MARKA?

"... İstanbul'u, Dostoyevski'nin St Petersburg'u, Joyce'un Dublin'i ve Proust'un Paris'i gibi dünyanın her köşesinden okurların kendi hayatlarını yaşar gibi tanıyıp, bir ikinci hayat sürecekleri vazgeçilmez bir edebi şehir yaptınız."
İsveç Akademisi Daimi Sekreteri Horace Engdhl ; 2006 Nobel Edebiyat ödülü takdim konuşmasında bu sözlerine "Sayın Orhan Pamuk" diyerek başlıyordu.



Turizmdebusabah.com
 /26.3.2008



Bir kenti yeni bir turizm markası haline getirebilecek bu sözleri, hele de Nobel Edebiyat Ödülü'nün takdimi sırasında söyletmeye hiç bir kişi ve hiç bir bütçenin gücü yetemez.

Böylesine anlam yüklü bir iltifata sahip olmak, hakeden kentler için bile 100 yılda bir ancak nasip olabilir. İstanbul böyle bir iltifatı gerçekten ve fazlasıyla hak ediyor. Batılılar için tarihinin hiçbir döneminde sömürge olamamış bu kent hala barındırdığı gizemiyle batılı gezginlerle yeni-yeni barışmaya ve tanışmaya başlıyor. Bu barışıklığın kurulması demek, İstanbul'a yılda 30 milyon yeni turist, Türkiye'ye 30 milyar dolar daha ilave turizm geliri demektir.

Nereden mi aklıma geldi?

Bu yıl değişiklik yaptım. Turizmcilerin çoğu MITT Moskova turizm fuarına giderken ben bir turist olarak Mauritius'a gittim. Sıcak denizlere... Türkiye'den onbinlerce kilometre uzaklıkta, tarihinin hiçbir döneminde Türkiye ile yakından ya da uzaktan hiçbir ilgisi olmamış bu ülkede bir kitap gördüm. Aynı kitabın hem İngilizcesi hem Fransızcası yan yanaydı. Benim elimde de Türkçesi. İstanbul'dan her ayrıldığında Orhan Pamuk'un İstanbul'unu yanımda götürmeyi alışkanlık edindim. Herhangi bir bölümünü, her defasında yeni hazlar alarak ve yeni birşeyler öğrenerek yeniden okuyorum.

Mauritius ve İstanbul. Ve kitapçıda Japon'undan Hollandalı'sına... Rus'undan Amerikalı'sına hepimiz Orhan Pamuk'un İstanbul kitabına eşit mesafedeyiz...

Mauritius bir dönem Fransız, bir dönemde İngiliz sömürgesi olmuş. Halk Fransızca'dan bozulma Caole dilini konuşuyor. Dikkat ederek konuştuklarında Fransızlar ile zorluk çekmeden anlaşabiliyorlar. Adada resmi dil ise İngilizce... Yani herkes hem İngilizce hem de Fransızca biliyor. Tüm taksi şoförleri turist rehberi. 50.000 nüfuslu başkentin kitapçıları İstanbul'dakilerden daha küçük değil...

Turizmde markadan konuşulucaksa galiba ezber bozup, bilinenleri unutup, başka bir duyarlıktan başlamak gerekiyor.

Turizme, Avrupa Birliği'ne üye olup, diğer üyelerle rekabet ederek mi devam edeceğiz, ya da tüm dünyada uygulanan sömürge ülke turizm politikalarını sessizce kabullenip, Ergenekon ya da türbanı mı konuşacağız...