|
| herb | ot, bitki | | Öneri |
| housekeeper | ev idarecisi, kahya | | Öneri |
| hash | haşhaş | | Öneri |
| house to let | kiralık ev | | Öneri |
| Hungary | Macaristan | | Öneri |
| Hungarian | Macar | | Öneri |
| human resources manager | insan kaynakları müdürü | | Öneri |
| highlight | | | Öneri |
| highlight | ilgi çekici olay,vurgulamak | | Öneri |
| handcart,handbarrow | el arabası | | Öneri |
| honouring | ikram | 1- treat
2- something offered | Öneri |
| hoist | ağır yük asansörü; dolap | 1-yukarı çekme
2-kaldırma | Öneri |
| headwaiter | baş/şef garsob | | Öneri |
| housekeeping | toparlama, ev idaresi | | Öneri |
| handover | devir teslim | | Öneri |
| hotel fee, hotel price | otel ücreti | | Öneri |
| humble | mütevazı | alçakgönüllü, mütevazı
| Öneri |
| housekeeping | ev idaresi | kurum idaresi | Öneri |
| holiday camp, holiday village | tatil köyü | | Öneri |
| HIP | Özgün Tanımlanmış Mekân | | Öneri |
| hello | merhaba,selam | | Öneri |
| health tourism | sağlık turizmi | | Öneri |
| head cook | aşçı başı | | Öneri |
| headwaiter | başgarson | | Öneri |
| half pension | yarım pansiyon | demi pension, half board | Öneri |
| habitat | habitat | Bitki veya hayvanların doğal veya olağan yerleşim alanları. Turizmdeki gelişmelere paralel olarak habitatların yok edilmesi veya değişmesi sık görülen bir olgudur. | Öneri |
| habitué | habitué | Otel, tesis vb.'nin düzenli ziyaretçisi veya midavimi. | Öneri |
| hachures | taramalar | Gelişmiş haritalarda tepelerin vs. eğimlerinin dikliğini göstermek üzere kullanılan paralel çizgiler. | Öneri |
| hacienda | hacienda | İspanyolca konuşan ülkelerde konaklama imkanı olan arazi veya plantasyon. | Öneri |
| hackney carriage | | İngilizce'de taksi için eskiden kullanılan terim. Artık kullanımda olmamakla birlikte İngiltere'de lisanslı taksilerin resmi adı hala budur. | Öneri |
| ha-ha | | (İng.) İç kısmında duvar olan kuru ark; manzarayı bozmayan sınır veya çit niyetine kullanılır. | Öneri |
| hajj | hac | Müslümanların belli mevsimlerde Mekke'de Kabe'yi ziyaretleri. | Öneri |
| hajji | hacı | Mekke'de Kabe'yi ziyaret etmiş Müslüman. | Öneri |
| half board | Demi-pension | yarım pansiyon | Öneri |
| half round trip | | Bir destinasyona iki dönüş yolculuğu toplamının yarısını esas alan tarife konstrüksiyonu 8bkz. Tarife konstrüksiyon noıktası). Yolcunun belli bir tarihte gidip de dönüş tarihi belirsiz olduğunda bu tür konstrüksiyonlar yararlı olur. | Öneri |
| half pension | Demi-pension | | Öneri |
| hall porter | | (İng.) Mesajların vb. bilgilerin müşterilere iletilmesinden sorumlu otel personeli. Aynı zamanda bkz. Concierge. | Öneri |
| halo | hale | 1. Çok özel hava koşullarında güneş veya ay etrafında ışık çemberi. Halenin ayladan farkı, çevreledikleri cisimden çok daha uzak görünmesidir. Aynı zamanda bkz. Ayla. | Öneri |
| halo | hale | 2. Bazı kutsal kişilerin başı etrafında gösterilen ışık çemberi. | Öneri |
| halocline | haloklin | Farklı tuz oranlarına sahip denizler arasındaki sınır. | Öneri |
| halt | | (İng.) Demiryolu hattında küçük istasyon. | Öneri |
