla işinden ayrılan
işçiler bu ödevin sona ermesinden başlayarak iki ay içinde işe
girmek istedikleri takdirde işveren bunları eski işleri veya
benzeri işlerde boş yer varsa derhal, yoksa boşalacak ilk
işe başka isteklilere tercih ederek, o andaki şartlarla işe
almak zorundadır. Aranan şartlar bulunduğu halde işveren
iş sözleşmesi yapma yükümlülüğünü yerine getirmezse, işe
alınma isteğinde bulunan eski işçiye üç aylık ücret
tutarında tazminat öder.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Ücret
MADDE 32. - Genel
anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında
işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile
ödenen tutardır.
Ücret,
kural olarak, Türk parası ile işyerinde veya özel olarak açılan
bir banka hesabına ödenir. Ücret yabancı para olarak
kararlaştırılmış ise ödeme günündeki rayice göre Türk
parası ile ödenebilir.
Emre
muharrer senetle (bono ile), kuponla veya yurtta geçerli parayı temsil
ettiği iddia olunan bir senetle veya diğer herhangi bir şekilde
ücret ödemesi yapılamaz.
Ücret
en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmeleri veya toplu iş
sözleşmeleri ile ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir.
İş
sözleşmelerinin sona ermesinde, işçinin ücreti ile sözleşme ve
Kanundan doğan para ile ölçülmesi mümkün menfaatlerinin tam olarak
ödenmesi zorunludur.
Meyhane
ve benzeri eğlence yerleri ve perakende mal satan dükkan ve
mağazalarda, buralarda çalışanlar hariç, ücret ödemesi
yapılamaz.
Ücret
alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır.
İşverenin ödeme aczine düşmesi
MADDE 33. -
İşverenin konkordato ilan etmesi, işveren için aciz
vesikası alınması veya
iflası nedenleri ile işverenin
ödeme güçlüğüne düştüğü hallerde geçerli olmak üzere,
işçilerin iş ilişkisinden kaynaklanan son üç aylık ücret
alacaklarını karşılamak amacı ile İşsizlik
Sigortası Fonu kapsamında ayrı bir Ücret Garanti Fonu
oluşturulur.
Ücret
Garanti Fonu, işverenlerce işsizlik sigortası primi olarak
yapılan ödemelerin yıllık toplamının yüzde biridir.
Ücret Garanti Fonunun oluşumu ve uygulanması ile ilgili usul ve
esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca
çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Ücretin gününde ödenmemesi
MADDE 34. - Ücreti
ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden
dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine
getirmekten kaçınabilir. Bu nedenle kişisel kararlarına
dayanarak iş görme borcunu yerine getirmemeleri sayısal olarak toplu
bir nitelik kazansa dahi grev olarak nitelendirilemez. Gününde ödenmeyen
ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır.
Bu
işçilerin bu nedenle iş akitleri çalışmadıkları
için feshedilemez ve yerine yeni işçi alınamaz, bu işler
başkalarına yaptırılamaz.
MADDE 35. -
İşçilerin aylık ücretlerinin dörtte birinden fazlası
haczedilemez veya başkasına devir ve temlik olunamaz. Ancak, işçinin bakmak zorunda olduğu aile
üyeleri için hakim tarafından takdir edilecek miktar bu paraya dahil
değildir. Nafaka borcu alacaklılarının hakları
saklıdır.
Kamu makamlarının ve asıl
işverenlerin hakedişlerinden ücret kesme yükümlülüğü
MADDE 36. - Genel ve
katma bütçeli dairelerle mahalli idareler veya kamu iktisadi teşebbüsleri
yahut özel kanuna veya özel kanunla verilmiş yetkiye dayanılarak
kurulan banka ve kuruluşlar; asıl işverenler müteahhide
verdikleri her türlü bina, köprü, hat ve yol inşası gibi yapım
ve onarım işlerinde çalışan işçilerden müteahhit veya
taşeronlarca ücretleri ödenmeyenlerin bulunup
bulunmadığının kontrolü, ya da ücreti ödenmeyen
işçinin başvurusu üzerine, ücretleri ödenmeyen varsa müteahhitten
veya taşeronlardan istenecek bordrolara göre bu ücretleri bunların
hakedişlerinden öderler.
Bunun
için hakediş ödeneceği ilgili idare tarafından işyerinde
şantiye şefliği işyeri ilân tahtası veya işçilerin toplu bulunduğu yerler gibi
işçilerin görebileceği yerlere yazılı ilân asılmak suretiyle duyurulur. Ücret
alacağı olan işçilerin her hakediş dönemi için olan ücret
alacaklarının üç aylık tutarından fazlası
hakkında adı geçen idarelere herhangi bir sorumluluk düşmez.
Anılan
müteahhitlerin bu işverenlerdeki her çeşit teminat ve
hakedişleri üzerinde yapılacak her türlü devir ve el
değiştirme işlemleri veya haciz ve icra takibi bu işte
çalışan işçilerin ücret alacaklarını
karşılayacak kısım ayrıldıktan sonra, kalan
kısım üzerinde hüküm ifade eder.
Bir
işverenin üçüncü kişiye karşı olan borçlarından
dolayı işyerinde bulunan tesisat, malzeme, ham, yarı
işlenmiş ve tam işlenmiş mallar ve başka
kıymetler üzerinde yapılacak haciz ve icra takibi, bu işyerinde
çalışan işçilerin icra kararının alındığı
tarihten önceki üç aylık dönem içindeki ücret alacaklarını
karşılayacak kısım ayrıldıktan sonra, kalan
kısım üzerinde hüküm ifade eder.
Bu
maddede kamu tüzel kişilerine ve bazı teşekküllere verilen
yetkileri 2 nci maddenin
altıncı fıkrası gereğince sorumluluk
taşıyan bütün işverenler de kullanmaya yetkilidir.
MADDE 37. -
İşveren işyerinde veya bankaya yaptığı ödemelerde
işçiye ücret hesabını gösterir imzalı veya işyerinin
özel işaretini taşıyan bir pusula vermek zorundadır.
Bu
pusulada ödemenin günü ve ilişkin olduğu dönem ile fazla
çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatil ücretleri gibi asıl
ücrete yapılan her çeşit eklemeler tutarının ve vergi,
sigorta primi, avans mahsubu, nafaka ve icra gibi her çeşit kesintilerin
ayrı ayrı gösterilmesi gerekir.
Bu işlemler damga vergisi ve her
çeşit resim ve harçtan muaftır.
Ücret kesme cezası
MADDE 38. -
İşveren toplu sözleşme veya iş sözleşmelerinde
gösterilmiş olan sebepler dışında işçiye ücret kesme
cezası veremez.
İşçi
ücretlerinden ceza olarak yapılacak kesintilerin işçiye derhal
sebepleriyle beraber bildirilmesi gerekir. İşçi ücretlerinden bu
yolda yapılacak kesintiler bir ayda iki gündelikten veya parça
başına yahut yapılan iş miktarına göre verilen
ücretlerde işçinin iki günlük kazancından fazla olamaz.
Bu
paralar işçilerin eğitimi ve sosyal hizmetleri için kullanılıp
harcanmak üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
hesabına Bakanlıkça belirtilecek Türkiye'de kurulu bulunan ve mevduat
kabul etme yetkisini haiz bankalardan
birine, kesildiği tarihten itibaren bir ay içinde
yatırılır. Her işveren işyerinde bu paraların
ayrı bir hesabını tutmaya mecburdur. Birikmiş bulunan ceza
paralarının nerelere ve ne kadar verileceği Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanının
başkanlık edeceği ve işçi temsilcilerinin de
katılacağı bir kurul tarafından karara bağlanır.
Bu kurulun kimlerden teşekkül edeceği, nasıl ve hangi esaslara
göre çalışacağı çıkarılacak bir yönetmelikte
gösterilir.
MADDE 39. -
İş sözleşmesi ile çalışan ve bu Kanunun
kapsamında olan veya olmayan her türlü işçinin ekonomik ve sosyal
durumlarının düzenlenmesi için Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığınca Asgari Ücret Tespit Komisyonu
aracılığı ile ücretlerin asgari sınırları en
geç iki yılda bir belirlenir.
Asgari
Ücret Tespit Komisyonu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığının tespit edeceği üyelerden birinin
başkanlığında Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı Çalışma Genel Müdürü veya
yardımcısı, İş Sağlığı ve
Güvenliği Genel Müdürü veya yardımcısı, Devlet
İstatistik Enstitüsü Ekonomik İstatistikler Dairesi Başkanı
veya yardımcısı, Hazine Müsteşarlığı temsilcisi,
Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığından konu
ile ilgili dairenin başkanı veya yetki vereceği bir görevli ile
bünyesinde en çok işçiyi bulunduran en üst işçi kuruluşundan
değişik işkolları için seçecekleri beş, bünyesinde en
çok işvereni bulunduran işveren kuruluşundan değişik
işkolları için seçeceği beş temsilciden kurulur. Asgari
Ücret Tespit Komisyonu en az on üyesinin katılmasıyla toplanır.
Kurul, üye oylarının çoğunluğu ile karar verir.
Oyların eşitliği halinde, Başkanın bulunduğu
taraf çoğunluğu sağlamış sayılır.
Komisyon
kararları kesindir. Kararlar Resmi Gazetede yayımlanarak
yürürlüğe girer.
Komisyonun
toplanma ve çalışma şekli, asgari ücretlerin tespiti
sırasında uygulanacak esaslar ile başkan, üye ve raportörlere
verilecek huzur hakları Maliye Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığının birlikte hazırlayacakları
yönetmelikte belirtilir.
Asgari
Ücret Tespit Komisyonunun sekretarya hizmetleri, Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığı
tarafından yerine getirilir.
Yarım ücret
MADDE 40. - 24 ve 25
inci maddelerin (III) numaralı bentlerinde gösterilen zorlayıcı
sebepler dolayısıyla çalışamayan veya
çalıştırılmayan işçiye bu bekleme süresi içinde bir
haftaya kadar her gün için yarım ücret ödenir.
MADDE 41. - Ülkenin
genel yararları yahut işin niteliği veya üretimin
artırılması gibi nedenlerle fazla çalışma
yapılabilir. Fazla çalışma, Kanunda yazılı
koşullar çerçevesinde, haftalık kırkbeş saati aşan
çalışmalardır. 63 üncü
madde hükmüne göre denkleştirme esasının uygulandığı
hallerde, işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal
haftalık iş süresini aşmamak koşulu ile, bazı
haftalarda toplam kırkbeş saati aşsa dahi bu çalışmalar
fazla çalışma sayılmaz.
