turizmdebusabah, turizm haberleri  
boyutstore.com
29.03.2017 Toplam Okuyucu: 112589853 | Bugünkü Okuyucu: 6425 | On-Line: 47 Dolar satış $: 3,6251 Euro satış €: 3,9353 Sterlin satış £: 4,5638
İSTANBUL: | LONDRA: | NEW YORK: | ROMA: | MOSKOVA: | L.ANGELES: | SYDNEY:
...
Yazıcıya Gönder Haberi Gönder Yorum Yaz yazı boyutu:
BAHATTİN YÜCEL ,Pandeli ve Markalaşma BAHATTİN YÜCEL
TurizmdeBuSabah Yayın Danışmanı
24.10.2016 / 16:20:54

Pandeli ve Markalaşma


Gucci, Prada gibi markaların Kaleiçi'nde açacakları dükkanlarından, kimler alışveriş edecek acaba? Gelmeyen turistler mi?


Katolik Kilisesi'nin geniş basamaklarının iki ucunda oturan, biribirilerini görecek uzaklıktaki iki dilenciden birisinin önüne koyduğu şapkasının yanında, özenle hazırlanmış "İsa aşkına bu dindara yardım edin" yazılı bir karton durmaktadır.

Merdivenin diğer ucundaki yoksul kıyafetli dilencinin önünde ise "zavallı Yahudiye bir sadaka" yazılı bir tabela vardır.

Pazar ayini bitiminde kiliseden çıkanlar "İsa aşkına" yardım isteyen dilencinin şapkasına yönelerek sıraya girerler.

Yahudi dilencinin önü -doğal olarak- boştur.

Bu durum dışarı çıkan bir Katoliğin ilgisini çeker. Bir süre dışarı çıkanları izler, sonunda dayanamaz, Yahudi dilencinin yanına giderek; "Yahudileri zeki sanırdım. Ama sen öyle değilsin. Hiçbir Katolik kendi cemaatinin üyesi dururken, kapısında dilenen Yahudi'ye sadaka verir mi?"

Soruyu sorarken giderek yükselen sesi Hristiyan dilencinin dikkatini çeker, merdivenin diğer ucundaki Yahudi'ye seslenir; "ne oldu Moiz bir sorun mu var?" Yahudi dilenci sakince yanıtlar; "bir şey yok be Yasef, yine birisi bize işimizi öğretmeye kalkışıyor."

Son günlerde folklorikleşen "Turizm" konulu toplantıların gündem ve içeriklerine göz atarken, yukarıdaki fıkra geldi aklıma.

Sektörden çıkan "kriz var" sesleri yükseldikçe, sessizce köşelerinde oturanlar akıllar vermeye başladılar. Ünlü deyiştir; "tekerleği kırıldıktan sonra arabaya yol gösteren çok kişi olur."

İlk yaklaşım ünlü bir işadamından geldi. Antalya'nın markalaşmasına ilişkin görüşlerini anlatırken, sadece güneşle markalaşma olmaz diyordu.

Belki haklıydı. Ama söyleşinin sonraki bölümleri, söylediklerini tartışılır hale getiriyordu. Örneğin turist başına 1 Dolarlık tahsil edilerek, fon yaratılmasını öneriyor, Fransa'dan Nice örneğini verirken , bu kentteki eski kalenin; Belediye Başkanının girişimleriyle ünlü markalarla dolduğunu anlatıyordu.

Ama –nedense- çözümün ülkenin toptan kalite olgusundan bağımsız düşünülemeyeceği gerçeğini bir türlü dile getirmemişti.. Belli ki, markalaşmanın Türkiye'nin demokrasi ve insan hakları kalitesinden ayrılamayacağını fark etmemişti.

Turizm haber sitelerinin ve bazı gazetelerin büyüttükleri bu söyleşiye, TBS' de yapılan bir yorum ilgimi çekti. Adını gizleyen okuyucumuz; ünlü İş Adamımızın markalaşma önerisini şiddetle destekliyordu. Desteklemesine hiç itirazımız yok.

Ama...

Markalaşma deyince –yazdığı- yorumunda peş peşe saydığı, bir takım yabancı markaların Antalya Kaleiçi'nde dükkan açmalarını önermesini yadırgadığımı kayda geçmeliyim.

