Topuz, "Yabancıya toprak satışı" için basın açıklaması yaptı

CHP Muğla Milletvekili ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Üyesi Fevzi Topuz Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ile birlikte "Yabancılara toprak satışı" konusunda bir basın açıklaması yaptı.



Turizmdebusabah.com
 /4.7.2008



Muğla Milletvekili Fevzi Topuz'un açıklamasını aynen yayınlıyoruz:

BASIN AÇIKLAMASI

1- AKP İKTİDARI, YABANCILARA TAŞINMAZ SATIŞI İLE İLGİLİ DÜZENLEMELERDE NEDEN ACELE ETMEKTEDİR?

AKP hükümeti, Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesinde yer alan sakıncalara ve uyarılara rağmen, AKP'li üyelerin oylarıyla yasalaşan ve Cumhuriyet tarihine "işgal", "talan" hatta "ihanet" yasası olarak geçecek olan, ülke topraklarının yabancılara satışını öngören "Tapu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" dün (3 Temmuz 2008) TBMM geçmiş ve yasalaşmıştır.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), altı yıldır sürdürdüğü dışa bağımlı, Türkiye'yi yabancı sermayeye muhtaç ve mahkum eden yanlış ekonomik politikalarının sonucu artan iç-dış borç ve cari açığı kapatmak uğruna, (gerekirse "İspanya Modeli" adı altında yapılacak uygulamalarla), ülke topraklarını (TOKİ'yi de devreye sokarak) yabancılara peşkeş çekmeyi amaçlamaktadır.

Türkiye'nin kuruluşundan bu yana en ağır ekonomik, sosyal ve siyasal sorunları yaşadığımız bu günlerde, Osmanlının son döneminde yaşadığımız yabancı baskısı ve yağmaya dayalı talepleri, AKP İktidarı döneminde bir kez daha gündeme gelmiş bulunmaktadır.

Anayasa Mahkemesi'nin pek çok kararında belirtildiği üzere, "... Bir yasa kuralının Anayasa'nın 153. maddesinin son fıkrasına aykırılığından söz edilebilmesi için, içerik ve kapsamın benzerliği yanında, son çıkarılan yasanın aynı düşünce doğrultusunda Anayasa Mahkemesi kararına karşı, onu etkisiz kılma amacıyla çıkarıldığının saptanması gerekir..."

AKP İktidarı, Anayasa Mahkemesinin Tapu Yasası ve Doğrudan Yabancı Yatırımlar Yasası ile ilgili iptal kararlarının gerekçelerini hiç dikkate almadan, içerik ve kapsamlarını aynen koruyarak, Tapu Yasası içinde birleştirmiş ve yasalaşmaları için her türlü seferberliği başlatmıştır. AKP, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edileceğini bildiği halde, neden bu düzenlemelere ihtiyaç duymaktadır? İptal edileceği tarihe kadar hangi yabancı kişi ve şirketlere, Türkiye'nin hangi yörelerini ve topraklarını yok pahasına satacaktır?

Başbakan R. Tayyip ERDOĞAN, Türkiye ekonomisinin dönmesi için, yılda en az 25 milyar dolar yabancı sermayeye ihtiyaç olduğunu söylemektedir. Yabancılara satılacak toprak miktarına sınır konulmasına da karşı çıkmakta ve "...Bir sınırlama getirirsek küresel yatırımcıyı çekemeyiz ... Yabancı şirket tarım amacıyla 100 dönüm isterse vermek durumundayız. İhtiyacını karşılayacak arazi bulamazsa küresel sermaye niçin bizi tercih etsin?" diye konuşmaktadır (02.07.2008 tarihli Gazeteler).

Süreç, bu kez, Türkiye'nin 8333 km uzunluğundaki kıyılarının, özellikle İstanbul'dan başlayarak Antalya'ya kadar olan bölümünün, artan iç-dış borç ve cari açığı kapatmak uğruna, "İspanya Modeli" adı altında uluslararası sermayenin hizmetine sunulması yönünde gelişmektedir. AKP iktidarı, tapu Yasasının ardından, bu amaçlarını gerçekleştirmek üzere, bu kez, "kıyı ve imar mevzuatı"nda da bir dizi değişiklikleri gündeme getirdiği görülmektedir.




2- TARIM TOPRAKLARI DA YABANCI YAĞMAYA AÇILMAKTADIR.

