|
| Spice | Baharat | Yemeklere lezzet ve koku vermesi için eklenen, kurutulmuş ve ezilmiş bitki çeşitleri. | Öneri |
| sejour | ikamet | Fransızca olan kelime oturma, ikamet anlamındadır. Kısa süreli tatil olarak da kullanılır. | Öneri |
| solution | çözelti | | Öneri |
| slip | kızak | üzerinde gemi inşa etmek üzere üretilmiş meyilli platform | Öneri |
| supply | tedarik etmek | sağlamak, vermek, temin etmek, temin
sağlanması gerekli olan | Öneri |
| service | servis | hizmet, bakım yapmak | Öneri |
| source | kaynak | memba suyu | Öneri |
| sustain | taşımak | bir ağırlığı taşımak ya da birine başından geçen kötü bir olayın ardından güç vermek olarak kullanılır. | Öneri |
| stork | leylek | | Öneri |
| soup | çorba | Et, sebze ya da benzer malzemelerin karışımından hazırlanan sıvı yiyecek. | Öneri |
| Seminar | Seminer | Workshop | Öneri |
| steak | biftek | | Öneri |
| squash | Squash | Özel topu ve raketleriyle kapalı bir odada oynanan top oyunu. | Öneri |
| sneak bar | sneak bar | Genellikle bir tezgah çevresinde oturulan, hafif yiyecek ve çeşitli içeceklerin satıldığı küçük restoran. | Öneri |
| Storage | depolama | | Öneri |
| style | üslup | moda, şıklık, tarz | Öneri |
| subscription | abonelik ücreti | 1- aidat
2- Abone
3- bağış miktarı | Öneri |
| sanitary | sağlıkla ilgili | temiz | Öneri |
| short-haul | | Aynı kıta içinde düzenlenen geziler için kullanılan bir terim. | Öneri |
| secretariat,secretaryship | | | Öneri |
| shame | utanç,ayıp | | Öneri |
| source,resource | kaynak | | Öneri |
| song | şarkı | | Öneri |
| Symposium | Sempozyum | | Öneri |
| silo | depo,hangar | | Öneri |
| synergy,synergism | sinerji | | Öneri |
| sea bass | levrek | | Öneri |
| snack | meze | | Öneri |
| servant | hizmetçi | Belli bir ücretle ev işlerini yapmak için tutulan kadın. | Öneri |
| servant | memur | Devlet hizmetinde aylıkla çalışan kimse, görevli. | Öneri |
| suite hotel | suit otel | | Öneri |
| storm | fırtına | | Öneri |
| sail | yelken | gemi ya da yelkenli ile gitmek | Öneri |
| sourcing | satın alma | | Öneri |
| sales director | satış müdürü | | Öneri |
| sunbelt | Virginia'dan Güney Kaliforniya'ya kadar uzanan ABD'nin güney bölgesi | | Öneri |
| shore, coast | kıyı | | Öneri |
| steward | ambar memuru, idare memuru, gemi garsonu, uçak hostesi | | Öneri |
| stewarding | bulaşıkhane | | Öneri |
| special price offer | özel fiyat teklifi | | Öneri |
| spyware | Kullanıcının bilgisi dışında kişisel bilgiler toplayan bilgisayar programı | | Öneri |
| special offer | promosyon | birebir manası: özel teklif / kampanya | Öneri |
| sale | satış | | Öneri |
| sector | sektör | | Öneri |
| serving platter | servis tabağı | | Öneri |
| spoon | kaşık | | Öneri |
| stay overnight | geceleme | Bir tesiste, gece konaklamak / Otelcilik terimi. Kullanım olarak: staying overnight / overnight stay | Öneri |
| September | Eylül | Yılın dokuzuncu ayı | Öneri |
| snow vehicle | kar taşıtı | | Öneri |
| superior room | lüks oda | | Öneri |
| suit | daire | | Öneri |
| sirloin steak | bonfile | | Öneri |
| sirloin | bonfile | | Öneri |
| steak | biftek | | Öneri |
| sightseeing | tanıma amaçlı gezi | sight(manzara) + seeing(görmek) bir yeri tanıma amaçlı, mesire yerlerini ziyaret etmek, gezmek | Öneri |
| souvenir | armağan | hediye | Öneri |
| safe deposit box | kiralık kasa | kiralık kasa (içine menkul kıymetler , mücevherat , vb konulan ve kilit altında bölümlerde saklanan metal kutu | Öneri |
| smoke detector | duman dedektörü | | Öneri |
| single bed | tek kişilik yatak | | Öneri |
| single bedroom | tek kişilik yatak odası | | Öneri |
| single-bedded room | tek yataklı oda | | Öneri |
| steam bath | buhar banyosu | | Öneri |
| service department | servis departmanı | | Öneri |
| stationary | durağan | sabit, durgun | Öneri |
| scullion | bulaşıkçı | aşçı yamağı olarak da kullanılıyor. | Öneri |
| supplier | tedarikçi | | Öneri |
| statue | heykel | | Öneri |
| seat | koltuk | yolcu taşıyan araçlarda seyahat eden kişilerin oturduğu koltukların her biri | Öneri |
| seat selection | koltuk seçimi | Hava-kara-deniz yoluyla seyahat eden, edecek olan yolcuların oturacakları koltukları rezervasyon öncesinde veya sonrasında seçmesi. | Öneri |
| subsidiary | yardımcı | yan kuruluş, ek | Öneri |
| shift | vardiya | | Öneri |
| sales note, sales sheet, sales slip | satış belgesi | | Öneri |
| snack bar | ayakta meze gibi yiyeceklerin atıştırıldığı lokanta | | Öneri |
| spy | casus, casusluk etme, gözetleme | | Öneri |
| stop list | kara liste | boykot listesi, havayolu terimi olarak ise: gruplar söz konusu olduğunda, uçakta uçağın dolduğunu belirtir. | Öneri |
| seamless | kesintisiz | kusursuz, dikişsiz | Öneri |
| say | söz,söylemek | | Öneri |
| shift | vardiya | | Öneri |
| spoon | kaşık | | Öneri |
| serving platter | servis tabağı | | Öneri |
| seashell | denizkabuğu | | Öneri |
| scheduled airlines | tarifeli havayolu şirketi | | Öneri |
| semi | yarım | yarı | Öneri |
| stalactite | sarkıt | | Öneri |
İlgili Terimler | shipping | nakliye | | Öneri |
| Surcharge | Sürjarj | liman tıkanması,sıkışması gibi nedenlerle geçici olarak fazla alınan navlun | Öneri |
| Subject to being open | Subopen | Açık olması koşuluyla | Öneri |
| sledge | kızak | kar üzerinde kaymak üzere üretilmiş araç. | Öneri |
| sweet chestnut | kestane | Kenebilen kestaneye denir. Ateşte ya da suda pişirilir. | Öneri |
| swimming pool | yüzme havuzu | | Öneri |
| single room | tek kişilik oda | | Öneri |
| Switch | Anahtar | 1. Elektrik devre anahtarı
2. demiryolu makası
3. elektrik düğmesini çevirmek | Öneri |
| Salmon | Somon balığı | | Öneri |
| SNG | tek kişilik oda | | Öneri |
| sink | eviye | mutfak eviyesi | Öneri |
| sales person | satış elemanı | salesperson da yazılır. | Öneri |
| service | hizmet, görev, servis | | Öneri |
| supervisor | amir | gerçek anlam: amir, denetçi / turizmde: bölüm müdürü olarak kullanılıyor. | Öneri |
| suite room | süit oda | apartman dairesi şeklinde tasarlanmış otel odası | Öneri |
| steward | erkek hostes | | Öneri |
| sextant | sekstant | Denizcilikte açısal mesafeyi ölçen aygıt. | Öneri |
| SFTA | SFTA | İsviçre seyahat Acenteleri Federasyonu. | Öneri |
| shakedown cruise | alıştırma seferi | Geminin inşa veya tamir edilmesinin ardından yaptığı ilk sefer. Teknenin tam hizmete girmesinden önce muhtemel eksiklik ve arızaları saptmaya yarar. | Öneri |
| Shangri La | Shangri La | Tibet'te bir yerde olduğu varsayılan hayali yeryüzü cenneti. | Öneri |
| shanty | gecekondu | Küçük ve derme çatma, çoğunlukla da yasa dışı olarak yapılmış konut. | Öneri |
| shantytown | gecekondu bölgesi | Çoğunlukla büyük kentsel alanların dış kesimlerinde görülen ve göç etmiş işçilerin oturdukları, gecekondulardan meydana gelmiş yerleşim alanı. | Öneri |