Kendi ifadesiyle; Antalya'nın markalaşmasına katkıda bulunacak Gucci, Prada gibi markaların Kaleiçi'nde açacakları dükkanlarından, kimler alışveriş edecek acaba? Bölgenin en yüksek katma değer yaratan sektörleri turizm ve ihracatın çökmesiyle işsiz kalan turizmciler mi? Gelmeyen turistler mi? Kimler?

Geçelim..

Bu yaklaşımlar geçtiğimiz günlerde İstanbul'un en ünlü lokantalarından, geçmişi yüzyıl öncesine uzanan Pandeli'nin, neden kapandığını açıklamaya yetmiyor.

Yaklaşan tehlikenin boyutlarını kapsamlı bir çalışmayla belirlemedikçe, ardında gelecekleri de etkilemeyeceği gibi.

Pandeli; benim kuşağımın Atatürk ile ilişkisi yüzünden, belleklerinde özel yeri olan gerçek bir İstanbul rengiydi.

Yaşatılamadı...



Okuyucu Yorumları

esnaf 24.10.2016 / 16:55:00
sahte markalar "SATAN" yerler işi karıştıryor... turist şaşırıyor bu sefer.. güven de kalmıyor...
Nasih Demir24.10.2016 / 18:11:00
Markalaşma yada Kaliteye odaklanma vs benzeri söylemlerin içini doldurmak lazım. Söyleminize yüzde yüz katılıyorum sayın Yücel, Belli ki, markalaşmanın Türkiye'nin demokrasi ve insan hakları kalitesinden ayrılamayacağını fark etmemişti. İşte tam da sorunumuz bu! bunu ülkeyi yönetenler de meslek örgütlerinin başındakilerde yerel yöneticilerde görmek tartışmak vurgulamak istemiyorlar, ve biz biniyoruz hepimiz bindik bir alamete gidiyoruz Turizmde kıyamete:(
murat birecik25.10.2016 / 00:37:00
iyi patlattın, bahattin bey... muğla-dalyan'da ki minibüslerin, düşük kapasiteli klima kompresörlerini konuşalım, karsan ile... kıraca holding, bu yaz da değişimi sağlamaz ise, ben de 10 pound toplayacağım...
Ferda Aykan25.10.2016 / 10:05:00
İspanya,Yunanistan,Fransa ülke olarak bir markadır. Turist o markaya gider. Markalaşma için ilk önce sen kendi ülkeni marka haline getireceksin. Gerisi,turizme devlet teşvik versin gibi boş laf,boş ümit. Olmayacak hayaller...
Aziz Güneş25.10.2016 / 12:27:00
Nice ile Antalya'yı karşılaştırırsak: Nice insanı alt yapısı ve hizmet sektörü ile Everest Antalya Çamlıca tepesi. Zaten turist çamlıca tepesine de gider deee neden gelmediğini söyleyecek cesareti olan yok! AKP'nin politikaları yüzünden! 1) Gaziantep'te Japon turiste saldırıldı, adli takibi yok! 2) Koreli diye çinli turistlere saldırıldı tık yok! 3) Ülkemizin kapısında savaş var ve biz de dahiliz bunu gören yok! 4) Istanbul ve Ankara'da Şam'dakinden daha çok canlı bomba patladı, komisyon kurulmasını iktidar partisi engelledi. 5) Alışveriş turları zaten AB ülkelerinin gizli devlet desteğiyle yapılıyordu, artık destek vermiyorlar, bazı acenteler yasanın arkasından dolanmak istediler ama unuttukları AB ülkelerinde yasalar, GERÇEK SAVCI VE HAKIMLER var. 6) AB medya desteği de devlet desteğiyle beraber bitti! Evvelden bazı elim olayları prime time yerine daha poasif saatlerde veriyorlardı, şimdi ise en küçük olayı bile amplifiye ederek prime time veriyorlar. 7) Son kişisel kontaklarıma göre de UZUN'dan nefret ediyorlar!
vural kugu26.10.2016 / 13:09:00
kim alis veris edecek sorusuna ilk aklima gelen.Zengin Turklerdi ama onlar bu tip alis verisi Avrupada yapiyorlar.Toplumun buyuk bir kisminin Sanat ve Zanaatkarlara onem vermiyen bir memlekette Markalasmaktan basis etmek tamamen abes.
Y. Murat Özgüç29.10.2016 / 13:59:00
Söylenecek o kadar çok şey verilecek o kadar örnek varki! Bahattin Bey'e katılmamak mümkün değil. Nice örneğine atıfla; her yıl Cannes'teki Luks turizm fuarına gideriz. Şehir bana eski Antalya'yı anımsatır bir haliyle, ama daha önemlisi yolda kimsenin gece yada gündüz birbirinden çekinerek yürüdüğünü görmedim, her taraf ışıl ışıldır, dükkanlarda çalışan insanları 10 dakika sokağa çıkartsanız moda dergisi çekimi yapabilirsiniz model aramaya gerek kalmadan. Yaya geçidine yaklaşırsınız yoldaki Ferrari durur size yol gösterir, bizde kıytırık Jeep'e binen gibi kasılmaz hemde. Ferrari demişken, bukadar lüks araba bir arada ve isterseniz kiralanabiliyorda, luks destinasyon olmak için tüm altyapı mevcut bi şekilde, hem içerde hem sokakta. Yolda köpeğini gezidiren, torununu çoluğunu çocuğunu gezdiren insanlar görürsünüz gözgöze gelirseniz size selam verir Bonjour derler. Yanılmıyorsam sadece merkezde 3 tane Michelin yıldızlı restaurantları var. Fransa'da olupda çoğunluk esnafın İngilizce bilip ve konuştuğu bir yer olması da hep ilgimi çeker. Film festivalini tanıtım için çok iyi kullanmaya devam ediyor ve katma değer sağlıyorlar. Aynı 500 metrede bu kadar Luks mağazayı bir arada ender görebileceğiniz bir şehir / kasaba'da o dükkanlara girdiğinizde hiç alışveriş yapmasanız bile iyi muamele görmek mümkündür. Yağmurda Taksi aradığımı gören polis memurunun cep telefonundan taksici aradığını bilirim. Yol sorarsınız size eşlik bile ederler. Yeme içme olanakları neredeyse sınırsız her bütçeye uygun yerler hemde, pastanelerin önünden geçtiğinizde yutkunursunuz sadece ürünlere değil onların vitrine yerleştirilişine. Kent halkının turizmden para kazandığının bilincinde olduğu çok aşikardır. O bilincin otomatik olarak şehrin pazarlamasını yaptığınını söylemeye gerek varmı bilmiyorum. Şehirin her yerini yürüyerek gezebilirsiniz ama ayrıca her tarafa link yapan mini otobüsler üzerlerinde film festivali temasıyla hizmet eder ve tekerlekli sandalye girişleri vardır. Kimse sizi kazıklamaya çalışmaz, herkes kendi halinde yolda koşan spor yapan traşlı erkek ve kendine özen gösteren bayanların çoğunlukta olduğu bir yerdir. Ve bana hep 1980/1990'lar Antalya'sında doğru gelişimi yapsaydık Antalya'nın Güney Fransayı kıskandıracak güzellikte bir yer olma potansiyelini hatırlatır, eksiği yok fazlası var olan ama sahipsiz Antalya'nın. Özetle bilinçli ve turizme sahip çıkan halk, bilinçli ve görgülü turizm yönetim ve istihdamı ve bilinçli turizm politikaları fark yaratıyor ve biz de orada otellere Antalya'ya 1 hafta uçak + herşey dahil fiyatını 3 gün için ödüyoruz üstelik kahvaltı bazen dahil bazen değil, fark burada.

