|
| pool | yüzme havuzu | | Öneri |
| price | fiyat | | Öneri |
| Purchase | Satınalma | | Öneri |
| pipeline | boru hattı | | Öneri |
| proficiency | ustalık | yeterlik | Öneri |
| per person | adam başına | | Öneri |
| payment | ödeme | | Öneri |
| perfect | harika | | Öneri |
| property | mal,mülk,mülkiyet ,emlak | | Öneri |
| permafrost | kutuplarda bulunan donmuş kara parçaları | | Öneri |
| parity | eşlik | | Öneri |
| phoenicia | fenike | | Öneri |
| pick up | kaldırmak | 1-kaldırmak
2-toplamak
3-iyileşmek
4-ilerlemek, gelişmek | Öneri |
| price, cost | bedel | | Öneri |
| planning | planlama | | Öneri |
| pump,waterpump | tulumba,pompa | | Öneri |
| posting | kayıt | 1-bir açık hava reklamının yerine yerleştirilmesi
2-atama
3-postalama | Öneri |
| platform, landing | platform | | Öneri |
| parasol | plaj şemsiyesi | | Öneri |
| plane | düzlem | | Öneri |
| potato | patates | | Öneri |
| palace | palas | saray | Öneri |
| public relations | halkla ilişkiler | | Öneri |
| purchasing rate | satın alım oranı | satın alma sürati, satın alma oranı | Öneri |
| price gap | ücret farkı | fiyat farkı anlamında kullanılır ise: price gap, price difference
maaş farkı anlamında kullanılırsa: wage differential, pay gap | Öneri |
| peçete | tissue | kâğıt mendil | Öneri |
| potboy | bulaşıkçı | lokantada bulaşıkçılık yapan kişi | Öneri |
| proposal | teklif | | Öneri |
| paid out | ödenmiş | hesaptaki borcun ödenerek silinmesi | Öneri |
| power socket,wall plug,jack,connector | priz | | Öneri |
| pleat | pasta | | Öneri |
| proceeding | işlem, muamele | | Öneri |
| par remittance | (US) bir çekin parite üzerinden havalesi | | Öneri |
| person | kişilik | kullanımı: for(kişi adedi)person. Örnek: for three person
| Öneri |
| platter lift | tabak asansörü | Restaurantlarda, çok katlı binaların genellikle mutfağında kullanılan asansör. Mutfak terimi. | Öneri |
| p.o.d. | Teslimde ödemeli | | Öneri |
| Paid | Ödendi | pd | Öneri |
| plank | döşemelik tahta | | Öneri |
| plain paper | boş kağıt | | Öneri |
| passenger | yolcu | | Öneri |
| purpose | amaç | 1-niyet
2-karar | Öneri |
| payroll | bordro | 1-maaş çizelgesi / cetveli
2-nakit olarak ödeme yapılan çalışanlara ücretlerini ödemek için gerekli olan nakit tutarı | Öneri |
| public housing, mass housing | lojman | | Öneri |
| proofreading | düzeltme | | Öneri |
| permanence | süreklilik | | Öneri |
| pantry | kiler | | Öneri |
| p.m. | p.m. | Post meridiem. Gündüz saat 12 ile geceyarısı saat 12 arasındaki zaman dilimi. | Öneri |
| Pacific | Pasifik | bkz. okyanuslar. | Öneri |
| Pacific Rim | Pasifik Kenarı | Pasifik Okyanusu'nu çevreleyen ülkeler, özellikle doğu Asya ülkeleri. | Öneri |
| package holiday | paket tatil | AB yasalarına dar tanımı şöyledir: "Aşağıdakilerden en az ikisinin önceden düzenlenmiş kombinasyonunu kapsayacak şekilde satılması veya satışa sunulması halinde ve hizmetin 24 saatten uzun bir süreyi ya da bir gecelik konaklamayı kapsaması: (a) ulaşım; (b) konaklama; (c) ulaşım veya konaklamaya yardımcı olmayan fakat paketin önemli bir kısmını teşkil eden diğer turist hizmetleri." Başka bir deyişle, seyahatten başka şeyleri de içeren düzenlemeler paket tanımına girer. | Öneri |
| Package Travel, Package Holidays And Package Tours | Paket Seyahat, Paket Tatiller ve Paket Turlar Yöne | AET Konseyi Kararnamesi 90/314 kapsamında kabul edilen ve meslekte "AB Kararnamesi" olarak bilinen yönetmelikler, AB çapında tüketiciyi koruma çabalarının uyumlu hale getirilmesinin somutlaştırılmasıdır. Buna göre, hükümlerinin ihlali cezai suç kapsamına girebilir. | Öneri |