Her bir saat fazla çalışma için
verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına
düşen miktarının yüzde elli yükseltilmesi suretiyle ödenir.
Haftalık
çalışma süresinin sözleşmelerle kırkbeş saatin
altında belirlendiği durumlarda yukarıda belirtilen esaslar
dahilinde uygulanan ortalama haftalık çalışma süresini aşan
ve kırkbeş saate kadar
yapılan çalışmalar fazla sürelerle çalışmalardır.
Fazla sürelerle çalışmalarda, her bir saat fazla çalışma
için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına
düşen miktarının yüzde yirmibeş yükseltilmesiyle ödenir.
Fazla çalışma veya fazla sürelerle
çalışma yapan işçi isterse, bu çalışmalar
karşılığı zamlı ücret yerine, fazla
çalıştığı her saat karşılığında
bir saat otuz dakikayı, fazla sürelerle çalıştığı
her saat karşılığında bir saat onbeş
dakikayı serbest zaman olarak kullanabilir.
İşçi hak ettiği serbest
zamanı altı ay zarfında, çalışma süreleri içinde ve
ücretinde bir kesinti olmadan kullanır.
63 üncü maddenin son fıkrasında yazılı sağlık nedenlerine
dayanan kısa veya sınırlı süreli işlerde ve 69 uncu
maddede belirtilen gece çalışmasında fazla çalışma
yapılamaz.
Fazla saatlerle çalışmak için
işçinin onayının alınması gerekir.
Fazla çalışma süresinin toplamı
bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamaz.
Fazla çalışma ve fazla sürelerle
çalışmaların ne şekilde uygulanacağı
çıkarılacak yönetmelikte gösterilir.
Zorunlu nedenlerle fazla çalışma
MADDE 42. - Gerek bir
arıza sırasında, gerek bir arızanın mümkün görülmesi
halinde yahut makineler veya araç ve gereç için hemen yapılması
gerekli acele işlerde, yahut zorlayıcı sebeplerin ortaya
çıkmasında, işyerinin normal çalışmasını
sağlayacak dereceyi aşmamak koşulu ile işçilerin hepsi veya
bir kısmına fazla çalışma yaptırılabilir. Bu
durumda fazla çalışma yapan işçilere uygun bir dinlenme süresi
verilmesi zorunludur.
Şu
kadar ki, zorunlu sebeplerle yapılan fazla çalışmalar için 41
inci maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları hükümleri
uygulanır.
Olağanüstü hallerde fazla
çalışma
MADDE 43. -
Seferberlik sırasında ve bu süreyi aşmamak şartıyla
yurt savunmasının gereklerini karşılayan işyerlerinde
fazla çalışmaya lüzum görülürse işlerin çeşidine ve
ihtiyacın derecesine göre Bakanlar Kurulu günlük çalışma
süresini, işçinin en çok çalışma gücüne çıkarabilir.
Bu
suretle fazla çalıştırılan işçiler için verilecek
ücret hakkında 41 inci maddenin birinci, ikinci ve üçüncü
fıkraları hükümleri uygulanır.
Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde
çalışma
MADDE 44. - Ulusal
bayram ve genel tatil günlerinde işyerlerinde
çalışılıp çalışılmayacağı toplu
iş sözleşmesi veya iş sözleşmeleri ile
kararlaştırılır. Sözleşmelerde hüküm bulunmaması
halinde söz konusu günlerde çalışılması için işçinin
onayı gereklidir.
Bu
günlere ait ücretler 47 nci maddeye göre ödenir.
MADDE 45. - Toplu
iş sözleşmesi veya iş sözleşmelerine hafta tatili, ulusal
bayram ve genel tatillerde işçilere tanınan haklara, ücretli izinlere
ve yüzde usulü ile çalışan işçilerin bu Kanunla tanınan
haklarına aykırı hükümler konulamaz.
Bu
hususlarda işçilere daha elverişli hak ve menfaatler sağlayan
kanun, toplu iş sözleşmesi, iş sözleşmesi veya gelenekten
doğan kazanılmış haklar saklıdır.
Hafta tatili ücreti
MADDE 46. - Bu Kanun
kapsamına giren işyerlerinde, işçilere tatil gününden önce 63
üncü maddeye göre belirlenen iş günlerinde çalışmış
olmaları koşulu ile yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en
az yirmidört saat dinlenme (hafta tatili) verilir.
Çalışılmayan hafta tatili günü için işveren tarafından bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücreti tam olarak ödenir.
Şu
kadar ki;
a) Çalışmadığı halde kanunen
çalışma süresinden sayılan zamanlar ile günlük ücret ödenen veya
ödenmeyen kanundan veya sözleşmeden doğan tatil günleri,
b) Evlenmelerde üç güne kadar, ana veya
babanın, eşin, kardeş veya çocukların ölümünde üç güne
kadar verilmesi gereken izin süreleri,
c) Bir haftalık süre içinde kalmak üzere
işveren tarafından verilen diğer izinlerle hekim raporuyla
verilen hastalık ve dinlenme izinleri,
Çalışılmış
günler gibi hesaba katılır.
Zorlayıcı
ve ekonomik bir sebep olmadan işyerindeki çalışmanın haftanın
bir veya birkaç gününde işveren tarafından tatil edilmesi halinde
haftanın çalışılmayan günleri ücretli hafta tatiline hak
kazanmak için çalışılmış sayılır.
Bir
işyerinde işin bir haftadan fazla bir süre ile tatil edilmesini
gerektiren zorlayıcı sebepler ortaya çıktığı
zaman, 24 ve 25 inci maddelerin (III) numaralı bentlerinde gösterilen
zorlayıcı sebeplerden ötürü çalışılmayan günler için
işçilere ödenen yarım ücret hafta tatili günü için de ödenir.
Yüzde
usulünün uygulandığı işyerlerinde hafta tatili ücreti
işverence işçiye ödenir.
Genel tatil ücreti
MADDE 47. - Bu Kanun
kapsamına giren işyerlerinde çalışan işçilere,
kanunlarda ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde
çalışmazlarsa, bir iş karşılığı
olmaksızın o günün ücretleri tam olarak, tatil yapmayarak
çalışırlarsa ayrıca çalışılan her gün için
bir günlük ücreti ödenir.
Yüzde
usulünün uygulandığı işyerlerinde işçilerin ulusal
bayram ve genel tatil ücretleri işverence işçiye ödenir.
Geçici iş göremezlik
MADDE 48. -
İşçilere geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi
gerektiği zamanlarda geçici iş göremezlik süresine rastlayan ulusal
bayram, genel tatil ve hafta tatilleri, ödeme yapılan kurum veya
sandıklar tarafından geçici iş göremezlik ölçüsü üzerinden
ödenir.
Hastalık
nedeni ile çalışılmayan günlerde Sosyal Sigortalar Kurumu
tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödeneği aylık
ücretli işçilerin ücretlerinden mahsup edilir.
Ücret şekillerine göre tatil ücreti
MADDE 49. -
İşçinin tatil günü ücreti çalıştığı günlere
göre bir güne düşen ücretidir.
Parça
başına, akort, götürü veya yüzde usulü ile çalışan
işçilerin tatil günü ücreti, ödeme döneminde kazandığı
ücretin aynı süre içinde çalıştığı günlere
bölünmesi suretiyle hesaplanır.
Saat
ücreti ile çalışan işçilerin tatil günü ücreti saat ücretinin
yedibuçuk katıdır.
Hasta,
izinli veya sair sebeplerle mazeretli olduğu hallerde dahi
aylığı tam olarak ödenen aylık ücretli işçilere 46, 47
ve 48 inci maddenin birinci fıkrası
hükümleri uygulanmaz. Ancak bunlardan ulusal bayram ve genel tatil
günlerinde çalışanlara
ayrıca çalıştığı her gün için bir günlük
ücreti ödenir.
Tatil ücretine girmeyen kısımlar
MADDE 50. - Fazla
çalışma karşılığı olarak alınan
ücretler, primler, işyerinin temelli işçisi olarak normal
çalışma saatleri dışında hazırlama, tamamlama,
temizleme işlerinde çalışan işçilerin bu işler için
aldıkları ücretler ve sosyal yardımlar, ulusal bayram, hafta
tatili ve genel tatil günleri için verilen ücretlerin tespitinde hesaba
katılmaz.
MADDE 51. - Otel,
lokanta, eğlence yerleri ve benzeri yerler ile içki verilen ve hemen orada
yenilip içilmesi için çeşitli yiyecek satan yerlerden "yüzde"
usulünün uygulandığı müesseselerde işveren tarafından
servis karşılığı veya başka isimlerle
müşterilerin hesap pusulalarına "yüzde" eklenerek veya
ayrı şekillerde alınan paralarla kendi isteği ile
müşteri tarafından işverene bırakılan yahut da onun
kontrolü altında bir araya toplanan paraları işveren
işyerinde çalışan tüm işçilere eksiksiz olarak ödemek
zorundadır.
İşveren
veya işveren vekili yukarıdaki fıkrada sözü edilen
paraların kendisi tarafından alındığında eksiksiz
olarak işçilere dağıtıldığını
belgelemekle yükümlüdür.
Yüzdelerden
toplanan paraların o işyerinde çalışan işçiler
arasında yapılan işlerin niteliğine göre, hangi esaslar ve
oranlar çerçevesinde dağıtılacağı Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle
gösterilir.
Yüzdelerin belgelenmesi
MADDE 52. - Yüzde
usulünün uygulandığı işyerlerinde işveren, her hesap
pusulasının genel toplamını gösteren bir belgeyi
işçilerin kendi aralarından seçecekleri bir temsilciye vermekle
yükümlüdür. Bu belgelerin şekli ve uygulama usulleri iş
sözleşmelerinde veya toplu iş sözleşmelerinde gösterilir.
MADDE 53. -
İşyerinde işe başladığı günden itibaren,
deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl
çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin
verilir.
Yıllık
ücretli izin hakkından vazgeçilemez.
Niteliklerinden
ötürü bir yıldan az süren mevsimlik veya kampanya işlerinde
çalışanlara bu Kanunun yıllık ücretli izinlere ilişkin
hükümleri uygulanmaz.
İşçilere
verilecek yıllık ücretli izin süresi, hizmet süresi;
a) Bir yıldan beş yıla kadar
(beş yıl dahil) olanlara ondört günden,
b) Beş yıldan fazla onbeş
yıldan az olanlara yirmi günden,
c) Onbeş yıl (dahil) ve daha fazla
olanlara yirmialtı günden,
Az
olamaz.