| hamburger junction | hamburger kavşağı | İngiltere'de, trafik işaretli göbeklerin içinde ilave şerit bulunan bir kavşak türü. | Öneri |
| hamlet | | (İng.) Genellikle kilisesiz, küçük köy. | Öneri |
| hand baggage | el bagajı | Özellikle havayolculuklarında, yolcunun destinasyonuna kaydedilmeyen ve yolcunun yanında taşığı bagaj. Tüm taşıyıcıların, el bagajlarının koltuk altına veya rafa konulabilir küçüklükte olması şeklinde sıkı kuralları vardır. | Öneri |
| hand spear | balık mızrağı | Balık yakalamakta kullanılan ve patlayıcı içermeyen bir tür mızrak. | Öneri |
| handle tow | kulplu halat | Kayakçıların döner bir halattan tutunarak hareket ettikleri basit bir kayak teleferiği. | Öneri |
| handling agent | hizmetler acentası | Gelen ziyaretçilere seyahat acentası veya tur operatörü namına hizmetler sunan organizasyon. Bu tür hizmetlerin ücretleri özel tarifeye dahildir. | Öneri |
| handling fee | hizmet bedeli | Acenteye, başkası tarafından satılan ve artık üzerinden komisyon kazanılamayan bilet üzerinde işlem yaptığından dolayı ödenen ücret. | Öneri |
| hangar | hangar | Uçakların içine alındığı büyük yapı. | Öneri |
| Hanseatic League | Hansa Birliği | Ortaçağ Alman kentlerinin oluşturduğu siyasi ve ticari birlik. | Öneri |
| hansom | | İngilizce'de iki tekerlekli at arabası. Turistik amaçlı at arabaları için bazı bölgelerde hala kullanılan bir terim. | Öneri |
| harbour | liman | Gemilerin güvenle demir atabileceği, yük alıp indirebileceği koy, körfez vb. doğal veya suni sığınak. | Öneri |
| hard currency | sağlam para | Aranan ve değişim değeri görece yüksek olan para birimleri için kullanılan ifade. Batılı ülkelerin paraları genel olarak sağlam kabul edilir. | Öneri |
| hard shoulder | | (İng.) Otoyol kenarlarındaki acil durak yerleri. | Öneri |
| hard-top | hard-top | Sert ama ayrılabilir tavanları araba için kullanılan İngilizce ifade. | Öneri |
| Harmattan | Harmattan | Batı Afrika kıyılarında aralık-şubat aylarında esen kuru, tozlu kara rüzgarı. | Öneri |
| HATA | HATA | Helen Seyahat ve Turizm Acenteleri Birliği. | Öneri |
| hatch | ambar ağzı | Gemilerin güvertesinde, seyirdeyken genelde üstü örtülen ambar girişi. | Öneri |
| haute cuisine | haute cuisine | Genellikle pahalı ve zarif mekanlarda servis edilen, üstün nitelikli yemekler için kullanılan Fransızca ifade. | Öneri |
| haven | melce | Genellikle sığınak olarak kabul edilen liman. | Öneri |
| Hawaiian Sling | Hawai Zıpkını | Mızrağını sapan gibi kullanmaya imkan veren, kauçuklu ve tüp-benzeri aygıtlı dalgıç zıpkını. | Öneri |
| hawse | | Geminin ön tarafının yan kısımlarında loça deliklerinin (bkz. Loça deliği) bulunduğu yer. | Öneri |
| hawse hole | loça deliği | Gemi çapasının zincir yatağı. Palamar gözü de denir. | Öneri |
| hawser | palamar | Gemiyi bağlamak için kullanılan halat veya kablo. | Öneri |
| HCA | HCA | Tatil Merkezleri Birliği. | Öneri |
| head | yüznumara | Gemi tuvaletlerine verilen isim. | Öneri |
| head office location | merkez ofis mahalli | Akredite edilmiş acentenin (bkz. Akredite edilmiş acente) iş mahalli için kullanılan IATA terimi; burası aynı zamanda onaylanmış mahaldir. | Öneri |