| Padania | Padanya | İtalya'nın Umbria ve Toskanya'dan kuzeyde kalan kısımlarına verilen isim. Kuzey İttifakı adlı parti bu kesimin AB içinde bağımsız bir ülke haline gelmesini savunuyor. | Öneri |
| paddle steamer | yandan çarklı | Yanları veya gövdesindeki çarklarla hareket eden tekne, gemi. | Öneri |
| page | | Otel vb. ortamlarda bir kimseyi çağırmak. Başlangıçta bu işlem çağrılan kişinin adını seslenen veya gösteren bir başkası tarafından yapılırdı; günümüzdeyse genellikle anons sistemiyle yapılmaktadır. | Öneri |
| pagoda | pagoda | Özellikle Uzak Doğu ülkelerinde yaygın, çok katlı kulelerden oluşan Hindu veya Budist mabetleri ya da kutsal yapıları. | Öneri |
| PAI | PAI | Bireysel kaza sigortası. Kiralık taşıtta sürücü ve yolcuların yaralanması ve ölümüne yol açan kazaları kapsayan opsiyonel sigorta. Olağan seyahat sigorta poliçelerinde bu durum zaten kapsandığı için bunu satın almanın pek mantığı yok. | Öneri |
| painter | palamar halatı | Tekneleri bağlamaya yarayan kısa halat. | Öneri |
| palatial | saray gibi | Konaklamada çok lüks yerler için kullanılan ifade. | Öneri |
| pampas | pampalar | Güney Amerika'nın geniş ve ağaçsız bozkırları. | Öneri |
| Pampero | Pampero | Güney Amerika'da And Dağları'ndan Atlas Okyanusu'na doğru esen sert, soğuk rüzgar. | Öneri |
| pandemic | pandemik | Neredeyse kontrolden çıkmak üzere ve çok yayılmış olan salgın hastalık. | Öneri |
| panhandle | | Bir devletin bir başka devletin topraklarının içine doğru girinti yapan toprak şeridi. | Öneri |
| panorama | panorama | Çevrenin kesintisiz manzarası. | Öneri |
| Papal States | Papalık Devletleri | Tarihsel olarak Papa'ya ait olmuş olan orta İtalya devletçikleri. | Öneri |
| paper | | 1. İngilizce'de, taşıyıcıların her birininin kendi ayrı basılmış biletlerinin olduğu devirlerde kullanılan bilet vb. dokümanlar için kullanılan yaygın terim. | Öneri |
| paper | | 2. Tiyatroda ücretsiz bilet dağıtmak. | Öneri |
| par of exchange | parite kuru | Bir para biriminin bir başka para birimi nezdindeki tanınmış değerini ifade eden resmi terim. | Öneri |
| parador | parador | İspanya'da devletin sahip olduğu otel. Çoğunlukla eski şato veya diğer tarihi binalardan dönüştürülüp yüksek konaklama standartları sunarlar. Olağan ticari konaklamanın pek mümkün olmadığı bölgelerde daha çok görülürler. | Öneri |
| paragliding | paragliding | Kişilerin sırtlarına iliştirilmiş paraşütvari bir sayvanla belli bir yükseklikten atladıkları havacılık sporu. | Öneri |
| parallel | paralel | 1. Yan yana ve birbirini kesmeden uzayıp giden, koşut. | Öneri |
| parallel | paralel | 2. Enlem (bkz. enlem) çizgisi. | Öneri |
| paramotoring | paramotoring | Kişilerin motorlu pervaneyle hareket eden bir paragliding sayvanı kuşanarak uçtuğu havacılık sporu. | Öneri |
| parasailing | parasailing | Paraşütlü kişilerin su motorlarınca çekildiği havacılık sporu. | Öneri |
| parascending | parascending | Temel paraşütçülük sporları için kullanılan genel ad. Bkz. parasailing, paragliding. | Öneri |
| paratyphoid | paratifo | Tifoya benzer, fakat farklı veya ilişkili ajanların (mikroplar) yol açtığı hastalık. | Öneri |
| parish | | 1. Kendi kilisesi ve cemaati olan bölge. | Öneri |
| parish | | 2. Kaymakamlığa benzer idari bölge. | Öneri |
| parkway | | 1. (ABD) Açık ve manzaralı anayol. | Öneri |
| parkway | | 2. (İng.) Geniş park imkanları olan, genellikle yerleşimlerin dış kesimlerinde bulunan tren istasyonu. | Öneri |