| shark billy | köpekbalığı copu | Köpekbalıklarını uzak tutmaya yarayan ucu sivri kısa sopa. | Öneri |
| shebeen | shebeen | Özellikle İrlanda ve İskoçya'da izinsiz alkollü içecek satan yer. | Öneri |
| sheikhdom | şeyhlik | Bir şeyhçe yönetilen ülke veya devlet. | Öneri |
| shingle | çakıl | Küçük ve orta boyda taş parçası | Öneri |
| ship | gemi | Su üstünde yüzen, insan ve yük taşımaya yarayan büyük taşıt. | Öneri |
| ship | gemi | Uçak. | Öneri |
| ship density | passenger space ratio | | Öneri |
| ship of the desert | Deve | | Öneri |
| shipboard | | Geminin güvertesinde bulunan veya olan her şeyi ifade eden terim. | Öneri |
| ship-canal | | Denize çıkan gemileri alacak büyüklükte kanal. | Öneri |
| shire | | İlçe, özellikle de adı ...shire'la bitenler. | Öneri |
| shooting brake | | Kalburüstü sınıf arabası. | Öneri |
| shopping center | alışveriş merkezi | | Öneri |
| shore | | Kıyı | Öneri |
| shore excursions | kıyı gezintileri | Seyahat gemilerindeki yolcular için uğranılacak limanlardan (bkz. uğranılacak liman) çeşitli atraksiyonlara düzenlenen kısa geziler. | Öneri |
| short break | günübirlik gezi | Ana tatile ilaveten yapılan kısa süreli gezi. Günübirlik gezilerin çoğu çok sayıda atraksiyonla nam salmış şehir veya benzeri destinasyonlara düzenlenir. | Öneri |
| short haul | | Aynı kıta içinde düzenlenen geziler için kullanılan bir terim. | Öneri |
| short takeoff and landing | | Geleneksel tipteki uçakların gerektirdiğinden daha kısa pistlerde çalışabilen uçaklar. | Öneri |
| shoulder season | omuz sezonu | Yüksek sezonla (bkz. yüksek sezon) sezon dışı dönem (bkz. sezon dışı) arasında kalan dönem. | Öneri |
| shuttle service | shuttle seferi | Belirli bir tarifeye uymak yerine düzenli aralıklarla çalışan sefer. | Öneri |
| sick flag | yellow flag | | Öneri |
| sickbay | gemi reviri | Geminin hastane veya revir olarak kullanılan kısmı. | Öneri |
| sidereal time | yıldız zamanı | Yıldızların görünen hareketleri esas alınarak ölçülen zaman. Bir yıldız günü güneş gününden 20 dakika 23 saniye daha uzundur. | Öneri |
| side-road | | Anayola çıkan veya anayoldan ayrılan yol. | Öneri |
| sidewalk | yaya kaldırımı | Yol kenarlarından yayalar için ayrılmış alan. | Öneri |
| siding | yan hat | Tren katarının sıraya konup götürülmesi ve park edilmesi amacıyla kullanılan demiryolu hattı. | Öneri |
| siding | yan hat | Binaların dış yüzünü kaplama. | Öneri |
| sierra | sierra | Sıradağ. | Öneri |
| siesta | siesta | Öğlen ortasında dinlenme. Sıcak iklimlerde bir zamanlar yaygınken klimanın icadı ve tam zamanlı çalışmanın talep edilmesiyle daha az görülmektedir. | Öneri |
| sightseeing trip | | Bir veya daha fazla turistik atraksiyonun ziyaret edilmesi. | Öneri |
| signal box | | Demiryollarında, içinde işaret cihazı bulunan kulübe. | Öneri |
| signal tower | signal box | | Öneri |
| Silicon Valley | Silikon Vadisi | Kaliforniya'nın Santa Clara Vadisi'nde, kuzeyde Palo Alto'dan güneyde San Jose'ye dek uzanan alana yayılmış elektronik ve bilgisayar araştırma ile üretim bölgesi. | Öneri |
| silver service | gümüş servis | Yemek yiyen her kişinin kişisel ihtiyaçlarına uygun olarak, yiyeceklerin büyük bir tabakla masaya getirildiği ve müşterinin istediği porsiyonda kendisine verildiği restoran servisi. | Öneri |
| single | single | Otel odaları söz konusu olduğunda, tek kişilik oda. | Öneri |
| single chair | tek koltuklu teleferik | Teki kişi taşımak üzere tasarlanmış koltuklu teleferik (bkz. koltuklu teleferik). | Öneri |
| single entry visa | tek girişlik vize | Sadece tek ziyaret için geçerli vize. | Öneri |
| single occupancy rate | tek kişilik tarife | Çok yataklı bir odayı işgal eden tek misafirden alınna özel ücret. Bu tutar genellikle tek kişilik odanın fiyatından daha yüksek olmakla birlikte söz konusu çok yataklı odanın dolu olması halinde alınacak ücretten daha düşük olacaktır. | Öneri |
| single supplement | | Bir odayı tek başına tutmak isteyenlerin ödemesi gereken ilave tutar. Unutulmamalı ki bu tutar yalnızca konaklama için alınır, hizmetler için değil. Aslına bakılırsa, tek kişilik odaların çoğu çift kişilik odalardan daha aşağı niteliktedir. | Öneri |
| single-decker | | Tek katlı otobüs. | Öneri |
| Sinic | Sinik | MÖ 1600 civarından MS 220 civarına kadar sürmüş olan kadim Çin medeniyeti. | Öneri |
| site of special scientific interest | bilimsel açıdan özel öneme sahip alan(SSSI) | Bilimsel olarak özel öneme sahip görülen ve bu nedenli girişin kısıtlandığı alan. | Öneri |
| six pack chair | altı koltuklu teleferik | Altı kişi taşıyabilecek şekilde tasarlanmış koltuklu teleferik (bkz. koltuklu teleferik). | Öneri |
| Skeleton Coast | İskelet Kıyısı | Walvis Körfezi'yle Angola sınırı arasında kalan Namibya'nın çöl kıyısı. Milli park ve Namibya Çölü'nün bir parçası olan bu arazinin adı, soğuk Bengula akıntısının yarattığı sisler içinde kaybolan gemilerin tehlikeli kayalıklarda parçalanmasından gelmektedir. | Öneri |
| skerry | skerry | İskoçça'da mercan veya kayalık ada. | Öneri |
| ski évolutif | ski évolutif | Yeni öğrenenlerin özel kısa kayaklardan başlayıp tedricen daha uzun olanlara geçiş yaptıkları bir kayak öğrenme yöntemi. | Öneri |
| ski lift | kayak teleferiği | Kayakçıları yokuş yukarı taşımaya yarayan aygıtların genel adı. | Öneri |
| ski poles | | Kayakçıların hareket etmesine, dönmesine vs. yardımcı olan bir çift metal sopa. | Öneri |
| ski sticks | ski poles | | Öneri |
| skiable vertical | kayak dikeyi | Kayakçının, yukarı teleferiğe binmeden aşağı kayabileceği dikey mesafe. | Öneri |
| ski-bob | ski-bob | Tasarım olarak bisiklete benzeyen, fakat tekerlek yerine kayakları olan araç. | Öneri |
| Skidoo | Skidoo | Bir kar arabası türünün mark adı, çoğunlukla kar arabalarının geneli için kullanılmaktadır. | Öneri |
| ski-jump | ski-jump | Kayakçıların atladıkları, aniden alçalan insan yapısı bir tepelik. | Öneri |
| ski-plane | ski-plane | Teker yerine kayağı olan uçak. | Öneri |
| skipper | | Gemi kaptanı veya uçak pilotu için halk arasında kullanılan sözcük. | Öneri |
| skirt | süpürgelik | Hovercraft (bkz. hovercraft) vb. taşıtların havasını içeren esnek kuşak. | Öneri |
| skirt | süpürgelik | 1. Süpürge yapmaya elverişli olan. | Öneri |
| skirt | süpürgelik | 2. Yapıların içinde, duvarların döşemeyle birleştiği yerde tabandan 10-15cm yüksek, dışarıya çıkıntılı ağaç, mermer veya mozaik kuşak. | Öneri |
| ski-run | kayak pisti | Kayak yapılmaya hazırlanmış eğimli arazi veya yokuş. | Öneri |
| skis | kayak | 1. Kar veya su üzerinde kaymak için özel botların altına takılan uzun ve ince, ahşap, fiberglas veya plastik yapılma araç. | Öneri |
| skyjack | hijack | | Öneri |