| heading | | Yön veya kerteriz (bkz. Kerteriz). | Öneri |
| headland | dağlık burun | Dağların denize yaptığı çıkıntı. | Öneri |
| headline city | listebaşı kenti | Tarifelerde başta bulunan ana kent. Altında ve sonrasında diğer destinasyonlara seferler sıralanır. | Öneri |
| headwaters | göze | Su kaynağı. | Öneri |
| headway | yol alma | Bir geminin ilerleme hızı. | Öneri |
| health center | sağlık merkezi | | Öneri |
| health requirements | sağlık koşulları | Yolcuların olası hastalık ya da sağlık açısından tehlikeli durumların farkında olmalıdır. Bu tehlikelerin ayrıntıları AB Paket Tatili Kararnamesi uyarınca Avrupa'da çeşitli kuruluşları tarafından yayımlanır. Seyahat aceneteleri de müşterilerini bunlardan haberdar etmek zorundadır. | Öneri |
| heartland | | Bir bölgenin en merkezi ya da önemli kısmı. | Öneri |
| heat-stroke | sıcak çarpması | Yüksek ısıya fazla maruz kalmaktan kaynaklanan ateşli hastalık. | Öneri |
| heave | kaldırma | Seyirde bir geminin aşağı yukarı hareketi. | Öneri |
| heave to | | İngilizce'de, demir atmadan veya palamara bağlanmadan geminin suda hareketsiz durması. | Öneri |
| heavier-than-air | havadan ağır | Uçaklar için, aracın hacmen yerini aldığı havadan daha ağır olması. Böyle uçaklar ancak motor gücüyle havada kalabilir. | Öneri |
| Hebrew | İbrani | Eskiden Filistin'e yerleşmiş olan Sami halkına ait. | Öneri |
| hectare | hektar | 10.000 metrekareye eşit alan. | Öneri |
| HEDNA | HEDNA | Otel Elektronik Dağıtım Ağı Birliği. | Öneri |
| heel | yan yatmak | Bir geminin denizdeyken iskele veya sancak tarafına doğru eğilmesi. | Öneri |
| helicopter | helikopter | Döner kanatlı uçak. Dikey olarak kalkıp inebildiklerinden uçuş pisti olmayan destinasyonlara yapılan uçuşlarda helikopter kullanılır. Hızları sınırlı olduğundan genel olarak kısa mesafeli yolculuklar için kullanılırlar. | Öneri |
| heliport | helikopter alanı | Helikopter için iniş alanı. Uzunlamasına pistlere ihtiyaç duymadıklarından helikopter alanları olağan havaalanlarından çok daha küçüktür. | Öneri |
| heli-skiing | heli-skiing | Kayakçıların helikopterle dağ zirvelerine götürüldüğü tatil şekli. Teleferikleri olmayan bölgeler için açık avantajı vardır. | Öneri |
| helium | helyum | Havadan hafif uçakların kaldırma gücünü artırabilmek bugünlerde kullanılan durağan ve hafif bir gaz. | Öneri |
| Hellenic | Helen | MÖ 1300'den MS 558'e kadar süren eski Yunan medeniyeti. | Öneri |
| helm | dümen yekesi | Gemilerin idare edildiği mekanizma. Aslen dümen bedeninden ibaretken sonra direkt bağlantılı bir dümen dolabından oluşmuştur. Şimdilerdeyse bilgisayarlı, küçük bir dümenden oluşmaktadır. | Öneri |
| hemisphere | yarıküre | Coğrafyada, dünya yüzeyinin yarısı; her biri diğerinden ekvatorla ayrılır. | Öneri |
| hepatitis | hepatit | Sarılığa neden karaciğer enfeksiyonu. Ölümcül olabilir. İki ana hepatit türü vardır ki ikisi de bulaşıcıdır: hepatit A ve hepatit B. A, ilgili mikrobun bulaştığı yiyecek ve içeceklerden; B'yse bu mikorbun bulaştığı kan ürünlerinden ve cinsel temastan geçer. Bilinen önlemlerden ayrı olarak yolculuk öncesi aşı olmak suretiyle kısa vadeli bağışıklık da kazanılabilir. | Öneri |