| Pars | Pars | TWA ve Northwest Airlines tarafından kullanılan GDS (bkz. Küresel dağıtım sistemi). | Öneri |
| part charter | kısmi charter | Tur operatörlerinin, uçağın tamamını kiralamaktansa belli koltukları kiraladığı düzenleme. | Öneri |
| partner fare | arkadaş tarifesi | İndirimli fiyattan eşlik eden kişiye çıkarılan özel tarife. | Öneri |
| partner hotel | ortak çalışılan otel | | Öneri |
| party | taraf | 1. Grup anlamına gelecek şekilde kullanılan sözcük. | Öneri |
| party | taraf | 2. İstekleri, düşünceleri farklı olan kişi veya topluluklardan her biri. | Öneri |
| party | taraf | 1. Ön, arka, sağ, sol vs. yanların her biri. | Öneri |
| party | taraf | 2. Yön, yan, doğrultu. | Öneri |
| party | taraf | 3. Yöre, yer. | Öneri |
| party | taraf | 4. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. | Öneri |
| party | taraf | 5. Bir şeyin belli bir bölümü, kısmı. | Öneri |
| pass | geçit | 1. Dağ vb. içinden geçen dar yol. | Öneri |
| pass | geçit | 2. Geçmeye yarayan yer. | Öneri |
| pass | paso | Bir hizmetten ücretsiz faydalanma veya bir tesise ücretsiz giriş sağlayan izin belgesi. | Öneri |
| passage | | Bazı hallerde seyahat anlamında kullanılan sözcük. | Öneri |
| passenger | yolcu | Sürücü veya mürettebattan başka herhangi bir taşıtta seyahat eden kimse. | Öneri |
| passenger | yolcu | 1. Yolculuğa çıkmaya hazırlanan kimse. | Öneri |
| passenger | yolcu | 2. Doğması beklenen çocuk. | Öneri |
| passenger | yolcu | 3. İyileşmesi umutsuz hasta. | Öneri |
| passenger coupon | yolcu kuponu | Yolcuda kalan bilet veya voucher kupon veya kuponları. Yolcu kuponları genellikle taşıma koşullarının ayrıntılarını verir ve bazen de bagaj belgesi işlevi görür. | Öneri |
| passenger mile | yolcu mili | Bir mil taşınan bir yolcu. Yolcu adedi kat edilen mille çarpılınca söz konusu taşıyıcı için toplam yolcu/mil rakamı elde edilir. | Öneri |
| passenger name record | yolcu isim kaydı (PNR) | Rezervasyon bilgisayarında saklanan rezervasyon bilgileri için kullanılan havayolları meslek içi terimi. | Öneri |
| passenger space ratio | yolcu yeri oranı (PSR) | | Öneri |
| passenger transport authority | yolcu ulaştırma otoritesi | Toplu taşımacılık hizmetlerini kontrol etmek üzere kurulmuş kamu örgütü. | Öneri |
| Passover | Fısıh Bayramı | İsrailoğullarının Mısırlılardan kurtuluşunu kutlayan Musevi bahar bayramı. | Öneri |
| passport | pasaport | Taşıyıcısının kendisininkinden başka ülkelere seyahat etmesine imkan tanıyan kimlik belgesi. | Öneri |
| passport control | pasaport kontrolü | Liman, havalimanı veya sınırda yolcuların pasaportlarını ibraz etmek zorunda oldukları nokta. | Öneri |
| PATA | PATA | Pasifik ve Asya Seyahat Acenteleri Birliği. | Öneri |
| path | | bkz. patika. | Öneri |
| path | | Bir taşıtın izlediği belirlenmiş rota. | Öneri |
| patio | | 1. Evlere bitişik parke taş kaplı alan. | Öneri |
| patio | | 2. İspanyol veya Latin Amerika evlerinin iç avlusu. | Öneri |
| patois | | Belli bir bölgenin, ülkenin resmi dilinden epey farklılık gösterebilen yerel ağzı. | Öneri |
| patriality | | Ebeveyn ya da onların ebeveyninin İngiltere'de doğmuşlukları nedeniyle orada yaşama hakkı. | Öneri |
| pavé | pavé | Fransızca'da parke taşlı yol, cadde veya patika. | Öneri |
| pavement | | 1. (İng.) Kaldırım. | Öneri |
| pavement | | 2. (ABD) Yolun taşıtlarca kullanılan kısmı ya da yüzeyi. | Öneri |
| pax | pax | Yolcular ya da konaklayanlar anlamına gelen yaygın kısaltma. | Öneri |