Ancak onsekiz ve daha küçük yaştaki
işçilerle elli ve daha yukarı yaştaki işçilere verilecek
yıllık ücretli izin süresi yirmi günden az olamaz.
Yıllık
izin süreleri iş sözleşmeleri
ve toplu iş sözleşmeleri ile artırılabilir.
Yıllık ücretli izne hak kazanma ve
izni kullanma dönemi
MADDE 54. -
Yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında
işçilerin, aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde
çalıştıkları süreler birleştirilerek göz önüne
alınır. Şu kadar ki, bir işverenin bu Kanun kapsamına
giren işyerinde çalışmakta olan işçilerin aynı
işverenin işyerlerinde bu Kanun kapsamına girmeksizin
geçirmiş bulundukları süreler de hesaba katılır.
Bir yıllık süre içinde 55 inci maddede sayılan haller dışındaki sebeplerle işçinin devamının kesilmesi halinde bu boşlukları karşılayacak kadar hizmet süresi eklenir ve bu suretle işçinin izin hakkını elde etmesi için gereken bir yıllık hizmet süresinin bitiş tarihi gelecek hizmet yılına aktarılır.
İşçinin
gelecek izin hakları için geçmesi gereken bir yıllık hizmet
süresi, bir önceki izin hakkının doğduğu günden
başlayarak gelecek hizmet yılına doğru ve yukarıdaki
fıkra ve 55 inci madde hükümleri gereğince hesaplanır.
İşçi
yukarıdaki fıkralar ve 55 inci madde hükümlerine göre hesaplanacak
her hizmet yılına karşılık, yıllık iznini
gelecek hizmet yılı içinde kullanır.
Aynı
bakanlığa bağlı işyerleri ile aynı
bakanlığa bağlı tüzel kişilerin işyerlerinde
geçen süreler ve kamu iktisadi teşebbüsleri yahut özel kanuna veya özel
kanunla verilmiş yetkiye dayanılarak kurulan banka ve kuruluşlar
veya bunlara bağlı işyerlerinde geçen süreler, işçinin
yıllık ücretli izin hakkının hesaplanmasında göz
önünde bulundurulur.
Yıllık izin bakımından
çalışılmış gibi sayılan haller
MADDE 55. -
Aşağıdaki süreler yıllık ücretli izin
hakkının hesabında çalışılmış gibi
sayılır:
a)
İşçinin uğradığı kaza veya tutulduğu
hastalıktan ötürü işine gidemediği günler (Ancak, 25 inci
maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen süreden
fazlası sayılmaz.).
b) Kadın işçilerin 74 üncü madde gereğince doğumdan önce ve sonra çalıştırılmadıkları günler.
c) İşçinin muvazzaf askerlik hizmeti
dışında manevra veya herhangi bir kanundan dolayı
ödevlendirilmesi sırasında işine gidemediği günler (Bu
sürenin yılda 90 günden fazlası sayılmaz.).
d) Çalışmakta olduğu
işyerinde zorlayıcı sebepler yüzünden işin
aralıksız bir haftadan çok tatil edilmesi sonucu olarak işçinin
çalışmadan geçirdiği zamanın onbeş günü (işçinin
yeniden işe başlaması şartıyla).
e) 66 ncı maddede sözü geçen zamanlar.
f) Hafta tatili, ulusal bayram, genel tatil
günleri.
g) 3153 sayılı Kanuna
dayanılarak çıkarılan tüzüğe göre röntgen
muayenehanelerinde çalışanlara pazardan başka verilmesi gereken
yarım günlük izinler.
h) İşçilerin arabuluculuk
toplantılarına katılmaları, hakem kurullarında
bulunmaları, bu kurullarda işçi temsilciliği görevlerini
yapmaları, çalışma hayatı ile ilgili mevzuata göre kurulan
meclis, kurul, komisyon ve
toplantılara yahut işçilik konuları ile ilgili uluslararası
kuruluşların konferans, kongre veya kurullarına işçi veya
sendika temsilcisi olarak katılması sebebiyle işlerine devam
edemedikleri günler.
ı) İşçilerin evlenmelerinde üç
güne kadar, ana veya babalarının, eşlerinin, kardeş veya
çocuklarının ölümünde üç güne kadar verilecek izinler.
j)
İşveren tarafından verilen diğer izinler ile 65 inci
maddedeki kısa çalışma süreleri.
k) Bu Kanunun uygulanması sonucu olarak
işçiye verilmiş bulunan yıllık ücretli izin süresi.
Yıllık ücretli iznin
uygulanması
MADDE 56. -
Yıllık ücretli izin işveren tarafından bölünemez.
Bu
iznin 53 üncü maddede gösterilen süreler
içinde işveren tarafından sürekli bir şekilde verilmesi
zorunludur.
Ancak,
53 üncü maddede öngörülen izin süreleri, tarafların anlaşması
ile bir bölümü on günden aşağı olmamak üzere en çok üçe
bölünebilir.
İşveren
tarafından yıl içinde verilmiş bulunan diğer ücretli ve
ücretsiz izinler veya dinlenme ve hastalık izinleri yıllık izne
mahsup edilemez.
Yıllık
ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan ulusal bayram,
hafta tatili ve genel tatil günleri izin süresinden sayılmaz.
Yıllık
ücretli izinleri işyerinin kurulu bulunduğu yerden başka bir
yerde geçirecek olanlara istemde bulunmaları ve bu hususu belgelemeleri
koşulu ile gidiş ve dönüşlerinde yolda geçecek süreleri
karşılamak üzere işveren toplam dört güne kadar ücretsiz izin
vermek zorundadır. İşveren, işyerinde çalışan
işçilerin yıllık ücretli izinlerini gösterir izin kayıt belgesi tutmak
zorundadır.
Yıllık izin ücreti
MADDE 57. -
İşveren, yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye,
yıllık izin dönemine ilişkin ücretini ilgili işçinin izine
başlamasından önce peşin olarak ödemek veya avans olarak vermek
zorundadır.
Bu
ücretin hesabında 50 nci madde hükmü uygulanır.
Günlük,
haftalık veya aylık olarak belirli bir ücrete dayanmayıp da
akort, komisyon ücreti, kâra katılma ve yüzde usulü ücret gibi belirli
olmayan süre ve tutar üzerinden ücret alan işçinin izin süresi için
verilecek ücret, son bir yıllık süre içinde kazandığı
ücretin fiili olarak çalıştığı günlere bölünmesi
suretiyle bulunacak ortalama üzerinden hesaplanır.
Ancak,
son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı
takdirde, izin ücreti işçinin izine çıktığı ayın
başı ile zammın yapıldığı tarih
arasında alınan ücretin aynı süre içinde
çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır.
Yüzde
usulünün uygulandığı yerlerde bu ücret, yüzdelerden toplanan
para dışında işveren tarafından ödenir.
Yıllık
ücretli izin süresine rastlayan hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil
ücretleri ayrıca ödenir.
İzinde çalışma yasağı
MADDE 58. -
Yıllık ücretli iznini kullanmakta olan işçinin izin süresi
içinde ücret karşılığı bir işte
çalıştığı anlaşılırsa, bu izin süresi
içinde kendisine ödenen ücret işveren tarafından geri
alınabilir.
Sözleşmenin sona ermesinde izin ücreti
MADDE 59. -
İş sözleşmesinin, herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da
kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücreti,
sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine
ödenir. Bu ücrete ilişkin zamanaşımı iş
sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren başlar.
İşveren
tarafından iş sözleşmesinin feshedilmesi halinde 17 nci maddede
belirtilen bildirim süresiyle, 27 nci madde gereğince işçiye
verilmesi zorunlu yeni iş arama
izinleri yıllık ücretli izin süreleri ile iç içe giremez.
İzinlere ilişkin düzenlemeler
MADDE 60. -
Yıllık ücretli izinlerin, yürütülen işlerin niteliğine göre
yıl boyunca hangi dönemlerde kullanılacağı, izinlerin ne
suretle ve kimler tarafından verileceği veya sıraya
bağlı tutulacağı, yıllık izninin faydalı
olması için işveren tarafından
alınması gereken tedbirler ve izinlerin kullanılması
konusuna ilişkin usuller ve işverence tutulması zorunlu
kayıtların şekli Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir yönetmelikle
gösterilir.
Sigorta primleri
MADDE 61. -
Sigortalılara yıllık ücretli izin süresi için ödenecek ücretler
üzerinden iş kazaları ile meslek hastalıkları primleri
hariç, diğer sigorta primlerinin, 506 sayılı Sosyal Sigortalar
Kanunundaki esaslar çerçevesinde işçi ve işverenler yönünden
ödenmesine devam olunur.
Ücretten indirim yapılamayacak haller
MADDE 62. - Her türlü
işte uygulanmakta olan çalışma sürelerinin yasal olarak daha
aşağı sınırlara indirilmesi veya işverene
düşen yasal bir yükümlülüğün yerine getirilmesi nedeniyle ya da bu
Kanun hükümlerinden herhangi birinin uygulanması sonucuna dayanılarak
işçi ücretlerinden her ne şekilde olursa olsun eksiltme
yapılamaz.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
İşin Düzenlenmesi
Çalışma süresi
MADDE 63. - Genel
bakımdan çalışma süresi haftada en çok kırkbeş
saattir. Aksi kararlaştırılmamışsa bu süre,
işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit
ölçüde bölünerek uygulanır.
Tarafların
anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi,
işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde onbir
saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde
dağıtılabilir. Bu halde, iki aylık süre içinde işçinin
haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık
çalışma süresini aşamaz. Denkleştirme süresi toplu iş
sözleşmeleri ile dört aya kadar artırılabilir.
Çalışma sürelerinin yukarıdaki
esaslar çerçevesinde uygulama şekilleri, Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir
yönetmelikle düzenlenir.
Sağlık kuralları
bakımından günde ancak yedibuçuk saat ve daha az
çalışılması gereken işler, Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı
tarafından müştereken hazırlanacak bir yönetmelikle
düzenlenir.
Telafi çalışması
MADDE 64. - Zorunlu
nedenlerle işin durması, ulusal bayram ve genel tatillerden önce veya
sonra işyerinin tatil edilmesi veya benzer nedenlerle işyerinde
normal çalışma sürelerinin önemli ölçüde altında
çalışılması veya tamamen tatil edilmesi ya da işçinin
talebi ile kendisine izin verilmesi hallerinde, işveren iki ay içinde
çalışılmayan süreler için telafi çalışması
yaptırabilir. Bu çalışmalar fazla çalışma veya fazla
sürelerle çalışma sayılmaz.
