Bilgi Çağı



Ertuğrul Çınar
 /13.1.2004



Güney Afrika Cumhuriyeti'nde Cape Town Ticaret Odası'nın Yıllık kongresi yapılıyordu. İşadamı Daniel Toit konuşmasını şöyle bitirdi."Hayat ,beklenmedik bir zamanda beklenmedik bir şekilde sona erebilir.."Toit ,kürsüden inerken ağzına attığı şekerin,boğazına kaçması sonucu öldü.

* ABD 'nin California eyaletinde Richard Bensinger isimli demiryolu işçisi ,1957 de Eureka kasabasındaki köprüde yürürken fenalaşıp öldü.İki yıl sonra oğlu Hiram ,aynı köprüde başına bir kalas isabet etmesi sonucu öldü.6 yıl sonra Hiram 'ın oğlu David aynı köprüde araba kazasında can verdi.

*İngiltere'nin Bristol limanı açıklarında ,5 Aralık 1668'debir şilep battı.Yalnızca Hugh Williams adlı bir yolcu kurtuldu.1784 te aynı bölgede yeni bir kaza oldu.60 Denizci arasından yalnızca ikinci kaptan Hugh Williams kurtuldu.1952 de aynı yerde üçüncü şilep battı ve kurtulan tek yolcunun adı Hugh Williams'tı.

*1981 yılında ABD nin Boston şehrinde Randolp Matika,yıldırım çarpması sonucu evinin önünde öldü.Adamın dul eşi yeniden evlendi.Damat Pepero,düğün gecesi sigara içmek için balkona çıktığında düşen yıldırım sonucu öldü.Kadın bunalıma girdi. Kriz tedavisi için bir kiliniğe yattı.Orada bir doktora aşık oldu. ve evlendi.Bir hafta sonra ,doktora yıldırım çarpıp öldü.

Bilgi Çağı

Yaşamın şans ve şansızlık üzerine kurulu yapısının altındaki gizemi, her bireyin ilgi alanına girmez. Kimisi bu yapının tesadüfler üzerine kurulduğunu kimisi varoluşun ana noktasına kadar inmeyi hedef yapar. Ben burada tesadüflerin insan yaşamına yön veremeyeceğini savunanlardanım.İster birey olarak, ister topluluk olarak yaşamımızı bir tesadüfler kurgusuna bırakırsak, ne yaşamın ana öğesine ulaşabilir, nede hedeflerimize varabiliriz.

Sektörel yapılar da insanlar gibidir.Bu yapıların gelişimini tesadüfi beklentilere bırakırsanız, gün be gün geriye gidersiniz.Ülke ekonomisine trilyonlarca lira kaynak aktaran bir yapının, temel taşları ve dişlileri ,elele vererek her yeni araştırma ve geliştirme proje ve düşüncelerine destek vermelidir.Profesyonel veya amatör, her yeni gelişim projesi tıpkı yaşamda bedenimize,karakterimize verilen bir görevin yansıması gibidir.Bu görev bitince bedende biter. Ve tıpkı bir beden gibi sektörel yapıda bu şekilde biter.

Kaynaklarınız kısıtlı olabilir.Baskılar fazla olabilir.Aşırı yoğunluk ve işgücü olabilir.Ama bu düşünmenizi engellemez.Nasıl ki ,yarın ne olacağım? Ben kimim ? Nereden geldim nereye gidiyorum?Şimdiye kadar neler yaptım? Ben iyi miyim kötü müyüm? sorularını kendine sormayan veya soramayan kişi kendini tesadüf denizlerine bırakan yelkenli gibi elbette batacaktır.