| payload | ticari yük oranı | Gelir kazandıran nitelikteki yükün toplam yüke oranı. Yolcu, kargo veya her ikisi birden olabilir. | Öneri |
| peak season | | Yüksek sezonun (bkz. yüksek sezon) İngilizce'de bir diğer adı. | Öneri |
| Ped Xing | | Yaya geçidi. | Öneri |
| pedalo | deniz bisikleti | Pedalla çalışan küçük, eğlencelik bot. | Öneri |
| pedicab | | Pedalla çalışan hafif fayton. | Öneri |
| pedometer | pedometre | Yürüyen kişi tarafından kuşanılan ve yürünen mesafeyi ölçen araç. | Öneri |
| pedway | yaya yolu | Kentsel alanlarda yayalar için yapılmış yol, rota. | Öneri |
| penalty fare | cezalı tarife | Geçerli bileti ya da yolculuk yaptığı sınıf ve/veya rotada seyahat etme yetkisi olmaksızın yolculuk yapan yolcudan, genellikle ilave bir tutarla alınan bilet ücreti. | Öneri |
| peninsula | yarımada | Üç yanı suyla çevrili ya da denize doğru çıkıntı yapan ve ana karayla nispeten dar bir bağlantısı olan kara parçası. | Öneri |
| pension | pansiyon | Küçük oteller için kullanılan Avrupa kökenli bir terim. Kimi derecelendirme sistemleri bir yerin otel olarak kategorize edilebilmesi için asgari koşullar şart koşar, bunların karşılanmadığı hallerdeyse ilgili yere pansiyon adı verilebilir. | Öneri |
| penthouse | çatı katı | Binaların tepesindeki daireler. En yüksekteki (ve genellikle de en iyi) odalarını ifade için sıklıkla otellerce kullanılan bir terim. | Öneri |
| peoples | halk | Topluluk, kabile, ırk, ulus vs.yi meydana getiren insanlar. | Öneri |
| per diem | diem | | Öneri |
| perestroika | perestroika | Siyasal sistemin yeniden yapılanması anlamına gelen Rus ifadesi. Eski Sovyetler Birliği'nde bunun uygulanması birçok yeni devletin doğuşuyla sonuçlandı. | Öneri |
| perishability | bozulabilirlik | Bozulabilir olan her şey kullanılmadığı takdirde çabucak kullanılmaz hale gelir. Birçoklarınca taze meyve gibi mallara yakıştırılmakla birlikte seyahatte de önemli bir yeri vardır bu kavramın. Belirli bir uçuştaki boş koltuk, uçağın kapısı kapanır kapanmaz bozuluverir. Koltuğun kendisi orada olsa da söz konusu uçuşla ilgili olarak aynı koltuk bir daha asla satılamaz. | Öneri |
| permafrost | permafrost | Kuzey ve güneyin yüksek enlemlerinde görüldüğü gibi buzu çözülmeyen toprak-altı. Permafrost durumu inşaatçılar için sıkıntı yaratabilir zira bu tabaka üzerine kurulacak herhangi bir yapı, ısının iletimi yoluyla zeminin erimesine yol açabilir ve bu da binanın sağlamlığını etkileyebilir. | Öneri |
| permanent way | | Demiryolunun tamamlanmış ray hattı. | Öneri |
| Perpendicular | Amudî | Gotik mimarinin İngiltere'de 15. ve 16.yy.larda popüler olmuş bir türü. Büyük pencerelerdeki dikey yaparaksı süslerle ayrılır. | Öneri |
| personal accident insurance | bireysel kaza sigortası | (PAI)Kaza sonucu belirli yaralanmalar durumunda sigortalıya belirli bir tutarın ödenmesi anlamına gelen terim. Böyle bir poliçe tipik olarak ölüm, uzuvlardan birinin kaybı veya kalıcı sakatlık gibi yaralanmalarda ödeme yapar. | Öneri |
| personal liability insurance | bireysel sorumluluk sigortası | Sigortalının üçüncü bir tarafa karşı haksız bir fiil işlemesi halinde onun yasal sorumluluğunu kapsayan sigorta. Ödeme ancak sigortalının üçüncü tarafa karşı söz konusu fiili işlediğinin saptanmasıyla gerçekleşir. Yani, teorik olarak üçüncü tarafın yasal yollara başvurması ve kendi lehinde bir karar çıkartması gerekir. | Öneri |