| heritage | miras | 1. Birine, ölen bir yakınından kalan mal, mülk, para, servet. | Öneri |
| heritage | miras | 2. Kalıtım yoluyla geçen herhangi bir özellik. | Öneri |
| heritage | miras | 3. Bir neslin kendisinden sonra gelen nesle bıraktığı şey. | Öneri |
| heritage attraction | miras atraksiyonu | Tarihsel miras boyutu ön plana çıkarılan atraksiyon. | Öneri |
| Hibernian | | İrlanda'yla ilgili veya irlanda'ya ait olan. | Öneri |
| Hibiscus Coast | Amberçiçeği Kıyısı | Güney Afrikan'nın Port Sheptone yakınlarındaki kıyı bölgesi; başlca tatil beldesi, Margate. | Öneri |
| hidden city ticketing | saklı şehir biletlemesi | Aktarma noktasından daha uzak bir noktaya daha ucuza bilet çıkarma uygulaması. Burada yolcunun aktarma noktasında yolculuğunun bittiği varsayılır. Bu uygulama biletleme kurallarına aykırıdır zira yolcu son noktaya gitmeye niyetliyse bilet fiyatının da aktarma noktasına kesilen biletten daha yüksek olması gerekir. | Öneri |
| high lattitudes | yüksek enlemler | Dünyanın kutuplara yakın bölgeleri. | Öneri |
| high road | | Anayol. | Öneri |
| high seas | açık deniz | Herhangi bir ülkenin egemenliğinde olmayan sular. | Öneri |
| high season | yüksek sezon | Bir sektörün en faal olduğu zaman veya mevsim. | Öneri |
| high tide | High water | | Öneri |
| high water | azami kabarma | Denizin gel-git hareketlerinde kabarmasının vardığı en yüksek nokta. | Öneri |
| high water mark | azami kabarma göstergesi | Azami kabarma esnasında suyun ulaştığı düzeyi belirten gösterge. | Öneri |
| higher rate intermediate points | yüksek fiyatlı ara noktalar | Genelde havayolculukları için kullanılsa da her türlü ulaşım için de geçerli bir terim. Çok sektörlü bir yolculuk, son destinasyon yolu üzerinde bir noktaya uğruyorsa ve o ara noktadan bilet ücreti, ilk noktadan son destinasyona olan bilet fiyatından daha yüksekse, tüm yolculuğu kapsayan bilet fiyatının da ona göre yükseltilmesi gerekir. | Öneri |
| highway | | Ana cadde. | Öneri |
| highjacking | uçak kaçırma | Bir uçağın kontrolünü zorla ele alma. | Öneri |
| hill | tepe | Dağ kadar yüksek olmayan yer yükseltisi. | Öneri |
| hill | tepe | 1. Bir şeyin en üst bölümü. | Öneri |
| hill | tepe | 2. Birinin yanı başı, baş ucu. | Öneri |
| hill | tepe | 3. Başın üst bölümü. | Öneri |
| hill station | dağ istasyonu | Hindistan, Malezya ve Sri Lanka'da yazları devlet görevlilerine tahsis edilen yüksek rakımdaki siteler. | Öneri |
| Hindu Civilisation | Hindu Medeniyeti | Jumna-Ganj ırmağı civarında MS 775 yıllarında başlayıp günümüzde de devam eden medeniyet. | Öneri |
| hinterland | artbölge | 1. Coğrafyada, bir kıyı veya akarsunun gerisindeki bölge. | Öneri |
| hinterland | artbölge | 2. Bir liman veya başka bir merkezin geçiş (ulaşım, ticaret vs.) sağladığı bölge. | Öneri |
| historical attraction | tarihi atraksiyon | Geçmişte önemli veya ünlü oluşundan dolayı ilgi çekici kabul edilen atraksiyon. | Öneri |