| slack water | | Gel-git esnasında suyun çekilmeye başladığı zaman. | Öneri |
| Slave Coast | Köle Kıyısı | Batı Afrika'nın kıyı şeridi; günümüzde Togo, Benin ve batı Niterya'nın sahil kesimi. Adını 16-19.yy.larda burada gerçekleştirilen köle ticaretinden alır. | Öneri |
| sleeper | yataklı vagon | Kompartımanları tek veya çift yatak alacak şekilde düzenlenmiş vagon. Burada kompartımanlar cinsiyetlere göre ayrımlanır. Genellikle kuşetli vagonlara göre biraz daha pahalı olurlar. | Öneri |
| sleeper | travers | Üzerine rayların yerleştirildiği, enine konulmuş metal, ağaç ya da beton parçalarından her biri. | Öneri |
| sleeping car | sleeper | | Öneri |
| sleigh | yolcu kızağı | At veya ren geyiği tarafından çekilen, yolcu taşımaya mahsus kızak. | Öneri |
| SLI | supplementary liability insurance | | Öneri |
| slip | gemi kızağı | Tersane veya marinalarda tekne ve gemilerin sudan çıkartılıp suya indirilebilecekleri suni eğim. | Öneri |
| slip road | | Otoyola katılan veya otoyoldan ayrılan yol. | Öneri |
| slip-carriage | slip-coach | | Öneri |
| slip-coach | | Bağlı bulunduğu tren hareket halindeyken ondan ayrılan ve istasyonda duran vagon. Böylece trenin fren yapma ve tekrar hızlanma gereğinden kaçınılmış olur. | Öneri |
| slipstream | | Hareket halindeki bir taşıtın geriye ittiği hava veya su akımı. | Öneri |
| sloop | şalupa | Küçük bir gemi gibi kullanılabilen tek direkli büyük sandal. | Öneri |
| slot | slot | Havaalanında uçağa ayrılmış kalkış veya varış saati. Kalabalık havaalanlarında slotlar önceliklidir. | Öneri |
| smallpox | çiçek hastalığı | Bir zamanların ölümcül ve buılaşıcı virüs hastalığı. Günümüzde büyük ölçüde ortadan kaldırıldı, fakat bazı laboratuvarlarda nümuneleri hala saklanıyor. | Öneri |
| SMB | surface marker buoy | | Öneri |
| smog | dumanlı sis | Sisle karışmış duman. | Öneri |
| smokestack (bkz. funnel) | | | Öneri |
| smuggle | kaçakçılığı | Ülkeye gizlice ve yasa dışı yollarla mal sokmak. | Öneri |
| SNAV | SNAV | Société Nationale des Agences de Voyage. | Öneri |
| snorkel | şnorkel | Suyun yüzeyinde seyreden dalgıcın normal havayı solumak suretiyle başını kaldırmadan yüzmesine imkan veren "J" biçimli tüp. | Öneri |
| snorkelling | şnorkelle yüzme | Nefes almak için şnorkel kullanarak baş aşağıda yüzme eylemi. | Öneri |
| snow cat | piste groomer | | Öneri |
| snow-blindness | kar körlüğü | Güneş ışığını yansıtan karlı yüzeye uzun süre güneş gözlüksüz bakma neticesi oluşan görüş şartı. | Öneri |
| snowboard | snowboard | Geniş ve tek parçadan oluşan kayak. | Öneri |
| snow-cap | | Karla kaplı dağ zirvesi. | Öneri |
| snowdrift | kar savrulması | Rüzgar tarafından karın bir yerde yığın oluşturması. Dilimizde kürtün veya kürtük de denir. | Öneri |
| snowfield | | İngilizce'de sözlükte sürekli kar altında kalan geniş arazi. Ancak halk arasında sürekli kar altında kalmayan benzeri araziler için de kullanımaktadır. | Öneri |
| snowline | kar sınırı | Üst kesiminde karın hiç erimediği seviye. Fakat sık sık bir dağda mevcut karın başladığı hattı tarif için de kullanılır. Buna göre söz konusu sınır mevsime, yağışa vs. göre değişebilir. | Öneri |
| snowmobile | kar arabası | Karlı alanlarda yolculuk etmek üzere tasarlanmış taşıt, motorlu kızak. | Öneri |
| snowplough | kar temizleme aracı | Özellikle yolları kapatan karı temizlemede kullanılan taşıt. | Öneri |
| snowplough | kar temizleme aracı | En yaygın kayak öğrenme yöntemine verilen ad. Bu yöntemde kayak çiftinin aldığı "V" pozisyonundan esinlenerek böyle denmiştir. | Öneri |
| snowshoe | kar ayakkabısı | Kişinin kara batmadan yürümesini sağlayan bir ayakkabı veya ayakkabıya iliştirilen bir düzenek. Kayak yapamayanlar için kullanışlı. Öte yandan kar ayakkabısıyla yürüyüş yapma etkinliği kendi başına popüler olma yolunda ilerlemektedir. | Öneri |
| sojourn | sojourn | Geçici süreyle kalma. | Öneri |
| solar day | güneş günü | Güneşin görünen hareketi esas alınarak hesaplanan gün süresi. Dünyada zaman normal olarak böyle hesaplanmaktadır. | Öneri |
| solstice | gün dönümü | Güneşin ekvatordan en uzakta bulunduğu yılın iki zamanı. Yaz gün dönümü 21 haziranda, kış gün dönümüyse 22 aralıkta gerçekleşir. | Öneri |
| Somali current | Somali akıntısı | Haziran, temmuz ve ağustos aylarında Afrika'nın kuzeydoğu kıyısından kuzeye, yılın diğer aylarındaysa güneye akan sıcak su akıntısı. | Öneri |
| sommelier | sommelier | Şarap servis eden garson. | Öneri |
| son et lumière | son et lumière | Fransızca'da "ses ve ışık" anlamına gelir. Etkinlikleri dramatize etmek için ışık ve kaydedilmiş müzik yardımıyla yapılan eğlence. Özellikle piramitler gibi insan yapısı tarihi güzelliklerde uygulanır. | Öneri |
| SOS | SOS | Uluslar arası yardım çağrısı. Yaygın kanaatin aksine, İngilizce "save our souls" (canımızı kurtarın) ifadesinin kısaltması değildir. Harflerin bu düzeni, Mors alfabesinde çok basit ve akılda kalır olmasındandı: (... - - - ...) | Öneri |
| souk | souk | Kimi Müslüman ülkelerde pazar yeri. | Öneri |
| sound | geniş boğaz | İki su kütlesini birleştiren genişçe su yolu. | Öneri |
| sound | iskandil etmek | Suyun derinliği ve dibin niteliğini kontrol etmek. | Öneri |
| South America | Güney Amerika | Panama'nın güneyinde kalan ve Falkland ile Galapagos adalarını dahil eden bölge. Kendi başına kıta olarak değerlendirilir. | Öneri |
| South Equatorial Current | Güney Ekvatoral Akıntı | Ekvator yakınlarında doğup batı yönünde ilerleyen bu akıntı Brezilya kıyısından kuzeye yönlendirilir ve Gulf Stream'in (bkz. Gulf Stream) kaynağını besler. | Öneri |
| south pole | güney kutbu | Yeryüzünün en güney ucu. | Öneri |
| South Sea, South Seas | Güney Denizi | Pasifik Okyanusu'nun güney kesimi. | Öneri |
| Southern Cone | Güney Konisi | Güney Amerika'nın Brezilya, Paraguay, Arjantin ve Urugay ülkelerini içeren kısmı. | Öneri |
| Southern Cross | Güney Haçı | Yalnızca güney yarıküreden görülebilen ve haç biçimini andıran burç. | Öneri |
| southern hemisphere | güney yarıküre | Yeryüzünün, ekvatorun güneyinde kalan kısmı. | Öneri |
| southern lights | aurora australis | | Öneri |
| Southern Ocean | oceans | | Öneri |
| souvenir | hediyelik eşya | Bir gezi veya ziyaretin hatırası olarak alınan şeyler. Çoğu tatil beldesinde ana döviz kaynaklarından biridir. | Öneri |
| sovereign | hükümdar | Kral, padişah gibi taht sahibi devlet başkanı. | Öneri |
| spa | ılıca | İçmeye ya da banyo etmeye elverişli doğal su kaynağı. Ilıca sularının sağlığa iyi geldiği bilinir ve eskiden beri ziyaretçileri cezbetmek için ılıca kentleri bu yönlerini kullanmışlardır. Sözcüğün İngilizce kökeni Belçika'daki Spa kasabasından gelmektedir. | Öneri |
| SPAA | SPAA | İskoç Yolcu Acenteleri Birliği. | Öneri |