| personal money insurance | bireysel para sigortaı | Taşınan veya güvenli bir şekilde saklanan paranın kaybına kapsayan sigorta. Para kaybı yaygın olduğu için sigorta şirketleri bunun poliçesine çok sıkı koşullar getirmektedir. | Öneri |
| personla possessions insurance | kişisel eşya sigortası | Hasar gören ya da çalınan kişisel eşyaların yerine yenisinin alınmasını (ya da mümkünse tamir edilmesini) karşılayan sigorta. Eşyaların bir yere giderken kaybolması durumunda bunlardan "aciliyet" gerektirenlerin (örneğin, giyim) alımını da kapsar. | Öneri |
| PEX | PEX | Genellikle aynı gün içinde yer ayırtıp seyahat eden yolculara sunulan bir çeşit "excursion fare" (excursion fare). | Öneri |
| phaeton | fayton | Dört tekerlekli, atlı binek arabası. | Öneri |
| phaeton | fayton | (ABD) Bağ gezmek için kullanılan araba. | Öneri |
| Phoenician | Fenikeli | Güney Suriye ve Lübnan'da kurulu eski Fenike'nin Sami halkı. | Öneri |
| phonetic alphabet | sesçil alfabe | Seyahat sektöründe uluslar arası düzeyde resmi olarak kullanılan bir sesçil alfabe mevcuttur. Uluslar arası havayolları ve trafik kontrolü dilinin İngilizce olmasından dolayı söz konusu alfabe de aşağıdaki gibi İngilizce'dir: (Türkçe'de Rize'nin "R"si, Trabzon'un "T"si dendiği gibi) | Öneri |
| phonetic alphabet | sesçil alfabe | Alpha, Bravo, Charlie, Delta, Echo, Foxtrot, Golf, Hotel, India, Juliet, Kilo, Lima, Mike, November, Oscar, Papa, Quebec, Romeo, Sierra, Tango, Uniform, victor, Whisky, X-ray, Yankee, Zulu. | Öneri |
| physical feature | fiziki özellik | Arazinin (bina veya başka bir yapıya karşılık olarak) bir parçasını (dağ, göl gibi) oluşturan özellikler. Fiziki özelliklerin çoğu doğal oluşumlardır, ancak buradaki tanım gereği öyle olmak zorunda değiller. Seyahat sektöründe fiziki özelliklerin önemli olanları tatil seçimlerini etkileyen nitelikte olanlardır. Bu bakımdan Alp dağları kayakçılar için, Norfolk Düzlükleri (suni yollardan oluşturulmuş bir özellik) ise tekne ve balık hayranları için önemlidir. | Öneri |
| physical geography | fiziki coğrafya | Fiziksel özelliklerle ilgilenen coğrafya dalı. | Öneri |
| piazza | piazza | İtalya'da halka açık meydan. | Öneri |
| picnic | piknik | Açık havada yenilen yemek. | Öneri |
| picnic site | piknik alanı | Yolcuların durup piknik yapabilecekleri yer. | Öneri |
| pictogram | piktogram | Stilize imgeler aracılığıyla yaratılan anlamlı işaret veya simge. Üzeri çapraz çizgili sigara işaretinin sigara içmenin yasak olduğunu belirtmesi, bunun iyi bir örneğidir. Piktogramlar, çok sayıda yabancı yolcunun bulunduğu havaalanları gibi yerlerde olası zorlukları aşmanın iyi bir yöntemidir. | Öneri |
| pictograph | piktograf | 1. Bkz. piktogram. | Öneri |
| pictograph | piktograf | 2. Resim biçimli eski hiyeroglig yazısı. | Öneri |
| pidgin | pidgin | Ortak dilleri olmayan insanlar arasında iletişim için kullanılan ve genellikle çeşitli dillerden kelimeler içeren basitleştirilmiş diller. | Öneri |
| pidgin English | pidgin İngilizcesi | İngilizce'den bozma pidgin (bkz. pidgin). | Öneri |
| piece concept | parça konsepti | İzin verilen bagaj miktarında ağırlığın değil ebat ve sayının esas alındığı havayolu bagaj sistemi. | Öneri |
| pied-a-terre | pied-a-terre | Ara sıra kullanım için tutulan ev, daire vs. | Öneri |
| piedmont | dağ eteği | Dağ kenarından düzlük araziye inen hafif eğimli kesim. | Öneri |
| pier | iskele | 1. Deniz taşıtlarının yanaştığı, direkler üstünde denize, göle vs. uzanan yapı. | Öneri |
| pier | iskele | 2. Havaalanı terminal binasından uçak durağına doğru uzanan çıkıntı yapı. | Öneri |