| hitchhike | otostop | Geçen araçların rızalarıyla yolcu alması suretiyle yapılan seyahat yöntemi. Kimi yerlerde yasalara aykırı ve tehlikeli. | Öneri |
| Hittite | Hitit | Türkiye'de MÖ 2000 yıllarında başlayıp MÖ 1200'lerde sona eren medeniyet. | Öneri |
| HMA | HMA | Otel Pazarlama Birliği. | Öneri |
| HMS | HMS | Büyük Britanya'da bir geminin önüne bu harfler konulduğunda Her veya His Majesty's Ship anlamına gelen ifade. İngiliz Deniz Kuvvetleri'ndeki gemiler. | Öneri |
| hold | ambar | Gemi veya uçaklarda bagaj ve kargonun saklandığı yer. | Öneri |
| hold | ambar | 1. Genellikle tahıl saklanan yer. | Öneri |
| hold | ambar | 2. Yiyecek ve bazı eşyanın saklandığı yer. | Öneri |
| hold | ambar | 3. Eşya taşıma işleri yapan kurum veya ortaklık. | Öneri |
| hold | ambar | 4. Kum, çakıl gibi yapı malzemelerini ölçmekte kullanılan ve her yanı çoğunlukla 75cm olan küp ölçek. | Öneri |
| hold | ambar | 5. (mecazi) Genellikle tahılın çok üretildiği yer, bölge. | Öneri |
| hold baggage | bagaj kasası | Kısa gezilere çıkan yolcunun, o gezi için ihtiyaç duymadığı bagaj çoğunlukla bir kasaya konur. Böyle bir uygulama deniz seyahatlerinde görülür. | Öneri |
| holiday | tatil | Çalışmaya ara verilen süre. Modern zamanlarda giderek bu süre zarfında yapılan seyahatleri de kapsayan bir anlam edinmiştir. | Öneri |
| holiday camp | tatil kampı | İngiltere'de 1935 yılında çıkan Tatil Ücreti Yasası ile doğan olgu. Billy Butlin adından biri bundan yararlanarak "bir haftalık tatil ücretine bir haftalık tatil" sloganıyla satış fırsatı yakalamıştır. Günümüzde tatil kampları üstün nitelikli hizmetler sunmaktadır. | Öneri |
| holiday centre | tatil merkezi | bkz. Tatil kampı. | Öneri |
| holiday komplex | tatil kompleksi | bkz. Tatil kampı. | Öneri |
| holidaymaker | tatilci | Tatile çıkan kimse. | Öneri |
| home port | ana liman | Geminin geldiği liman. | Öneri |
| home town | memleket | Kişinin doğduğu, büyüdüğü yer. | Öneri |
| home town | memleket | 1. Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü. | Öneri |
| home town | memleket | 2. İklim ve üretim bakımından ele alınan bölge. | Öneri |
| home town | memleket | 3. Bir ülkede yaşayan bireylerin bütünü. | Öneri |
| home zone | | (İng.) Yerleşimin yoğun olduğu ve trafiğin zorlayıcı olmayan yöntemlerle engellenmeye çalışıldığı sokak veya bölge. Kıta Avrupası'nın bazı yerlerinde çeyrek asırdır uygulamada; İngiltere'de yeni yürürlüğe kondu. | Öneri |
| homecare | homecare | Hane halkının evde olmadığı süre zarfında evde bir kaza olması halinde derhal evin onarımını üstüne alan bir acil hizmet sigortası. | Öneri |
| homeland | yurt | 1. Bir halkın üzerinde yaşadığı toprak parçası; vatan. | Öneri |
| homeland | yurt | 2. İnsanın doğup büyüdüğü, yaşadığı yer. | Öneri |
| homeland | yurt | 1. Kalacak, barınacak yer. | Öneri |
| homeland | yurt | 2. Bir grup insanın oturduğu, yetiştirildiği, bakıldığı yer. | Öneri |
| homeland | yurt | 3. Yörüklerin yazın veya kışın oturdukları yer. | Öneri |
| horizon | ufuk | Yeryüzüyle gökyüzünün birleşmiş gibi göründüğü yer. | Öneri |