| space available basis | standby | | Öneri |
| Space Coast | Uzay Kıyısı | ABD'nin Florida eyaletinde, Orlando'nun doğusunda, kuzeyde New Smyrna Beach'ten güneyde Palm Bay'e kadar uzanan sahil kesimi. Çeşitli tatil beldeleri ve yaban hayatı alanlarının yanı sıra ABD uzay programıyla ilgili birçok tesisi barındırmaktadır. | Öneri |
| spaghetti junction (İng.) | | Çok katlı otoyol kavşağı. Spagetti şeritlerini andırdığından bu ad verilmiş. | Öneri |
| spar | seren | Yelkenli gemilerde üzerine dört köşe yelken açmak ve işaret kaldırmak için direğe yatay olarak bağlanan gönder. | Öneri |
| spar | seren | Konut kapılarında menteşe ve kilidin takıldığı düşey kalın parça. | Öneri |
| spar | seren | Uçak kanadının ana yapısal elemanı. | Öneri |
| Spartan | Sparta Medeniyeti | MÖ 900 civarından MS 396'ya kadar süren kadim Lakonya (orta Anadolu'nun güneybatı kesimi) medeniyeti. | Öneri |
| spear gun | zıpkın | Sualtında balık avlanmaya yarayan ucu çengelli mızrak. | Öneri |
| special-nterest attraction | özel merak atraksiyonu | Özel bir hobi veya merakı doyurmaya yönelik turistik atraksiyon. | Öneri |
| special-interest holidays | özel merak tatilleri | Kendi özel merak veya hobilerini karşılamak isteyenlere yönelik tatil düzenlemelerine verilen genel isim. Örneğin kuş izleme, golf, dalış vs. | Öneri |
| special-needs accommodation | özel ihtiyaç konaklaması | Engelli misafirlere göre tasarlanmış konaklama biçimi. | Öneri |
| speedboat | sürat motoru | Küçük ve hızlı tekne. | Öneri |
| SPF | sun protection factor | | Öneri |
| SPH | SPH | Saat başı kayakçı. Bkz. teleferik kapasitesi | Öneri |
| spinnaker | | Üç köşe büyük yarış yelkeni. | Öneri |
| spit | kıyı dili | Bir su kütlesine uzantı yapan kara parçası. | Öneri |
| split season | | Farklı mevsimlerde yola çıkıp gelmek. | Öneri |
| split ticketing | bölünmüş biletleme | Aktarmasız biletin (bkz. aktarmasız bilet) fiyatını kırmak için çok sektörlü (bkz. sektör) bir yolculuk için ayrı biletlerin basılması. Örneğin, Londra/Hong Kong/Londra bileti artı Hong Kong/Tokyo/Hong Kong bileti direkt Londra/Tokyo/Londra biletinden daha pahalı olabilir. teknik olarak böyle bir yapılandırma yasal değildir fakat bu uygulamayı yapanların dava edildikleri, hatta rahatsız edildikleri bile pek vaki değildir. | Öneri |
| sporting attraction | spor atraksiyonu | Ziyaretçilerin bir spor veya rekreasyon etkinliğine katılma veya ondan keyif almasına odaklanan atraksiyon türü. | Öneri |
| spot height | yüksek nokta | Harita üzerinde belirlenmiş bir yükseklik, örneğin bir dağın zirvesi. | Öneri |
| spouse | eş | Karı kocadan her biri. Bir zamanlar taşıyıcıların çiftlere uyguladıkları özel tarifeler yalnızca karı koca olan eşler için geçerliydi. Günümüzdeyse bu tür tarifeler genellikle her tür çifte uygulanabilmektedir. | Öneri |
| spouse | eş | 1. Birbirinin aynı olan veya birbirine çok benzeyen iki şeyden her biri. | Öneri |
| spouse | eş | 2. Birlikte yaşayan dişi ve erkek hayvandan her biri. | Öneri |
| spouse | eş | 3. Kuma, ortak. | Öneri |
| spouse | eş | 4. Arkadaş. | Öneri |
| spouse | eş | 5. İkişer kişilik gruplarla oynanan oyunlarda ortak oynayan iki kişiden her biri. | Öneri |
| spouse fare | partner fare | | Öneri |
| spring tide | | Yeni ve dolunayın hemen ardından gelen med cezir, ki burada suyun çekilmesiyle kabarması arasındaki fark en yüksek seviyesine ulaşır. | Öneri |
| squall | | Ani ve şiddetli fırtına. | Öneri |
| square-rigged | | Ana yelkenlerin geminin uzunlamasına eksenine dik düzenlendikleri ve direklere yatay serenlerle bağlandıkları donatım biçimi. | Öneri |
| SS | SS | Geminin adı önüne konulduğunda buharlı gemi anlamına gelir. | Öneri |
| SSSI | site of special scientific interest | | Öneri |
| SST | supersonic transport | | Öneri |
| stabiliser | | Seyahat sektörünü düzenleyen ABTA (bkz. ABTA) insiyatifinin eski adı. Kısıtlayıcı bir uıygulama olmakla birlikte kamu yararına olduğu için mahkeme kararıyla devam etmesine izin verilmişti. Paket Seyahat (bkz. Paket Seyahat...) konusunda AB yasalarının yürürlüğe girmesinin ardından işlevi kalmadı. | Öneri |
| stabilisers | dengeleyiciler | Gemilerin yan yatmasını engelleyen düzenekler. Epey sürtünme yarattıklarından geröekten lüzumlu hale geldiklerinde kullanılırlar. | Öneri |
| STAG | STAG | Yönetimdeki Seyahat Acenteleri Derneği. | Öneri |
| stage decompression | dekompresyon aşaması | Su yüzüne çıkarken dalgıcın bir süre kalması gereken belirli derinlik. Böylece bedende birikmiş azotun, vurguna yol açmadan çıkması sağlanır. | Öneri |
| stagecoach | posta arabası | Tarihsel olarak, çeşitli noktalar arasında tarifeye göre yolculuk yapan büyükçe at arabası. | Öneri |
| stalactite | sarkıt | Mağara veya in tavanlarından sarkan ve mineral yüklü suların söz konusu tavandan sızmasıyla meydana gelen kristalleşmiş mineral oluşumlar. | Öneri |
| stalagmite | dikit | Mağara veya in tabanlarından yükselen ve mineral yüklü suların tabana damlamasıyla meydana gelen kristalleşmiş mineral oluşumlar. | Öneri |
| stall | hız kaybetme | Havacılıkta, uçağın kanatları üzerindeki hava akışının yetersiz olması dolayısıyla kaldırma etkisinin azalması durumu. Böyle bir durumda gerekli önlemleralınmadığı takdirde uçak düşecektir. | Öneri |
| stamp | damga vurmak | Kauçuk veya metal damga ile bilet veya başka bir belgeyi geçerli kılmak, onaylamak. | Öneri |
| standby fare | standby tarifesi | Bir taşıtta yer edinebilmek için son dakikaya kadar beklemeye hazır yolculara sunulan indirimli tarife için kullanılan genel terim. | Öneri |
| starboard | sancak | Gemilerin sağ yanı. | Öneri |
| starboard | sancak | 1. Bayrak. | Öneri |
| starboard | sancak | 2. Çoğunlukla askeri birliklere verilen yazı işlemeli, kenarları saçaklı ve gönderli bayrak. | Öneri |
| starboard | sancak | 3. Osmanlı idare teşkilatında illerle ilçeler arasında yer alan yönetim birimi. | Öneri |
| state | devlet | Tek yönetim altında bulunan örgütlü siyasal toplum. | Öneri |
| state | devlet | Federal bir cumhuriyetin bir parçasını oluşturan örgütlü siyasal toplum. | Öneri |
| state | devlet | 1. Çoğunlukla valilerce yönetilen ve yönetim bakımından bir ölçüde bağımsızlığı olan büyük il. | Öneri |
| state | devlet | 2. Osmanlı İmparatorluğu'nda en büyük sivil ve askeri yönetim bölgesi. | Öneri |
| stateless | vatansız | Vatandaşlığı olmayan kişi. | Öneri |
| stateroom | | 1. Saray veya otelde devlete ait oda. | Öneri |
| stateroom | | 2. Özel vapur kamarası. Aslen en iyi kamaralar için kullanılır, fakat kimi gemilerde tüm kamaralar için bu terim geçmektedir. | Öneri |
| stateroom | | 3. (ABD) Yataklı vagon kompartımanı. | Öneri |
| station | istasyon | Tren durağı. | Öneri |
| station wagon | station araba | Aile arabası. | Öneri |