| pier | iskele | 1. Kıyıya yanaşan taşıta uzatılan eğreti köprü. | Öneri |
| pier | iskele | 2. Vapur uğrağı olan şehir veya kasaba. | Öneri |
| pier | iskele | 3. İç kesimde bulunan bir yerin kendine en yakın olan deniz taşıt uğrağı veya demiryolu durağı. | Öneri |
| pier | iskele | 4. Yapıların dışında keresteden kat kat kurulan, çalışmak için üstüne çıkılan çatı. | Öneri |
| pier | iskele | 5. Geminin sol yanı. | Öneri |
| pier | iskele | 6. Işıkların yerleştirilmesi, ışıkçıların dolaşabilmesi için stüdyolarda tavana yakın yerde duvarı çepeçevre saran çıkıntı. | Öneri |
| pilgrim | | Kutsal bir yeri dini sebeplerle ziyaret eden kimse. Bkz. hac. | Öneri |
| pilgrimage | | Hacıların yaptığı yolculuk. Bkz. hacı. | Öneri |
| pillar valve | | Dalış tüpünün bir ucuna takılan bir cins subap. | Öneri |
| pilot | pilot | 1. Uçak kullananan kimse. | Öneri |
| pilot | pilot | 2. Deneme niteliğinde olan. | Öneri |
| pilot | kılavuz kaptan | Gemileri limanlara sokup çıkarmada yol gösterme yetkisine sahip kimse. Bu kimse, kaptanına söz konusu giriş çıkış işlemi hususunda önerilerde bulunmak üzere gemiye çıkar. | Öneri |
| pinnace | | Genellikle motorlu filikalara verilen isim. | Öneri |
| Pioneer Club | Pioneer Club | USTTA (bkz. USTTA) eğitim programına katılmış olan (ardından da ABD'yi ziyaret eden) İngiliz ihtisas seyahat seyahat acentelerinin kurduğu bir kuruluş. | Öneri |
| PIR | property irregularity report | | Öneri |
| pissoir | pisuvar | Su dökme yeri. | Öneri |
| piste | piste | Kayak pisti. | Öneri |
| piste basher | piste groomer | | Öneri |
| piste groomer | piste groomer | Kayak pistlerini düzeltmek üzere tasarlanmış, son derece geniş paletli büyük traktör. "Piste basher" ya da "kar kedisi" olarak da bilinir. | Öneri |
| piston engine | pistonlu motor | Uçaklarla ilgili olarak kullanıldığında çoğu arabalarda da kullanılan içten yanmalı motoru ifade eden terim. Pistonlu motor kullanan uçaklar ya küçük, ya eski ya da ikisi birdendir. | Öneri |
| PIT | PIT | Polska İzba Turystiycna. | Öneri |
| pitch | | 1. Uçaklarda bir koltuğun ön kenarıyla arkasındaki koltuğun ön kenarı arasındaki mesafe. | Öneri |
| pitch | | 2. Geminin baş kıç vurması, yani öne ve arkaya yalpa yapması. | Öneri |
| pizza pie | snowplough | | Öneri |
| place name | yer adı | Bir köy, kasaba vs.ye verilen ad. | Öneri |
| plague | veba | 1. Çoğunlukla sıçanların yayılmasına neden olduğu bulaşıcı bir bakteryal hastalık. | Öneri |
| plain | ova | Az ağaçlıklı eğimsiz, düz arazi için kullanılan genel ad. | Öneri |
| plan management | plan yönetimi | Uygulanabildiği farklı bölgelerde Borçlandırma ve Geri Ödeme Planının (bkz. borçlandırma ve geri ödeme planı) yönetimi, işletmesi ve gelişiminden acente idarecisine (bkz. acente idarecisi) karşı sorumlu olan ilgili IATA departmanı için kullanılan IATA terimi. Bir Plan bölgesinin plan yönetiminin yerel temsilcisini de içerir ve söz konusu yerel temsilci aynı zamanda acente satış müdürü de olabilir. | Öneri |
| plane | | 1. Uçak. | Öneri |
| plane | | 2. Bir teknenin tam hızla ilerlerken gövdesinin ön kısmının su yüzeyiyle teması kesilecek ölçüde kalkması. | Öneri |
| plat du jour | plat du jour | "Günün yemeği" anlamına gelen Fransızca catering terimi. Yani, aşçıbaşının o gün için önerdiği yemek. | Öneri |
| plate | levha | 1. Bilet onaylama makinesinde kullanılan küçük kabartmalı metal plaka. Farklı levhalar taşıyıcı ve bileti basan acente hakkında ayrıntılar içerir. | Öneri |
