turizmdebusabah, turizm haberleri  
boyutstore.com
22.11.2017 Toplam Okuyucu: 118834545 | Bugünkü Okuyucu: 21767 | On-Line: 52 Dolar satış $: 3,9665 Euro satış €: 4,6631 Sterlin satış £: 5,2653
İSTANBUL: | LONDRA: | NEW YORK: | ROMA: | MOSKOVA: | L.ANGELES: | SYDNEY:
...
Yazıcıya Gönder Haberi Gönder Yorum Yaz yazı boyutu:
AYŞEGÜL ÇAKIR ,Değişmezseniz, değişim bekleyemezsiniz... AYŞEGÜL ÇAKIR
PACE-Türkiye
09.03.2017 / 11:16:17

Değişmezseniz, değişim bekleyemezsiniz...


Artık hastalığı değil, tedaviyi konuşmak zorundayız. Bunun için çok zaman kaybettik...


Sürdürülebilirlik; değişimi yönetmek, yeni koşullara objektif bir bakış açısıyla hazırlanmak ile sağlanır.

Yaptığınız işe, -hatta- kendinize objektif bir gözle, dışarıdan birisi gibi bakabilmek ne kadar mümkündür?

Genellikle; geçmişteki başarılı yöntemlerden vazgeçmek, iş süreçlerinde sorun ortaya çıkmadan değişiklik yapmak göz ardı edilir. Sonunda işi geliştirmekten çok, ortaya çıkan krizleri yönetme mücadelesine saplanır kalırsınız.

Çevresel etkiler, müdahale edemeyeceğiniz durumlara neden olabilir. Oysa bu süreçte her olumlu gelişme bir fırsattır.

Değerlendirebilirseniz fayda sağlar ama kaçırdığınızda zarar görmezsiniz. Ancak, olumsuz gelişmeler çoğu kez öngörülemez riskleri taşırlar. Verecekleri zararın ölçüsü, ne kadar hazır ve dirençli olduğunuza bağlıdır.

Son dönem turizm Sektörünün yaşadığı krizi, yukarıda anlattıklarıma uygun bir örnek olarak gösterebiliriz.

Türkiye'nin yıldızının parladığı 1980'lerin ortalarından itibaren, iş yapma şekilleri ve müşteri yaklaşımları büyük oranda değişikliğe uğramadan, aynı şekilde sürdürülerek bugünlere kadar gelindi. Dünyadaki gelişmeler, değişen tüketici tercihleri pek de önemsenmedi. Başarı sarhoşluğu yıllarca devam etti. Ülkeyi yönetenler de; sorun olmadıkça sektörle ilgilenmediler. Gelişim yönünde stratejik bir ulusal politika ortaya konulamadı.

Ve bugün...

Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasal ve ekonomik krizlere terör de eklenince, sektör ve tedarikçileri içinden çıkılması hayli zor bir kaosun içine sürüklendiler.

Bu aralar yolunuz tatil yörelerine düşerse lütfen durup biraz etrafı izleyin. Ben öyle yaptım ve gördüklerimi hiç sevmedim; en az riskle sezona girmeye hazırlanan işletmeler ve bu beldelerin yerel yönetimleri pek de yaşananlardan ders almış görünmüyorlardı.

Geçtiğimiz yıllarda şikayete neden olan çoğu sorun bu yıl da aynen devam ettirileceğe benziyor. Gelen turistin profilinden şikayet edenler, müşteri olarak görmek istedikleri kitle için hiçbir değişiklik yapmadan, sadece gelmelerini bekliyorlar.

Sizce de bu beklenti fazla hayalperest değil mi?

Mesele para-parasızlıktan çok , değişmeyen fikirler, ezbercilik ve dışarıdan bakamamak aslında.

Turizm, hizmet odaklı bir sektör; nam- ı diğer profesyonel hizmet sektörüdür. Yani emek yoğun yanı ağırlıktadır. Bu durumda, önce profesyonelleşmek gerekmez mi?

Durumsal davranışları, hizmet sunumlarını gözden geçirerek, bu yönde kaliteyi yükselterek fark yaratmak mümkün olacakken, hala çözüm olarak; büyük paralar harcayarak dekor yenilemeler, hedefsiz tanıtımlarla satış çabaları, fiyat düşürme gibi çaresizlik belirtileri istenen sonucu sağlamaya asla yeterli olmayacaktır. Öncelikle yapılması gereken, sektörün ticari mantığını yeniden yapılandırıp, süreçlere entegre etmektir.

Altyapıyı yeniden düzenlemeden, hiçbir krizi yönetemezsiniz!

Burada altyapıdan söz ederken, bir işletmecinin işe bakış açısından, en küçük birimdeki işleyişten, bir tatil beldesindeki bölgesel turizm yaklaşımına kadar olan tüm düşünsel ve işlevsel süreci kastediyorum.

Sektörde sık sık krizle ilgili toplantılar yapılıyor, demeçler veriliyor. Daha çok krize ve nedenlerine odaklı olsa da; fikir arayışlarında bulunulması olumlu görülmelidir. Ama artık hastalığı değil, tedaviyi konuşmak zorundayız. Bunun için çok zaman kaybettik ...