| status box | durum kutucuğu | Bilet üzerinde, bir rezervasyonun konfirme edilip edilmediğini belirten kutucuk. | Öneri |
| statute mile | mil | 1609 metrelik mesafe. | Öneri |
| STB | STB | İskoç Turist Kurulu. | Öneri |
| steam engine | buhar makinası | Buhar elde etmek üzere kazanda yakıt yakmak suretiyle enerji üreten makina. Buhar makinaları günümüzde ağırlıklı olarak enerji santralları gibi büyük ve sabit tesislerde kullanılmaktadır. | Öneri |
| steamer | steamship | | Öneri |
| steam-hauled | | Trenin buharlı bir lokomotif tarafından çekildiğini belirten demiryolu terimi. | Öneri |
| steamship | vapur | Buharlı makinayla çalışan gemi. Adının başında SS kısaltması bulunabilir. | Öneri |
| steerage | kasara altı | Tarihsel olarak gemi yolcuları için en ucuz tarife; gemi kıçının en gerisinde bulunan kamaralarda yapılan yolculuk. | Öneri |
| stem | | İngilizce'de gemi pruvasının diğer adı (bkz. pruva) | Öneri |
| steppe | bozkır | Gece-gündüz sıcaklık farklarının had safhada olduğu düz, otluk arazi. | Öneri |
| sterling area | scheduled territories | | Öneri |
| stern | | Gemi veya sandalın kıç tarafı. | Öneri |
| steward | erkek hostes | Gemi, uçak veya trende yolcu ağırlayan erkek görevli. | Öneri |
| stewardess (İng.) | hostes | Gemi, uçak veya trende yolcu ağırlayan bayan görevli. | Öneri |
| stock | | 1. Seyahatte, henüz kullanılmayan basılmamış bilet ve diğer dokümanlar. | Öneri |
| stock | | 2. Bkz. rolling stock. | Öneri |
| STOL | short take off and landing | | Öneri |
| stopoff | stopover | | Öneri |
| stopover | mola | Bir yolculuğun kalkış ve varış noktaları arasında verilmesi önceden belirlenmiş ara, kesinti. Tarifelerin hepsi molaya izin vermez ve belirli bir tarifenin mola vermeye elverişli olup olmadığının anlaşılmasına yardımcı olmak üzere IATA resmi bir tanım getirmiştir. | Öneri |
| stopover | mola | 1. Denizcilikte, (halatı vb.) koyverme. | Öneri |
| stopover | mola | 2. Voleybol ve basketbol gibi bazı sporlarda takımların oyun arasında aldıkları kısa dinlenme süreleri. | Öneri |
| storey | | Bina katı | Öneri |
| stowaway | kaçak yolcu | Ücretsiz yolculuk yapabilmek umuduyla bir taşıta binip saklanan kimse. | Öneri |
| STP | satellite ticket printer | | Öneri |
| STP location | satellite printer location | | Öneri |
| strait | boğaz | İki deniz veya su kütlesini birleştiren dar su yolu. | Öneri |
| strait | boğaz | 1. Boynun ön bölümü ve bu bölümü oluşturan organlar. | Öneri |
| strait | boğaz | 2. Şişe, güğüm gibi kaplarda ağza yakın dar bölüm. | Öneri |
| strait | boğaz | 3. İki dağ arasında dar geçit. | Öneri |
| stratus | stratüs | Alçak, düz alt kısmı ve gri rengiyle tanınan bulut türü, katmanbulut da denir. | Öneri |
| stream | çay | Dereden büyük ırmaktan küçük akarsu. | Öneri |
| stream | çay | 1. Çaygillerden bir ağaççık türü. | Öneri |
| stream | çay | 2. Bu ağaççığın özel işlemlerle kurutulan yaprağı. | Öneri |
| stream | çay | 3. Bu yaprakların haşlanmasıyla elde edilen içecek. | Öneri |
| stream | çay | 4. Konukların çay, börek, pasta gibi içecek ve yiyeceklerle ağırlandığı toplantı. | Öneri |
| street | cadde | Şehir, kasaba gibi yerleşim yerlerinde ana yol. | Öneri |
| street furniture | | Yol ve caddelerde, sürücü ve yayalara yardımcı olmak üzere bulunan çeşitli işaret ve düzenekler. | Öneri |
| streetcar | tramvay | Şehir içlerinde hareket eden hafif raylı taşıt sistemi. | Öneri |
| studio | stüdyo daire | Tek odalı daire. | Öneri |
| sub-aqua | sualtı | Su altında gerçekleştirilen etkinliklere, özellikle dalgıçlığa ilişkin olan. | Öneri |
| subcontinent | alt kıta | Kıtadan daha küçük, geniş kara parçası. | Öneri |
| subject to load | yüklemeye tabi | İngilizce'de çoğunlukla "subload" şeklinde kısaltılır. Taşıyıcının, yer olduğu takdirde yolcuyu taşımayı kabul etmesi. İndirimli biletlerin çoğu yüklemeye tabidir ve indirim miktarı ne kadar yüksek olursa "subload" bilet sahibinin önceliği o kadar düşük olur. aynı zamanda bkz. standby. | Öneri |
| subload | subject to load | | Öneri |
| submarine | denizaltı | 1. Denizin altında olan. | Öneri |
| submarine | denizaltı | 2. Su altında seyredebilen taşıt. Mercan kayalıkları gibi sualtı atraksiyonlarının olduğu tatil merkezlerinde sualtı gezileri yaygınlaşmaktadır. | Öneri |
| subrogation | halefiyet devri | Sigortalının üçüncü şahıslardan talep edebileceği hakları sigorta şirketinin kendisine sağlamasıyla sigortalının, haklarını sigorta şirketine devretmesi. Böylece sigorta şirketinin kendisi üçüncü şahıslardan hak talep edebilir. | Öneri |
| subsonic | | Ses hızından, yani deniz seviyesinde 1225km/s'ten daha yavaş olan. | Öneri |
| sub-temperate | Ilıman altı | Ilıman iklim kuşağının nispeten soğuk kesimleri. | Öneri |
| subterranean | | Yer altı. | Öneri |
| subtropical | dönence altı | Dönence (tropikal) iklimden biraz daha serin olan iklim kuşağı. | Öneri |
| suburban | şehir dışı mahalleler | Şehrin çevresindeki yerleşim alanları. | Öneri |
| subway | | 1. (İng) Alt geçit. | Öneri |
| subway | | 2. (ABD) Yer altı raylı sistemi, metro. | Öneri |
| suite | süit | Biri yatak odası diğeri de genellikle mutfak olmak üzere en azından iki odalı konaklama. | Öneri |
| sultan | sultan | 1. Müslüman, özellikle de Sünni hükümdarların kullandıkları unvan, padişah. | Öneri |
| sultan | sultan | 2. Padişahların erkek ve kız çoçukları ile anne ve eşlerine verilen unvan. | Öneri |
| sultan | sultan | 3. Bazı Bektaşi ermişlerine verilen ad. | Öneri |
| sultanate | sultanlık | Sultan (bkz. sultan) sanına sahip bir hükümdarın ülkesi. | Öneri |
| sultanate | sultanlık | 1. Saltanat, sultan olma durumu. | Öneri |
| sultry | | Suyun sıcak ve bunaltıcı olma durumu. | Öneri |
| Sumerian | Sümer Medeniyeti | MÖ 3500 ile MÖ 1700 arasında güney Mezopotamya'da hüküm süren kadim medeniyet. | Öneri |
| summit | zirve | 1. Bir tepe, dağ vb. yer şeklinin en üst noktası. | Öneri |
| summit | zirve | 2. En üst aşama. | Öneri |
| sumptuous | şaşaalı | Özellikle gösterişli ve masraflı olan. | Öneri |
| sun deck | güneş güvertesi | Güneşlenmeye elverişli güverte. | Öneri |
| sun protector factor | güneş koruma faktörü | Güneş yağları ve kremlerinin etkinliği göstergesi. | Öneri |
| Sunbelt | Güneş Kuşağı | ABD'nin tatilciler ve emeklilerce meşhur edilmiş güney ve güneybatı bölgeleri. Terim özellikle Florida, Arizona ve güney Kaliforniya için kullanılır. Havanın güzelliği, sanayi teşvikleri ve Meksika kaynaklı ucuz işgücü sayesinde bu bölgeler hızlı bir gelişmeye sahne olmuştur. | Öneri |
| sunbelt | güneş kuşağı | Ortalamadan daha fazla güneş ışığı alan bölge. | Öneri |
| sunblock | güneş yağı | Cildi güneş ışınlarından koruma amaçlı krem veya yağ. | Öneri |
| sunlust | | Güneşli bir destinasyona seyahat etme arzusu. | Öneri |