| plate | levha | 2. Yer kabuğunu oluşturan büyük parçalardan her biri. Bkz. levha tektoniği. | Öneri |
| plate | levha | 3. Bir yere asılmak için yazılmış yazı. | Öneri |
| plate | levha | 4. Tabela. | Öneri |
| plate tectonics | levha tektoniği | Yeryüzünün sıvı özü üzerindeki yer kabuğu levhalarının hareketiyle ilişkili ve zaman zaman volkanik ve depremsel olgulara yol açan fiziksel durum. | Öneri |
| plateau | yayla | Yüksekte yer alan büyükçe ve düz toprak parçası. | Öneri |
| platform | platform | 1. Tren istasyonlarında yolcuların binmesine ve inmesine yarayan yükseltilmiş alan. Her ülkenin ve her istasyonun tren istasyonlarında platformlar bulunmayabilir, ki bu durum yolcuların yüklerini indirip bindirmelerini epey zorlaştırabilir. | Öneri |
| playa | playa | İspanyolca'da, sahil. | Öneri |
| plaza | plaza | İspanyolca konuşan ülkelerde pazar yeri ya da meydan. | Öneri |
| Plimsoll line | Plimsoll çizgisi (ya da işareti) | Geminin gövdesi üzerinde teknenin güvenlikle yüklenebildiği bir dizi çizgi. Suyun tuzlu veya tatlı, mevsimin yaz veya kış vs. oluşuna göre çeşitli seviyeleri belirten çeşitli çizgiler vardır. (Samuel Plimsoll, 1824-1898) | Öneri |
| ply | | İki veya daha çok nokta arasında düzenli seferler yapmak. | Öneri |
| ply for hire | | Özellikle taksi gibi taşıtların insanlara ad hoc (bkz. ad hoc) esasına dayalı hizmet sunması. | Öneri |
| PNR | passenger name record | | Öneri |
| point of sale display | satış noktasında sergileme | Bir ürün veya hizmetin promosyonunu yapan bir materyalin, söz konusu ürün veya hizmetin sunulduğu yerde kullanımını ifade eden bir pazarlama terimi. Seyahat sektöründen bir örnek: belirli bir destinasyonun promosyonunu yapan bir reklam panosu. | Öneri |
| point-to-point air fare | noktadan-noktaya hava tarifesi | Yalnızca belirlenmiş iki nokta arasında geçerli olan, yol üzerinde bir ara noktada konaklamaya ve başka tarifelerle birleştirilmeye imkan tanımayan tarife. | Öneri |
| polar | kutupsal | Kutuplarla (bkz. kutuplar) ilgili veya onlara ait olan. | Öneri |
| polder | polder | Denizden kazanılmış toprak. Hollanda gibi düşük rakımlı alanlara sahip ülkelerde yaygındır.
Ek bilgi: Hollanda ve Belçika’da deniz seviyesinden aşağıda bulunan ve denizden setlerle ayrılarak kurutulmuş ekim toprağı
| Öneri |
| pole star | kutup yıldızı | Küçük Ayı takım yıldızının bir üyesi olan, gerçek kuzey yönünde görünen ve dünyaya nispetle sabit duran yıldız. | Öneri |
| poles | kutuplar | Yerkürenin en kuzey ve en güney noktaları; Yerküre kutupları birleştiren çizgi ekseninde döner. Gerçek kuzey ve gerçek güney kutupları esas alır. Manyetik kuzey ve güneyse manyetik pusulaların gösterdiği yöndür ve gerçek kuzey ve gerçek güneyle pek örtüşmezler. Dahası, manyetik kutuplar yavaşça gerçek kutupların etrafında döner, bu nedenle gerçek yönü bulabilmek için manyetik pusulaların sürekli olarak ayarlanması gerekir. | Öneri |
| poliomyelitis | poliomyelitis | Felce sebebiyet verebilen bulaşıcı bir virüs hastalığı. | Öneri |
| political geography | siyasi coğrafya | Bir bölgenin siyasi yönleriyle uğraşan coğrafya dalı. | Öneri |
| pollution | kirlilik | 1. Kirli olma durumu. | Öneri |
| pollution | kirlilik | 2. Atık, gürültü gibi zararlı etkenler yoluyla çevrenin bozulması. | Öneri |
| polyglot | | 1. Çok dillilikle ilgili veya ona ait olan. | Öneri |
| polyglot | | 2. Birden çok dil bilen kimse. | Öneri |