Telafi
çalışmaları, günlük en çok çalışma süresini
aşmamak koşulu ile günde üç saatten fazla olamaz. Tatil günlerinde
telafi çalışması yaptırılamaz.
Kısa çalışma ve kısa
çalışma ödeneği
MADDE 65. - Genel
ekonomik kriz veya zorlayıcı sebeplerle işyerindeki
haftalık çalışma sürelerini geçici olarak önemli ölçüde azaltan
veya işyerinde faaliyeti tamamen veya kısmen geçici olarak durduran
işveren, durumu derhal gerekçeleri ile birlikte Türkiye İş
Kurumuna, varsa toplu iş sözleşmesi tarafı sendikaya bir
yazı ile bildirir. Talebin uygunluğunun tespiti Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanlığınca yapılır. Bunun usul ve
esasları bir yönetmelikle belirlenir.
Yukarıda belirtilen nedenlerle
işyerinde geçici olarak en az dört hafta işin durması veya
kısa çalışma hallerinde işçilere
çalıştırılmadıkları süre için işsizlik
sigortasından kısa çalışma ödeneği ödenir. Kısa
çalışma süresi, zorlayıcı sebebin devamı süresini ve
herhalde üç ayı aşamaz. İşçinin kısa çalışma
ödeneğine hak kazanabilmesi için, çalışma süreleri ve
işsizlik sigortası primi ödeme gün sayısı
bakımından işsizlik ödeneğine hak kazanma
şartlarını yerine getirmesi gerekir.
Günlük kısa çalışma
ödeneğinin miktarı,
işsizlik ödeneğinin miktarı kadardır.
Zorlayıcı sebeplerle işyerinde
faaliyetin tamamen veya kısmen
geçici olarak durması halinde, işsizlik ödeneği ödemeleri
24 üncü maddenin (III) numaralı bendinde
ve 40 ıncı maddede öngörülen bir haftalık süreden sonra
başlar.
Kısa çalışma ödeneği
aldığı süre içinde işçinin hastalık ve analık
sigortasına ait primler İşsizlik Sigortası Fonu
tarafından 2/3 oranında Sosyal Sigortalar Kurumuna aktarılır.
Bu primler, sigorta primlerinin hesabında esas alınan en alt kazanç
sınırı üzerinden
hesaplanır. İşçi, işsizlik ödeneğinden
yararlanma süresini doldurmadan tekrar işe başlar ve işsizlik
sigortasından yararlanmak için 4447 sayılı Kanunun
öngördüğü koşullar gerçekleşmeden işsiz kalırsa,
kısa çalışma ödeneği aldığı süre
çıkarıldıktan sonra, daha önce hak ettiği işsizlik
ödeneği süresini dolduruncaya kadar işsizlik ödeneğinden
yararlanır.
Kısa çalışma ödeneğinin
ödeme süresi içinde ödenmesi gereken geçici iş göremezlik ödeneğinin
miktarı kısa çalışma ödeneğinin miktarından fazla olamaz. Geçici iş göremezlik
ödeneğinin ödendiği dönemde, bu maddede öngörülen hastalık ve
analık sigortası primi ödenmez.
Çalışma süresinden sayılan haller
MADDE 66. -
Aşağıdaki süreler işçinin günlük çalışma
sürelerinden sayılır:
a) Madenlerde, taşocaklarında yahut her ne şekilde olursa olsun yeraltında veya su altında çalışılacak işlerde işçilerin kuyulara, dehlizlere veya asıl çalışma yerlerine inmeleri veya girmeleri ve bu yerlerden çıkmaları için gereken süreler.
b) İşçilerin işveren
tarafından işyerlerinden başka bir yerde
çalıştırılmak üzere gönderilmeleri halinde yolda geçen
süreler.
c) İşçinin işinde ve her an
iş görmeye hazır bir halde bulunmakla beraber
çalıştırılmaksızın ve çıkacak işi
bekleyerek boş geçirdiği süreler.
d) İşçinin işveren
tarafından başka bir yere gönderilmesi veya işveren evinde veya
bürosunda yahut işverenle ilgili herhangi bir yerde meşgul edilmesi
suretiyle asıl işini yapmaksızın geçirdiği süreler.
e) Çocuk emziren kadın işçilerin
çocuklarına süt vermeleri için belirtilecek süreler.
f) Demiryolları, karayolları ve
köprülerin yapılması, korunması ya da onarım ve tadili
gibi, işçilerin yerleşim yerlerinden uzak bir mesafede bulunan
işyerlerine hep birlikte getirilip götürülmeleri gereken her türlü
işlerde bunların toplu ve düzenli bir şekilde götürülüp
getirilmeleri esnasında geçen süreler.
İşin niteliğinden
doğmayıp da işveren tarafından sırf sosyal yardım
amacıyla işyerine götürülüp getirilme esnasında araçlarda geçen
süre çalışma süresinden sayılmaz.
Günlük çalışmanın başlama
ve bitiş saatleri
MADDE 67. - Günlük
çalışmanın başlama
ve bitiş saatleri ile dinlenme saatleri işyerlerinde işçilere
duyurulur.
İşin
niteliğine göre işin başlama ve bitiş saatleri işçiler
için farklı şekilde düzenlenebilir.
Ara dinlenmesi
MADDE 68. - Günlük
çalışma süresinin ortalama bir zamanında o yerin gelenekleri ve
işin gereğine göre ayarlanmak suretiyle işçilere;
a)
Dört saat veya daha kısa süreli işlerde onbeş dakika,
b) Dört saatten fazla ve yedibuçuk saate kadar
(yedibuçuk saat dahil) süreli işlerde yarım saat,
c)
Yedibuçuk saatten fazla süreli işlerde bir saat,
Ara
dinlenmesi verilir.
Bu dinlenme süreleri en az olup
aralıksız verilir.
Ancak bu süreler, iklim, mevsim, o yerdeki
gelenekler ve işin niteliği göz önünde tutularak sözleşmeler ile
aralı olarak kullandırılabilir.
Dinlenmeler bir işyerinde işçilere
aynı veya değişik saatlerde kullandırılabilir.
Ara
dinlenmeleri çalışma süresinden sayılmaz.
Gece süresi ve gece çalışmaları
MADDE 69. -
Çalışma hayatında "gece" en geç saat 20.00'de
başlayarak en erken saat 06.00'ya kadar geçen ve her halde en fazla onbir
saat süren dönemdir.
Bazı işlerin niteliğine ve
gereğine göre yahut yurdun bazı bölgelerinin özellikleri
bakımından, çalışma hayatına ilişkin
"gece" başlangıcının daha geriye
alınması veya yaz ve kış saatlerinin ayarlanması,
yahut gün döneminin başlama ve bitme saatlerinin belirtilmesi suretiyle
birinci fıkradaki hükmün uygulama şekillerini tespit etmek yahut
bazı gece çalışmalarına herhangi bir oranda fazla ücret
ödenmesi usulünü koymak veyahut gece işletilmelerinde ekonomik bir
zorunluluk bulunmayan işyerlerinde işçilerin gece
çalışmalarını yasak etmek üzere yönetmelikler
çıkartılabilir.
İşçilerin gece
çalışmaları yedibuçuk saati geçemez.
Gece çalıştırılacak
işçilerin sağlık durumlarının gece
çalışmasına uygun olduğu, işe başlamadan önce
alınacak sağlık raporu ile belgelenir. Gece çalıştırılan
işçiler en geç iki yılda bir defa işveren tarafından periyodik
sağlık kontrolünden geçirilirler. İşçilerinin
sağlık kontrollerinin masrafları işveren tarafından
karşılanır.
Gece çalışması nedeniyle
sağlığının bozulduğunu raporla belgeleyen
işçiye işveren, mümkünse gündüz postasında durumuna uygun bir
iş verir.
İşveren gece postalarında
çalıştırılacak işçilerin listelerini ve bu
işçiler için işe başlamadan önce alınan ve periyodik
sağlık raporlarının bir nüshasını ilgili bölge
müdürlüğüne vermekle yükümlüdür.
Gece ve gündüz işletilen ve nöbetleşe
işçi postaları kullanılan işlerde, bir çalışma
haftası gece çalıştırılan işçilerin, ondan sonra
gelen ikinci çalışma haftası gündüz
çalıştırılmaları suretiyle postalar sıraya konur.
Gece ve gündüz postalarında iki haftalık nöbetleşme esası
da uygulanabilir.
Postası değiştirilecek işçi
kesintisiz en az onbir saat dinlendirilmeden diğer postada
çalıştırılamaz.
Hazırlama, tamamlama ve temizleme işleri
MADDE 70. - Genel
olarak bir işyerinde belirli çalışma saatlerinden önce veya
sonra gerekli olan hazırlama veya tamamlama yahut temizleme işlerinde
çalışan işçiler için işin düzenlenmesi ile ilgili
hükümlerden hangilerinin uygulanmayacağı yahut ne gibi
değişik şartlar ve usullerle uygulanacağı Çalışma
ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanacak
bir yönetmelikte gösterilir.
Çalıştırma yaşı ve
çocukları çalıştırma yasağı
MADDE 71. - Onbeş
yaşını doldurmamış çocukların
çalıştırılması yasaktır. Ancak, ondört
yaşını doldurmuş ve ilköğretimi tamamlamış
olan çocuklar, bedensel, zihinsel ve ahlaki gelişmelerine ve eğitime
devam edenlerin okullarına devamına engel olmayacak hafif
işlerde çalıştırılabilirler.
Çocuk ve genç işçilerin işe
yerleştirilmelerinde ve çalıştırılabilecekleri
işlerde güvenlik, sağlık, bedensel, zihinsel ve psikolojik
gelişmeleri, kişisel yatkınlık ve yetenekleri dikkate
alınır. Çocuğun gördüğü iş onun okula gitmesine,
mesleki eğitiminin devamına engel olamaz, onun derslerini düzenli bir
şekilde izlemesine zarar veremez.
Onsekiz yaşını
doldurmamış çocuk ve genç işçiler bakımından yasak
olan işler ile onbeş yaşını tamamlamış,
ancak onsekiz yaşını tamamlamamış genç işçilerin
çalışmasına izin verilecek işler, ondört
yaşını bitirmiş ve ilk öğretimini tamamlamış
çocukların çalıştırılabilecekleri hafif işler ve
çalışma koşulları Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı tarafından altı ay içinde
çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir.
Temel eğitimi tamamlamış ve
okula gitmeyen çocukların çalışma saatleri günde yedi ve haftada
otuzbeş saatten fazla olamaz. Ancak, onbeş yaşını
tamamlamış çocuklar için bu süre günde sekiz ve haftada kırk
saate kadar artırılabilir.