Yaratılışını ve hedefini sorgulamayan kendi öz yapısındaki "iyi" kavramını deşip ona ulaşmaya çalışmayan ne kişi,ne kurum ne sektör zaman dilimleri arasında eriyip gitmeye mahkumdur.Düşünce yapısını kendi kültürel unsurlarıyla katıklamayan kendini seçim dönemlerinde emme basma tulumba gibi evet hayır oyunu gibi görüp araştırıp okumayan kişi ve bunun sonucu toplum da eriyecektir.
Bireysel katkılarını topluma düşünce bazında aktaran insanlar yanlışları önce kendi içsel dünyalarında tartışarak "iyi" hedeflerine ulaşmaya çalışırlar.Kendi içsel dünyalarının ne olduğu inançlarıyla doğru orantılı örtüşür.İçsel dünyalarında oluşan düşüncenin "ben" saptaması gerçekten tümüyle kendi benlerimidir.

Bu her gün tartışılması gereken çok önemli bir öğedir.

Bu saptamayı kendini beğenmişlik ve kibir gibi "yaşamın en önemli özü "iyi" olgusuna karşıt bir çemberin içinde değerlendirenler her şeyi tesadüfe bağlarlar.Oysaki havadaki yel gibi düşünce ve sözcüklerin uçuştuğu yaşam tesadüfi yaşanılmaz.Onlara hep şu sözümü söylerim"Bana yalan bilmem deme,Sana günaydın derim."Onlarsa şu sözleri söylemeye devam ederler.Ben büyük insanım.Ben büyük sektörüm. Ben büyük bir kurumum .Beni artık geliştirecek düşünce ve proje kalmadı.Oysaki arabaların kara yolunda değil havada uçacağı zaman ve mekanlarda bu büyüklerin torunları ne yorum yapacak,akla getirmek istemiyorum..

Uzaydan Türkiye’nin fotoğraflarını çeken Astronotun biri şu yorumu yapıyor. "Ülkeniz çok zengin maden yataklarına sahip.Kromda birincisiniz. Bildiğim kadarıyla krom bizim uzay araçlarında en çok kullandığımız maden.Ve ülkenizin çok güzel bir coğrafi yapısı var.." Ve dahası çok önemli olan bor minarelleri bu yorumda yok...Şimdilerde birde Neptunyum diye bir elementimiz olduğu bildiriliyor. Yaklaşık 2 trilyon Dolar değerinde.

Bizim toprağımızın gözleri güzeldir.Gözleri üç yandan dolar nehir yataklarıyla doğuyu batıyı ağlatır.Öyle de güzel akar ki o yaşlar bir yan Menderes bir yan Fırat ,Mezopotamya.Kaşlarının hepsi yedi kalemdir. İstanbul’dur.Saçları Karadeniz dir gürdür.Yaşlanmaz ak düşmez.Yanakları okjisen doludur.Uludağ dır. Palandökendir.

Öyle güzel burundur ki Kapadokya’dır eşi yoktur.Dudakları sımsıcaktır. Aşk dır Kemerdir Antalya’dır.Amma velakin beyni yavaş çalışır. Ankara’dır.

Artık bu güzel toprağın bu güzel insanların beyninin çalışma vakti, bilgi çağı gelmiştir.Bu çağın insanı bireysel gelişimin esaslarında daha da hızlı kendini geliştirebilme şansına sahiptir.Kutup ayrılıklarına ,garip çatışmalara girmeden beynini çalıştırabilmeyi hedef yapmalıdır..Gelişmiş ülke olmak ,gelişmiş ülkelerin her yaptığını taklit etmek olmamalıdır.

Bakın 2002 de İngiltere nin Kuzeydoğusundaki Hartpool Kentinde Mayısta yapılan belediye seçimini "maymun" kılığına girerek seçim kampanyası yürüten aday kazanmış.Bu örnekteki gibi onların yaptığı o kadar garip durum vardır ki.O yüzden kültürel yapımıza ,bireysel kimliğimize,inancımıza sahip çıkıp Ulu Önderin dediği gibi barışçıl,iyi,bilgili ve ileri hedefli olmamız gerekmektedir.