| sunscreen | | | Öneri |
| Sunshine Coast | Güneş Işığı Kıyısı | Avustralya'da Brisbane kentinin kuzeyinde, Bribie Adası'ndan Tin Can Körfezi'ne kadar uzanan turistik sahil. Güneydeki Altın Kıyısı'ndan daha az gelişmiş. | Öneri |
| sunstroke | güneş çarpması | Güneşe fazla maruz kalmaktan kaynaklanan ani bayılma ya da halsizlik. | Öneri |
| suntrap | | Rüzgardan vs. korunup özellikle güneş ışınlarını yakalamak üzere tasarlanmış yer. | Öneri |
| sunup | | Gündoğumu. | Öneri |
| superelevation | | Bir yol veya demiryolu rayının dış kenarının iç kenarından ne kadar yüksekte olduğu. | Öneri |
| superhighway | | 1. (ABD) Her yöne birden çok yolun olduğu otoyol. | Öneri |
| superhighway | | 2. İnternet vb. ağlar aracılığıyla bilginin hızla bilgisayarlar arasında aktarılabildiği ortam. | Öneri |
| superior | üstün | Benzerlerine göre daha iyi, daha yüksekte olan; konaklamayla ilgili olarak, bir takım ilave himetlerle normalde olduğundan daha iyi hale getirilen sınıf veya kategori. | Öneri |
| suprsonic | süpersonik | Sesten, yani 1225km/s'ten daha hızlı olan. | Öneri |
| supersonic transport | süpersonik taşımacılık (SST) | Sesten daha hızlı giden her türlü taşıt. Ticari yolcu taşımacılığında hizmette olan yegane SST, Concorde tipi uçaktır. | Öneri |
| superstructure | üst yapı | 1. Alttaki yapı üzerine kurulan her türlü yapı; doalyısıyla, örneğin, bir geminin üst yapısı, gövde üzerinde bulunan tüm kamaralar ve eğlence tesislerinden oluşacaktır. | Öneri |
| superstructure | üst yapı | 2. Alt yapı (bkz. alt yapı, 2. tanım) üzerinde oluşan kültür, din, sanat, siyasal kurumsal vs. gibi toplumsal değerleri içeren genel kavram. | Öneri |
| supplement | | Ekstra ya da daha iyi bir hizmet sınıfına alınan bedel. | Öneri |
| supplementary liability insurance | ek sorumluluk sigortası (SLI) | Bir araba kiralama terimi. Üçüncü şahıs sigortasının (bkz. üçüncü şahıs sigortası) kapsamı, özellikle ABD'de yetersiz kalabilir. Sigorta kapsamının yeterli olabilmesi için ($ 1 milyon önerilir) SLI alınabilir. | Öneri |
| supplier | tedarikçi | İşverenin (bkz. işveren, 1. tanım) diğer adı. | Öneri |
| surcharge | sürşarj | Müşteri hesabına yansıyan ilave masraf. Sürşarjlar çok çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir, ancak geçmişte olduğundan daha az görülmektedir; eskiden tur operatörleri kurlardaki dalgalanmalardan kaynaklanan kayıplarını telafi edebilmek için sürşarj uygulamasına gidiyorlardı. | Öneri |
| surface demand | | Su yüzeyinde bulunan tüplerden su altındaki dalgıca sağlanan hava. | Öneri |
| surface lift | drag lift | | Öneri |
| surface marker buoy | işaret şamandırası | Dalgıcın orada olduğunu belirtmek üzere suyun üstüne bırakılan ve halatla bir yere bağlanan küçük şamandıra. | Öneri |
| surface travel | adi seyahat | Havayoluyla değil de karadan yapılan seyahat biçimleri için kullanılan genel terim. | Öneri |
| surfboard | sörf tahtası | Kullanıcılarını üzerinde taşıyan yüzer, uzun yüzey. | Öneri |
| surrender | | İstek üzerine bilet veya başka bir dokümanın verilmesi. | Öneri |
| surrey | | Atla çekilen dört tekerlekli hafif gezinti arabası. Adı, bu tür araçların ilk defa yapıldığı İngiltere'nin Surrey ilçesinden alır. | Öneri |
| sustainable tourism | sürdürülebilir turizm | Ziyaret edilen mahal üzerinde asgari doğal ve kültürel etki bırakan turizm. | Öneri |
| SVQ | SVQ | İskoç Mesleki Sınavı. Ulusal mesleki sınavın (bkz. ulusal mesleki sınav) İskoç dengi. | Öneri |
| swallow | su yutan | Bir akarsuyun yere dalarak kaybolması, genellikle başka bir yerde tekrar yer yüzüne çıkar. | Öneri |
| swamp | bataklık | Derin olmayan sularla çamurlu arazi. | Öneri |
| sweepback | | Uçağın kanatlarının, uçağın ana ekseniyle geriye doğru yaptığı açı. | Öneri |
| swell | | Fırtına sonrasında denizin çalkantısız kabarma hali. | Öneri |
| Sabbath | Sebt günü | Musevilerce cumartesileri uygulanan kutsal dinlenme günü. | Öneri |
| sabbatical | | Aslen her yedi yılda bir üniversite öğretim üyelerine verilen araştırma veya seyahat izni. Terim günümüz İngilizce'sinde çalışanlara verilen her türlü uzatmalı izinler için kullanılmaktadır. | Öneri |
| Sabre | Sabre | American Airlines'ın desteklediği GDS (bkz. Küresel dağıtım sistemi). | Öneri |
| safari | safari | Vahşi yaşam alanlarına (av koruma sahaları gibi) fotoğraf veya bazen de avlama için düzenlenen gezi. Safariler özellikle Doğu Afrika'da popülerdir. "Safari" sözcüğü Svahili dilinde (Afrika'nın doğusunda konuşulan ortak dil) seyahat anlamına gelen sözcükten türemiştir. | Öneri |
| safari park | wildlife park | | Öneri |
| safety announcement | güvenlik anonsu | Yolculuğun başlamasının hemen ardından mürettebatça gemi veya uçağın güvenlik ve tahliye ekipmanının kullanılmasına dair verilen sözlü talimatlar. | Öneri |
| safety deposit | emanet | Otel vb. kurumlarca müşterilerinin değerli eşyalarının korunmasına yönelik verdikleri hizmet. | Öneri |
| safety deposit | emanet | 1. Korunmak için birine veya bir yere bırakılan eşya, kimse vb. | Öneri |
| safety deposit | emanet | 2. Bir kimseyle gönderilen şey. | Öneri |
| safety deposit | emanet | 3. Can. | Öneri |
| SAGTA | SAGTA | Okul & Grup Seyahat Birliği. | Öneri |
| sahib | sahib | Hindistan'da nezaketli hitap şekli. | Öneri |
| sail | yelken | Rüzgarı yakalamak üzere teknelerin direklerine takılan büyükçe kumaş parçası. | Öneri |
| sailboard | sailboard | Rüzgar sörfünde kullanılan direk ve yelkenli küçük tekne. | Öneri |
| sailboat | sailing boat | | Öneri |
| sailing boat (İng.) | yelkenli gemi | Yelkenle hareket eden gemi. | Öneri |
| sailing list | sefer listesi | Vapur tarifesi için kullanılan eski terim. | Öneri |
| sailing ticket | sefer bileti | Talebin çok yoğun olduğu dönemlerde kimi gemi ve feribot seferlerinde kullanılan bir kontrol dokümanı. | Öneri |
| sailplane | sailplane | Motorsuz sürekli uçuşta kullanılan havadan ağır bir uçak. Sailplane'ler yukarı yönlü rüzgarlar yardımıyla uçabilmeleri bakımından aralıksız olarak halata bağlı olan glider'lardan (bkz. glider) ayrılırlar. | Öneri |
| sales agency agreement | satış acentalığı sözleşmesi | İşverenin hizmetlerinin satışı amacıyla yapılan sözleşme. İşverenlerin çoğunun bu tip sözleşmeler için kullandıkları belirli bir biçim veya yapı vardır. | Öneri |
| salinity | tuzluluk | Sıvılarda, tipik olarak da denizlerde tuzun yoğunluğu. Tuzluluk ne kadar yüksek olursa suyun kaldırma kuvveti de o denli yüksek olur. | Öneri |
| sally port | çıkış kapısı | Savunan tarafın kendisinden çıkarak yarma harekatı düzenleyebileceği sur kapısı. | Öneri |
| saloon | | 1. Gemi salonu. | Öneri |
| saloon | | 2. (ABD) Bar. | Öneri |
| saloon | | 3. (İng.) Sürücüyle yolcu arasında ayırıcı bölme bulunmayan kapalı araba. | Öneri |