Okula devam eden çocukların eğitim
dönemindeki çalışma süreleri, eğitim saatleri
dışında olmak üzere, en fazla günde iki saat ve haftada on saat
olabilir. Okulun kapalı olduğu dönemlerde çalışma süreleri
yukarıda birinci fıkrada öngörülen süreleri aşamaz.
Yer ve su altında
çalıştırma yasağı
MADDE 72. - Maden
ocakları ile kablo döşemesi, kanalizasyon ve tünel inşaatı
gibi yer altında veya su altında çalışılacak
işlerde onsekiz yaşını doldurmamış erkek ve her
yaştaki kadınların çalıştırılması
yasaktır.
Gece çalıştırma
yasağı
MADDE 73. - Sanayie
ait işlerde onsekiz yaşını doldurmamış çocuk ve
genç işçilerin gece çalıştırılması yasaktır.
Onsekiz
yaşını doldurmuş kadın işçilerin gece
postalarında çalıştırılmasına ilişkin usul
ve esaslar Sağlık Bakanlığının görüşü
alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca
hazırlanacak bir yönetmelikte gösterilir.
MADDE 74. - Kadın
işçilerin doğumdan önce sekiz ve doğumdan sonra sekiz hafta
olmak üzere toplam onaltı haftalık süre için
çalıştırılmamaları esastır. Çoğul gebelik
halinde doğumdan önce çalıştırılmayacak sekiz
haftalık süreye iki hafta süre eklenir. Ancak, sağlık durumu
uygun olduğu takdirde, doktorun onayı ile kadın işçi isterse
doğumdan önceki üç haftaya kadar işyerinde çalışabilir. Bu
durumda, kadın işçinin çalıştığı süreler
doğum sonrası sürelere eklenir.
Yukarıda
öngörülen süreler işçinin sağlık durumuna ve işin
özelliğine göre doğumdan önce ve sonra gerekirse artırılabilir.
Bu süreler hekim raporu ile belirtilir.
Hamilelik
süresince kadın işçiye periyodik kontroller için ücretli izin
verilir.
Hekim
raporu ile gerekli görüldüğü takdirde, hamile kadın işçi
sağlığına uygun daha hafif işlerde
çalıştırılır. Bu halde işçinin ücretinde bir
indirim yapılmaz.
İsteği
halinde kadın işçiye, onaltı haftalık sürenin
tamamlanmasından veya çoğul gebelik halinde onsekiz haftalık
süreden sonra altı aya kadar ücretsiz izin verilir. Bu süre,
yıllık ücretli izin hakkının hesabında dikkate
alınmaz.
MADDE 75. -
İşveren çalıştırdığı her işçi için
bir özlük dosyası düzenler. İşveren bu dosyada, işçinin
kimlik bilgilerinin yanında, bu Kanun ve diğer kanunlar uyarınca
düzenlemek zorunda olduğu her türlü belge ve kayıtları saklamak
ve bunları istendiği zaman yetkili memur ve mercilere göstermek
zorundadır.
İşveren,
işçi hakkında edindiği bilgileri dürüstlük kuralları ve
hukuka uygun olarak kullanmak ve gizli kalmasında işçinin haklı
çıkarı bulunan bilgileri açıklamamakla yükümlüdür.
Yönetmelikler
MADDE 76. -
Nitelikleri gereği günlük ve haftalık çalışma sürelerinin
63 üncü maddede öngörüldüğü şekilde uygulanması mümkün olmayan
iş ve işyerlerinde çalışma sürelerinin günlük yasal
çalışma süresini aşmayacak şekilde ve en çok altı aya
kadar denkleştirme süresi tanınarak uygulanmasını
sağlayacak usuller Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığınca hazırlanacak yönetmeliklerle düzenlenir.
Nitelikleri dolayısıyla devamlı
çalıştıkları için durmaksızın birbiri ardına
işçi postaları çalıştırılarak işletilen
yahut nöbetleşe işçi postaları ile yapılan işlerde,
çalışma sürelerine, hafta tatillerine ve gece
çalışmalarına ve çalışma ortasındaki zorunlu
dinlenmelere dair özel usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığınca hazırlanacak yönetmeliklerle düzenlenir.
BEŞİNCİ BÖLÜM
İş Sağlığı ve Güvenliği
İşverenlerin ve işçilerin
yükümlülükleri
MADDE 77. -
İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve
güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak,
araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş
sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü
önleme uymakla yükümlüdürler.
İşverenler
işyerinde alınan iş sağlığı ve
güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek,
işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki
riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları
konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve
güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Yapılacak
eğitimin usul ve esasları Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
İşverenler
işyerlerinde meydana gelen iş kazasını ve tespit edilecek
meslek hastalığını en geç iki iş günü içinde yazı
ile ilgili bölge müdürlüğüne bildirmek zorundadırlar.
Bu
bölümde ve iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin
tüzük ve yönetmeliklerde yer alan hükümler
işyerindeki çıraklara ve stajyerlere de uygulanır.
Sağlık ve güvenlik tüzük ve
yönetmelikleri
MADDE 78. -
Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı işyerlerinde
iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin
alınması, makineler, tesisat, araç ve gereçler ile kullanılan
maddeler sebebiyle ortaya çıkabilecek iş kazaları ve meslek
hastalıklarının önlenmesi, yaş, cinsiyet ve özel
durumları sebebiyle korunması gereken kişilerin çalışma
şartlarının düzenlenmesi amacıyla tüzük ve yönetmelikler
çıkarır.
Ayrıca bu Kanuna tabi işyerlerinde, işçi sayısı, genişlik, yapılan iş, işin özellikleri, ağırlık ve tehlikesi bakımından hangi işyerleri için kurulmaya başlamadan önce planların Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının yetkili teşkilatına gösterilerek kurma izni alınacağı bu işyerleri kurulduktan sonra yine aynı makama başvurularak işletme belgesi alınması gerekeceği, Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir yönetmelikle belirlenir.
MADDE 79. Bir
işyerinin tesis ve tertiplerinde, çalışma yöntem ve
şekillerinde, makine ve cihazlarında işçilerin yaşamı
için tehlikeli olan bir husus tespit edilirse, bu tehlike giderilinceye kadar
işyerlerini iş sağlığı ve güvenliği
bakımından denetlemeye yetkili iki müfettiş, bir işçi ve
bir işveren temsilcisi ile Bölge Müdüründen oluşan beş
kişilik bir komisyon kararıyla, tehlikenin niteliğine göre
iş tamamen veya kısmen durdurulur veya işyeri
kapatılır. Komisyona kıdemli iş müfettişi
başkanlık eder. Komisyonun çalışmaları ile ilgili
sekretarya işleri bölge müdürlüğü tarafından yürütülür.
Askeri işyerleri ile yurt emniyeti için
gerekli maddeler üretilen işyerlerindeki komisyonun yapısı, çalışma
şekil ve esasları Milli Savunma Bakanlığı ile
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca birlikte
hazırlanacak bir yönetmelikle belirtilir.
Bu maddeye göre verilecek durdurma veya kapatma
kararına karşı işverenin yerel iş mahkemesinde
altı iş günü içinde itiraz etmek yetkisi vardır.
İş mahkemesine itiraz, işin
durdurulması veya işyerinin kapatılması kararının
uygulanmasını durdurmaz.
Mahkeme
itirazı öncelikle görüşür ve altı iş günü içinde karara
bağlar. Kararlar kesindir.
Bir işyerinde çalışan
işçilerin yaş, cinsiyet ve sağlık durumları böyle bir
işyerinde çalışmalarına engel teşkil ediyorsa, bunlar
da çalışmaktan alıkonulur.
Yukarıdaki fıkralar gereğince
işyerlerinde işçiler için tehlikeli olan tesis ve tertiplerin veya
makine ve cihazların ne şekilde işletilmekten
alıkonulacağı ve bunların ne şekilde yeniden
işletilmelerine izin verilebileceği, işyerinin
kapatılması ve açılması, işin durdurulmasına veya
işyerinin kapatılmasına karar verilinceye kadar acil hallerde
alınacak önlemlere ilişkin hususlar ile komisyonda görev yapacak işçi
ve işveren temsilcilerinin nitelikleri, seçimi, komisyonun
çalışma şekil ve esasları Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir
yönetmelikte gösterilir.
Bir işyerinin kurulmasına ve
işletilmesine izin verilmiş olması 78 inci maddede öngörülen
yönetmelik hükümlerinin uygulanmasına hiçbir zaman engel olamaz.
Bu maddenin birinci fıkrası
gereğince makine, tesisat ve tertibat veya işin durdurulması
veya işyerinin kapatılması sebebiyle işsiz kalan
işçilere işveren ücretlerini ödemeye veya ücretlerinde bir
düşüklük olmamak üzere meslek veya durumlarına göre başka bir
iş vermeye zorunludur.
MADDE 80. - Bu Kanuna
göre sanayiden sayılan, devamlı olarak en az elli işçi çalıştıran ve
altı aydan fazla sürekli işlerin yapıldığı
işyerlerinde her işveren bir iş sağlığı ve
güvenliği kurulu kurmakla yükümlüdür.
İşverenler
iş sağlığı ve güvenliği kurullarınca iş
sağlığı ve güvenliği mevzuatına uygun olarak
verilen kararları uygulamakla yükümlüdürler.
İş
sağlığı ve güvenliği kurullarının
oluşumu, çalışma yöntemleri, ödev, yetki ve yükümlülükleri
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca
hazırlanacak bir yönetmelikte gösterilir.
MADDE 81. -
Devamlı olarak en az elli işçi çalıştıran
işverenler, Sosyal Sigortalar Kurumunca sağlanan tedavi hizmetleri
dışında kalan, işçilerin sağlık durumunun ve
alınması gereken iş sağlığı ve
güvenliği önlemlerinin sağlanması, ilk yardım ve acil
tedavi ile koruyucu sağlık hizmetlerini yürütmek üzere
işyerindeki işçi sayısına ve işin tehlike derecesine
göre bir veya daha fazla işyeri hekimi çalıştırmak ve bir
işyeri sağlık birimi oluşturmakla yükümlüdür.
İşyeri hekimlerinin nitelikleri, sayısı, işe alınmaları, görev, yetki ve sorumlulukları, eğitimleri, çalışma şartları, görevlerini nasıl yürütecekleri ile işyeri sağlık birimleri, Sağlık Bakanlığı ve Türk Tabipleri Birliğinin görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından çıkarılacak bir yönetmelikte düzenlenir.
