Yeni dönemde yatırım

Dünya ekonomisini etkileyen olumsuz gelişmelerin yaygınlaşarak, moda deyimle küreselleştiği sırada, Antalya çevresinde yeni tahsisler yapılmasını sorgulayan yaklaşım, beklenenin ötesinde tepki aldı.



Turizmdebusabah.com
 /20.8.2008



Gönderilen yorumlarda sergilenen farklı bakış açıları yanında, TBS' ta yayınlanan; kıdemli bir işletmecinin yeni meslektaşlarını değerlendiren tanımlamaları, konunun biraz daha köklü incelenmesi gerektiğini gösteriyor.

Küreselleşmenin turizm üzerindeki etkilerini farklı boyutlarıyla inceleyen, özellikle değişen ekonomik koşulların, Türkiye'nin hedef pazarındaki tüketici eğilimlerini nasıl etkilediğini gösteren bir araştırma yok elimizde.

Böyle bir araştırmanın gerçekleşmesini kamu yönetiminden, meslek kuruluşlarından beklerken, zaman kaybını önlemek açısından, bazı şeyleri tartışmalıyız.

İncelemeye başlarken; gündemdeki bir tartışma konusunun altının kalın çizgilerle çizilmesinde, geleceğe not düşmek adına yarar var.

Yeni gibi görünse de, geçmişi hayli geriye uzanan bu tartışma, aslında bizim meslek açısından mihenk taşı işlevi görecek kadar önemli. Odağında; yatak arzının sınırlandırılmasını savunan düşünce yer alıyor.

Pazarlama stratejilerini salt arzı kısarak, fiyatların yükselebileceği olasılığına dayandıran, başka bir anlatımla; "kıtlık rantı"nı ihya etmeyi hedefleyen eğilimleri desteklemek, bu dönemde düşülecek en büyük yanlış olur.

Antalya ve çevresinde gerçekleşen yatak arzının; güneş, deniz ve kum üçlüsünü öne çıkaran nitelikleri yüzünden, her bunalımda; eskilerin temcit pilavı gibi "yatırımlar dursun" sloganlarına sarılarak, çözüm arayanların bugün içinde bulunduğumuz durumun sorumluluğunu taşıdıklarını, akıllardan çıkarmamalıyız.

Arazi tahsisi yoluyla teşviklere sınırlama getirilmesini savunmakla, yatak sayısını kısıtlamayı istemek, aynı şey değildir.

Teşvikler; yeterli sayıda yatırımcının bulunmadığı, başka alanlarda biriken kaynakların, daha uygun koşullarda seçilen sektörlere aktarılması için başvurulan geçici yöntemlerdir.

Bir yandan arz fazlalığından yakınırken, diğer yandan yatak sayısını arttırmak için aynı bölgede arazi tahsisi yoluyla yeni yatırımları teşvik etmenin, ne denli büyük bir çelişki olduğu açıktır.

Ancak Türkiye'nin gerçek anlamda rekabet gücünü oluşturan, konaklama yatırımlarının durdurulmasını savunarak, fiyatların –kendiliğinden- yükselmeye başlayacağını öne süren görüşlerin, gerçekçi olmadığı ortadadır.

Yeni pazarlama yöntemlerine başvurmadan, değişen dünya koşullarında farklılaşan tüketim eğilimlerini ve tüketici profilini yeterince incelemeden, arzı kısmak; önümüzdeki dönemde talebe tam anlamıyla teslim olmanın ötesinde hiç bir anlam taşımaz.

Yirmi yıl öncesinin eskimiş teknikleriyle, değişen dünyaya ayak uydurmaya çalışmak yerine, envanterimizdeki varlıkları akılcı biçimde değerlendirerek, bunalımdan karlı çıkış yollarını bulmak, teknisyenlerin olduğu kadar, siyaset kurumunun da öncelikli sorunudur.

Siyaset kurumunu bütün kötülüklerin anası görme anlayışının, kolaycılıktan başka bir şey olmadığını, alternatif çözüm önerileriyle ortaya koymadıkça, sorunlarımızın gerçekten çözülemeyeceğini ifade etmekten kaçınmamak gerekiyor.

Alternatifi getirilemeyen önerilerin, yarardan çok zarar verdiğini görmeliyiz.

TBS söyleşisinde yer alan; yollara asfalt dökenlerin yeni dönemin konaklama yatırımcısı olmalarını, işlerin kötüye gidiş nedeni gösteren -ya da çağrıştıran- eleştirinin, doğruluk payı ancak alternatif önerilerin tartışmaya açılmasıyla ölçülebilir.

Özal'lı yıllarda birden patlayan, kamu yatırımlarını üstlenen müteahhitlik sektörünün, aynı zamanda konaklama yatırımcılığına da soyunması, dünyada sanırız sadece Türkiye'ye özgü bir turizm yatırımı modelidir. Sektörde bu dönemin etkilerinin tartışılmaya başlaması alternatif çözüm önerilerinin sağlıklı yöntemlerle belirlenmesine katkıda bulunabilir.

Aslında asfalt dökenlerin yatırımcılıklarını bu ifadelerle sorgulamasak da, sektörde kötü paranın iyi parayı kovduğu kuralını doğrulayan 1985-1995 arası gelişmelerini, en sık dile getirenlerden olmamız nedeniyle, bu tartışmadan yararlı sonuçlar çıkacağına içtenlikle inanıyoruz.