Yorum Yaz

Adınız Soyadınız:  
e-Posta adresiniz:    
Yorumunuz:  
Güvenlik kodu:
   
 

Diğer Haberler

Yazarlar


Manşet Haberleri

Oya Narin: Burak Kayanın adaylığı aykırı
TYD Başkan adayı Oya Narin, rakibi Burak Kaya'nın TYD'ye daha iki gün önce üye o...
TYD seçimi öncesi kulislerde ne konuşuluyor?
Kulislerde; sürpriz adayın giden Ersoy'un yerine önerdiği isim tepki görünce, so...
Thomas Cooktan Türk turizmine iyi haber!
İngiliz tur operatörü Thomas Cook, "Müşterilerimizin Türkiye ve Mısır'ı tekrar z...
Mevcut yönetimin desteğiyle aday oldum
TYD Başkan adayı Burak Kaya, şu anki yönetimin kendisine destek verdiğini açıkla...
İsrailden Türkiye için seyahat uyarısı
İsrail, Pesah (Hamursuz) bayramı öncesi Türkiye, Ürdün ve Mısır'a tatile gitmeyi...

Çok Okunan Haberler

© 1996- BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler - İstanbul  Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34
e-mail: tbsinfo@boyut.com.tr | Reklamlarınız İçin: tbsreklam@boyut.com.tr