| horizontal integration | yatay bütünleşme | Bir kurumun kendi çalışma alanıyla ilgili faaliyetlerini genişletmesi, ancak bunda sağlayıcıları ve dağıtımcılarının iş alanları dahil değildir. Örneğin, bir havayolunun bir otel zincirini satın alması. | Öneri |
| hors d'oeuvres | hors d'oeuvres | Fransızca bir kelime (ordövr diye telaffuz edilir); yemekten önce alınan iştah açıcılar veya mezeler anlamına gelir. | Öneri |
| horse lattitudes | Ross enlemleri | Ekvatorun 30* kuzeyi ile 30* derece güneyinde bulunan iki sakinler (bkz. Sakinler) bölgesi için kullanılan coğrafi terim. | Öneri |
| hospitality | konukseverlik | 1. Turizmde, konaklama ve catering sektörlerindeki insan ve kurumları tanımlayan sözcük. Ticari anlamda da, dolaylı da olsa ticari kazanç umuduyla başkalarını eğlendirme işi. | Öneri |
| hospitality | konukseverlik | 2. Konuklara iyi davranma, onları hoş karşılama ve ağırlama durumu. Misafirperverlik de denir. | Öneri |
| hospitality suite | konukkseverlik süiti | Uyumaktan ziyade eğlence veya toplantılar için kullanılan otel odası. | Öneri |
| host location | host mahalli | Uydu bilet yazıcısının bağlı olduğu merkez veya şube ofisi için kullanılan IATA terimi. | Öneri |
| hostal | hostal | Küçük otel veya pansiyon için kullanılan İspanyolca terim. | Öneri |
| hostel | hostel | Aslen üniversite veya benzer kurumlarda düşük fiyata konaklama imkanı sağlayan kuruluşlar için kullanılan bir terimken şimdi farklı anlamlar kazanmıştır. Gençlik Hostelleri Birliği (Youth Hostels Association) ve bağlı birimleri tarafından dünya çapında sunulan konaklama hizmetleri tatilciler için son derece ucuza gelebilmektedir. Yataklar yurt düzeninde verilmekte ve ilgili mahalde kendin-yap-kendin-ye tarzı imkanlar da bulunabilmektedir. | Öneri |
| hostelry | | 1. (İng.) Pub. | Öneri |
| hostelry | | 2. (ABD) Küçük han. | Öneri |
| hotel | otel | 1. Konaklama imkanı ve yemek sunan kurum.Otellerin pansiyonlara kıyasla daha nitelikli ve çeşitli hizmetler sunması beklenir. | Öneri |
| hotel | otel | 2. Avustralya ve Yeni Zelanda'da han. | Öneri |
| hotel representative | otel temsilcisi | Çeşitli otelleri temsil eden kuruluş. Onlar aracılığıyla seyahat acenteleri daha kolay bilgi edinip yer ayırtabilir. | Öneri |
| hotelier | otelci | Otel yöneticisi, işletmecisi veya sahibi. | Öneri |
| houseboat | yüzen ev | Ev şekline sokulmuş veya ev gibi kullanılan tekne. | Öneri |
| house-flag | | Geminin hangi firmaya ait olduğunu belirten bayrak. | Öneri |
| hovercraft | hovercraft | Yerle veya suyla temas halinde olmadan, esnek bir etekle hava yastığı üzerinde hareket eden araç; hava yastığı taşıtı (ACV) olarak da bilinir. Hovercraftlar uçan taşıtlar olarak kabul edilmekle birlikte, etek derinliğince belirlenen sınırlı bir yükseklikte (azami bir metre kadar) uçabilirler. | Öneri |
| hoverport | hover limanı | Hovercraftlar için olan liman. | Öneri |
| hovertrain | hovertren | Raylar üstünde giden hava yastığı taşıtı. | Öneri |