İş güvenliği ile görevli
mühendis veya teknik elemanlar
MADDE 82. - Bu Kanuna
göre sanayiden sayılan, devamlı olarak en az elli işçi
çalıştıran ve altı aydan fazla sürekli işlerin
yapıldığı işyerlerinde işverenler, işyerinin
iş güvenliği önlemlerinin sağlanması, iş
kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesi için
alınacak önlemlerin belirlenmesi ve uygulanmasının izlenmesi
hizmetlerini yürütmek üzere işyerindeki işçi sayısına,
işyerinin niteliğine ve tehlikelilik derecesine göre bir veya daha
fazla mühendis veya teknik elemanı görevlendirmekle yükümlüdürler.
İş
güvenliği ile görevli mühendis veya teknik elemanların nitelikleri,
sayısı, görev, yetki ve sorumlulukları, eğitimleri,
çalışma şartları, görevlerini nasıl yürütecekleri,
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinin görüşü alınarak
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca
çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir.
İşçilerin hakları
MADDE 83. -
İşyerinde iş sağlığı ve güvenliği
açısından işçinin sağlığını bozacak
veya vücut bütünlüğünü tehlikeye sokacak
yakın, acil ve hayati bir tehlike ile karşı
karşıya kalan işçi, iş sağlığı ve
güvenliği kuruluna başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasına
karar verilmesini talep edebilir. Kurul aynı gün acilen toplanarak kararını verir ve durumu tutanakla
tespit eder. Karar işçiye yazılı olarak bildirilir.
İş sağlığı ve
güvenliği kurulunun bulunmadığı işyerlerinde talep,
işveren veya işveren vekiline
yapılır. İşçi tesbitin yapılmasını ve
durumun yazılı olarak kendisine bildirilmesini isteyebilir.
İşveren veya vekili yazılı cevap vermek zorundadır.
Kurulun işçinin talebi yönünde karar
vermesi halinde işçi, gerekli iş sağlığı ve
güvenliği tedbiri alınıncaya kadar çalışmaktan
kaçınabilir.
İşçinin çalışmaktan
kaçındığı dönem içinde ücreti ve diğer hakları
saklıdır.
İş sağlığı ve
güvenliği kurulunun kararına ve işçinin talebine rağmen
gerekli tedbirin alınmadığı işyerlerinde işçiler
altı iş günü içinde, bu Kanunun
24 üncü maddesinin (I) numaralı
bendine uygun olarak belirli veya belirsiz süreli hizmet akitlerini
derhal feshedebilir.
Bu Kanunun 79 uncu maddesine göre
işyerinde işin durdurulması veya işyerinin
kapatılması halinde bu madde hükümleri uygulanmaz.
İçki veya uyuşturucu madde kullanma
yasağı
MADDE 84. -
İşyerine sarhoş veya uyuşturucu madde almış
olarak gelmek ve işyerinde alkollü içki veya uyuşturucu madde
kullanmak yasaktır.
İşveren; işyeri eklentilerinden
sayılan kısımlarda, ne gibi hallerde, hangi zamanda ve hangi
şartlarla alkollü içki içilebileceğini belirleme yetkisine sahiptir.
Alkollü
içki kullanma yasağı;
a) Alkollü içki yapılan işyerlerinde
çalışan ve işin gereği olarak üretileni denetlemekle
görevlendirilen,
b)
Kapalı kaplarda veya açık olarak alkollü içki satılan veya
içilen işyerlerinde işin gereği alkollü içki içmek zorunda olan,
c) İşinin niteliği gereği
müşterilerle birlikte alkollü içki içmek zorunda olan,
İşçiler için uygulanmaz.
MADDE 85. -
Onaltı yaşını doldurmamış genç işçiler
ve çocuklar ağır ve tehlikeli
işlerde çalıştırılamaz.
Hangi
işlerin ağır ve tehlikeli işlerden sayılacağı,
kadınlarla onaltı yaşını doldurmuş fakat onsekiz
yaşını bitirmemiş genç işçilerin hangi çeşit
ağır ve tehlikeli işlerde
çalıştırılabilecekleri Sağlık
Bakanlığının görüşü alınarak Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikte
gösterilir.
Ağır ve tehlikeli işlerde rapor
MADDE 86. -
Ağır ve tehlikeli işlerde çalışacak işçilerin
işe girişinde veya işin devamı süresince en az yılda
bir, bedence bu işlere elverişli ve dayanıklı
oldukları işyeri hekimi, işçi sağlığı
dispanserleri, bunların bulunmadığı yerlerde
sırası ile en yakın Sosyal Sigortalar Kurumu,
sağlık ocağı, hükümet veya belediye hekimleri tarafından
verilmiş muayene raporları olmadıkça, bu gibilerin işe
alınmaları veya işte çalıştırılmaları
yasaktır. Sosyal Sigortalar Kurumu işe ilk giriş muayenesini
yapmaktan kaçınamaz.
İşyeri
hekimi tarafından verilen rapora itiraz halinde, işçi en yakın
Sosyal Sigortalar Kurumu hastanesi sağlık kurulunca muayeneye tabi
tutulur, verilen rapor kesindir.
Yetkili
memurlar isteyince, bu raporları işveren kendilerine göstermek
zorundadır.
Bu
raporlar damga vergisi ve her çeşit resim ve harçtan muaftır.
MADDE 87. - Ondört
yaşından onsekiz yaşına kadar (onsekiz dahil) çocuk ve genç
işçilerin işe alınmalarından önce işyeri hekimi,
işçi sağlığı dispanserleri, bunların
bulunmadığı yerlerde sırası ile en yakın Sosyal
Sigortalar Kurumu, sağlık ocağı, hükümet veya belediye
hekimlerine muayene ettirilerek işin niteliğine ve
şartlarına göre vücut yapılarının dayanıklı
olduğunun raporla belirtilmesi ve bunların onsekiz
yaşını dolduruncaya kadar altı ayda bir defa aynı
şekilde doktor muayenesinden geçirilerek bu işte çalışmaya
devamlarına bir sakınca olup olmadığının kontrol
ettirilmesi ve bütün bu raporların işyerinde saklanarak yetkili
memurların isteği üzerine kendilerine gösterilmesi zorunludur. Sosyal
Sigortalar Kurumu işe ilk giriş muayenesini yapmaktan kaçınamaz.
Birinci
fıkrada yazılı hekimlerce verilen rapora itiraz halinde,
işçi en yakın Sosyal Sigortalar Kurumu hastanesi sağlık
kurulunca muayeneye tabi tutulur, verilen rapor kesindir.
Bu
raporlar damga vergisi ve her çeşit resim ve harçtan muaftır.
Gebe veya çocuk emziren kadınlar için
yönetmelik
MADDE 88. - Gebe veya
çocuk emziren kadınların hangi dönemlerde ne gibi işlerde
çalıştırılmalarının yasak olduğu ve
bunların çalışmalarında sakınca olmayan işlerde
hangi şartlar ve usullere uyacakları, ne suretle emzirme odaları
veya çocuk bakım yurdu (kreş) kurulması gerektiği
Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından
hazırlanacak bir yönetmelikte gösterilir.
Çeşitli yönetmelikler
MADDE 89. -
Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı;
a) Ağır ve tehlikeli işlerden
başka işler için de işçilerin işe başlamadan hekim
muayenesinden geçirilmelerini,
b) Bazı işlerde çalışan
işçilerin belirli sürelerde genel olarak sağlık muayenesinden
geçirilmelerini,
c) Çeşitli veya bir kısım
işlerde çalışan işçilerin sağlık
durumlarının aksaması, yaptıkları işin ürünlerine
ve genel sağlığa yahut birlikte çalıştıkları
öteki işçilere zararlı olursa, bu gibilerin o işlerden
çıkarılmalarını,
d) Ne durumda ve ne gibi şartları
haiz olan işyerlerinde banyo, uyku, dinlenme ve yemek yerleri ile
işçi evleri ve işçi eğitimi yerleri yapılmasını,
Öngören yönetmelikler hazırlayabilir.
ALTINCI BÖLÜM
İş ve İşçi Bulma
İş ve işçi bulmaya
aracılık
MADDE 90. -
İş arayanların elverişli oldukları işlere
yerleştirilmeleri ve çeşitli işler için uygun işçiler
bulunmasına aracılık görevi, Türkiye İş Kurumu ve bu
hususta izin verilen özel istihdam bürolarınca yerine getirilir.
YEDİNCİ BÖLÜM
Çalışma Hayatının Denetimi ve Teftişi
Devletin yetkisi
MADDE 91. - Devlet,
çalışma hayatı ile ilgili mevzuatın uygulanmasını
izler, denetler ve teftiş eder. Bu ödev Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığına bağlı ihtiyaca yetecek sayı
ve özellikte teftiş ve denetlemeye yetkili iş müfettişlerince
yapılır.
Askeri
işyerleriyle yurt güvenliği için gerekli maddeler üretilen
işyerlerinin denetim ve teftişi konusu ve sonuçlarına ait
işlemler Milli Savunma Bakanlığı ile Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanlığınca birlikte hazırlanacak
yönetmeliğe göre yürütülür.
Yetkili makam ve memurlar
MADDE 92. - 91 inci
madde hükmünün uygulanması için iş hayatının izlenmesi,
denetlenmesi ve teftişiyle ödevli olan iş müfettişleri,
işyerlerini ve eklentilerini, işin yürütülmesi tarzını ve
ilgili belgeleri, araç ve gereçleri, cihaz ve makineleri, ham ve
işlenmiş maddelerle, iş için gerekli olan malzemeyi 93 üncü
maddede yazılı esaslara uyarak gerektiği zamanlarda ve
işçilerin yaşamına, sağlığına,
güvenliğine, eğitimine, dinlenmesine veya oturup yatmasına
ilişkin tesis ve tertipleri her zaman görmek, araştırmak ve
incelemek ve bu Kanunla suç sayılan eylemlere rastladığı
zaman bu hususta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
tarafından çıkarılacak İş Teftişi Tüzüğünde
açıklanan şekillerde bu halleri önlemek yetkisine sahiptirler.
Teftiş
ve denetleme sırasında işverenler, işçiler ve bu işle
ilgili görülen başka kişiler izleme, denetleme ve teftişle
görevli iş müfettişleri tarafından
çağrıldıkları zaman gelmek, ifade ve bilgi vermek, gerekli
olan belge ve delilleri getirip göstermek ve vermek ve birinci fıkrada
yazılı görevlerini yapmak için kendilerine her çeşit
kolaylığı göstermek ve bu yoldaki emir ve isteklerini
geciktirmeksizin yerine getirmekle yükümlüdürler.