Yasayla, artık"ülke insanımızın kendi topraklarının üreticisi değil, müşterisi olacağını ve kendi topraklarının sahibi değil, bu topraklarda ırgat olacağı" görülmektedir.
Son günlerde ulusal basına yansıyan ve yoğunlaşan haberler ve açıklamalar ülkemizin topraklarının nasıl bir yağmalanma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu da göstermektedir. Özellikle küresel ısınmanın tehlike boyutuna vardığı süreçte su havzalarının ve tarım alanlarının en az petrol bölgeleri kadar değer ifade edeceği öngörüsü ve dünyadaki emsal uygulamalarda tarım alanlarının satılmazlığı ilkesine rağmen, buna yönelik diğer projeler göz önünde bulundurulmadan, haraç mezat ülke topraklarının elden çıkarılması kabul edilemez.

Suudi Arabistan Tarım Bakan Yardımcısının "Financel Times"te yer alan açıklamasında, "ülkemiz de dahil olmak üzere bir kısım ülkelerde en az 100 bin hektar ölçekli tarım arazileri aradıklarını" açıklaması yasanın niyetini ortaya koymaktadır.

3- AKP İKTİDARI YABANCILARA TAŞINMAZ SATIŞINDA TÜRKİYE REKORU KIRMIŞTIR!

1984, 1986, 2003, 2005 yıllarında çıkarılan yasalarla yabancılara taşınmaz satışının kapsamını genişletme amaçlanmakla beraber, bu düzenlemelerin peş peşe Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmeleri olağan karşılanamaz. Çünkü, Anayasa Mahkemesi'nin iptal ettiği bir yasayı hiçbir gereklilik ve zorunluluk olmadığı halde yeniden çıkarmak ta Anayasa'nın dolaylı bir ihlalidir.

Cumhuriyet döneminde Tapu Yasası'nda yabancılara taşınmaz satışı ile ilgili yapılan beş düzenlemenin üçünü AKP İktidarı yapmıştır.
AKP'nin bir rekoru da satışı yapılan yerlerle ilgilidir. Cumhuriyetin Kuruluşundan (1923) başlayarak AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılına kadar, yabancılara satılan taşınmaz miktarı 11milyon 961 m2 iken, AKP döneminde (2002-2007), yabancılara satılan taşınmaz miktarı 25 milyon m2 olarak gerçekleşmiştir. Yani, AKP iktidarının işbaşında olduğu 5 yıl içinde, yabancılara satılan yerler, 79 yılda satılanın 2.5 katına ulaşmış bulunuyor.

4- AKP İKTİDARI, YABANCILARA TAŞINMAZ SATIŞINDA KARŞILIKLILIK İLKESİNİ DİKKATE ALMAMAKTADIR!

Gerek Türkiye'de ve gerekse uluslar arası hukukta, yabancılara taşınmaz satışında, temel ilkelerden en önde geleni karşılıklılıktır. Karşılıklılık (mütekabiliyet), öğretide en az iki devlet arasında uygulanan ve her birinin ülkesinde diğerinin vatandaşlarına aynı kapsamdaki hakları karşılıklı tanımalarını belirten bir ilke olarak açıklanmaktadır. Bu ilkeye göre; bir yabancının, Türkiye'de bir haktan yararlanabilmesi, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının da o yabancının ülkesinde aynı tür ve nitelikte olan haklardan "fiili ve hukuki" eşitlik aranarak yararlandırılmasına bağlıdır.

Aramızda karşılıklılık olsa bile, bunun hangi koşullarla var olduğu, "fiili ve hukuki" durumları gerek Dışişleri Bakanlığı ve gerekse Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından bu güne kadar açıklanmamıştır.

Örneğin, AB üyesi ülkelerden İngiltere'de tüm topraklar Kralındır. İngiltere, kendi vatandaşlarına olduğu gibi yabancılara da doğrudan mülkiyet hakkı tanımamakta, 99 yıllık "leasing" vermektedir. Oysa, Türkiye, İngiliz vatandaşlarına sınırsız ve koşulsuz mülkiyet hakkı vermektedir. Yine, Yunanistan, yabancılara sınırda, sınıra yakın bölgelerde ve adalarda taşınmaz edinme hakkı tanımamakta, bir yabancının taşınmazını satması halinde kazancını




ülke dışına çıkarmasına izin vermemektedir. Buna karşın, gerek Tapu ve gerekse başta Bankalar Yasası eliyle herhangi bir Türk bankasını (Örn. Finansbank) satın alan Yunanistan şirketlerine taşınmaz edinmede olduğu gibi herhangi bir koşul ileri sürülmemektedir. Ayrıca, Türkiye ile karşılıklılık ilişkisi bulunmayan Birleşik Arap Emirliğini kuran 7 emirden biri olan Dubai Şeyhine AKP tarafından taşınmaz edinmeleri için çok sayıda sınırsız (!) olanak sunulmakta, buna karşın, Dubai Şeyhi kendi ülkesinde yalnızca oturma yetkisi almaları koşuluyla mülk edinme hakkını tanımaktadır. Görüldüğü gibi, yabancılara taşınmaz satışında, AKP'nin Anayasamızdaki karşılıklılık ilkesini yeterince gözettiği söylemez. Bu durum, çıkarmış olduğu yasaların sürekli olarak iptal edilmesinden de anlaşılmaktadır.