| hub and spoke | göbek ve ispit | Ulaşım hizmetlerinin olağan gelişim tarzını ifade eden terim. İsminden de anlaşılacağı üzere taşıyıcı, operasyonlarını belirli bir merkezden başlatır (göbek) ve "ispit"ler (bisiklet jantındaki teller) boyunca seferler düzenler. Farklı ispitler arasında seyahat etmek isteyen yolcular önce göbeğe gelip oradan taşıt değiştirmek durumundadır. Aynı zamanda bkz. Aktarma noktası. | Öneri |
| hull | tekne | Geminin gövde kısmı (İngilizce'sinde uçak gövdeleri için de kullanılır). | Öneri |
| hull | tekne | 1. Türlü işlerde kullanılan ağaçtan uzun ve geniş kap. | Öneri |
| human geography | insan coğrafyası | İnsan eylemlerinin dünya yüzeyine yaptığı etkileri ve dünya yüzeyinin insan eylemlerine yaptığı etkiyi inceleyen coğrafya dalı. | Öneri |
| Humboldt Current | Humboldt Akıntısı | Şili ve Peru kıyıları boyunca kuzeye doğru giden akıntı. | Öneri |
| humidity | nem | Atmosferdeki rutubetin yoğunlaşması. Yüksek nem oranı sıkıntı yaratır çünkü ciltteki gözeneklerden buharlaşma azalır ve bu nedenle serinleme etkisi de azalır. | Öneri |
| Hun | Hun | Avrupa'yı 4. ve 5.yy.larda işgal eden savaşçı ve göçebe halkın üyesi. İngilizce'de menfi anlamda Almanları nitelemek için kullanılır. | Öneri |
| hurricane | kasırga | 64 knotu aşan çok şiddetli rüzgar ve fırtına. Kasırgalar genellikle tropik bölgelerde meydana gelir, zira oluşumları için yoğun derecede güneşe ihtiyaçları vardır. | Öneri |
| hydraulic test | hidrolik testi | Yüksek basınçlı gaz kabı olarak kullanılabilirliğini değerlendirmek üzere dalış tüplerine uygulanan basınç testi. | Öneri |
| hydrofoils | hidrofoil | 1. Özel olarak tasarlanmış bir teknenin gövdesine iliştirilmiş kanatlar. Tekne yeterli hıza ulaşınca gövdesi suyla temasını keser ve araç kanat desteğiyle gider. | Öneri |
| hydrofoils | hidrofoil | 2. Hidrofoilli gemi veya bot. Bu tip tekneler geleneksel olanlardan çok daha hızlı gidebilir. | Öneri |
| hydrogen | hidrojen | Hafif ama son derece parlayıcı gaz. Havadan hafif uçaklar için başlangıçta bu gaz kullanılmıştı. Yangın kazaları çok sık olduğundan artık hidrojen bu amaçla kullanılmamaktadır. | Öneri |
| hypersonic | hipersonik | Sesten beş kat daha hızlı. | Öneri |
| hyperventilation | hiperventilasyon | Kasıtlı derin nefes alma sonucu karbondioksitin ciğerlerden dışarı kaçması süreci. Bu işlem nefes alma isteğini giderir ve ilgili kişinin uzun sürelerle nefesini tutmasın aimkan tanır, ancak hipoxia (bkz. Hipoxia) ile de neticelenebilir. | Öneri |
| hypothermia | hipotermia | Beden ısısının düşmesi. | Öneri |
| hypothetical fare construction point (bkz. Fictiti | | | Öneri |
| hypoxia | hipoxia | Vücuttaki oksijen düzeyinin düşmesi. Yüksek rakımlarda veya belli koşullarda dalış yapanların başına gelebilecek bir durum. Ağır hipoxia, anoxiaya (bkz. Anoxia) yol açabilir. | Öneri |
| Handling | Yükleme işlemleri | | Öneri |
| housekeeping | ev idaresi | | Öneri |
| half pension | yarım pansiyon | | Öneri |
| health | sağlık | | Öneri |
| holiday | tatil | | Öneri |
| half pension, half board | yarım pansiyon | | Öneri |
| hand luggage | el bagajı | ,hand baggage,
carry on luggage - baggage | Öneri |
| handicapped | engelli | engelli insanlar için kullanılan terim | Öneri |
| holiday resort | tatil beldesi | | Öneri |