| saloon | | 4. (İng.) Dinlenme odası vs. olarak hizmet gören tren vagonu. | Öneri |
| saloon keeper | | Meyhaneci veya bar sahibi. | Öneri |
| salt | | Denizci (İngilizce'de bilgi ve deneyimi vurgulamak üzere "old salt" deyimi sık sık kullanılır). | Öneri |
| salt flat | tuzlu çanak | Tuzlu göllerin (bkz. tuzlu göl) buharlaşması sonucu meydana gelen tuzlu arazi. | Öneri |
| salt lake | tuzlu göl | Suyu tuzlu olan göl. | Öneri |
| salubrious | | Bir yerin veya iklimin sıhhatli oluşu. | Öneri |
| salvage | kurtarılan mal | Kaza vb. bir olayın ardından gemiden kurtarılan eşya ve yükler. | Öneri |
| salvage tug | kurtarma römorkörü | Hareket kabiliyetini yitirmiş gemileri kurtarmak üzere tasarlanmış römorkörler (bkz. römorkör). | Öneri |
| samovar | samovar | Rusça'da semaver. Uzun menzilli Rus trenlerinde bir zamanlar standart şeylerden. | Öneri |
| sampan | sampan | Uzak Doğu'da kullanılan küçük teknelere verilen isim. | Öneri |
| sample room | teşhir odası | Mallerın teşhi edildiği oda. | Öneri |
| sand yacht | land yacht | | Öneri |
| sandbank | kumla | Deniz veya akarsu içinde sığlık oluşturan kum yığını. | Öneri |
| sandbar | bar | | Öneri |
| Sargasso Sea | Sargasso Denizi | Atlas Okyanusu'nun sargasso adı verilen deniz yosunlarının adavari birikintiler oluşturduğu kuzey kesimi. | Öneri |
| satellite printer location | uydu yazıcı mahalli | Uydu bilet yazıcısının (bkz. uydu bilet yazıcısı) konumlandığı yer. Resmi IATA tanımı şöyledir: "Bir ülke içinde, aynı ülke içinde bir host mahallince (bkz. host mahalli) kontrol edilen akredite edilmiş bir acentenin (bkz. akredite edilmiş acente) | Öneri |
| satellite printer location | uydu yazıcı mahalli | * acentenin müşterisinin arazisi içinde bulunan (söz konusu müşteri acente veya tur operatörü olmamak kaydıyla), | Öneri |
| satellite printer location | uydu yazıcı mahalli | * halka açık olmayan, | Öneri |
| satellite printer location | uydu yazıcı mahalli | * tek işlevi uydu bilet yazıcısı aracılığıyla müşteri ya da müşteri çalışanlarına trafik dokümanları basmak/çıkarmak olan ve, | Öneri |
| satellite printer location | uydu yazıcı mahalli | * acente listesine uydu bilet yazıcısı mahalli olarak girilmiş olan | Öneri |
| satellite printer location | uydu yazıcı mahalli | iş yeri. | Öneri |
| satellite state | uydu devlet | Bir başka devlete bağımlı olan veya onun tarafından kontrol edilen küçük devlet. | Öneri |
| satellite ticket printer | uydu bilet yazıcısı | Acenteden uzak bir mahalde trafik dokümanları basa/çıkarabilen bilet yazısıcı (bkz. bilet yazıcısı). Uydu bilet yazıcıları ancak ilgili acente tarafından kontrol edilebilir. | Öneri |
| satellite town | uydu kent | Yakınında bulunduğu şehre bağımlı yerleşim yeri. | Öneri |
| SATH | SATH | 1. Engellilerin Seyahat İmkanlarını Geliştirme Derneği. | Öneri |
| SATH | SATH | 2. Engellilerin Seyahat İmkanlarını Geliştirme Derneği. | Öneri |
| satnav | satnav | (Satellite navigation) Uydulardan bilgi alma yoluyla seyir sistemi. Gemi ve uçaklarda giderek yaygınlaşmaktadır. | Öneri |
| saturation diving | satürasyon dalışı | Bedendeki tüm dokuların çözünmüş azota, ilgili derinlik bakımından, azami derecede doyduğu uzun süreli dalış. | Öneri |
| savannah | savan | Kuzey ve güney yarı kürelerde ekvatoral yağmur ormanlarına komşu tropik kırlar; Türkçe'de ağaçlı bozkır da denir. | Öneri |
| Saxon | Sakson | 5. ve 6.yy.larda İngiltere'nin bazı kısımlarını fetheden Cermen kavimleri, onlara ait ve onlarla ilgili olan. | Öneri |
| scale of map | harita ölçeği | Harita üzerindeki bir uzunluğu yeryüzündeki gerçek uzunluğa oranı. Örneğin haritadaki bir milimetrelik uzunluk gerçek arazide 25 metreye eşitse harita ölçeği 1:25.000'dir. | Öneri |
| Scandinavia | İskandinavya | Danimarka, Norveç ve İsveç'i kapsayan coğrafi bölge. Çoğunlukla Finlandiya ve İzlanda'yı da içine alacak şekilde genişletilir. | Öneri |
| scenery | | Bir arazi, toprak parçası vs.nin genel görünümü. | Öneri |
| scenic | manzaralı | Görünüş itibariyle cazibeli olan. | Öneri |
| schedule | program | program, tarife | Öneri |
| scheduled carrier | tarifeli taşıyıcı | Tarifeli sefer düzenleyen taşıyıcı. | Öneri |
| scheduled service | tarifeli sefer | Yolcu talebinden bağımsız olarak belirli noktalar arasında belirli zamanlarda işleyen sefer. | Öneri |
| scheduled territories | sterlin bölgesi | İngiliz para birimi sterlin alanı içinde bulunan, yani para birimleri İngiltere'ninkine sıkıya sıkıya bağlı olan ve aralarında olağan kur kontrollerinin işlemediği ülkeler için kullanılan eski terim. | Öneri |
| schooner | uskuna | İki veya daha fazla direkli ve yelkenleri yandan olan gemi. | Öneri |
| schooner | uskuna | 1. (ABD) Büyük bira bardağı. | Öneri |
| schooner | uskuna | 2. (İng.) Büyükçe kadeh, özellikle sherry için olanlar. | Öneri |
| schuss | schuss | Dümdüz aşağı inen kayak pisti. | Öneri |
| Scirocco | Siroko | Sahra Çölü'nden Akdeniz'e esen sıcak ve kuru yel. | Öneri |
| scree | dağ döküntüsü | Küçük, gevşek taşlar ve kayalarla kaplı dağ eteği. | Öneri |
| screw | uskur | Pervane | Öneri |
| scrub | fundalık | Küçük çalı ve gür ağaçlıklı arazi. | Öneri |
| scuba diving | sualtı dalışı | | Öneri |
| scupper | frengi deliği | Birikmiş suyun boşaltıması için geminin yanında bulunan delik. | Öneri |
| scupper | frengi deliği | Gemiyi kasten batırmak. | Öneri |
| scuttle | | 1. Gemi güvertesinde kapaklı açıklık. | Öneri |
| sea | deniz | Büyük ölçekli tuzlu su örtüsü. Büyüklüklerine göre on büyük on deniz: | Öneri |
| sea | deniz | * Güney Çin Denizi | Öneri |
| sea | deniz | * Karayip Denizi | Öneri |
| sea | deniz | * Akdeniz | Öneri |
| sea | deniz | * Bering Denizi | Öneri |
| sea | deniz | *Meksika Körfezi | Öneri |
| sea | deniz | *Ohotsk Denizi | Öneri |
| sea | deniz | *Doğu Çin Denizi | Öneri |
| sea | deniz | *Hudson Körfezi | Öneri |
| sea | deniz | *Japon Denizi | Öneri |
| sea | deniz | Andaman Denizi | Öneri |
| sea anchor | deniz demiri | Sürüklenmesini engellemek amacıyla gemiden atılan aygıt. | Öneri |
| sea breeze | imbat | Denizden karaya esen yel; deniz meltemi de denir. | Öneri |
| sea cock | deniz musluğu | Geminin su çizgisinin altında bulunup su alamya veya atmaya yarayan delik. | Öneri |
| sea legs | | Fırtınalı havalarda güvertede dolaşabilme kabiliyeti. Yolcunun bu beceriyi kazanması genellikle birkaç gün alır. | Öneri |
| sea sickness | deniz tutması | Geminin denizde sallanması nedeniyle hissedilen mide bulantısı. Kulaktaki denge organlarının düzeninin bozulması nedeniyle olur. | Öneri |
| sea travel | deniz yolculuğu | Gemi, hovercraft (bkz. hovercraft), hidrofoil (bkz. hidrofoil) vb. su taşıtlarıyla yapılan yolculuk. | Öneri |