Çalışma
hayatını izleme, denetleme ve teftişe yetkili iş
müfettişleri tarafından tutulan tutanaklar aksi
kanıtlanıncaya kadar geçerlidir.
MADDE 93. -
İş hayatını izleme, denetleme ve teftiş yetkisi olan
iş müfettişleri görevlerini yaparlarken işin normal
gidişini ve işyerinin işlemesini, inceledikleri konunun
niteliğine göre mümkün olduğu kadar aksatmamak, durdurmamak ve
güçleştirmemekle ve resmi işlemlerin yürütülüp
sonuçlandırılması için, açıklanması gerekmedikçe,
işverenin ve işyerinin meslek
sırları ve şartları, ekonomik ve ticari hal ve durumları
hakkında gördükleri ve öğrendikleri hususları tamamen gizli
tutmak ve kendileri tarafından bilgileri ve ifadeleri alınan yahut
kendilerine başvuran veya ihbarda bulunan işçilerin ve başka
kişilerin isimlerini ve kimliklerini açıklamamakla yükümlüdürler.
MADDE 94. -
İşçi ve işverenlerle bunların meslek kuruluşları
tarafından kendilerini ilgilendiren ve iş hayatına ilişkin
işlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına
yazı ile başvurma halinde bu dilekçeler ve bunlarla ilgili tutanak,
evrak, defter ve işlemler damga vergisi ve her çeşit resim ve harçtan
muaftır.
Diğer merciler tarafından yapılan
teftişler
MADDE 95. -
İşyerinin kurulup açılmasına izin vermeye yetkili
belediyelerle diğer ilgili makamlar işyerinin kurulmasına ve
işletilmesine izin vermeden önce, Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığınca iş mevzuatına göre verilmesi gerekli
kurma izni ve işletme belgesinin varlığını
araştırır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığınca kurma izni ve işletme belgesi verilmemiş
işyerlerine belediyeler veya diğer ilgili makamlarca da kurma veya
açılma izni verilemez.
Kamu
kurum ve kuruluşları, işyerlerinde yapacakları iş
sağlığı ve güvenliği ile ilgili teftiş ve
denetlemelerin sonuçlarını ve yapacakları işlemleri o yer
için yetkili bölge müdürlüğüne bildirirler.
İşyerinin
kurulup açılmasına izin vermeye yetkili belediyelerle diğer
ilgili makamlar her ay bu hususta izin verdikleri, işveren ve
işyerinin isim ve adresini ve yapılan işin çeşidini
gösterir listeleri bir sonraki ayın onbeşine kadar o yerin
bağlı bulunduğu bölge müdürlüğüne bildirirler.
İşçi ve işverenin
sorumluluğu
MADDE 96. -
İş denetimi ve teftişine yetkili iş müfettişleri
tarafından ifade ve bilgilerine başvurulan işçilere,
işverenlerin gerek doğrudan doğruya ve gerek
dolayısıyla telkinlerde bulunmaları, işçileri gerçeği
saklamaya yahut değiştirmeye sevk veya herhangi bir suretle
zorlamaları veyahut işçilerin ilgili makamlara
başvurmaları, haber ve ifade vermeleri üzerine, bunlara
karşı kötü davranışlarda bulunmaları yasaktır.
İşçilerin
çalıştıkları veya ayrıldıkları
işyerleriyle işverenleri hakkında gerçeğe uygun olmayan
haberler vererek gereksiz işlemlerle
uğraştırılmaları veya işverenleri haksız
yere kötü duruma düşürmeye kalkışmaları ve iş
müfettişlerince kendilerinden sorulan hususlar için doğru olmayan
cevaplar vererek denetim ve teftişin yapılmasını
güçleştirmek veya yanlış bir sonuca vardırmak gibi kötü
niyetli davranışlarda bulunmaları yasaktır.
Zabıtanın yardımı
MADDE 97. - Bu Kanun
hükümlerinin tam ve gerektiği gibi uygulanabilmesi için işyerlerini
teftiş ve denetlemeye yetkili iş müfettişlerinin gerekli
görmeleri ve istemeleri halinde, zabıta kuvvetleri, bu iş
müfettişlerinin görevlerini iyi bir şekilde yapabilmelerini
sağlamak üzere her türlü yardımda bulunmakla yükümlüdürler.
SEKİZİNCİ BÖLÜM
İdari Ceza Hükümleri
İşyerini bildirme yükümlülüğüne
aykırılık
MADDE 98. - Bu Kanunun
3 üncü maddesindeki işyeri bildirme yükümlülüğüne aykırı
davranan işveren veya işveren vekiline
çalıştırılan her işçi için elli milyon lira para
cezası verilir.
Bu
para cezasının kesinleşmesinden sonra bildirim
yükümlülüğüne aykırılığın sürmesi halinde takip
eden her ay için aynı miktar ceza uygulanır.
Genel hükümlere aykırılık
MADDE 99. - Bu
Kanunun;
a) 5 inci ve 7 nci maddelerde öngörülen ilke ve
yükümlülüklere aykırı davranan,
b) 8 inci maddenin son fıkrasındaki
belgeyi işçiye vermeyen, 14 üncü madde hükümlerine aykırı
davranan,
c)
28 inci maddesine aykırı olarak çalışma belgesi düzenleme
yükümlülüğüne aykırı davranan veya bu belgeye gerçeğe
aykırı bilgi yazan,
İşveren
veya işveren vekiline bu durumdaki her işçi için elli milyon lira
para cezası verilir.
Toplu işçi çıkarma ile ilgili
hükümlere aykırılık
MADDE 100. - Bu
Kanunun 29 uncu maddesindeki hükümlere aykırı olarak işçi
çıkaran işveren veya
işveren vekiline işten çıkardığı her işçi
için ikiyüz milyon lira para cezası verilir.
Özürlü ve eski hükümlü
çalıştırma zorunluluğuna aykırılık
MADDE 101. - Bu
Kanunun 30 uncu maddesindeki hükümlere aykırı olarak özürlü ve eski
hükümlü çalıştırmayan işveren veya işveren vekiline
çalıştırmadığı her özürlü ve eski hükümlü ve
çalıştırmadığı her ay için yediyüzelli milyon
lira para cezası verilir. Kamu kuruluşları da bu para
cezasından hiçbir şekilde muaf tutulamaz.
Ücret ile ilgili hükümlere
aykırılık
MADDE 102. - Bu
Kanunun;
a) 32 nci maddesinde belirtilen ücret ile
işçinin bu Kanundan veya toplu iş sözleşmesinden veya iş
sözleşmesinden doğan ücretini süresi içinde kasden ödemeyen veya
eksik ödeyen, 39 uncu maddesinde belirtilen komisyonun belirlediği asgari
ücreti işçiye ödemeyen veya noksan ödeyen işveren veya işveren
vekiline bu durumda olan her işçi ve her ay için yüz milyon lira para
cezası,
b) 37 nci maddesine aykırı olarak
ücrete ilişkin hesap pusulası düzenlemeyen veya işçi
ücretlerinden 38 inci maddeye aykırı olarak ücret kesme cezası
veren veya yaptığı ücret kesintisinin sebebini ve
hesabını bildirmeyen 52 nci maddedeki belgeyi vermeyen işveren
veya işveren vekiline ikiyüz milyon lira para cezası,
c) 41 inci maddesinde belirtilen fazla çalışmalara ilişkin ücreti ödemeyen, işçiye hak ettiği serbest zamanı altı ay zarfında kullandırmayan, fazla saatlerde yapılacak çalışmalar için işçinin onayını almayan işveren veya işveren vekiline, bu durumda olan her işçi için yüz milyon lira para cezası,
Verilir.
Yıllık ücretli izin hükümlerine
aykırılık
MADDE 103. -
Yıllık ücretli izni bu Kanunun 56 ncı maddesine aykırı
olarak bölen veya izin ücretini 57 nci
maddenin üç ve dördüncü fıkralarında belirtilen usule
aykırı olarak ödeyen veya eksik ödeyen veya 59 uncu maddedeki hak
edilmiş izni kullanmadan iş sözleşmesinin sona ermesi halinde bu
izne ait ücreti ödemeyen veya 60 ıncı maddede belirtilen
yönetmeliğin esas ve usullerine aykırı olarak izin
kullandırmayan veya eksik kullandıran işveren veya işveren
vekiline bu durumda olan her işçi
için yüz milyon lira para cezası verilir.
İşin düzenlenmesine ilişkin
hükümlere aykırılık
MADDE 104. - Bu
Kanunun 63 üncü maddesinde ve bu maddede belirtilen yönetmelikte belirlenen
çalışma sürelerine aykırı olarak işçilerini
çalıştıran veya 68 inci maddesindeki ara dinlenmelerini bu
maddeye göre uygulamayan veya işçileri 69 uncu maddesine aykırı
olarak geceleri yedibuçuk saatten fazla çalıştıran; gece ve
gündüz postalarını değiştirmeyen, 71 inci maddesi hükmüne
aykırı hareket eden, 72 nci maddesi hükümlerine aykırı
olarak bu maddede belirtilen yerlerde onsekiz yaşını
doldurmamış erkek çocukları ve gençleri ve her yaştaki
kadınları çalıştıran, 73 üncü maddesine
aykırı olarak çocuk ve genç işçileri gece
çalıştıran veya aynı maddede anılan yönetmelik hükümlerine
aykırı hareket eden 74 üncü maddesindeki hükme aykırı
olarak doğumdan önceki ve sonraki sürelerde gebe veya doğum
yapmış kadınları çalıştıran veya ücretsiz
izin vermeyen, 75 inci maddesindeki işçi özlük dosyalarını
düzenlemeyen, 76 ncı maddesinde belirtilen yönetmelik hükümlerine uymayan
işveren veya işveren vekiline beşyüz milyon lira para
cezası verilir.
64
üncü ve 65 inci maddede öngörülen hükümlere aykırı davranan
işveren veya işveren vekiline bu durumda olan her işçi için yüz
milyon lira para cezası verilir.
İş sağlığı ve
güvenliği ile ilgili hükümlere aykırılık
MADDE 105. - Bu
Kanunun 78 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen tüzük ve
yönetmeliklerdeki hükümlere uymayan işveren veya işveren vekiline
alınmayan her iş sağlığı ve güvenliği önlemi
için elli milyon lira para cezası verilir. Alınmayan önlemler
oranında izleyen her ay için aynı miktar para cezası
uygulanır.