| Polynesia | Polinezya | Orta ve güney Pasifik Okyanusu'ndaki adaların kolektif isimler. Adalar şunlardır: Amerikan Samoası, Cook Adaları, Paskalya Adası, Fransız Polinezyası, Hawaii, Kiribati (doğu), Yeni Zelanda, Niue, Pitcairn Adaları, Tokelau, Tonga, Tuvalu, Wallis ve Futuna ile Batı Samoa. | Öneri |
| Polynesian civilisation | Polinezya medeniyeti | Samoa ve Tonga adalarında MÖ 500'den MS 1775'e kadar süren medeniyet. | Öneri |
| pond | | Küçük su birikintisi, havuzcuk. | Öneri |
| pontoon | tombaz | 1. Üzerinde köprü kurulan yüzer duba. | Öneri |
| pontoon | tombaz | 2. Altı düz kayık. | Öneri |
| pool agreement | müşterek anlaşma | İki ya da daha fazla taşıyıcının belli bir rotada çalışmayı ve birbirlerinin biletlerini kabul etmeyi taahhüt ettiği düzenleme. Kazanılan gelir birleştirilir ve gerçekleştirilen seferler oranında taşıyıcılar arasında bölünür. | Öneri |
| poop | pupa | Geminin arkası, kıç. | Öneri |
| pooped | | Bir dalganın tekneyi aşması ve içini suyla doldurup batırması. | Öneri |
| population | nüfus | Bir ülkede, bölgede, evde yaşayanların toplam sayısı. | Öneri |
| port | | Liman | Öneri |
| port | | İskele | Öneri |
| port of call | uğranılacak liman | Bir geminin güzergahı üzerinde bulunan durak noktası. | Öneri |
| port surcharge | liman ücreti | Limanlarda ya da havaalanlarında araç kiralayan şirketlerden alınan bedel. | Öneri |
| port taxes | liman vergileri | Bir limandan ayrılan veya bir limana varan yolculardan alınan harç ve vergiler. İlke olarak havaalanlarında alınan vergilerle aynı. | Öneri |
| porter | hamal | Ücretle yük taşıyan kimse. | Öneri |
| porter | | (ABD) Yataklı vagonlarda hizmet eden görevli. | Öneri |
| porthole | lomboz | Gemi ve teknelerde dışa açılan yuvarlak cam. | Öneri |
| POS | point of sale | | Öneri |
| posada | posada | İspanya'da yol kenarındaki evlere ve lokantalara verilen isim. | Öneri |
| posh | | Günümüz İngilizce'sinde üst veya özel sınıfa giren her şey için kullanılan sözcük. Gemilerin havalandırmalarının olmadığı günlerde İngiltere'den Hindistan ve Uzak Doğu'ya seyahat eden yolcuların, gemilerin en az güneş alan yanını tercih etmeleri uygulamasından kaynaklandığı düşünülüyor. Söz konusu seferlerde bu, gidişte iskele (sol), dönüşte de sancak (sağ) yanında seyahat anlamına gelirdi ki, gemiler böyle kamaralar için fazla ücret talep ederlerdi. Bu fazla ücreti karşılayabilen yolcular için Port Out, Starboard Home ("giderken iskele, dönerken sancak") ifadesinin baş harflerinden kısaltmayla POSH denirdi. Bu tanım oldukça yaygın olmakla birlikte bu konuda herhangi somut bir delil yoktur ve diğer olası kökenler arasında Fransızca "mükemmel şey" anlamında posh ile "cila(lı)" anlamına gelen polish(ed) sözcüğünün kısaltılmış hali olduğu öne sürülmektedir. | Öneri |
| positioning | pozisyon alma | Uçak veya geminin, getiri kazandığı noktaya gidişi. Bu işlem epey masraflı olduğu için bazı taşıyıcılar, özellikle de yolcu seyahat gemileri çok uygun konaklama fiyatları sunarak bu tür yolculukların masraflarını azaltmaya çalışırlar. | Öneri |
| positive buoyancy | pozitif yüzdürme kuvveti | Sudan hafif olma, bu nedenle de su üstünde yüzme hali. | Öneri |
| post-date | post-date | Bir evrak üzerine tanzim tarihinden sonraki bir tarihi atmak. Çoğunlukla taşıyıcıya yapılan ödemeyi geciktirmek için başvurulur, bu nedenle resmi olarak uygun görülmez. | Öneri |
| pothole | burgaç deliği | Su veya çakılların açtığı derin çukur. | Öneri |
| pourboire | pourboire | Fransızca sözlük anlamıyla "bir içecek için" anlamına gelen ifade. Bahşiş. | Öneri |
| pousada | pousada | |