Özellikle, Doğrudan Yabancı Yatırımlar Yasası'nın 3/d maddesinin iptal gerekçesinde belirtilen, "...Hukuk devletinin işlevlerinin yaşama geçirilebilmesi bağlamında milli ekonominin ulusal çıkarlar doğrultusunda düzenlenebilmesi için, yabancı yatırımcıların edineceği taşınmaz mülkiyeti ve sınırlı ayni hakların edinme amacı, kullanım şekli ve devrine ilişkin esas ve usullerin yasada belirlenmesi gerekirken bu yönde hiçbir düzenleme yapılmamış olması belirsizliklere yol açmakta ve yabancı yatırımcılara sınırsız bir şekilde taşınmaz mülkiyeti ve sınırlı ayni hak edinme olanağı tanınmaktadır..." şeklindeki Anayasa Mahkemesi kararının hiç dikkate alınmamağı görülmektedir. AKP İktidarı, tam bir yargı kararı ve hukuk tanımazlık içindedir ve bildiğini okumaya çalışmaktadır. Bu hareketleriyle kimden yana olduğu da açıkça ortaya çıkmış bulunmaktadır.

5- AKP, 6 YILLIK İKTİDARI DÖNEMİNDE YABANCILARA TAŞINMAZ SATIŞINDA İLKELİ VE TUTARLI BİR POLİTİKA İZLEMEMİŞTİR!

Yabancıların, Türkiye'de hangi alanlarda taşınmaz edinemeyecekleri, Tapu Yasası'nın 35. maddesinin yedinci fıkrasında açıklanmıştır. Buna göre, "...sulama, enerji, tarım, maden, sit, inanç ve kültürel özellikleri nedeniyle korunması gereken alanlar, özel koruma alanları ile flora ve fauna özelliği nedeniyle korunması gereken hassas alanlar ve stratejik yerler..." yabancıların taşınmaz edinemeyecekleri alanlar arasında sayılmaktadır.

AKP, iktidarı süresinde, yabancıların taşınmaz edinemeyecekleri yerlerin kurullarca tespit edileceğinin öngörülmesine karşın, bu tespitleri yapmamış ve bu alanları kamuya açıklamamıştır. Örneğin, Bodrum ve Datça Yarımadası başta gelmek üzere, kıyılarımızın büyük bir bölümü, Özel Çevre Koruma Bölgesi, SİT alanı vb. ilan edilmiş bulunmaktadır. Tapu Yasası'na göre, bu durum, bu alanlarda yabancıların taşınmaz satın almalarına engeldir. Ancak, yabancıların taşınmaz edinemeyecekleri yerlerin tespit edilmemiş olması veya tespit edilse bile bu alanların dışarıda bırakılması, bu yerleri, yasada öngörülmediği halde yabancıların yağmasıyla karşı karşıya bırakmaktadır.

AKP'ye göre, yabancılara taşınmaz satışında ulusal hassasiyetlerin de hiçbir önemi yoktur. AKP adına konuşanlar, yabancılara taşınmaz satışında uluslar arası sermayenin niyetini ve amacını küçümsemektedirler. AKP, Türkiye'de iktidarda olduğu 6 yılda üretimin artırılması, istihdam sağlanarak işsizliğin azaltılması, verimliliğin ve ulusal gelirin artırılması gibi pek çok konuda başarısız olduğunu adeta itiraf etmiş bulunmaktadır. AKP'nin ikide bir, "orman dışına çıkarılan yerler-2B" konusu ile "yabancılara taşınmaz satışı" konusunu neden gündeme getirdiği; ulusal varlıklarımızı, değerinin 1/4-1/5'inin altında satarak siyasal ve ekonomik başarısızlıklarını örtbas etmek istediği şimdi daha net anlaşılmaktadır.