Bu Kanunun 77 nci maddesi hükmüne
aykırı hareket eden, 78 inci maddenin ikinci fıkrasına aykırı olarak
kurma izni ve işletme belgesi almadan bir işyeri açan, 79 uncu
maddesi hükmüne aykırı olarak faaliyeti durdurulan işi izin
almadan devam ettiren, kapatılan işyerlerini izinsiz açan, 80 inci
maddesinde öngörülen iş sağlığı ve güvenliği
kurullarının kurulması ve çalıştırılması
ile ilgili hükümlere aykırı davranan; iş
sağlığı ve güvenliği kurullarınca alınan
kararları uygulamayan, 81 inci maddesine aykırı olarak
işyeri hekimi çalıştırma ve işyeri sağlık
birimi oluşturma yükümlülüğünü yerine getirmeyen, 82 nci maddesine
aykırı olarak iş güvenliği ile görevli mühendis veya teknik
eleman görevlendirme yükümlülüğünü yerine getirmeyen işveren veya işveren vekiline
beşyüzer milyon lira para cezası verilir.
Bu Kanunun 85 inci maddesine aykırı
olarak ağır ve tehlikeli işlerde onaltı yaşından
küçükleri çalıştıran veya aynı maddede belirtilen
yönetmelikte gösterilen yaş kayıtlarına aykırı
işçi çalıştıran işveren veya işveren vekiline
beşyüz milyon lira para cezası verilir.
Bu Kanunun 86 ncı maddesi uyarınca
işçilere doktor raporu almayan işveren veya işveren vekiline bu
durumda olan her işçi için yüz milyon lira ve 87 nci madde gereğince
çocuklara doktor raporu almayan işveren veya işveren vekiline bu
durumdaki her bir çocuk için yüz milyon
lira para cezası verilir.
Bu Kanunun 88 inci ve 89 uncu maddelerinde
öngörülen yönetmeliklerde gösterilen şartlara ve usullere uymayan
işveren veya işveren vekiline beşyüz milyon lira para
cezası verilir.
İş ve işçi bulma hükümlerine
aykırılık
MADDE 106. - Bu
Kanunun 90 ıncı maddesinde
öngörülen izni almadan faaliyet gösteren işverene bir milyar lira
para cezası verilir.
İş hayatının denetim ve
teftişi ile ilgili hükümlere aykırılık
MADDE 107. - Bu
Kanunun;
a)
92 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki yükümlülüklerini yerine
getirmeyen,
b) 96 ncı maddesindeki yasaklara uymayan,
İşveren
veya işveren vekiline beş milyar lira para cezası verilir.
İş
müfettişlerinin bu Kanundan veya diğer kanunlardan doğan her
çeşit teftiş, denetleme yetki ve görevleri gereğince
görevlerinin yerine getirilmesi sırasında, görevlerini yapma ve
sonuçlandırmaya engel olan kimselere eylem başka bir suçu oluştursa
dahi ayrıca beş milyar lira para cezası verilir.
İdari para cezalarının
uygulanmasına ilişkin hususlar
MADDE 108. - Bu
Kanunda öngörülen idari nitelikteki para cezaları gerekçesi belirtilmek
suretiyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge
Müdürünce verilir.
Bu Kanunda yazılı olan idari para cezaları o yerin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürü tarafından verilir. Verilen idari para cezalarına dair kararlar ilgililere 11.2.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilir. Bu cezalara karşı tebliğ tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde yetkili idare mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz, idarece verilen cezanın yerine getirilmesini durdurmaz. İtiraz üzerine verilen karar kesindir. İtiraz, zaruret görülmeyen hallerde evrak üzerinde inceleme yapılarak en kısa sürede sonuçlandırılır. Bu Kanuna göre verilen idari para cezaları, 21.7.1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil olunur.
DOKUZUNCU BÖLÜM
Çeşitli, Geçici ve Son Hükümler
MADDE 109. - Bu
Kanunda öngörülen bildirimlerin ilgiliye yazılı olarak ve imza
karşılığında yapılması gerekir. Bildirim
yapılan kişi bunu imzalamazsa, durum o yerde tutanakla tespit edilir.
Ancak, 7201 sayılı Kanun kapsamına giren tebligat anılan
Kanun hükümlerine göre yapılır.
Konut kapıcılarının özel
çalışma koşulları
MADDE 110. - Konut
kapıcılarının hizmetlerinin kapsam ve niteliği ile
çalışma süreleri, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günleri,
yıllık ücretli izin hakları ve kapıcı konutları
ile ilgili hususların düzenlenmesinde uygulanacak değişik
şekil ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir.
Sanayi, ticaret, tarım ve orman işleri
MADDE 111. - Bir
işin bu Kanunun uygulanması bakımından sanayi, ticaret,
tarım ve orman işlerinden sayılıp
sayılamayacağını Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı bir yönetmelikle belirler.
Tarım
ve ormandan sayılan işlerde çalışanların,
çalışma koşullarına ilişkin hükümleri, hizmet akdi,
ücret, işin düzenlenmesi ile ilgili hususlar Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle
düzenlenir.
Bazı kamu kurum ve
kuruluşlarında çalışanların kıdem tazminatı
MADDE 112. - Kanuna
veya kanunun verdiği yetkiye dayanılarak kurulan kurum ve
kuruluşların haklarında bu Kanun ve 854, 5953, 5434
sayılı kanunların hükümleri uygulanmayan personeli ile kamu
kuruluşlarında sözleşmeli olarak istihdam edilenlere mevzuat veya
sözleşmelerine göre kıdem tazminatı niteliğinde yapılan
ödemeler kıdem tazminatı sayılır.
Bazı
işlerde çalışanların ücretlerinin güvencesi
MADDE 113. - Bu
Kanunun 4 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (b) ve (ı) bentlerinde sayılan
işyerlerinde çalışan işçiler hakkında 32, 35, 37, 38
inci madde hükümleri uygulanır. Bu maddelere aykırılık
hallerinde ilgililer hakkında ilgili ceza hükümleri uygulanır.
MADDE 114. -
Çalışma barışının ve endüstri ilişkilerinin
geliştirilmesinde, çalışma hayatıyla ilgili mevzuat
çalışmalarının ve uygulamalarının izlenmesi
amacıyla; Hükümet ile işveren, kamu görevlileri ve işçi
sendikaları konfederasyonları arasında etkin
danışmayı sağlamak üzere, üçlü temsile dayalı
istişari mahiyette bir
danışma kurulu oluşturulur.
Kurulun
çalışma usul ve esasları çıkarılacak bir yönetmelikle
düzenlenir.
MADDE 115.
İşyerlerinde, yüzelli ve daha fazla işçi
çalıştırılması halinde, işçilerin ve ailelerinin
gerekli ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla
işçiler tarafından kurulacak tüketim kooperatiflerine işverenlerce
yer tahsisi yapılabilir.
MADDE 116. 13.6.1952
tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde
Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki
Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun 6 ncı maddesinin son
fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
İş
Kanununun 18, 19, 20, 21 ve 29 uncu maddesi hükümleri kıyas yoluyla
uygulanır.
MADDE 117. 5.5.1983
tarihli ve 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 30 uncu maddesinin
birinci fıkrasında geçen 1475 sayılı İş
Kanununun ibaresi İş Kanununun, ikinci fıkrasında geçen
1475 sayılı Kanunun 13/D ibaresi İş Kanununun 21 inci
şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 118. - 2821
sayılı Kanunun 31 inci maddesinin altıncı
fıkrasında geçen "1475 sayılı Kanunun 13/A, 13/B,
13/C, 13/D, 13/E" ibareleri
"İş Kanununun 18, 19, 20 ve 21 inci ", "1475
sayılı Kanunun 13/D" ibaresi
"İş Kanununun 21 inci", yedinci fıkrasında
geçen "1475 sayılı Kanunun 13/A" ibaresi "İş Kanununun 18 inci",
13/A, 13/B, 13/C, 13/D ve 13/E " ibareleri "18, 19, 20 ve 21
inci" şeklinde değiştirilmiştir.
Yönetmelikler
MADDE 119. - Bu Kanunda öngörülen yönetmelikler Kanunun
yayımı tarihinden itibaren altı ay içerisinde
çıkartılır.
Yürürlükten kaldırılan hükümler
MADDE 120. 25.8.1971
tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesi hariç
diğer maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.
GEÇİCİ MADDE 1. - Diğer mevzuatta 1475 sayılı İş Kanununa
yapılan atıflar bu Kanuna yapılmış sayılır.
Bu
Kanunun 120 nci maddesi ile yürürlükte bırakılan 1475
sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesinin birinci
fıkrasının 1 inci ve 2 nci bendi ile onbirinci
fıkrasında, anılan Kanunun 16, 17 ve 26 ncı maddelerine
yapılan atıflar, bu Kanunun 24, 25 ve 32 nci maddelerine
yapılmış sayılır.
GEÇİCİ MADDE 2. - 1475 sayılı Kanuna göre halen yürürlükte bulunan tüzük ve
yönetmeliklerin bu Kanun hükümlerine aykırı olmayan hükümleri yeni
yönetmelikler çıkarılıncaya kadar yürürlükte kalır.
GEÇİCİ MADDE 3. - 1475 sayılı Kanuna göre
alınmış bulunan asgari ücret kararı, bu Kanunun 39 uncu
maddesine göre tespit yapılıncaya kadar yürürlükte kalır.
GEÇİCİ MADDE 4. - Mülga 3008 sayılı İş Kanununun 13 üncü maddesi
hükümleri haklarında uygulanmayanlar için, bu Kanunun geçici 6 ncı
maddesinde sözü edilen kıdem tazminatı hakkı 12.8.1967
tarihinden itibaren başlar.
İlk
defa bu Kanun kapsamına girenlerin kıdem tazminatı hakları
bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar.
GEÇİCİ MADDE 5. - 1475 sayılı Kanunun 25 inci maddesi ile 3713 sayılı
Kanunun ek 1 inci maddesinin (B) fıkrasında yer alan oranlar, bu
Kanunun 30 uncu maddesi uyarınca Bakanlar Kurulu tarafından yeniden
belirleninceye kadar geçerlidir.
GEÇİCİ MADDE 6. Kıdem tazminatı için bir kıdem tazminatı fonu
kurulur. Kıdem tazminatı fonuna ilişkin Kanunun yürürlüğe gireceği
tarihe kadar işçilerin kıdemleri için 1475 sayılı
İş Kanununun 14 üncü maddesi
hükümlerine göre kıdem tazminatı hakları saklıdır.
Yürürlük
MADDE 121. - Bu Kanun
yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 122. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
Kaynak: Ernst & Young ve Dünya
Gazetesi.com.tr