| sea view | deniz manzaralı | Otellerde deniz manzaralı odalar müşterilerce epey rağbet görür ve bunun için genellikle bir miktar ilave ödeme yapmak gerekir. | Öneri |
| sea wall | deniz suru | Deniz gelecek saldırıları önlemek için yapılan surlar. | Öneri |
| seafront | | Kıyı yerleşimi veya kıyıdaki tatil merkezinin denize bakan kesimi. | Öneri |
| seaplane | | bkz. deniz uçağı. | Öneri |
| seashore | deniz kıyısı | Karanın denize yakın olan kesimi. | Öneri |
| season | mevsim | 1. Yılın birbirinden farklı iklimsel özelliklere sahip dört bölümünden her biri. Mevsimler arasındaki farklar kutuplara yaklaşıldıkça daha da belirginleşir. | Öneri |
| season | mevsim | 2. Seyahatte, talep veya etkinliklerin kesin ve tanımlanabilir düzeyde olduğu yılın belli dönemleri. | Öneri |
| season | mevsim | 3. Bazı atmosfer olaylarının çok belirdikleri zaman. | Öneri |
| season | mevsim | 4. Herhangi bir ekimin yapıldığı veya bir ürünün yetiştiği dönem. | Öneri |
| season ticket | abonman bileti | Verili bir dönem içinde seyahat, belli yerlere giriş vs. için geçerli olan bilet. | Öneri |
| seasonality | mevsimsellik | Mevsim farklılaşmasından ötürü ürün veya hizmetlere talepte görülen değişiklikler. | Öneri |
| seat belt | emniyet kemeri | Kaza ve sert bir hareket durumunda yolcuları içinde oturdukları taşıtların koltuklarında tutan aygıt. | Öneri |
| seat only | seat only | Havayolunda charter (bkz. charter) seferlerinde kendisine bağlı bir otel konaklamasının bulunmadığı koltuk. İngiltere'de charter uçuşlarında bir tatil paketinin bir parçası olmayan koltukların satılması yasa dışı bir uygulamadır. Dolayısıyla "seat only" satışı aslında bir paket tur satışıdır fakat burada ilgili konaklama o kadar ucuzdur ki yolcular bunu kullanmaz. Bu uygulama kuralların (ve tarifeli taşıyıcıların, bkz. tarifeli taşıyıcı) bypass edilmesinden başka bir şey olmadığından çoğu ülke böylesi düzenlemeler yoluyla gelen turistleri kabul etmeyecektir. | Öneri |
| seat rotation | koltuk rotasyonu | Otobüslü turlarda yolcuların düzenli aralıklarla yer değiştirdikleri ve böylece herkesin daha iyi koltuklarda oturma fırsatı bulduğu sistem. | Öneri |
| seating plan | oturma planı | Bir araç, salon vs.de koltukların dağılım ve planını gösterir şekil. | Öneri |
| seaward | | Denize doğru. | Öneri |
| seaway | deniz yolu | Deniz ve haliç kıyılarındaki karayolu. | Öneri |
| second | saniye | 1. Bir dakikalık sürenin altmışta biri. | Öneri |
| second | saniye | 2. Bir derecelik eğrinin altmışta biri. | Öneri |
| second class | ikinci sınıf | 1. Aslen, yolcuları birinci, ikinci ve üçüncü sınıf vagonlarda taşıyan trenlere uygulanan bir ifade. Trenlerin çoğunda artık iki sınıf bulunmaktadır, birinci ve ikinci, ya da İngiltere'deki gibi birinci ve standart. | Öneri |
| second class | ikinci sınıf | 2. Bazen oteller için kullanılan bir deyim. Tam olarak tanımlamak güç, çünkü çok çeşitli sınıflama sistemi kullanılmaktadır. Birinci veya de luxe (bkz. de luxe) sınıflardan daha düşük olduğu muhakkak; dünyanın daha az gelişmiş kesimlerinde kaçınılması yerinde olur. | Öneri |
| second class | ikinci sınıf | 3. Kalitesiz ürün, hizmet vs. için kullanılan ifade. | Öneri |
| second sitting | | Gemide iki öğünün ikincisi. | Öneri |
| sector | sektör | 1. Muhtelif ayak (bkz. ayak (I)) ve segmentleri (bkz. segment) kapsayabilen bir güzergah veya yolculuğun tamamı. | Öneri |
| sector | sektör | 2. Bölüm, kesim. | Öneri |
| security | güvenlik | | Öneri |
| security tax | güvenlik harcı | Terörist eylemleri tespit edebilmek için yolcu ve bagajlarının kontrol edilmesinin maliyetini karşılayabilmek amacıyla alınan tutar. | Öneri |
| sedan | sedan | 1. Aslen, ulaşım amaçlı olarak iki hamalca taşınan koltuk. | Öneri |
| sedan | sedan | 2. (ABD) Aile arabası. | Öneri |
| segment | segment | Yolcununun taşıta binmeyle taşıttan inmesine kadar yolculuğu oluşturan kısım. Söz konusu taşıt yolu üzerinde birkaç defa durabileceğinden bir segment birkaç ayaktan oluşabilir. Bkz. aynı zamanda ayak (I). | Öneri |
| seiche | seiche | Gelgit hareketlerinden ziyade hava basıncı değişikliklerine bağlı olarak göl vb. su kütlelerinde meydana gelen değişiklik. | Öneri |
| seif | seif | Uzun ve ince kumul. | Öneri |
| self-catering | self-catering | Konukların kendi yemeklerini kendilerinin hazırlamalarına izin veren veya bunu bekleyen konaklama tipi. | Öneri |
| self-drive | self-drive | Araba kiralamada, kiralayanın kendisinin kullandığı araba. | Öneri |
| self-righting | | Alabora olması halinde otomatik olarak düzgün duruma gelen küçük bot. | Öneri |
| selling point | satış noktası | Tatil veya başka bir düzenlemenin potansiyel müşterilerin hoşuna giden özelliği veya yanı. | Öneri |
| semaphore | semafor | 1. Elde tutlan bayrakların kullanıldığı eski bir işaretleşme yöntemi. Burada her pozisyon bir harfe karşılık geliyordu. | Öneri |
| semaphore | semafor | 2. Demiryollarında, renkli ışıklar yerine kol hareketinden yararlanan işaret. | Öneri |
| semi-basement | | Kısmen zeminin altında bulunan bina katı. | Öneri |
| semi-tropical | sub-tropical | | Öneri |
| senior citizen | | İhtiyar ya da emekli kimse. | Öneri |
| SEO | SEO | Etkinlik Organizatörleri Derneği. | Öneri |
| sepulchre | | Kaya mezarı veya taş ya da kayadan yapılma mezar. | Öneri |
| serein | serein | Tropik bölgelerde zaman zaman bulutsuz gökyüzünden düşen ince yağmur. | Öneri |
| serial number | seri numarası | Doküman üzerinde, söz konusu dokümanın parti içindeki konumunu belirten rakam veya kod. | Öneri |
| service area | servis alanı | Yakıt almak, dinlenmek vs. için yol kenarlarında bulunan alan. | Öneri |
| service bus | | (Avustralya) Otobüs. | Öneri |
| service charge | hizmet masrafı | Belirli bir hizmetin maliyetini karşılamak üzere alınan ilave tutar. Bu tür masraflar güya geleneksel bahşişin yerini almak amacındadır, fakat birçok işletme ikisini de almak peşindedir. Teorik olarak, hizmet yetersize müşterinin hizmet masrafını hesaptan düşme hakkı vardır. | Öneri |
| service industry | hizmet sektörü | Seyahat gibi, maldan ziyade hizmet sunan faaliyet alanı. | Öneri |
| service station | servis istasyonu | Otomobille gezen kimselere yakıt ve diğer hizmetleri sunan işletme. | Öneri |
| serviced acommodation | | Otel gibi işletmelerin konaklama yanında çeşitli hizmetler de sunduğu konaklama biçimi. | Öneri |
| set down | | Yolcuları indirmek. | Öneri |
| set meal | fiks menü | Yemek seçme durumu olmayan öğün. | Öneri |
| seven seas | yedi denizler | Dünyanın okyanusları. Bkz. okyanus. | Öneri |
| sex tourism | seks turizmi | Ziyaretçileri cinsel ilişki arayabilecekleri destinasyonlara cezb eden turizm türü. Birçoklarınca kınanmakla birlikte Tayland, Küba gibi ülkelerde yaygın. | Öneri |