6- SONUÇ VE CHP'NİN ÖNERİLERİ

Süreç, bu kez, "İspanya Modeli" adı altında, Türkiye'nin elindeki en değerli varlık olarak tek kalan kıyıların uluslararası sermayenin hizmetine sunulması yönünde, "kıyı ve imar


mevzuatı"nın değiştirilmesi, tarımsal toprakların "mayınlı bölgelerin temizlenmesi" adıyla elden çıkarılması şeklinde ortaya çıkacak görünmektedir.

Türkiye'de, kaçak yapılaşma bütün hızıyla sürmektedir. Özellikle kıyılar neredeyse paylaşılmış görünmektedir. Türkiye imar ve kent suçlarına yaptırımlarda etkisiz ve başarısız olan bir ülkedir. Oysa, kıyı ve imar mevzuatı bakımından, Avrupa ülkelerindeki kurallar siyasilerin ve hükümetlerin yağmasına kolayca izin vermemektedirler.

Avrupa Birliği ile üyelik görüşmelerinin sürdüğü bu zamana kadar; kıyıların, sit alanlarının, su havzalarının, ormanların, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin, meraların, yaylaların ve bütün tarihi doğal ve kültürel varlıklarımızın işgallerine, yasal olmayan kullanma biçimlerine engel olacak kendi içinde bir bütün oluşturan etkili ve caydırıcı kurallara sahip bir imar mevzuatı süreci bir türlü masaya gelmemiş, gündeme getirilmemiştir. Bunu kendi irademizle yapma konusunda AKP İktidarı bütün olumlu önerileri geri çevirmekte, gündeme alınmalarını engellemektedir. Kıyılarımız, topraklarımız ve kentlerimiz adeta bileği güçlü olanın isteğine göre şekillenmektedirler. Türkiye'nin olur olmaz her şeyine karışan Avrupa Birliği komiserlerinin bu sürece sessiz ve kayıtsız kalmaları normal midir? AB tarafından bu güne kadar neden Türk İmar Mevzuatına ve kamu taşınmazları politikasının ve kurallarının oluşması ve bir çeki düzen verilmesi için "Avrupa Birliği müktesebatına uygun düzenlemeler yapılması" talep edilmemektedir?

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'ne göre, kat mülkiyetine tabi taşınmaz satın alan 42742 yabancının %87'sinin taşınmaz aldığı ilk beş il, Antalya, İstanbul, İzmir, Muğla ve Aydın olarak gerçekleşmiştir (TBMM, 116. Birleşim, s. 44). Bu illerimizin tamamının deniz kıyısında ve doğal-kültürel-tarihi varlıklarımızın en çok olduğu iller arasında olmaları dikkat çekicidir. Ayrıca, bu illerimizin, yabancıların taşınmaz satın alamayacakları yerlerin de en çok olduğu illerden olmaları bilinmelidir. Ancak, yabancıların, bu illerin nerelerinden taşınmaz alamayacaklarının bu güne kadar tespit edilememiş olması da dikkat çekicidir.

Türkiye'de kamu yararı ve ülke güvenliği bakımından yabancılara taşınmaz satışında sakıncalı alanların belirlenmesi için arazi yönetim planları oluşturulmalı ve taşınmaz bilgi sistemi kurulmalıdır. Bilgi sistemi, Tapu Yasası'nın 35. maddesinin yedinci fıkrasında belirtilen, "...sulama, enerji, tarım, maden, sit, inanç ve kültürel özellikleri nedeniyle korunması gereken alanlar, özel koruma alanları ile flora ve fauna özelliği nedeniyle korunması gereken hassas alanlar ve stratejik yerlerin..." tamamını kapsamalı ve bu bilgiler oluşturulmadan yabancılara taşınmaz satışı dondurulmalıdır. Tersi durumda, ülkemiz açısından geri dönülmesi ve giderilmesi olanaksız zararların oluşması kaçınılmazdır. Sakıncası görüldüğünde kamulaştırılabileceği yetkisi de, kamu kaynaklarının kıtlığı nedeniyle her zaman olumlu sonuç vermeyebilir ya da yargı da yıllar süren davalara sebep olabilir.

Kuşkusuz, yabancıların, öngörülen sınırlamalara uymaları ve karşılıklılık ilkesi gereği Türkiye'de taşınmaz edinme hakkına sahip olmaları normal karşılanmalıdır. Ancak, bu hakkın ölçüsüz ve sınırsız kullanılmasına da son verilmelidir. Kamuoyuna saygıyla duyururuz.
4 Temmuz 2008


Ali İhsan KÖKTÜRK Fevzi TOPUZ
CHP Zonguldak Milletvekili Muğla Milletvekili