Geçtiğimiz günlerde -TURAD (Turizm Araştırmaları Derneği)- biz de bir çalıştay düzenledik. Amacımız bu kez sadece çözüm yollarını konuşmaktı; kariyeri başarı hikayeleri ile dolu, sektöre gerçekten ışık tutacak çok değerli profesyoneller söz aldılar.
Toplantıyı bir iş geliştirmeci gözüyle izledim, sektörden herhangi bir işletmeci için önemli bulduğum konularda notlar aldım.
Bana göre en dikkat çekici noktalar şunlardı;

- Türkiye, gerek dünya üzerindeki konumu gerekse sosyo-kültürel ve ekonomik yapısı itibariyle öngörülemeyen değişimler, krizler ülkesi. Muhtemelen hep de öyle kalacak. Dolayısı ile hepimiz proaktif olmayı ve kriz yönetimini çok iyi biliyor ve uyguluyor olmalıyız.

-Sorunları doğru teşhis etmezsek, gidermek için doğru yöntemi seçemeyebiliriz. Yönetmek için önce krizi anlamak ve büyümesini beklemeden harekete geçmek zorundayız.

-Ehil insanlarla çalışmak riski azaltır, fırsatları değerlendirme şansını arttırır.

-Klasik turizm anlayışına ve ısrarla bu yönde sürdürülen tanıtım şekillerine artık veda etmek zorundayız. Giderek dijitalleşen bir dünyada, ışık hızıyla bilgi paylaşılırken, tek şansınız fark yaratarak hayatınızı sürdürmektir. İlk oturumda Sn Levent Kömür'ün verdiği güzel bir örneği burada paylaşmak isterim; Google çeviride başka dillere çevrilen bir şeyi pazarlamaya çalışıyorsanız yanlış yoldasınız. Çünkü 'deniz'i pazarlarsanız, biri gelip sizden daha iyi pazarladığında o değere sahip olur. Bizim denizi değil Ölüdeniz'i, Patara'yı pazarlamamız lazım. Fark yaratmak ve bunu doğru iletişimle sunmak gerekir". Özellikle son kriz nedeniyle "doğru iletişimin" altını bir kez daha çizelim..

-İşinizi kurgulayıp geleceği planlarken, bir iş planınız ve yol haritanız olmalı. Daha da önemlisi bunları bir stratejiye göre oluşturmalısınız. Hedefli, zamanlı, başarılabilir ve ölçülebilir aksiyonlarınız olmalı.

-Müşteri beklentilerini doğru anlamalı, bu doğrultuda iş süreçleri uygulamalısınız. Müşteri ilişkileri yönetimi yerini çoktan müşteri deneyimleri yaklaşımına bıraktı. Karar anlarını iyi belirlemeli, durumsal iş yönetiminizi güçlendirmelisiniz. Unutmayın dün başarıyla gerçekleştirdiğiniz iş, bugün artık standartınızdır. Sürekli fark yaratmak ve artı değerler sunmak tercih edilme nedeniniz olacaktır. Yeni müşteri kazanımı kadar, tekrar müşterilerin artışı da buna bağlıdır.

-Sürdürülebilirlik, proaktif iş geliştirme anlayışı ile mümkün olur; durum analizi ve hedef belirleme, tanıtım, satış, müşteri ilişkileri ve sorun çözme günlük iş süreçlerine entegre edilmeli, eş zamanlı faaliyetler olarak görülmelidir.

-Sektöre bakıldığında, aynı şeylerin devam ettirilerek farklı sonuçlar umulduğunu görmek zor değil. Korkarım rekabet hırsı ve egolar da gerçeklerin ve yapılması gerekenlerin farkedilmesini zorlaştırıyor. Bu dönem kollektif çözümlere gidilmesi zor görünüyor. Ancak işletmeler tarafında bireysel değişimler, uluslararası düzeyde kalite anlayışı, yeni nesil satış yaklaşımları ve bölgesel anlamda markalaşma çalışmaları, ulusal ölçekte sektörün iyileşme sürecine ivme katacaktır.

-3 tarafı denizlerle çevrili bir ülkede, deniz turizminin yeterince ele alınmaması üzüntü vericidir. Ülkemizin potansiyeli, global gelişmeler ışığında ele alınmalı ve bir politika oluşturulması talep edilmelidir.

-Yeni turizm enstrümanları yaratılmalı, ziyaretçilere farklı deneyim seçenekleri sunulmalıdır. Türkiye, denizi ve güneşi kadar doğasının sunduğu diğer hazineleri, tarihi ve kültürel değerleri ile bu anlamda çok şanslı bir coğrafyada bulunmaktadır. Özellikle kültür turizminde alternatifler oluşturmak önceliğimiz olmalıdır. Bu konuda müzelere de önemli görevler düşmektedir.

Sonuç olarak, yukarıda saydıklarımın odağında hep "değişim" var. Bunu benimseyerek, içinde bulunduğumuz geçiş dönemini atlatırken boş durmayıp krizle başa çıkacak güçlü yöntemler geliştirmek ve yenilenmek mümkün... Üstelik büyük yatırımlara gerek duymadan...

Unutmayalım, güneşin hergün yeniden doğduğu bir hayatı yaşıyoruz.. İstesek de istemesek de değişimin tam kalbindeyiz. Bunun farkına varmak ve uyum sağlamak bizi daha güçlü kılacaktır.


Yorum Yaz

Adınız Soyadınız:  
e-Posta adresiniz:    
Yorumunuz:  
Güvenlik kodu:
   
 

Yazarlar


Manşet Haberleri

Evetse, bu ortamda bize müsaade, turizm haberciliğimize ara veriyoruz.
Evetse, bu ortamda bize müsaade, turizm haberciliğimize ara veriyoruz.
Evetse, bu ortamda bize müsaade, turizm haberciliğimize ara veriyoruz.

Çok Okunan Haberler

© 1996- BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler - İstanbul  Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34
e-mail: tbsinfo@boyut.com.tr | Reklamlarınız İçin: tbsreklam@boyut.com.tr